Erhan Altunay, Nükleer Enerji Mühendisi ama biz onu Orta Çağ, İstanbul tarihi, paganizm ve ezoterik öğretiler ile ilgili yazdığı araştırma kitaplarından tanıyoruz. Ben de sıkı bir takipçisi olarak merak ettiğim bir sürü soruyla beraber Erhan Altunay’ın kapısını çaldım. 

İpek Kigan

Erhan Altunay’ın kendi yazdığı kitaplarından başka çevirmenliğini ve genel yayın editörlüğünü yaptığı birçok farklı eseri de var. İlk romanı olan ve hâlâ büyük ilgi gören Masalcı 2016 yılında yayımlanmıştı. İstanbul’un tarihi içinde geçen, kurgu ile gerçekliğin bir arada yer aldığı Masalcı’nın devamı niteliğindeki Masallar Anlatıldıkça Gerçek Olur ise ilk kitaptan tam 6 yıl sonra Eylül ayının sonunda satışa sunuldu.

Özlemle beklediğim için çıkar çıkmaz alıp soluksuz okumaya başladım. İstanbul’un çeşitli anlarında ve tarihin içine gizlenmiş detaylar arasında insanı dolaştıran baş döndüren romanı bitirdiğimde yine tek düşünebildiğim şey bu hikâyenin içinde gerçekten yaşamak istediğimdi! Bir an için kahramanlarından biri olsaydım, İstanbul’un mazisinde Masalcı ile beraber dolaşsaydım… Sonra bu hayalimin gerçekleşmesini beklemek yerine romanın yazarıyla sohbet etmeyi tercih ettim. 🙂

Tarih, Paganizm ve İstanbul hakkında birçok araştırma kitabınız var. Ama aslında Nükleer Enerji Mühendisliği ve İşletme okumuşsunuz. Bu konulara olan merakınız nereden geliyor? 

Lise yıllarından beri kuantum fiziği tek tutkum olmuştu, mutlaka fizik okumak zorunda hissediyordum kendimi. Ancak tarihe olan merakım da çocukluktan beri beni bırakmamıştı. Lise yıllarında paganizmi daha iyi araştırmak için Latince öğrendim. Latince öğrenmek bütün dünyamı değiştirdi. Antik kültürün yanı sıra, üniversite kütüphanesinde bulduğum bütün Orta Çağ kitaplarını da okuyordum. Artık Orta Çağ hayatım olmuştu. Bugünlere böyle geldim. 

Bu arada belirtmem gerekir ki mühendislik okumak tarihe çok daha farklı bir bakış açısı veriyor, analitik düşünmeyi öğretiyor. Her şeye farklı açıdan bakıyorsunuz. Örneğin İstanbul’da araştırma yaparken benim için birinci öncelik topografya oluyor. 

İnanın İstanbul bu aşkınızı karşılıksız bırakmıyor. Her defasında size bir sırrını aşikâr edip mutlu ediyor.

İstanbul sevdanızı da sormak istiyorum. İstanbul sizi kendisine nasıl âşık etti? 

İstanbul bambaşka bir şehir. Ben genelde İstanbul’a sadece “Şehir” diyorum. Romalıların “Urbs” dediği gibi çünkü benim için İstanbul bir şehir, kalanlar yerleşim yeri. Tabii İstanbul dediğim sadece Tarihi Yarımada, biz Üsküdar’da köyde oturuyoruz. Okul yıllarından beri İstanbul’un her köşesini didik didik araştırmış, her bir taşı gözlemlemişimdir. Böyle böyle ilgi alanını daraltıp İstanbul’un pagan ve Latin çağına yöneldim. 

İnanın İstanbul bu aşkınızı karşılıksız bırakmıyor. Her defasında size bir sırrını aşikâr edip mutlu ediyor. Böylece özellikle Latin çağı hakkında da birçok bilgi toplamış oldum. 

Masallar Anlatıldıkça Gerçek Olur hem tarih içinde yolculuk ettiğim hem düşündüren hem ezoterik sembolizm hakkında fikir edindiğim çok yönlü, çok keyifli bir roman. Masalcı’yı ve yeni kitabınızı bitirdiğimde en çok merak ettiğim şey bunları gerçekten yaşayıp yaşamadığınızdı. Siz mi bu hikâyeyi yazdınız, yoksa hikâye mi size kendini yazdırdı? 

