Deneyimli Editör Derya Önder, Orhan Veli, Bütün Şiirleri kitabını Koridor Yayınları için hazırladı. Projeyi büyük bir tutkuyla hazırlayan Önder’le tüm şiir severlerin ilgisini çekecek bu muhteşem çalışma üzerine konuştuk. Önder, “Bütün Şiirleri’nin hikâyesi, öznesi değişse de bütün şairlerin hikâyesidir…” diyor. 

Ezgi Hotalak

Seveni de sevmeyeni de çoktu; yaşarken olumsuz eleştirilerin de hedefi olmuş, bunlara kendi bildiği dilden cevap vermişti: 

“Ölünce biz de iyi adam oluruz…” 

Orhan Veli’nin ölümünün üzerinden 71 yıl geçti. Şimdi herkesin gönlünde tartışmasız bir yüceliğe sahip. Usta şairin “Bütün Şiirleri” Koridor Yayınları’ndan çıktı. Bu kapsamlı çalışmayı hazırlayan Derya Önder ile kitap üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Türk şiirinin en özgün ismi Orhan Veli’nin geçtiğimiz sene ölümünün 70. yılıydı ve telif hakkı ortadan kalktı. Yayınevleri de tek tek Orhan Veli kitapları hazırlamaya başladı. Siz de Koridor Yayınları’nda şairin Bütün Şiirleri’ni derlediniz… Sizin çalışmanızı diğerlerinden ayıran nedir?

Bunun tam takdirini henüz yapamayız. Ayırt ediliyor mu, edilecek mi zamanla ortaya çıkacaktır. Ama hızla birkaç şeyi hemen söyleyebilirim. Telif haklarının kalktığı Ocak 2021’de ve takip eden ilk birkaç ayda, birçok “Bütün Şiirleri” kitabı gördük. Sadece bir iki tanesi birkaç açıdan özgünlük taşıyordu. Bedri Rahmi’nin desenlerinin bulunması ya da karşılaştırmalı olması gibi. Bunun dışında bir yayınevinin sadece şiirleri yan yana koyup basmasının, yayınevine Orhan Veli’nin getirisi oldukça büyük “ticari pastası”ndan pay kazandırmaktan başka getirisi olacağını sanmıyorum. Okurun da benzerler arasında “en ucuz olana yönelmesi bu durumda normal karşılanabilir.

Koridor Yayıncılık’la böyle bir kitabı neden hazırlayacağımız konusunda bütünüyle anlaştığımız için hiç acelemiz olmadı. Hatta o “furya”nın dışında kalma gayretimiz olduğunu da söyleyebilirim.

Orhan Veli’nin şiirlerini okumak isteyen bir okur, bu kitapta sadece bütün şiirlerini bulmakla kalmayacak. Aynı zamanda 70 yıllık bir öyküye de tanık olacak.

Orhan Veli’nin Garip için yazdığı metinler de müdahalesiz bir şekilde kitapta yer alıyor. Kitabın sonunda yer alan bine yakın dipnot, ilgili okurlar ve araştırmacılar için çok önemli detaylar sunuyor. Kaan Bağcı’nın çizimleri bizim Orhan Veli’ye saygı duruşumuz olarak görülmeli. Son olarak mizanpajına gösterilen büyük özenle, aynı zamanda örnek bir şiir kitabı sunulduğunu da düşünüyorum. 

Elbette kusursuz kitap yoktur ama bu kitapta, her aşamada, ortalamanın oldukça üstünde bir özen ve gayret gösterildi. Ayrıca yazdığım metin, bugünden bakması açısından, sadece diğer “Bütün Şiirleri” kitapları arasında değil, Orhan Veli literatürü açısından da bir “ilk metin” niteliğinde. Bu öykü bile tek başına kitabı benzerlerinden ayırmaya fazlasıyla yeterli olabilir. Kitabın bez cilt olması, özenli baskısı ise yayınevinin meziyetidir ki böylece içerikle biçim birbiriyle örtüşmüş oldu.

