Agatha Christie ile Ahmet Ümit’in ortak noktası, Sümerlerden Fuzuli’ye kadar yaygın bir konu olan zehir ve zehrin edebiyattaki yeri.

Oya Tuğcu Özağaç 

Masum (!) Bitkiler

Bitkiler ülkesinde masum yüzlü binlerce kötülük kol geziyor. Bir ağaç zehirli hançerler dökebiliyor, parlak ve kırmızı bir tohum kalbi durdurabiliyor, bir çalı dayanılmaz bir acıya sebep olabiliyor. Masum görünüşlerine aldandığımız onlarca bitki sanki tatlarına bakmamız, koklamamız, kesip vazomuza koymamız için bekliyor. Oysa 2009 senesinde Amerika’da yıldırım çarpmasından hayatını kaybedenlerin sayısı 3900 iken bitkilerden zehirlenerek ölenlerin sayısı 68,847! Eski Yunanlıların kimyasal savaş aracı olarak Noel gülü çiçeği kullandıkları, Socrates’in baldıran otu ile, Abraham Lincoln’ün annesinin beyaz yılan ayağı otu ile öldüğü biliniyor. Jacques Cousteau’nun Monako’daki akvaryumundan kaçan bir katil yosun (alg) okyanuslardaki hayatı tehdit etmeye devam ediyor.(1) 

Birçoğumuzun bahçemizde yetiştirdiği, zehirli olduğunu dahi bilmediğimiz bitkiler hakkındaki ilk yazılı bilgiler M.Ö. 3000’li yıllarda Sümer tabletlerinde, sonra da Mısır papirüslerinde, Çin, Hint, Arap ve Acem yazmalarında görülmüş. Mısır hekimliği konusunda en eski kaynak ise Ebers papirüsü. Bir mumya ile beraber ortaya çıkarılan ve günümüzde Leipzig Üniversitesinde sergilenen bu papirüs, günümüzün bilgilerine yakın doğrulukta kan dolaşım sistemi tarif edilmiş ve çeşitli zehirleri de içeren yaklaşık 700 reçete içerir.

Yunanca Pharmakon Kelimesinin İki Zıt Anlamı Var: Deva ve Zehir

Eski Yunan kelimesi pharmakon, birbirinin zıttı iki kelime için kullanılıyor; hem “zehir” hem de “deva” anlamına geliyor. Kelimeyi ilk kez Cezayir doğumlu Fransız filozof Jacques Derrida (1930-2004), Platon’un Eczanesi (La Pharmacie de Platon) yazısında, Platon ile Phaedrus arasındaki diyalogda kullanmıştır.(2)

İngiltere’de Zehir ve Zehrin Edebiyata Sızışı

İngiliz edebiyatında zehrin rolü büyük. Zehir Kraliçesi diye de bilinen Agatha Christie’ye gelmeden önce, oyunlarında bolca zehir kullanan Shakespeare’den söz edebiliriz. Kırsal alanda doğup büyümüş olan Shakespeare, yerel bitkiler konusundaki bilgisini yazdığı oyunlarda değerlendirmiştir. Zehri yazılarında hem öldürme hem de intihar amaçlı kullanmıştır. Zehir kelimesi 27 oyununda, 1 sonesinde ve 2 şiirinde 84 kere geçer.(3) En bilinen oyunlarından örnek vermek gerekirse, Hamlet’te porsuk ağacının, Romeo ve Juliet oyununda kurtboğan otunun zehir olarak kullanıldığı söylenir.

Viktorya Dönemi İngiltere’sinde Zehir ve Edebiyat

Durum İngiltere’de Viktorya Döneminde de masum değildir. Zengin yüksek sosyetenin suçlarının anlatıldığı, bir edebiyat türü olan Gümüş Kaşık Kurgusu (Silver Fork Fiction) yaygınlaşmıştır. Fakirlerin kanlı ve dehşet uyandıran suç işleme tarzlarına karşın zenginlerin suç aletleri kansız ve çoğunlukla zehirdir. Hatta 19. yy’ın ortalarında Essex’te Essex Zehirleme Kulübü (Essex Poisoning Club) kurulur. Sorunlu çocuklarından ve eşlerinden kurtulma yollarını paylaşan kadınların çoğunlukta olduğu bu kulüpte en makbul olan, fark edilmeyen zehirlerdir ve birbirleriyle zehir tarifleri paylaşırlar.(4)

Önceden zenginlerin özel yaptırdığı ilaç-zehirler, ilerleyen teknoloji ile kolay elde edilir hâle gelince ve toplum içinde yaygınlaştıkça yaygın edebiyatta da yerini almıştır. 

