1999 yılında İbiza’da yaşayan 24 yaşındaki Matt Haig, intiharın eşiğindeyken 20 yıl sonra kitapları milyonlarca satan bir yazar olacağını hayal bile edemezdi. 

Sema Adalar Utkueri

Matt Haig bir sabah İbiza’da, hayatını sonlandırmak için kendini uçurumun kenarında bulduğunda bir kırılma noktası yaşar. Kız arkadaşı Andrea (şimdiki eşi) ile Ada’yı terk ederek, Haig’in ailesinin yanında yaşamak üzere İngiltere’ye dönerler. Haig’e intihara eğilimli majör depresyon, ağır anksiyete ve ayrılık kaygısı bozukluğu teşhisi konur. 

Teşhis ilk konulduğunda bunların İbiza’daki yaşam şeklinden kaynaklandığını düşünse de lisedeyken gittiği gençlik kamplarında yaşadığı kaygının ya da üniversitede sunum yaparken yaşadığı aşırı heyecanın, kalp çarpıntılarının aslında hastalığının belirtileri olduğunu yıllar sonra öğrenir. Depresyon hastası pek çok kişi gibi o da yardıma ihtiyacı olduğunu çok geç anlamıştır. Yıllar sonra Yaşama Tutunmak İçin Nedenler kitabında içinde hissettiği baskıyı ve korkularını şöyle tanımlar; “Hangi aptal buna ‘Göğsümde yarasalar yaşıyor ve hayli yer kaplıyor’ yerine ‘depresyon’ demiş?” 

Tedaviye başlandığında ilaçlar işe yaramayınca ailesinin desteği ve kendi çabasıyla alkolü bırakır, okumaya, yazmaya ve egzersizlere başlar. Çok zor geçen bir yılın sonunda kendini biraz toparlayınca Andrea ile Leeds’e taşınırlar. Haig, diğer mental hastalıklarının yanı sıra agorafobisi de olduğu için üç yıl evden çıkamaz. Bu süreçte geçimini sağlamak için pazarlama üzerine bir iki kitap yazar. 

Kelimelerle hikâyeler insanın kendini yeniden bulması için yollar, haritalar sunar

Haig’in edebiyat dünyası ile tanışması 2004 yılında yayımlanan ilk kitabı The Last Family in England ile olur. Amerika’da The Labrador Pact adıyla basılan kitapHunter ailesi tarafından sahiplenilen Prince adlı labradorun boşanma, ergen çatışmaları, intihar teşebbüsleri ile boğuşan aile bireylerini koruma ve kurtarma çabasını anlatır. 

2006’da Hamlet’ten esinlendiği The Dead Fathers Club (Ölü Babalar Kulübü, Altın Kitaplar, 2008) yayımlanır. 2007’de basılan çocuk kitabı Shadow Forest ile Nestle Çocuk Kitabı Ödülü’ne layık görülür. 2008’de yayımlanan The Possession of Mr. Cave ve Samuel Blink and the Runaway Troll ile çocuk kitapları yazmaya devam eder. 

2010 yılında The Radleys yayımlandığında, Haig popüler edebiyatın vampir klişelerini farklı bir yere taşır ama yine de eleştirmenlerin hedefi olmaktan kurtulamaz. Kitabının başkahramanları Peter ve Helen Radley insanlardan biraz daha uzunca yaşasalar da ölümsüz değildir, geceleri kan içmek için ava çıkmazlar, küçük bir kasabada normal bir hayat sürerler. Ancak kan Radleyler için müptelası oldukları bir uyuşturucu gibidir. Bir bağımlı gibi yoksunluk çekerler, baskı altındadırlar ve bundan kurtulmak için kendileriyle mücadele ederler. Kitabın film hakları Meksikalı yönetmen Alfonso Cuarón tarafından satın alınır.