Bir editör olarak daha önce farklı alanlarda çalıştınız, yıllar sonra gelen bu çalışma nasıl hissettirdi? Edebiyatı ve şiiri bir proje olarak ele almak…

Çok severek, çok isteyerek ve çok yorularak çalıştığım bir kitap oldu. Yaptığım araştırma benim için de tamamen yeniydi. Bu yüzden de hiçbir anından heyecan, merak ve bulduklarım, okuduklarım karşısında hayret eksik olmadı. Aynı zamanda düşündürücüydü de. Çünkü “Bütün Şiirleri”nin hikâyesi, öznesi değişse de bütün şairlerin hikâyesidir. Zaman zaman Orhan Veli yaşasaydı bu tablo karşısında ne söylerdi diye de düşünüyorum. Bu tür çalışmaların “seri üretim” çalışmaları olmadığına, mutlaka kendi iklimini, yöntemini, biçimini belirlediğini de bizzat görmüş oldum. Umarım benzer başka çalışmalar için de yol açıcı olur.

Şiir, öyle sayfaya gelişigüzel konulacak bir metin parçası olarak görülmemeli. Şiirlerin nasıl, nerelerden bölüneceği, sayfanın şiire ve şiiri okuyana nefes aldırıp aldırmadığı, aynı zamanda belli bir estetik kaygının güdülüp güdülmediği de “şiire dâhil”.

Kitapta Garip’ten Destan Gibi’ye kadar şairin bütün kitapları ve dergilerde çıkan şiirleri kısım kısım yer alıyor… Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Araştırma esnasında herhangi bir zorluk yaşadınız mı? Kaynak sıkıntısı oldu mu?

İlk aylar tamamen kitaplara, farklı baskılara, şiirlerin yayımlandığı dergilere ulaşmakla geçti. Yayınevinin de bu süreçte yardımı oldu. Yanı sıra Orhan Veli literatüründe “Bütün Şiirleri”nin ne düzeyde ve ne şekilde yer aldığına dair sıkı bir tarama yaptım. Orhan Veli’nin hayatta olduğu dönemi içine alan bütün Varlık dergilerini taradım. Aynı şekilde Yaprak’ı da öyle. Pandeminin en yoğun dönemleriydi ama Atatürk Kitaplığı ve Milli Kütüphane’den yararlanmanın dışında, çevrim içi kaynaklar da bana geniş bir imkân sundu. Zaten evde de çok geniş bir kütüphane mevcuttu. Gözümle göremediğim bir iki münferit dergi dışında hepsi elimdeydi (Bu dergilerin adlarını ve bu durumda neyi kaynak olarak aldığımı da kitapta belirttim). Ben de zaten her şiir için şiirlerin ilk yayımlandıkları hâllerini dikkate aldım. Farklılıkları da dipnotlarla belirttim. Bu süreçte şiirleri karşılaştırırken, başka yayınevlerinin yayımladığı dört-beş “Bütün Şiirleri” kitabını da dize dize ilk şiirlerle karşılaştırdım. Böylece nelerin eksik olduğunu ya da göz ardı edildiğini de görmüş oldum ama bu bilgiler kitapta yer almıyor.

Bir şairin bütün çalışmalarını araştırıp ortaya koymak bir nevi tüm hayatını ele almak demek… Çalışmanızı tamamlamanız ne kadar sürdü?

Bir anlamda, evet. Ama Orhan Veli farklı türlerde de eser vermiş ve hakkında çok geniş bir literatürün bulunduğu bir şair. Eğer çalışma alanımı “Bütün Şiirleri” ekseniyle sınırlamasaydım, bu altından uzun yıllar kalkılamayacak bir çalışma olurdu. Dikkat ederseniz, belki çok kısa değiniler dışında bu kitapta “Orhan Veli Şiiri Üzerine” bir şey bulamazsınız. “Orhan Veli Şiiri”ni bulabilirsiniz. İlk taslaklarda böyle alt başlıklar açtıysam ve hatta buna yönelik geniş bir tarama yapıp notlar aldıysam da bu yönde “kazı yaptıkça”, “Bütün Şiirleri” sürecinin zaten başlı başına bir mesele olduğunu görüp hepsinden vazgeçtim. Buna rağmen ortaya beklediğimden çok daha uzun bir metin ve hacimli bir kitap çıktı. Yayınevi öncesi çalışma sürecim bir yıla yakın sürdü.

Kitapta Yaşar Nabi Nayır, Asım Bezirci ve Mehmet Fuat’ın derlemeleriyle aslında bir yayın öyküsü sunuluyor… Siz kendi derlemenizde kitabı oluştururken nasıl bir yol izlediniz?