Böylesi bir dönem elbette dönem yazarlarını da etkilemiştir. Alis Harikalar Diyarında (Alice in Wonderland) kitabında Lewis Caroll masaya Alis’in bulması için bir şişe koyar ve Alis bu şişenin zehir olup olmadığını düşünür. 

Oliver Twist, İki Şehrin Hikâyesi gibi meşhur romanları olan Charles Dickens, Yakalandı (Hunted Down) kitabında modaya uyarak zehirlenmek üzere olan bir genç kadının hayatını dedektiflik yaparak kurtaran bir hayat sigortası satıcısını konu edinir.  

Mahlaslar dosyamızda da bahsettiğimiz, asıl adı Mary Ann Evans olan George Eliot’ın, Silas Marner, Kıyıdaki Değirmen (The Mill on the Floss) gibi dünyaca bilinen romanlarının yanı sıra Düşürülen Maske (Lifted Veil) gibi zehir temalı bir novellası da vardır.(5)

Agatha Christie – İlginç Bir Bilgi

Suçlar kraliçesi Agatha Christie’nin kitaplarının sayfalarında birçok ceset olmasına rağmen bu ölümler vahşet ve dehşetten ziyade merak ve ilgi uyandırır. Zamanının yazarlarından daha fazla zehir kullanmış ancak bu zehirleri eczacı olmayanların da anlayabileceği dilde kitaba yerleştirmiştir. 

1. Dünya Savaşı’nda hemşire olarak çalışan Agatha Christie, daha sonra eczacı asistanı olarak çalışmak için bilgisini ilerletir. O zamanlar doktor reçeteleri, kimyagerlerce ya da hastane eczanelerinde elde hazırlanır. 

İngiltere’de yaygın olarak İngiliz ölçü birimi kullanılırken yanında eğitim gördüğü eczacı Bay P. metrik sistemle çalışmayı tercih eder. Bu yüzden Bay P. bir keresinde yüzde bir oranında yapması gereken karışımı yanlışlıkla onda bir oranında yapar. Yanlışı fark eden Agatha Christie çekindiği için eczacıya hatasını söylemez ancak elinden yanlışlıkla düşürmüş gibi yaparak ayağıyla ölümcül hapları ezer. Seneler sonra Ölüm Büyüsü (The Pale Horse) kitabında bu eczacıya yer verir.

Kullandığı zehirler gerçektir. Romanlarında “grain” kullanır (1 grain=64.79891 mg). Romanını yayımlatmayı başardığı 1920’lerde en fazla takdir aldığı yayın kuruluşu bir edebiyat kurumu değil, 1841 senesinde kurulmuş Eczacılık Dergisi (The Pharmaceutical Journal) olmuştur. Agatha Christie, 1900’lü senelerde, rahip, teolog, BBC spikeri ve dedektif romanları yazarı olan Ronald Knox’un dikte ettiği, dedektiflik romanının 10 kuralına harfi harfine uyanların dâhil olduğu Dedektiflik Kulübü (The Detection Club) üyesi olup da bu 10 kurala neredeyse hiç uymayan romanlar yazdığı halde çok başarılı olmuştur.(6) Agatha Christie’nin tarihte en fazla satan roman yazarı olduğunu, sadece İngilizce basılan kitap sayısının 1 milyardan fazla olduğunu ve sadece İncil ve Shakespeare’in ondan fazla sattığını söylersek yanlış olmaz. 

Bookinton Eylül ayı yazarı olarak seçtiğimiz Agatha Christie hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayarak “Dünyanın En Çok Satan Yazarı, Suçlar Kraliçesi: Agatha Christie” dosyasını okuyabilirsiniz.