Dediğim gibi, İstanbul size her zaman sürprizlerini sunuyor. Bazen zamanın değiştiğini hissediyorsunuz. Aslında bu “hikâyeyi” İstanbul yazdırdı diyebilirim. Bu kadar İstanbul’u gezmeseydim bu kitaplar olmazdı. Bir bilgiyi ne kadar bilirseniz bilin, bazı olayların bunu açması ve “idrak” ettirmesi gerek, işte Şehir bana bunu yaptırdı. 

Tabii ki kitaplar içinde oldukça yaşanmışlık, deneyim, anı var. Öyle olmasa bu kadar birinci tekil şahıs olarak anlatamazdım. Bütün bu deneyimler, bu kitap içinde yerini buldu. Belki de bu yüzden okur bu kitapta olanları bu kadar tanıdık buluyor.  

Bir bilgiyi ne kadar bilirseniz bilin, bazı olayların bunu açması ve “idrak” ettirmesi gerek.

Her iki kitapta da genellikle gerçek yerler, gerçek kişilerden bahsediyorsunuz. Masalcı karakterinin ne kadarı gerçekti? Sizdeki karşılığı kim? 

Kitaptaki yerlerin ve kişilerin hepsi gerçek hayattan ve tarihten gelen kişiler. İş böyle olunca, kitabı anlatan da gerçek oluyor. Masalcı karakteri ise bütün bu gerçeklikleri birleştiren bir karakter, aynı Gece Saçlı Kız ve Şövalye gibi, belki gerçek hayattaki karşılıkları tarihi karakterler ama öyle olmasalardı bugünü anlayamazdık. 

Masallar Anlatıldıkça Gerçek Olur kitabının kapağında yazan “Sadece geçmiş geleceği etkilemez, gelecek de geçmişi etkiler. Dün de yarın da An’ın içinde yeniden yazılır.” cümlesini biraz açabilir misiniz? 

Fizik okumanın verdiği bir mesleki deformasyon diyelim. 🙂

Zaman aslında lineer akmaz t1, t0’ı t2, t1’i takip etmez aslında hepsi birbirini etkiler. Benim inandığım biz aslında bütün anları aynı anda yaşıyoruz. Lineer zaman yok, bu sadece bizim algımız. Bunu böle kabul edince her bir “an” bir ötekini etkiliyor. Belki böyle anlatınca anlaması zor ama kitap içinde oturuyor. 

Bugüne kadar yazdığınız tüm kitapların içinde sizi en çok yoran, yazarken en çok zorlayan kitabınız hangisiydi? Niye bu kadar zorlanmıştınız? 

En çok zorlandığım Paganizm kitabım oldu sanırım çünkü Türkçe’de bir ilk olacaktı. Çok dikkatli olmak, ülkemizde bu kadar yanlış anlaşılan bir konuyu çok sağlam bir çerçeveye oturtmak zorundaydım. Bunu yaparken en itibarlı kaynakları ve bilgileri kullandım. Biraz akademik bir dili olsa da bu konuda ilk defa yayımlanan bir kitap olarak bence istediğim gibi oldu. 

Size göre iyi bir araştırmacı yazar olmak için nasıl özelliklere sahip olmak ve nelere dikkat etmek gerekir? 

Televizyonlara çıkan kişilere baktığımda herkes “araştırmacı yazar” ama bu iş bu kadar kolay değil. Benim bildiklerim genelde Google’da araştırmacı ve televizyonda yazar.  

Araştırmacı olmak iki yönlü, önce gerçekten çok iyi bir kaynak taraması yapmanız lazım ki bunun için en az iki yabancı dil gerekiyor. Öte yandan devamlı alanda, arazide araştırmayı sürdüreceksiniz. Kaynak taraması ve ilgili yerde araştırma paralel gitmeli ve tutarlı olmalı. Ondan sonra bir şey açıklayabilirsiniz. Bir makaleyi ya da kitabı okuyup tekrarlamakla araştırmacı olunmuyor. Belli bir adanmışlık şart.