Sevmek ve var olmak hayatın anlamını keşfetmekten daha önemli  

Haig uzun süredir beklediği başarıyı 2013 yılında The Humans (İnsanlar, Domingo, 2022) ile yakalar. Bir söyleşisinde kitap hakkında şöyle der; “Nihayet kendime bir yazar olarak güvenmeyi öğrendim. Çok satanlar listesine girmedi ama yazdığım ilk ‘iyimser’ kitaptı.” 


“Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan sonra gelir.” 

(İnsanlar, Matt Haig)

Bilim kurgu, psikoloji, günce ve oluşum romanı türlerini bir araya getirerek yazdığı İnsanlar kitabında Haig insan olmanın anlamını, mutluluğa ulaşmayı ve sevgiyi kucaklamanın gücünü sorgular. Gündelik yaşam, duygular, konuştuğumuz dil ve alıştığımız için farkına bile varmadığımız detaylar yani insan yaşamının paradoksuna uyum sağlamakta güçlük çeken uzaylının şaşkınlığı gülümsetir.  

Bookbrowse.com’da yayımlanan bir söyleşisinde “Trajedi ile mizah sayesinde başa çıkabiliyoruz, dolayısıyla birini diğerinden ayıramayız. Hayat zaten başlı başına en büyük kara mizah değil mi?” der Haig. Yaşama Tutunmak için Nedenler’de de melankoliyi mizahla birleştirerek kendi deneyimlerinden ve mücadele yöntemlerinden yola çıkarak, depresyonu “düşüncelerde meydana gelen bir hastalık” olarak tanımlar ve severek, konuşarak, okuyarak, yavaşlayarak üstesinden gelmenin yollarına işaret eder. 

Haig, İnsanlar kitabının sonuna yazdığı notta, Bu hikâyeyi yazmak aklıma 2000 yılında, panik atakların pençesindeyken geldi. O sıralar insan hayatı, hikâyedeki isimsiz anlatıcıya ne kadar tuhaf geliyorsa bana da o kadar tuhaf geliyordu. Yoğun ama mantıksız bir korku hâlinde yaşıyor, kendi başıma hiçbir yere gidemiyordum,” der. 

Ve kelimeler, bazen, bizi özgür bırakır

Hem tekrarlayan mental hastalıkları ile mücadele ettiği hem de edebiyat dünyasında yerini sağlamlaştırmaya çalıştığı bu dönemde kitaplarının edebî olmadığı, ticari olduğu konusunda eleştiriler alır. Haig eleştirilere, edebî ve ticari roman ayrımlarına endişelenmek yerine başarının anahtarının kendisi için yazmak olduğunu keşfeder. İnsanlar kitabı ile kazandığı özgüven ve Canongate Yayınevi’nin de desteğiyle blog yazılarından derlediği Reasons to Stay Alive (Yaşama Tutunmak için Nedenler, Kollektif Kitap, 2015) kitabını çıkarır.  

Göremesek de tünelin sonunda ışık vardır

Haig depresyonun kendini gösterdiği zamanlarda gelecekle ilgili umudunu kaybettiğini oysa bu hastalığın “yalancı” olduğunu anlatır. Hastalığın ona hissettirdiklerinin aksine aslında geçmişte onu mutlu edecek pek çok güzellik yaşamıştır. Sevdiği kadınla evlenmiş, çocuklarının dünyaya geldiğini görmüş ve iyi bir yazar olmuştur. Aklını başına toplamasını, güzellikleri fark edebilmesini sağladığı için hastalığına minnettar olduğunu söyler.

