Polisiye roman denilince çoğu kişinin aklına önce onun adı gelir: Agatha Christie. İncil ve Shakespeare’den sonra dünyada en çok satan yazar olan Suçlar Kraliçesi’nin hayatı da romanları kadar ilginç. Gelin birlikte bakalım. 

Aslı Sabuncu

Tam adı Agatha Mary Clarissa Miller Christie Mollowan’dı. Bu nedenle zaman zaman, Mary Clarissa Miller ve Mary Westmacott takma isimlerini kullandı. Annesi okulda eğitim almasını istemiyordu. Buna rağmen beş yaşında kendi kendine okumayı öğrendi. 

Nihayet on üç yaşındayken haftanın iki günü eğitim veren bir kız okuluna gitti. 15 yaşında profesyonel piyano ve şan dersleri alan Agatha ünlü bir piyanist olabilirdi fakat tanımadığı insanlar karşısında piyano çalmaktan utandığı için bu kariyeri daha başlamadan bitti. Evet, bahsettiğimiz kişi 15 Eylül 1890 tarihinde, İngiltere’nin güney batısında yer alan Torquay, Devon‘da dünyaya gelen ve dünyanın en çok satan polisiye kitaplarının yazarı Agatha Christie.  

1914 yılında 24 yaşına geldiğinde pilot Albay Archibald Christie ile evlendi. Evlenip Fransa’ya yerleştiklerinde Agatha Christie günlerini bol bol polisiye roman okuyarak geçirmeye başladı. O dönemde yaşadığı birtakım olaylar ve polisiye merakı kendisinin daha iyi polisiye yazabileceğini düşündürdü ve ilk kitabı Styles’daki Esrarengiz Olay’ı (Mysterious Affair at Styles) kaleme aldı. Hercule Poirot’nun doğduğu bu roman pek çok yayınevi tarafından geri çevrildi. O sıralarda kızı Rosalind’in yeni doğmuş olması ve Agatha’nın annelikle uğraşması nedeniyle bu kitabının üzerine çok düşmedi. Hatta bu eserinden umudunu kesip bir kenara attı. Yıllar sonra “Suçlar Kraliçesi” olacağından henüz habersizdi.  

Onu yazmaya iten neydi?

Çocukken zamanının çoğunu yarattığı hayali arkadaşlarıyla geçiren Agatha’nın hayal gücü olağanüstü şekilde çalışıyordu. Agatha, on bir yaşında yerel bir Londra gazetesinde basılan bir şiirle yayıncılık hayatına ufak bir adım atmasına rağmen yazar olmak gibi bir hırsı olmadığını çevresine her zaman söylerdi. Ağır bir griple yatağa düşen annesi, Agatha’nın anlatmayı çok sevdiği öyküleri yazmasını önerdi. Böylece ömür boyu sürecek tutkusu başlamış oldu ancak esas kariyeri olan polisiye romanların aranan yazarı olmasının kıvılcımını kız kardeşi ateşledi. Kız kardeşi Madge ona polisiye yazamayacağını söylüyordu, bu Agatha’yı sinirlendirdi ve kendini ona ispat etmek için polisiye yazmaya başladı.

Agatha Christie doğal bir gözlemciydi. Bu nedenle köy siyaseti, yerel rekabetler, aile kıskançlıkları hakkındaki açıklamaları çoğu zaman acı verecek kadar doğru oluyordu. Romanlarında çoğunlukla tanıdığı doktorlar, askerler, lordlar ve leydiler, dullar ve ailesinin arkadaş ve tanıdık çevresinden yararlandı. Torunu Mathew Prichard sonraları onu “konuşmaktan çok dinleyen, görüldüğünden çok gören biri” olarak tanımladı.