Zaman aslında lineer akmaz t1, t0’ı t2, t1’i takip etmez aslında hepsi birbirini etkiler. Benim inandığım biz aslında bütün anları aynı anda yaşıyoruz. Lineer zaman yok, bu sadece bizim algımız.

Yaşamda daima peşinden gittiğiniz bir soru var mı? Varsa cevabını bulabildiniz mi? 

Soru bana kalsın ama devamlı peşinden gidiyorum. Daha bir şey bulabilmiş değilim ancak konu etrafında çok aşırı bilgi edindim. 

Yıllarca radyoculuk yapmışsınız. Radyocu olmanın size en keyif veren tarafı neydi? 

Radyo çok büyük bir tutku, bir aşk, özlenen ve hep aranan bir sevgili. Mikrofonda olduğum her an çok değerliydi. On yedi sene boyunca bu heyecanı hiç yitirmedim. Radyo dinleyici ile bir gizli bağ kurdurtuyor. Radyocular arasında bir efsane olan ünlü yapımcı Aykut Sporel yıllar önce, televizyon ile radyoyu karşılaştırırken radyoyu her an her şekilde dinleyebileceğinizi söylemişti ama “sizi daha çok etkiler demişti”. Bu konuyu açarsak, televizyon bilince hitap ederken radyo bilinçdışı, bambaşka bir iletişim. Yıllar boyu klasik müzik ve caz müziğinin, Latin danslarının en güzellerini çaldım ama her biri başka bir iletişim şekliydi. 

Artık günümüzde, “hazırlayan ve sunan” tarzı programlar demode oldu ve ben de demode olarak, çok üzülerek radyoların dışında kaldım. 

Bu röportaja bir fon müziği seçin desem hangi şarkıyı seçerdiniz? Hatta Masalcı için de bir tane seçelim mi? 

Bu röportaj için fon müziği seçmek istesem, böyle hızlı akan ve özenli bir röportaj için Ravel’in Bolero’sunu seçerdim. 

Masalcı ise farklı, onun için seçtiğim müzik J.S.Bach’ın Flüt ve Klavsen için, BWV 1020 sayılı sol minör sonatı olurdu.    

Geçmişinize doğru gitsek beraber hangi ana gitmek isterdiniz? O anda değiştirmek istediğiniz bir şey olur muydu ?

Gitmek istediğim o kadar çok “an” var ki ama inanıyorum ki bugün yaptıklarımla o anda da bir değişiklik yapıyorum. Zaten iki kitabın da anlattığı bu.

Son olarak belki sadece Masallar Anlatıldıkça Gerçek Olur kitabınızı okuyup bitirenlerin anlayacağı bir soru olacak ama size ait “Yıldız”ın hangisi olduğunu çok merak ettim. 

Bir yıldız için daha da erginlenmem gerekiyor sanırım… 


Erhan Altunay Kimdir? 

İstanbul doğumlu olan Erhan Altunay, orta ve lise eğitimini Saint Joseph Fransız Lisesi’nde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi ve Marmara Üniversitesi, İngilizce İşletme bölümünde İnsan Kaynakları üzerine Yüksek Lisans yaptı

Üniversite eğitimi sırasında Fraktaller, Mandelbrot Kümesi, kuantum fiziği ve zaman üzerinde çalıştı. Altunay, radyoculuk hayalini çeşitli radyolarda ve TRT’de radyo programları yaparak gerçekleştirdi. Mitoloji ve paganizm araştırmaları hayatının vazgeçilmezlerinden oldu. İngilizce, Fransızca ve Latince bilen yazar, ayrıca paganizm, mitoloji, dinler tarihi, sanat tarihi, sinema ve müzik konusunda çeşitli seminerler veriyor. Yayımlanmış 11 kitabı var: Paganizm 1, Kadim Cadılık Öğretisi, Mezopotamya ve Mısır  Paganizmi, İstanbul’un Pagan Çağı, Ayasofya’nın Gizli Tarihi, İstanbul’un Gizli Tarihi, Kelt ve Germen Paganizmi, Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi, İstanbul’un Latin Çağı,  Masalcı, Masallar Anlatıldıkça Gerçek Olur. 

Diğer yazar röportajlarını okumak için tıklayın.