Mental hastalık utanılacak bir şey değildir

cambridgeindependent.co.uk’da yaptığı bir söyleşide Yaşama Tutunmak için Nedenler’in 46 hafta boyunca çok satanlar listelerinin ilk on kitabından biri olmasına çok şaşırdığını samimi bir şekilde anlatır. Kitabın gördüğü yoğun ilgiyle beraber kendisi veya yakınları depresyonda olan, intihara meyilli binlerce kişi Haig’e ulaşmaya çalışır. Aynı söyleşide bu sorumluluğun ona çok ağır geldiğini ve bu ilgiyi korkutucu bulduğunu hatta kitabı yazmamış olmayı bile dilediğini ifade eder. Oysa yazarak kendini iyileştirme yolculuğu ona başka bir kapı aralayacak ve zaman içinde kendisiyle aynı hastalığı yaşayanların sesi olacaktır. Yazmaya devam ederken diğer yandan mental hastalıklarla mücadele edenlere kendi deneyimlerini ve iyileşme sürecini anlatmaya, onlara destek olmak için sosyal medyadaki gücünü etkin olarak kullanmaya başlar. Bir mesajında şöyle seslenir; “Mental hastalığı olan gençler ergen, kadınlar duygusal, erkekler ise ‘adam ol’ denilerek öteleniyor. Sizi utandıranları görmezden gelin. Hastalık utanılacak bir şey değildir.”

Gerçek bu hayatta basit ve şeffaf olan tek şeydir ama canınızı acıtabilir


Aynı yıl A Boy Called Christmas (Nikolas- Noel Adında Bir Çocuk, Orman Kitap, 2021) adlı çocuk kitabı da yayımlanır. 2021 yılında aynı adla filme de uyarlanan kitap, 11 yaşındaki Nikolas’ın kayıp babasını bulmak için gittiği Elfheim kasabasında yaşadıklarını anlatır. Seri 2016’da The Girl Who Saved Christmas ve 2017’de Father Christmas and Me ile devam eder. 

Hiç ummadığım birini ne zaman kitap okurken görsem uygarlığın biraz daha güvende olduğunu hissederim

2017 yılında yayımlanan How to Stop Time (Zamanı Durdurmanın Yolları, Domingo, 2018) kitabında, tuhaf bir hastalığı nedeniyle 400 yıldır hayatta olan Tom Hazard’ın yaşama nedenini sorgularken aşkı tekrar bulmasını anlatır. Haig, bu kitabıyla değişmeyen tek gerçeğin değişim olduğunu ve korkuların, farklılıkların üstesinden gelip cesaretle mutluluğu kabullenmeyi hatırlatır okurlarına. Kitap yazım aşamasındayken film hakları İngiliz aktör Benedict Cumberbatch’ın sahibi olduğu prodüksiyon şirketine satılır. 

Matt Haig, büyükler için yazdığı kitaplarda verdiği umut dolu mesajları, 2018’de The Truth Pixie (Doğruluk Perisi, YKY 2021ve 2019’da The Truth Pixie Goes to School (Doğruluk Perisi Okula Gidiyor, YKY 2022) kitapları ile iletir çocuklara. Pixie serisi ile onlara hayatta en korktukları şeylerin bile başlarına gelebileceğini ama gelecekte çok büyük mutlulukların da olduğunu anlatır. Bu dönemde şöyle söyler anne-babalara; “Çocuklara gelecekte her şeyin mükemmel olacağını söylemeyin çünkü hep mükemmeli beklemek çok zorlayıcı olabilir. Hayat kötü şeyler de getirecektir ama kötü şeyler sadece iyiliklerin daha çok parlamasını sağlar.”

Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?


2019 yılında Yaşama Tutunmak için Nedenler’in devamı niteliğinde, Notes on a Nervous Planet (Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, Domingo, 2022) kitabı yayımlanır. Bu kitabında ruh sağlığını kazanma savaşını bilinç akışı yöntemiyle kısa paragraflarla anlatır. Ruh sağlığı sorunlarının teknolojiyle bağlantısına dikkat çekerken sosyal medya kullanımının kendisini nasıl etkilediğini, internetin iletişim sorunlarına, yalnızlığa ve en önemlisi de depresyona ittiğini kendi hayatından örneklerle paylaşır.