Peki bu fikirler nasıl romana dönüştü? Düzinelerce deftere sonsuz notlar aldı, düzensiz fikirleri, potansiyel olay örgülerini ve karakterleri aklına geldikçe not etti. Biyografisinde   “Genellikle elimde yaklaşık yarım düzine defter bulunur ve bunlara beni etkileyen fikirleri not ederdim. Gazetede okuduğum bir ilaç, zehir ya da zekice kurgulanmış bir dolandırıcılık haberini. Sokakta yürürken ya da bir şapka dükkânını incelerken, öyle tuhaf anlarda senaryolar geliyor aklıma… Birden aklıma harika bir fikir geliyor ve not alıyorum,” demişti Agatha Christie. 

Takma adı Mary Westmacott

Edebiyat dünyasında biraz araştırma yaparsanız birçok önemli yazarın takma adlarla farklı tarzda yazılar yazdığını, hatta bu isimlerle kitap bile bastırdığını görebilirsiniz. (Edebiyatın Gizli Kahramanları dosyamızı okumak için tıklayın.) Agatha Christie de bu kervana katılmış yazarlardan. 

Cinayet romanları ve oyunlarıyla Christie “Suçlar Kraliçesi “ olarak nam salsa da bir dönem romantik romanlar da yazdı. Bu romanları yazarken de Mary Westmacott ismini kullandı. Mary ikinci ismi, Westmacott ise bir tanıdığının soyadıydı. Bu isimle altı aşk romanı yazdı. Hatta o dönem birlikte çalıştığı Collins Yayınları, o sıralarda polisiye roman dünyasında iyi tanınmaya başlayan Christie’nin çalışmalarında bu yön değişikliğine pek sıcak bakmadı. Ancak endişeleri yersizdi çünkü Christie durmadan üretmeye devam etti. Bir köşe yazarı fark etmese takma isimle romantik romanlar yazdığını belki de kimse bilmeyecekti. 

Kayıp 11 gün 

Tarih 1926 yılının Aralık ayını gösterdiğinde işler Agatha için iyi gitmemeye başladı. Annesi aniden öldü ve kocasının kendisini aldattığını öğrendi. Kızını evdeki hizmetkarlara emanet ederek 3 Aralık 1926 gecesi arabasına binip evden uzaklaştı. Ertesi gün arabası, evinin birkaç mil ötesinde bir göl kenarında ağaçlara çarpmış şekilde terk edilmiş olarak bulundu. Binlerce polis memuru, gönüllü vatandaşlar, dalgıçlar, av köpekleri, hatta uçaklarla kayıp romancının izi sürüldü. Aramalara ünlü yazar Sir Arthur Conan Doyle da dâhil oldu. Gazeteler nerede olduğuna dair haber verene 100 pound ödül koydu. 

İnsanlar artık neredeyse yazarın göle düştüğünü ve öldüğünü düşünmeye başladı. 11 gün sonra nihayet Kuzey İngiltere’de bir SPA otelinde ortaya çıktı. Christie kaybolduğu zaman dilimiyle alakalı kimseye hiçbir açıklama yapmadı. Olayın nasıl gerçekleştiğini tam olarak anımsayamadığını, bunun bir tür hafıza kaybı olduğunu iddia etti.

Pera Palas ile Agatha Christie bağı

120 yılı aşkın süredir İstanbul’un en güzel köşesinde tarihe tanıklık eden Pera Palas Oteli zamanın zenginlerini, dönemin önemli insanlarını, ünlüleri sıklıkla ağırladı. İstanbul’un ilk modern oteli olarak tarihe geçen Pera Palas Oteli’nin ünlü misafirlerinden biri de Agatha Christie oldu. Ünlü yazar 1926 ile 1932 yılları arasında otelin 411 numaralı odasında pek çok kez konakladı, hatta ünlü romanı Doğu Ekspresi’nde Cinayet’i burada kaleme aldı. Bu ünlü roman dünya çapında satış rekorları kırdı ve filmlere konu oldu. 

Ayrıca otel ve Agatha Christie ile ilişkilendirilen bir kayıp anahtar mevzusu da var. Ünlü yazarın vefatının ardından Warner Bros. onun gizemli kayboluşunu film yapmak istedi. Ancak ellerinde yeterli veri yoktu. Bunun üzerine bir medyumdan destek aldılar. Tamara Rand isimli medyum, bu iş için yazarın ruhunu çağırmakla görevlendirildi. Medyum 11 kayıp günün sırrının Pera Palas Otel’de saklı olduğunu söyledi. 