Evet, benim kitaba sunabileceğim en büyük katkı da ancak bu olabilirdi. Ama şunu hemen belirtmem lazım, bu bir derleme değil, ben de derleyen değilim. Daha doğrusu “derleme” dememeliyiz çünkü bu şiirler zaten ortadaydı, biliniyordu, erişilebilirdi ama kitaptaki metinde de belirttiğim gibi, yaklaşım farklılıkları vardı. Orhan Veli’nin ölümünden sonra yayımlanan ve dağınık hâldeki şiirleri ya da yayımlanmamış şiirleri bir araya getirdiği, yani bir düzeyde “derlediği” için Yaşar Nabi Nayır’ın çalışmasına “derleme” diyebiliriz ki Varlık Yayınları’nın, benim de kendi içlerinde karşılaştırdığım, ilk 5 baskısı tam anlamıyla bu derleme sürecine dâhil görünür. Sonraki baskılar artık tekrar gibidir.

Kitapta bu detaylar var. Yazdığım yazıda da bunun altını çizmiştim, şairinden bağımsız, sonradan yapılan şiir, dönem kategorizasyonu bana sorunlu görünüyor. Yahut ilk şiirlerin acemilikle mühürlenip sona bırakılması konusu da öyle. O yollardan geçmeseydi, Orhan Veli (bu tüm şairler için geçerli) varacağı yerlere varamazdı. Kronolojinin yararı, sizi şairin yolunda yürümeye davet etmesidir.

Dikkatli bir şiir okuru zaten şairin ilk şiirlerinden başlayıp o güzergâhta yol alırken nelerin değiştiğini görebilir, sezebilir. Böyle olmayan okurlar için de bu yol şair hakkında bütünlüklü bir tablo ortaya koyar. Oysa benim açımdan daha bu bölümlemeler, adlandırmalarla ilgili bile birçok “Bütün Şiirleri” kitabında bir kaos söz konusuydu. Başından başlayabileceğiniz bir şey yoktur. Hatta bazılarında kısa bir önsöz/giriş/sunuş vs. bile yer almaz, neyin neden öyle olduğuna dair.

Böyle kapsamlı bir çalışmayı ortaya çıkarmak büyük meşakkat istiyor olsa gerek, bu süreçte editoryal anlamda bir destek aldınız mı?  

Meşakkatten de önce arzu ve zaman istiyordu aslında. Genelde çok yoğun çalışan bir editör olsam da bu kitaba, olabildiğince geniş zaman (gece/gündüz) ayırdım. Çünkü böyle bir çalışma bir kez yapılabilirdi ve ben de bütün gücümü buna yönlendirdim. Kitap ortaya çıkana dek, bir iki arkadaşımla zaman zaman fikir alışverişi yapmak dışında, tamamen yalnız çalıştım. Ama yayınevi sürecinde kitabın editörü Büşra Oktay’ın ve mizanpaj aşamasında grafiker Tuğçe Ekmekçi’nin olağan dışı gayretiyle birlikte çalıştık. 

Kitap, kapağındaki illüstrasyonla dikkat çekiyor ve içinde de çizimler var. Buna nasıl karar verdiniz? Neden Kaan Bağcı? Ve çizim sürecinde sizin de fikir bağlamında katkılarınız oldu mu?

Orhan Veli, şiir kitaplarının basımıyla her aşamasında bizzat ilgilenen şairlerden biriydi. Her ne kadar Garip ön sözlerinde her sanatın kendi sınırlarında kalması gerektiğini belirtse de kitaplarında desen kullanmış, buna da önem vermiştir. Telif sorunu nedeniyle kendi kitaplarındaki çizimleri kullanmak mümkün olmayacaktı ve zaten bir yayınevi de bunu yapmıştı. Kaan Bağcı, Büşra Hanım’ın önerisiydi. Çizimlerini görüp beğenmişti, görünce ben de beğendim. Kitabın hacmini de hesaba katarak, 15 şiir için bunu yapmakta karar kıldık. Şiirleri biz seçtik. Gerisi Kaan Bey’in işiydi, tamamen özgür çalıştı ve öyle de olması gerekirdi. Hiçbir çizimde revizyona gidilmedi.

Peki son soru biraz özel olsun… Sizi en çok etkileyen şiir hangisi oldu? 

Orhan Veli seveni de sevmeyeni de çok bir şairdi. Hayatıyla ve yaşarken dört bir yandan aldığı olumsuz ve sert tepkilerle birlikte düşününce, “Ölünce biz de iyi adam oluruz” dizesinin yer aldığı “Ölüme Yakın” şiiri benim için ayrı bir yer tutar.

Diğer Editörden röportajlarını okumak için tıklayın.