Haig, az kelimeyle çok şey anlatabilen bir yazar olmanın ustalığıyla Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’da aktardığı duyguların derinliğini, paylaştığı bazı deneyimlerin hüznünü, gelecekle ilgili umutların filizlenmesinin mümkün olduğunu okura yansıtır. Gittikçe daha sahteleşen ve çıldıran dünyada sakin kalabilmek için tavsiyelerde bulunur.

Hayatı anlamak zorunda değilsin. Yaşaman yeterli.

gece-yarisi-kutuphanesi-matt-haig

2020 yılında yayımlanan Midnight Library (Gece Yarısı Kütüphanesi, Domingo, 2021) iki milyondan fazla satılarak dünya çapında ses getirir. 2020 Goodreads Yılın En İyi Romanı ödülünü kazanır, 32 dile çevrilir. Haig, Gece Yarısı Kütüphanesi’nde, çocukluğundan itibaren panik atak ve depresyonla boğuşan, intihara meyilli başkahraman Nora Seed’in kendini saatin sürekli 00.00 olduğu bir kütüphanede bulmasını ve gerçek yaşamında pişman olduğu seçimleri farklı olsaydı nasıl sonuçlanacağını görebileceği sayısız hayatı deneyimlemesini anlatır. Haig ustaca kurguladığı hikâye boyunca çoklu evrenler teorisi, kuantum dalga fonksiyonu, Shrödinger’in Kedisi deneyi, termodinamik ve entropi ilişkisi gibi modern fiziğin ağır konularını hikâyeye akıcı bir dille bağlamayı başarır. Yas psikolojisi, depresyon ve pişmanlık gibi konulara değinirken bunu çok yalın bir dille, her zamanki sakinliğiyle, okuru yormadan aktarır.

“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsaydın şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”

(Gece Yarısı Kütüphanesi, Matt Haig)

Matt Haig kitabıyla ilgili bir söyleşide, tüm pişmanlıkların bugün sizi siz yapan şeyler olduğunu ve bu nedenle geçmişe takılı kalmak, geçmişle boğulmak yerine bugünü iyileştirmek gerektiğini hatırlatır ve Gece Yarısı Kütüphanesi’nin bir “kendini kabullenme” kitabı olduğunu vurgular. 

Kitabın Bookinton incelemesini okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. 

Geçmişi değiştiremezsin, başkalarını da… Ancak hâlâ kendini değiştirme şansın var

2021 yılında pandemi günleri ile özdeşleşen yeni kitabı The Comfort Book yayınlanır. Haig yeni kitabını anlatırken bunun bir mental sağlık kitabı olmadığını, Covid nedeniyle evlere kapanılan ve kendini çok kaygılı hissettiği o günlerde, her şeye rağmen hayatta kalmak ve umudunu yitirmemek için kendine yazdığı aforizmalar ve kısa hikâyelerden oluştuğunu vurgular. Okuru özgür bırakan, sıralama olmaksızın okuyabileceği bir formda yazılan kitap sayfa boşlukları ve Haig’in yazmayı çok sevdiği listelerden oluşur. 

Matt Haig eşi ve iki çocuğu ile 2015 yılında taşındıkları Brighton’da yaşıyor. Kendi okul yıllarında hissettiği izolasyon ve yalnızlık duygusunu yaşamamaları için çocuklarının eğitimine evden devam etme kararı almışlar. Yaşamının ilk 40 yılında mücadele ettiği depresyonun tekrarlayabileceğini bildiği için daima tetikte, düzelmeyen kaygı bozukluğu ve kulak çınlaması hastalığına rağmen büyükler ve çocuklar için yazmaya, üretmeye ve mental hastalıkları olanları desteklemeye devam ediyor.

1999 yılında, İbiza’da, bir uçurumun kenarında ölüme bir adım mesafeden bakan genç adam ile bugün hastalığıyla mücadelesinde başarılı olmaya kararlı, umut aşılayan, sevgiye şükretmeyi bilen Haig arasında çok büyük fark var.

Kaynakça: 

Diğer Yazarlar kategorisi içerikleri için tıklayın.