Hiç mandala çizdiniz mi? Peki bu iç içe geçmiş sonsuza uzanan çemberlerin yüzyıllara dayanan bir geçmişi olduğunu biliyor muydunuz? Mandala çizmenin felsefesini, kültürler üstü anlamını ve şifalandırıcı yönünü mandala sanatçısı ve eğitmeni Aslıhan Aksun ile konuştuk.

Zeynep Ceren Burak 

Öncelikle hiç bilmeyenler için mandala nedir? Kelime anlamı, felsefesi nereden geliyor? 

Genel olarak mandala, şekilleri belli bir düzene göre boyamaktır. Mandala merkezden başlayarak dışa doğru daireler hâlinde genişleyen şekillerden oluşur. Genellikle daire veya kare şeklinde olan ve her şeyin mistik merkezini sembolize eden mandalalar meditasyon nesnesi olarak da kullanılabilir.

Mandala Sanskritçe çember, daire anlamına gelen bir kelimedir. İçinde geometrik desenlerin bulunduğu bir daire; kötü veya karanlık güçlerin içine giremeyecekleri arınmış bir alanı, daha geniş bir anlamda ise evreni simgeler. Ayrıca mandala, Hint kökenli dinlerde hayat çemberi anlamına gelir. Merkezi noktası olan alanın doğduğumuz yer olduğuna inanılır. Mandalalar daima gelişebilir ve büyütülebilirdir.

Aslıhanca mandala: dudakları susturup, ruhunu ayna vesilesi ile kâğıda aynalamak anlamına gelir. Bilinçaltımızı su yüzüne çıkarırken aynı süreçte ruhumuz da dinginleşir. Mandalaların hayattaki yolumuz olduğunu da düşünebiliriz.

Mandalanın felsefesi süreç içinde nasıl yayılmış? Uygulaması nasıl ve dönemlere göre gelişiyor, değişiyor mu? 

Tüm kaynaklara baktığımızda doğu felsefesinden gelen mandalalar kırk bin yıldır biliniyor. Yapılan araştırmalara göre ilk etapta mandalaların Budist rahiplerin Himalayalara çıkarak dağlardan indirdikleri tuz ve kaya parçalarını ufalayarak elde ettikleri tozlar ile yer zeminlere, muazzam güzellikte, rengarenk, büyük bir sabırla günlerce uğraşılarak, sabırla yapıldığını biliyoruz.

Eğitimlerinize katılmış biri olarak biliyorum ki eğitimlerin başında, “üstadınızla” tanışmanızı ve öncesinde kurumsal hayatta geçirdiğiniz dönemi anlatıyorsunuz. Sizi tanımayanlar için dönüm noktalarınızı kısaca anlatır mısınız?

İstanbul, 1975 doğumluyum. 20 yılı aşkın bir süre bilişim sektöründe pazarlama ve satış üzerine deneyim kazandım. Aynı süreçte çeşitli felsefeleri incelemek üzere (Aktif Felsefe) Yeni Yüksektepe Kültür Derneği’nde çeşitli seminerlere katıldım. Farklı kültür ve felsefeleri incelerken Hint ve Tibet felsefesinden etkilendim. İçsel yolculuğumda mistisizm ve spiritüel duygularla beslenirken 2008 yılında Berlin’de Hollandalı üstat Francisco Paco ile tanıştım. İçsel derinliği olan üstat Paco ile artan arkadaşlığımız, onun Türkiye’ye taşınma kararına vesile oldu. Francisco Antonio Carbonell Witte (Paco) ile mandala sanatının yaygınlaşması için Kadıköy’de bir atölye kurduk. Paco‘nun enerjisi ve öğretisi ile meditasyon amaçlı mandala çizimleri yapmaya başladım. Hint felsefesinden gelen bu aydınlanma yolunu yazılı ve görsel medyada ve kişisel gelişim atölyelerimle aktarmaya devam ediyorum.

Mandala neden çember şeklinde, neden kare, dikdörtgen değil? Çemberin sırrı nedir?

Öncelikle çemberin açılımını yapmak isterim. Çember spiral anlamına gelir. Spiralin açılımı ise devinim, dönüşüm, sonsuzluktur.

Evrende her şeyin var olma hâli tek bir merkezden başlayıp dışarıya doğru büyümesi ile olmuştur. Ayrıca evrendeki bütün enerjiler de çember hareketi üzerinden oluşmuştur. Elektrik enerjisi, zamanın akışı, hortum, girdap, tsunami gibi örnekler verebiliriz. Mandalanın neden dairesel olduğunu soranlar için de iyi bir cevaptır bu. Dünyamız da yuvarlak. Tasavvufta da vurgulandığı gibi bütünün “birde” toplanmasını anlatır mandalalar. Hepimizin bir bütünün parçası olduğumuzu ve bütüne ulaştığımızda bir olduğumuzu anlatır. Tekâmülü simgelemektedir. Ayrıca dairesel şekiller, bütün canlılara huzur ve enerji verir. Enerjiler dairelerden ürerler. Özetle ben diyorum ki, mandala içe dönmektir.

Mandalanın çeşitli örneklerine birçok dinde ve kültürde rastlanıyor. Budizm, Hinduizm, Aztekler, Kızılderililer, İslami sanatlar ve hatta bizde önemli bir yeri olan dantellerimiz. Buradan hareketle ortak bir dil olduğunu söyleyebilir miyiz? Farklı kültürlerden insanlar bir mandalaya baktığında aşağı yukarı aynı şeyi mi anlar?

Evet senin de vurguladığın gibi birçok farklı kültürde mandalaları görmek mümkün. Örneğin tasavvuftan gelen tezhip sanatının Rabbe duyulan aşkı en iyi anlatma yöntemlerinden biri olduğu bilinir. Birçok kültürde de mandala denilir fakat felsefi olarak Doğu’ya aittir. Özetle ekollerine baktığımızda da içselleşmek, derinleşmek ve sabır erdemi var.

Carl Gustav Jung, mandalanın bilinç dışını bilince getirmeye yardımcı olduğuna inanıyordu. Hastalarının tedavisinde de kullandığını biliyoruz. Sizce mandala çizmenin insanın ruhunu şifalandırmakta bu kadar kuvvetli bir etkisi olabilir mi?

Elbette. Bu konuda derinleşen bir kişi, zaman içinde mandalasına baktığında çiziminin dilini çözecektir. Asıl şifacısının kendisi olduğunun farkına varacak ve kendi ışığını içeriden yakacaktır.

Bana göre mandalalar; yazılan şifreli kitap gibidir. Kişi, çizim sürecinde farkında olmaksızın bilinçaltını su yüzüne çıkarır.

Eğitimlerinizde herkesin mandala çizebileceğini bunun bir kabiliyet değil bir yorum ve içimizin bir yansıması olduğunu anlatıyorsunuz. Mandala insana ne kazandırıyor? Kimler öğrenmeli ve uygulamalı? 

4 yaş ve üzeri giriş seviyesinden itibaren eli kalem tutan her birey mandala çizebilir. Hatta alzheimer hastaları bile. “Sanat-Terapi “olarak tanımladığımız için sanırım bir yanlış anlaşılma oluyor ve bazı kişiler ben asla çizemem diye düşünüyor. İnanın, herkes çizebilir çünkü şu an konumuz sanat değil, terapi. Herkes sanatçı olamaz ama herkes terapi yapabilir. Ayrıca zaman içerisinde kişi çizim yapmaya istikrar gösterirse el melekesi muazzam bir şekilde gelişiyor. Zanaata ve sanata giden kapıları da açabiliyor.

Bir de hayatımızda “mandala boyamak” var. Mandala boyama kitapları bir dönem çok satan listelerine girmişti. Bunun da üzerimizdeki hafifletici ve rahatlatıcı etkisi göz ardı edilemez ama tam olarak çizmekle aynı şey mi? 

Boyama kitapları bambaşka bir yol. Sıfırdan çizim teknikleri ile yaptığımız mandalalar sayesinde kişinin farkındalıkları gelişir. Yapılan çizimler sayesinde; özgüven, sabır, konsantrasyon, yaratıcılık ve sebatkarlık gelişim göstermektedir ve asıl önemlisi bu saydıklarımı gündelik yaşamımızda hayatımıza adapte ederiz.

Mandala felsefesi ve sanatı ile ilgilenmek isteyenler okumaya nereden ve hangi kitaplardan başlamalı? Bize önerebileceğiniz, sizde yeri ayrı olan baş ucu kitaplarınız var mı?

Doğu felsefesine ait kitaplar okunursa genel olarak mandala felsefesine sahip olunur. Yaratıcılığı ve içselleştirmeyi geliştirmek için bol çizim (içten geldikçe) yapılmasını tavsiye ederim. Başucu kitaplarım Mevlâna – Mesnevi, Helena Petrovna Blavatsky – Gizli Öğreti, Jiddu Krishnamurti  ve Carl Gustav Jung’a ait kitaplar.

Zaman ayırdığınız çok teşekkürler 

Diğer uzman görüşü röportajlarını okumak için tıklayın.