Yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla, âdeta yeniden deneyimleyerek anlatırken her daim toplumsal meselelere yer veren, psiko-sosyolojik gözlemlere varan Ernaux, sahip olduğu bu küresel bilinci aslında kendi güçlü benlik kavrayışına borçlu. Sizi roman yazımına yepyeni bir soluk getirmesi bakımından 20. ve 21. yüzyılın “tür bükücü” yazarı olarak adlandırılan Annie Ernaux’nun Nobel Edebiyat Ödülü almasının ardından yazarı daha yakından tanımaya davet ediyoruz.

Elif Nur Şafak

Annie Ernaux, 1940 yılında Normandiyalı işçi sınıfı bir ailede dünyaya geldi. İçine doğduğu çevrenin sınırlarından dışarı çıkmak, dünyanın geri kalanını görmek isteyen Ernaux, başarılı bir eğitim hayatının ardından edebiyat öğretmeni olarak yıllarca eğitim verdi. Ancak onun tutkuyla bağlı olduğu şey yazmaktı. Hem de öyle bir yazmak ki söylemediği hiçbir şey, yeniden yaşamadığı hiçbir duygu kalmasın istedi. Her zaman içinde taşıdığı bu arzu ona başarı ve ünü getiren yol oldu.

Eserleri anlatım ve konu bakımından Simone de Beauvoir ve Albert Camus’ya benzetildi. Otobiyografik olarak tanımlanabilecek eserlerinde kendi yaşadıklarından yola çıkarak sunduğu anlatımlar edebiyata yepyeni bir soluk getirdi. Aldığı Nobel Edebiyat Ödülü ile yazın hayatını taçlandıran Ernaux, yazdığı her kelimeyi bizlere âdeta kültürel bir miras olarak bırakıyor. Bundan sonra da bırakmaya devam edecek…

Kolektif tarih yazımı ve “tür bükücülük”

“Ölümle, şiddetle, yıkımlarla dolu bu hikayeyi neşeyle, şakalaşarak anlatışlarını telafi etmek istercesine ara ara duygulu ve tumturaklı bir cümleyle keser, ‘bir daha asla kimsenin başına gelmesin böyle şeyler,’ peşinden, sanki bilinmeyen bir mercinin uyarısıyla bu keyif anının vicdan azabıyla, bir süre sessizleşirlerdi.” (s.23) | Seneler

Ernaux’nun dünya çapında en çok bilinen kitabı olan Seneler (Les Années) 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan upuzun bir yaşam öyküsü… Ancak Ernaux’nun yazımını ve Seneler’i farklı kılan şey, olay örgüsü kişisel deneyimlerden ilerlese de ortaya çıkan öykünün toplumsal, hatta küresel, olması. Ernaux, küçük bir kızken yaşadıklarından başlayarak yetişkinliğe doğru ilerlediği bu romanda kendi kimliğindeki değişimlerin yanı sıra savaş, aile, devrim, teknolojik gelişmeler gibi dünyadaki değişimleri de vererek yepyeni bir anlatım yakaladı. İngilizce çevirisi Booker Ödülü kısa listesine girdiğinde bu roman “genre-bending” -yani “tür bükücü”- olarak tarif edildi. Zira böyle bir tarih anlatımı daha önce hiç yapılmamıştı.

Mücadele

Anamaria Vartolomei in “Happening” (2021)

Şeylerin zaruri olarak kutsallaştırılması. Herkesin her lafının altında imrenme, kıskançlık, kıyas arama. ‘Kızlardan biri Loire şatolarını gezmiş,’ dediğimde, anında kızgınlıkla, ‘Oo bakıyorum senin oraya gidecek çok zamanın var! Elindekiyle mutlu olmayı öğren.’ Sürekli, dipsiz bir eksiklik, yokluk.” (s.38) – Babamın Yeri 

Annie Ernaux, doğduğu yıllar ve ortam itibarıyla tarihteki birçok kırılma noktasına şahitlik etmiş bir yazar. Daha küçük bir çocukken 2. Dünya Savaşı’nın bıraktığı kayıplarla, yoksullukla, acı ve hüzünle karışık duygularla baş etmek zorundaydı. Sınıf farkının getirdiği utancı birebir deneyimledi. İşçi sınıfından gelen ailesinin konuştuğu Fransızca’dan dolayı küçümsendi, hatta kimi zaman kendi de ailesini küçümsedi ancak kendisini ne ailesinin bulunduğu eğitimsiz çevreye ne de eğitimli burjuvaya ait hissedebildi. Varoluşsal tüm bu kaygıların yanı sıra kadın olmanın getirdiği bazı olgularla da mücadele etmesi gereken Ernaux, kendini en büyük arzusu olan edebiyatta buldu.

“Kendisini hiçbir yere ait hissetmiyor, bilginin ve yazının dünyası hariç.” (s.82) – Seneler

İstediğini okumak, istediğini söylemek, kendi kararlarını kendi verebilmek isteyen her kadın gibi hayatı hep mücadele içinde ve onlara söz hakkı tanımayan, bedenleri üzerinde tahakküm kurmak isteyen otoritelere direnmekle geçti. Bu cesareti ve direnişi bugün ona Nobel Edebiyat Ödülü’nü getiren en önemli faktörlerden biri oldu. 

Kadının değil bir cinsel hayatı herhangi bir arzusu olmasını istemeyen, ona belirli roller biçen ve yasaklarla hayatını kontrol etmek isteyenlere karşı verdiği mücadelelerden birini anlattığı kitabı L’évènement (Happening) sinemaya uyarlanarak Venice Film Festivali’nde en yüksek ödül dâhil olmak üzere birçok ödül ve olumlu yorum aldı…

…o da sahte, mutlaka biliyor, aşağılık, yağ tulumu, yumurta kafa, gitgide genişliyor, çürük et suyu ağzıma kadar yükseliyor, dişlerimi sıkıyorum, fırlayıp dışarı çıkmaya kalksam, bütün sınıf hamile olduğumu anlar. Daha aşağılayıcı ne olabilir. Geberip gitsem daha iyi.” (s.13) – Boş Dolaplar

Türkiye’de Ernaux

Ernaux kitaplarına, 2022 Eylül ayında çıkan Boş Dolaplar ile birlikte sayısı dördü bulan Türkçe çevirilerine Can Yayınları sayesinde kavuştuk. Siren İdemen ve Yaşar Avunç tarafından dilimize kazandırılan bu kitaplar şöyle:

Les Armoires Vides (1974) – Cleaned Out – Boş Dolaplar

Küçük bir kafe-bakkal işleten anne babanın etrafında şekillenen mutlu bir çocukluk, okul hayatı, yeni bir sosyal çevre, yabancılaşma, sınıf atlama arzusu, onaylanma ihtiyacı, öfke patlamaları, utanç, kürtaj… Seneler’e uzanan oto-sosyobiyografi yazınının da habercisi olan Boş Dolaplar, iki ayrı dünya –eğitimsiz işçi sınıfı ve eğitimli burjuva sınıfı– arasında sıkışıp kalmış, okul yaşamındaki başarılarıyla ailesinin temsil ettiği her şeye karşı kendini yeniden inşa etmeye çalışan genç bir kızın, Denise Lesur’ün hikâyesi. Ernaux, ne olmak istediğinden ziyade ne olduğuyla cebelleşmek zorunda kalan, toplumsal yükseliş sancıları çeken otobiyografik karakteri Denise’in yaşamını anlatırken her zamanki gibi sakınmasız ve cesur.

“Ernaux’nun kitapları birer itiraf değil, bir tür kişisel epistemolojidir… Onları okumak, o anlaşılmaz, acı verici, zaruri ‘oluş’ sürecini anlama girişimidir.”  – The New Yorker

“Boş Dolaplar, 1950’li yıllarda Fransa’daki sınıf sisteminden ve bir kadının sınıf atlamak, geçmişini unutmak için verdiği mücadeleden daha fazlasıdır. Bu roman, kültürel anlamda haklarından mahrum bırakılmışların kendi sesleriyle konuşmasına, gerek konusu itibarıyla gerek edebî biçimiyle, unutulmaz bir katkı sunuyor.” – The Bloomsbury Review

La Place (1984) – A Man’s Place – Babamın Yeri 

Ernaux’nun babası, kızı öğretmenlik sınavlarını verdikten iki ay sonra ölür. Yazar bu ölümün ardından, yetersiz eğitim görmüş, çocukluğundan beri değeri ancak kas gücüyle ölçülmüş babasının işçilikten küçük esnaflığa geçişini, onun toplumsal konumunu ve kendisiyle ilişkisini eşeler. Satırlara dökülenlerse dramatik hatıralar değil, bir portre üzerinden anlatılan bir “sınıf” hikâyesidir. Babamın Yeri, bir adamın hem toplumun hem de kızının gözündeki “yer”ini irdeleyen, son derece kişisel bir konuyu sakınmadan, alabildiğine yalın bir üslupla evrensele dönüştürerek aktaran bir metin. 

Duyguların ve ketumluğun iç içe geçtiği muazzam bir edebî başarı.” Le Monde Ernaux, Simone de Beauvoirdan bir neslin tarihini tutan vakanüvis rolünü miras aldı.”  – Margaret Drabble

Passion Simple (1991) – Simple Passion – Yalın Tutku

İsimsiz bir anlatıcı, evli ve yabancı bir adam, her şeyi tüketen bir tutku, saplantıya dönüşen bir aşk… Ernaux ispatsız, sade üslubuyla, cinsellik temelinde kurulan bu ilişkinin dinamiklerini, tutkunun tuzağına düşmüş kalbin arzularını, beklentilerini, arzulanan erkeğin varlığıyla özdeşleşmedikçe katlanılabilir olmaktan çıkan günlük işleri, sıradan olayları bütün içtenliğiyle, cesurca ortaya koyuyor. Yalın Tutku, hangi toplumsal konuma ait olursa olsun, tutkunun insanları nasıl ele geçirebileceğini, kişinin iradesini nasıl hiçliğe indirgeyip körleştirebileceğini anlatan, nadir görülecek türden bir yüzleşme deneyimi.

“Fransız edebiyatının en önemli yapıtlarından birinin yazarı olan Annie Ernaux’nun eseri yıkıcı olduğu kadar güçlü, öfkeli olduğu kadar da incelikli.” – Édouard Louis

“Basit açıklamalara kafa tutan tutkulara adanmış bir eser.” The New York Times

Les Années (2008) – The Years – Seneler

Seneler çeşitli imgeler, fotoğraflar, dönemin gazete haberleri, popüler şarkıları, filmleri, reklamları, sloganları, siyasi gelişmelerinden hareketle 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan deneysel bir metin, bir tür toplumsal kronik. En mahrem anılarına, hayatındaki önemli dönemeçlere kendi kuşağının hikâyesini de dahil edip tarihin kaydını tutan ve bunu yaparken klasikleşmiş otobiyografi yazınının dışına çıkan Ernaux, anlatının merkezine kendini koymaktan bilhassa kaçınıp bireysel tarihiyle kolektif tarihi bir araya getiriyor. Sınıf çatışması, kadın çalışmaları gibi konulara da yer vererek toplumsal bir bellek yazını oluşturuyor.Okumanız gereken en iyi kitaplardan biri.” Deborah Levy

 
Seneler yalnızca otobiyografi yazını için değil, sanat için de devrim niteliğinde.” John Banville

Geçtiğimiz ay 82. yaşına giren Annie Ernaux, bir röportajında Nobel ödülü almış olmanın büyük bir onur kaynağı olması haricinde büyük bir sorumluluk da olduğunu paylaştı ve bundan sonra da yazmaya devam edeceğinin müjdesini verdi.

Edebî olarak etkileyici biçeminin yanı sıra ele aldığı konuları incelerken benimsediği detaycı yaklaşım, olaylar arasında kurduğu zekice bağlantılar, hafızanın dipsiz çukurundan çıkarıp yeniden yaşadığı ve bizlere de yaşattığı evrensel duygular ve çok daha fazlasını, insanlığı, bizlere sayfalarla sunan Ernaux sonsuz saygıyı ve ilgiyi hak eden güçlü bir yazar. Can Yayınları’na ve çevirmenler Siren İdemen ile Yaşar Avunç’a sonsuz teşekkürlerimizi sunarken en kısa zamanda yazarın diğer eserlerine de kavuşmayı umuyoruz.

“Ernaux’nun kitapları birer itiraf değil, bir tür kişisel epistemolojidir… Onları okumak, o anlaşılmaz, acı verici, zaruri ‘oluş’ sürecini anlama girişimidir.” (The New Yorker)

Annie Ernaux kitapları hangi sırayla okunmalı? 

Annie Ernaux’nun kitaplarının tamamı henüz dilimizde basılmadı. Türkçesi basılan kitaplar şöyle:

  • Les Armoires Vides(1974) – Cleaned Out – Boş Dolaplar
  • La Place (1984) – A Man’s Place – Babamın Yeri 
  • Passion Simple (1991) – Simple Passion – Yalın Tutku
  • Les Années (2008) – The Years –  Seneler -> (Booker prize kısa liste)

Yazarın diğer kitapları ise çıkış sırasına göre şöyle: 

  • Cleaned Out – 1974
  • Ce qu’ils disent ou rien – 1977
  • A Frozen Woman – 1981
  • A Man’s Place – 1984
  • A Woman’s Story – 1987
  • Simple Passion – 1991
  • Exteriors – 1993
  • I Remain in Darkness – 1997
  • Shame – 1997
  • Happening – 2000
  • Things Seen – 2000
  • The Posession – 2002
  • L’ecriture comme un Couteau – 2003
  • L’usage de la photo – 2005
  • The Years – 2008
  • L’autre fille 2011
  • L’atelier noir – 2011
  • Regarde les lumiéres mon amour – 2014
  • A Girl’s Story – 2016

Kaynakça: 

Diğer yazar dosyalarını okumak için tıklayın.