Agatha Christie’nin kullandığı zehirlerin bazıları arsenik, siyanür, striknin gibi gayet iyi bilinen tehlikeli maddeler, bazıları da gayet masum ve güzel görünen çiçeklerden elde edilen öz ya da tohumlardır. Eczacılık bilgisini cömertçe sergilediği polisiye romanlarındaki zehirleri şöyle bir tabloyla gösterebiliriz:

Osmanlı ve Türk Edebiyatında Zehir

Çağdaş Türk Edebiyatı

Agatha Christie’nin hemen ardından Ahmet Ümit ile devam etmemizin sebebi, ikisinin romanlarında kullandıkları zehirlerin ve bunların karşılaştırmalarının medikal dergilerde yer bulmuş olması.(7)

Agatha Christie romanlarında, zehir kurbanın yemeğine ya da içeceğine karıştırılırken Ahmet Ümit, kurbana doğrudan zerk edilen ilaçlar kullanır. 

Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası kitabında kurbanlar, öldürülmeden önce kısa etkili bir anestetik olan propofol ile etkisiz hâle getirilirken, Kırlangıç Çığlığı kitabında kurbanların nöromüsküler blokerlerden mivaküryam ile hareketsiz kalmaları sağlanır.

Ahmet Ümit’in zehre bilimsel yaklaştığını, hatta ana temasının Fatih Sultan Mehmet’in afyon ya da benzeri bir madde ile zehirlenerek öldürülmüş olabileceği olan Sultanı Öldürmek romanında toksikoloji kelimesinin romanın farklı yerlerinde vurgulandığını ve zehir bilimi olarak kısa tanımının yapıldığını görüyoruz. 

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi ve Zehir

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi, 17. yy.’da Osmanlı toplumunda zehrin nasıl algılandığını, yani zehir kültürünü anlayabilmek açısından önemli. Evliya Çelebi, zehir için alternatif olarak zehirnâk (Farsça “nâk” son eki, “Lı, li, lu, lü” mânâsında, yani zehirli demek), zehri-mâr (“mâr” Farsça Yılan demek), semm-i helâhilli (öldürücü zehir) kelimelerini kullanmış. 

Seyahatnamenin 1., 2. ve 9. ciltlerinde taht kavgası yüzünden Cem Sultan’ın zehirli ustura ile zehirlenmesi konusuna yer verilmiş. Bunun dışında insanların başka insanları zehirleyerek öldürmesi teması bolca kullanılmış, yılan, akrep, arı zehri, zehirlenmiş aletler ve sular anlatılmıştır.(8)

Son Söz Fuzûlî’den

Divan edebiyatı deyince ilk akla gelen isimlerden olan Fuzûlî’nin zehir konusunda söyledikleri ile yazımıza son veriyoruz.

Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb- ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette yılan zehrine döner.) (9)

Sizin de aklınıza zehir temalı öykü ve romanlar geldi mi? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Kaynaklar:

1. Stewart, A. (2009). Wicked Plants. Algonquin Books, North Carolina.  
2. McCarthy-Nielsen, P. (2015). Education as Pharmakon: Plato and Derrida’s Dialectic on Learning. Philosophy of Education; 182. 
3. https://theviewfromsarisworld.com/2016/04/11/death-by-shakespeare-poison/
4. Balamur, A. N. (2016) Victorian Murderesses. Cambridge Scholars Publishing. Newcastle.
5. Price, C. B. (2012). The Subtle art: Poison in Victorian Literature. Florida State University, Florida.
6. Harkup, K. (2015). A is for Arsenic. Bloomsbury Sigma, Bloomsbury.  
7. Tırmıkçıoğlu, Z. (2020). Polisiye Romanlarda Ölüm Nedeni Olarak Zehir ve Yüksek Doz İlaç: Agatha Christie ve Ahmet Ümit Eserlerinin Karşılaştırılması. Adli Tıp Bülteni; 25(2): 90-98
8. Örkün, B. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Zehir. (2018). Emine Gürsoy Naskali (ed.) Zehir. Libra, İstanbul. 
9. Ersan, M. Ö. (2019). 7 Ulu Ozanlar. Salon Yayınları, İstanbul.   

Diğer dosya içeriklerini okumak için tıklayın.