Siz de yatağa yattığınızda “Bugün nasıl geçti hiç anlamadım,“ diye düşünüyor musunuz? Aklınızdan “çocukların ne ara bu kadar büyüdüğü” geçiyor mu? Önceliklerinizin ne olduğunu, zamanınızı ne için harcadığınızı sorgulamaya başladınız mı? O hâlde Michael Ende’nin Pegasus Yayınlarından çıkan Momo kitabı tam size göre çünkü Momo, zaman hırsızlarının ve çalınan zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü. Aynı zamanda hayatın koşturmacasına dalıp giden biz yetişkinlere; zamanın, dinlemenin, önceliklerimizin önemini hatırlatıyor. 

Aycan Acar Şahin / acaraycan@gmail.com

Michael Ende’nin Momo romanı, tıpkı George Orwell’ın Hayvan Çiftliği romanı gibi 7’den 70’e hitap ediyor ancak her bireyde bıraktığı etki tartışmasız çok farklı. Masalsı yapısı ve akıcı dili sayesinde, küçük bir çocuğa keyif verirken; felsefi yanı ile yetişkinlere zamanın önemini, zamanı ne için harcadığını sorgulatıyor. Ayrıca “yardımseverlik”, “gerçekten dinleme” gibi unuttuğumuz değerleri bize hatırlatıyor.

Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kız. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yok. Zaten bir aile ile yaşamak ya da daha fazlasına sahip olmak gibi bir niyeti de yok ancak Momo, bol zamanı olan muhteşem bir dinleyici. Başka bir deyişle; Momo, zamanını arkadaşlarını dinlemek için harcamayı tercih ediyor.

Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkıyor. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalmaya başlıyorlar. Günümüzün sosyal medyası, televizyon programları gibi. Kitapta onları durdurabilecek tek kişiyse Momo. Günümüzde de bunu yapabilecek tek kişi biziz, ki pandemide bunu çok iyi anlamıştık. 

Momo, hikâyesiyle bize ilham veriyor.

Hayat uzun bir yol, arada başını kaldır, nefes al ve tekrar devam et.

Momo ile çöpçü arkadaşı ihtiyar Beppo arasındaki bir diyalog, yine çok tanıdık ancak zaman içinde unuttuğumuz bir şeyi bize hatırlatıyor: “Bazen önüne upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor. (…) O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor. (…) İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı.

“Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.”

Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır, ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki, bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.

Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ile gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına duruyor. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir? Bu sorunun cevabını öğrenmek ve bu heyecanlı yolculuğa tanık olmak için kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.

Michael Ende kimdir?

Michael Ende, 1929 yılında Almanya’da dünyaya geldi. