Harfleri öğrenerek başlayan okuma ve öğrenme yolculuğumuz boyunca elimizden tutan değerli öğretmenlerimizi 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde sevgiyle kutluyoruz. Dünyanın pek çok ülkesinde 5 Ekim günü kutlanan Öğretmenler Günü ülkemizde neden 24 Kasım’da kutlanıyor hiç merak ettiniz mi? 

Sema Adalar Utkueri

1966 yılında ILO ve UNESCO Paris’te Hükümetlerarası Özel Konferansı’nda bir araya geldi. Bu konferansta alınan kararlar Dünya Öğretmenler Günü’nün tarihsel dayanağını oluşturdu. Konferansın kapandığı 5 Ekim günü imzalanan karar belgesi “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı” olarak adlandırıldı.   

Tavsiye Kararı 13 ana başlıktan oluşuyordu. Öğretmenlerin ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesini, mesleki ve özlük hakları yönünden geliştirilmesini ve daha iyi koşullarda mesleklerini gerçekleştirmelerini amaçlayan ilkeleri ve ayrıntılarını içeriyordu. Türkiye Hükümeti’nin de altına imza attığı bu belge evrensel olarak “Öğretmenlik Mesleğinin Manifestosu” oldu âdeta. 

Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın çıktığı “5 Ekim” tarihi, 1994 yılında yani tavsiyesinden 28 yıl sonra UNESCO’nun aldığı bir kararla “Dünya Öğretmenler Günü” olarak seçildi. 1995 yılından beri yüzden fazla ülkede her yıl kutlanıyor.

Ülkemizde neden 24 Kasım Öğretmenler Günü? 

Ülkemizde ise dünyada kutlanmaya başlanmasından 13 yıl önce, yani 1981 yılında, 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak yasa kararı ile kabul edilmişti bile… 1980 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Osman Güngör Feyzoğlu’nun önerisi ve planlamasıyla gündeme gelen günle ilgili gelişmeleri Feyzoğlu’nun anılarından okuyalım:

“Uzun yıllar önce, öğretmenliğe başladığım günden bu yana, Türk milli eğitimiyle Türk öğretmeninin sorunları, bir de bu sorunlara getirilmesini gerekli gördüğüm çözümler, benim başlıca ilgi alanımı oluşturmuştur. Bu arada, önemli olarak gördüğüm bir başka konu da öğretmenlerin sorunlarıyla bunların çözümlerine ilişkin düşüncelerin kamuoyu önünde tartışılması olmuştur.

…Eskiden ana babalar çocuklarının öğretmenli olmasını yeğlerken, sonraları, bir yüksek öğrenim yapamayanların, herhangi bir iş kapısı bulmakta umarsız kalanların girebilecekleri bir meslek dalı oldu öğretmenlik. Zamanla, öğretmen de kendi geçim derdinden başka bir şey düşünemez oldu. Toplum ondan, çocuğunu iyi yetiştirmesini istedi ama, “onun sıkıntısı, derdi nedir” diye düşünmedi. Düşünmedi değil, düşünemedi. Neden mi? Çünkü toplum da kendi dertlerinin, sıkıntılarının kaygısına düşmüştü.

İşte bu düşünceler kafamda yoğunlaşmış, hiç olmazsa kamuoyunun ilgisini bu konuya çekmek için bir Öğretmenler Günü’nün oluşmasını düşünür olmuştum. Derken bir fırsat çıktı. 2 Ekim 1980 tarihinde Askeri Okullar Müfettişi olarak görev yaptığım Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir emir aldım. Millî Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görevlendirilmiştim. 

…Ertesi hafta, eğitime ilişkin kimi konulardaki çalışmalarla bilgileri aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığını görevini de yürüten Devlet Başkanı’na Öğretmenler Günü’yle ilgili düşüncelerimi açıkladım. Pek istekli görünmez bir tavırla, “Peki, yap bakalım,” dedi.

…İlk düşündüğüm şey öğretmenler arasında birlik, bütünlüğü sağlayacak bir günü belirlemek olmuştu. Bilindiği gibi 1 Kasım 1928 tarihinde Arap Alfabesini bırakmış, Latin esasına dayalı Türk Alfabesini kabul etmiştik. 7’den 70’e, bütün halka bu alfabeyle okuma yazma öğretmek için Millet Mektepleri açılmıştı. Bu okullarla ilgili talimatname (yönetmelik), Bakanlar Kurulu’nun 11 Kasım 1928 günlü toplantısında kabul edilen 7284 sayılı Kararnamenin 24 Kasım 1928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girmişti. Sözü geçen yönetmeliğin 4’üncü maddesi şöyledir:

Madde 4: Bu teşkilâtın reisi umumisi ve Millet Mektebinin Baş Muallimi Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretleridir.

Bugünkü dille söyleyelim:

Madde 4: Bu örgütün Genel Başkanı ve Millet Mektebi’nin Başöğretmeni Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’dir.

Bu gelişmeden sonra, Bakan, bu konudaki çalışmaların, bir müsteşar yardımcısının başkanlığında yürütülmesini istedi.” 

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım gününün ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanması kararı, 26 Kasım 1992’de Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 

24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Baş Muallimliği’ni kabul eden Mustafa Kemal Atatürk “Okuma yazmayı her yurttaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu yurtseverlik ödevi biliniz.” diyerek, bütün yurtta okuma- yazma seferberliği başlatmıştı. Öğretmenler Günü için daha doğru, daha özel bir gün olabilir mi? 


Osman Güngör Feyzoğlu Kimdir? 

1925 Sürmene’de doğdu. Ankara Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra Merzifon Astsubay Hazırlama Ortaokulu’nda, Kuleli ve Erzincan Askeri Liselerinde Türkçe ve edebiyat öğretmenliklerinde bulundu. 1980 yılı ağustos ayına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın eğitim ve öğretimle ilgili dairesinde kısım amirliği ve şube müdürlüğü görevlerinde çalıştı bu arada, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı orta ve yüksek düzeydeki özel ve resmi birçok okulda da öğretmenlik görevi yaptı. 30 Ağustos 1980’de generalliğe yükselerek Genelkurmay Askeri Okullar Müfettişliğine atandı. Emekliye ayrıldığı 1984 yılına kadar Milli Eğitim Yüksek Danışma Kurulu Başkanı unvanı ile bakan yardımcılığı görevini yürüttü. Millî Eğitim Vakfı kurucu üyesidir. Feyzoğlu 2021 yılında 96 yaşında hayata veda etti. 

Yayınlanmış Yapıtları: Atatürk İlkeleri ve İnkılâbımız, Caneriği (Şiir), Ateş ve İnanç (Şiir – Devlet Operası sahnesinde seslendirildi.), Askerin Din Bilgisi (A. Okutan ve T. Durukan ile birlikte), Atatürkçe (Şiir), Sapaneli – Keloğlan’ın Rüyası (Çocuk oyunu), Cem Sultan librettosu – (Devlet Opera ve Balesinde sahnelendi.) Masal Kitapları: Utangaç Çiçek, Küçük, Gemi, Uçurtma, Keloğlan Kafdağı Yollarında, Şu Maymun Dedikleri, Sultankız – Keloğlan Kırk Kötü Kişiye Karşı (Çocuk Oyunu – Devlet Tiyatrosunda sahnelendi.)

Editörümüz Elif Bengü Bozdemir’e sevgili babası Osman Güngör Feyzoğlu’nun arşivini paylaştığı için teşekkür ederiz. 

Diğer haber içeriklerini okumak için tıklayın.