• Gece Yarısı Treni

    Gece Yarısı Kütüphanesi ile milyonlarca okura ulaşan Matt Haig, aynı evrende geçen yeni romanı Gece Yarısı Treni ile bu kez pişmanlıklar, ikinci şanslar ve hayatın dönüm noktaları üzerine dokunaklı bir hikâye anlatıyor. Kitap Kıvanç Güney tarafından Türkçeye kazandırıldı.

  • Sakın Büyüme

    Quentin Blake’in yazıp resimlediği, Celâl Üster’in dilimize çevirdiği, Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlanan Sakın Büyüme, çocukluğun sadece yaşla ilgili olmadığını; merak duygusunu, keşif tutkusunu, yaşam enerjisini kaybetmemek olduğunu vurguluyor.

  • Çöküş Üzerine

    Japon edebiyatının en aykırı seslerinden Ango Sakaguçi, 1946 tarihli Çöküş Üzerine‘de savaş sonrasının yıkımını bir felaket değil bir tür hakikate dönüş olarak ele alıyor. Yazarın öykülerini ve denemelerini bir araya getiren kitap, Ayabakan Yayınları’ndan Kuzey Baykal çevirisiyle raflarda.

  • Zafer Bahçesi

    Rhys Bowen’ın kaleminden çıkan Zafer Bahçesi, sizi sadece bir bahçeye değil, bir kadının yeniden var olma mücadelesine davet ediyor.

  • Fabrika

    Japonya’da çağdaş edebiyatın öne çıkan isimlerinden biri olan Hiroko Oyamada‘nın en çok ses getiren eserlerinden biri Fabrika, Siren Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitap Kafkaesk atmosferi ve absürd iş hayatı anlatısıyla öne çıkıyor.

  • Ayrılış(lar)

    Çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından Julian Barnes, Ayrılış(lar) ile yazarlık kariyerinin son kitabını yayımlıyor. Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Türkçeye kazandırdığı roman, başlığının da işaret ettiği gibi hem kişisel hem edebi bir veda kitabı.

  • BİR FİL GİBİ SESSİZ

    Anna Anisimova’nın yazdığı, Yulia Sidneva’nın resimlediği, Şeyma Ye’nin dilimize çevirdiği, Mandolin Yayınları tarafından yayımlanan Bir Fil Gibi Sessiz, çevresini duyuları ve canlı hayal gücüyle keşfeden, hayata doyasıya bağlı görme engelli bir kız çocuğunun hikâyesini anlatır.

  • Renklerin Diyojeni: Ressam Agop Arad

    İnci Aydın’ın Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad kitabı, ressam, gazeteci ve yazar Agop Arad’ın yaşamı ile sanatını merkeze alırken, 1940’lar Türkiye’sinin kültür ortamına da yakından bakıyor. Aras Yayıncılık’tan çıkan çalışma, Arad’ın İstanbul’un gündelik hayatını ve emekçi insanlarını merkeze alan resimleri üzerinden, edebiyatla sanatın iç içe geçtiği bir dönemin izini sürüyor.