Medyumun iddiasına göre yazarın kaybolmasını yine onun sakladığı bir anahtar açıklayacaktı. Kesin bilgi olmamakla birlikte Pera Palas’da bulunan anahtar, otelin sahibi Misbah Muhayyeş’in Yeniköy’deki yalısında bir odayı açıyordu; orada bulunan defterde ise 11 kayıp günün tüm detayları yazılıydı. Böylesine bir iddia sonucu gözler anahtara ve 411 no’lu odaya döndü. Bir süre sonra anahtar medyumun tarif ettiği yerde bulundu. Bundan sonra otel yönetimiyle film şirketi arasında amansız bir mücadele başladı. Otelin o dönemki sahibi yüksek bir ücret talep etti. Tamara Rand otel sahibine bir mektup yazınca otel sahibi fikrini değiştirdi ama işler daha da sarpa sardı. Otelde grev patlak verdi ve film hikâyesi böylece noktalandı.  

Aldatıldıktan sonra Agatha Christie ne yaptı?  

Archibald Christie’nin kendisini aldattığını öğrenen Christie on bir gün ortadan kaybolmuştu. Agatha elbette Archibald’dan boşandı. Bir yıl sonra, Orta Doğu’ya bir geziye çıktı. Irak Ur’daki ünlü bir kazı alanını ziyaret etti. Orada arkeolog Max Mallowan ile tanıştı ve kısa bir süre sonra evlendiler. 

Evlendiklerinde Agatha otuz dokuz, Max ise yirmi beş yaşındaydı ama bunu hiçbir zaman engel olarak görmediler. Sevgi dolu bir evlilikleri vardı. Christie yıllarca onunla birlikte, âşık olduğu Irak ve Suriye’deki kazılara katıldı. Hatta kazı alanlarında onun için bir yazı odası bile inşa edildi. Kalıntılardaki kiri temizlemek (yüz temizleyicisi kullandı) ve fotoğraflarını çekmek gibi işleri yapar, kendisi de kazı çalışmalarına katkı sağlardı. 

Katil uşak mı?

Polisiye romanları, oyunları, dizileri hatta filmlerinde bir klişe vardır. Olayların sonunda katil uşak çıkar. Christie bu klişeyi yıktı. Bir diğer klişe de katilin genelde maktulün en yakını çıkmasıydı. Cinayeti doktorlara, politikacılara, askerlere hatta öğretmenlere bile işlettirmiş Christie. Şiddet karşıtı olduğundan romanlarında cinayet çoğunlukla katilin maktulü zehirlemesiyle işlendi. Bunun en önemli sebeplerinden biri 1. Dünya Savaşı sırasında eczacı ve hemşire olarak çalışmasıydı. 

Christie’nin dedektifleri

Agatha Christie, polisiye romanlar arasında gelmiş geçmiş en başarılı dedektifleri yarattı. Kitaplarında altı farklı dedektif ya da cinayeti çözen karakter yarattı. Bunlar sırasıyla Hercule Poirot, Miss Marple, Tommy & Tuppence ikilisi, Ariadne Oliver, Harley Quin ve Parker Pyne’dir. Ancak bunların arasında en ünlüleri Hercule Poirot ve Miss Marple’dır. 

Hercule Poirot: Agatha Christie tarafından yaratılan en ünlü dedektiftir. Belçikalı dedektifin en belirgin özellikleri yumurta şeklinde kafası, yeşil gözleri ve tabii kendinden bile ünlü olan pos bıyığıdır. Çok titiz giyinir ve görünüşüyle son derece gurur duyar. Poirot, cinayetleri çözerken diğer dedektiflerin aksine olay yerini didik didik aramaz. Beyninin gri hücreleriyle olayı çözer. Suçluları yakalarken psikoloji bilgisi ve insan doğası hakkındaki bilgilerini tam yerinde kullanır. Christie, Poirot’yu otuz üç romanda ve elliden fazla kısa öyküde bizlerle buluşturdu. Poirot’yu ilk olarak Ölüm Sessiz Geldi-Styles’daki Esrarengiz Cinayet (The Mysterious Affair at Styles) kitabında tanıdık. Ve Perde İndi (Curtain)kitabıyla ona veda ettik. Poirot tarihte kendisine ölüm ilanı verilen ilk kurgusal kahramandır. New York Times 6 Ağustos 1975 tarihli haberinde “Hercule Poirot Öldü; Meşhur Belçikalı Dedektif” (“Hercule Poirot is Dead; Famed Belgian Detective”) şeklinde ölüm ilanını yayımladı.  

“Benim adım Hercule Poirot ve muhtemelen dünyanın en iyi dedektifiyim.” Hercule Poirot – Mavi Trenin Gizemi

Miss Marple: Jane Marple İngiltere’de küçük bir kasaba olan St. Mary Mead’de yaşıyordu. Görünüşte sıradan yaşlı bir İngiliz hanımefendisi gibi gözükse de aslında oldukça pratik, zeki bir kişiydi. Çevresinde gelişen cinayetleri İngiliz polislerini utandıracak kadar hızlı ve mantıklı bir şekilde çözüyordu. Jane Marple, on iki romanda ve sekiz kısa öyküde boy gösterdi. Kendisini ilk olarak Ölüm Çığlığı (Murder At The Vicarage) romanında, son olarak da Uyuyan Ölüm (Sleeping Murder) adlı romanında gördük.

Agatha Christie’ye göre en iyi kitapları

Agatha Christie’nin Japonya’da da ciddi bir hayran kitlesi vardı. Japonya’daki hayranları en iyi on Agatha Christie kitabı listesi yayımladıktan sonra yazar bu listeye kayıtsız kalamadı ve onlara kendine göre en iyi kitaplarının listesini sundu.

“Benim on numaram kesinlikle zaman zaman değişirdi çünkü bazen bana sorulan bir soruyu yanıtlamak için belirli bir nedenden dolayı daha önce kaleme aldığım bir kitabı tekrar okurum ve sonra fikrimi değiştiririm. Kitabım düşündüğümden çok daha iyi ya da düşündüğüm kadar iyi olmayabilir. Şu anda bana göre en iyi kitaplarım muhtemelen şöyle olurdu: On Kişiydiler, Roger Ackroyd Cinayeti, Cinayet İlanı, Doğu Ekspresi’nde Cinayet, Cinayetler Kulübü, Sıfıra Doğru, Sonsuz Gece, Çarpık Evdeki Cesetler, Şahidin Gözleri, Cinayet Reçetesi.

Christie hakkında en ilginç bilgiler 

  • Tüm dünyada iki milyardan fazla kitabı satıldı.
  • BBC, 1931’de Christie’yi kendi hikâyelerinden birini seslendirmeye ikna etti.
  • Disleksi olmasına rağmen okumayı ve yazmayı hiç bırakmadı.
  • Hayatı boyunca medyadan uzak, göze batmadan yaşamayı tercih etti. En son 1974’te çok beğendiği bir uyarlama olan Doğu Ekspresi’nde Cinayet filminin galasında halkın önüne çıktı.
  • Orta Doğu seyahatlerinde taşınabilir Corona daktilosunu asla yanından ayırmadı.
  • 1971 yılında, İngiltere’nin en yüksek onur unvanı olan Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı unvanını aldı.
  • Sadece bir değil iki tane dünyaca ünlü dedektif yaratmayı başka hiçbir polisiye yazarı başaramadı.
  • Sörf yapmayı seven yazarın en sevdiği içki de zencefilli biraydı.

Rakamlarla Agatha Christie

  • Kitapları 100 farklı dile çevrildi. 
  • 2021 yılında sadece İngiltere’de iki milyon kitabı satıldı. 
  • İlk kitabının basımının üzerinden 100 yıl geçti. 
  • İngiltere halkının %49’u Agatha Christie’nin en az bir kitabını okumuş. 
  • Doğu Ekspresi’nde Cinayet filmi sinemada 48 milyon seyirci tarafından izlendi.
  • 1952’den beri sahnelenen Fare Kapanı oyunu Londra’da 10 milyon tiyatroseverle buluştu.

Londra’daki anıtı

Ünlü tiyatro oyunu Fare Kapanı’nın (Three Blind Mice) 60. yıl dönümünü kutlamak için Londra’da Agatha Christie için bir anıt tasarlanması kararlaştırıldı. Bunun üzerine anıtı yapması için ünlü heykeltraş Ben Twiston-Davies çalışmaya başladı. Tasarlanan anıt, bronzdan yapılacak ve Agatha Christie’yi en iyi şekilde anlatacaktı. Anıt 25 Kasım 2012’de Christie’nin torunu Mathew Pritchard, ünlü Fare Kapanı oyununun oyuncuları ve çalışanları ile birlikte Londra’nın Covent Garden bölgesinde açıldı. Anıt için Covent Garden’ın seçilmesinin sebebi tarihsel olarak o bölgedeki sekiz tiyatroda Agatha Christie’nin oyununun sergilenmiş olmasıydı.  

Anıt deri bir kitap görünümündedir. Kitabın ortası oval şekilde açık bırakılmış, merkezine Agatha Christie’nin büstü konulmuştur. Anıtın alt kısmında ayrıca Agatha Christie’nin kitaplarının yüz farklı dile çevrildiği gerçeğini yansıtan bir dizi daha küçük kitap sırtı bulunur. Bu bölümde kitaplarından bazılarının adlarının Braille de dâhil olmak üzere farklı dillerde yazılmış olduğu görebilirsiniz. 

Anıtın farklı cephelerinde yazarın hayatını ve eserlerini yansıtan önemli ayrıntılar bulunur. Kitap kapağının bir yüzünde Christie’nin yaratmış olduğu ünlü dedektifleri Miss Marple, Hercule Poirot ile Mısır piramitleri, Orient Express, Greenway (Agatha Christie’nin evi) ve fare kapanı motifleri yer alır. Kapağın diğer yüzünde ise yazarın ismi ile doğum ve ölüm tarihleri yazar. 

1976’da Winterbrook House’da aramızdan ayrıldı

Son derece başarılı bir kariyer, hızlı ve çalkantılı bir yaşamdan sonra Agatha Christie, 12 Ocak 1976’da Winterbrook House’daki evinde huzur içinde aramızdan ayrıldı. Ölüm haberinin duyurulmasının ardından Batı Londra’nın iki önemli tiyatrosu olan St. Martin ve Savoy (St. Martin ünlü Fare Kapanı oyununun sergilendiği tiyatro, diğeri ise Savoy Tiyatrosu) Agatha Christie’ye olan saygılarından dolayı dış cephe ışıklarını kararttı. Christie vasiyetinde belirtildiği üzere Wallingford yakınlarındaki St Mary’s Cholsey kilisesinin bahçesine defnedildi.

“Yetmiş beş yaşımda ne söyleyebilirim? İyi hayatım ve bana verilen tüm sevgi için Tanrı’ya şükürler olsun.” Agatha Christie

Kaynaklar

  1. https://www.agathachristie.com/
  2. https://www.lyricarts.org/blog/2022/2/9/the-disappearance-of-agatha-christie
  3. https://www.newyorker.com/magazine/2010/08/16/queen-of-crime
  4. https://www.ntv.com.tr/sanat/agatha-christie-hakkinda-bilinmeyen-125-gercek,A8QuPMF8mkO-leL6utJYfQ
  5. https://oggito.com/icerikler/agatha-christie-hakkinda-bilmediginiz-10-sey/11882
  6. https://blog.perapalace.com/peranin-hi%CC%87kayesi%CC%87/agatha-christie-ve-kayip-11-gunu/

Doğu Ekspresi’nde Cinayet kitabının incelemesini okumak için tıklayın.

Nil’de Ölüm kitabının incelemesini okumak için tıklayın.

Diğer yazar içeriklerini okumak için tıklayın.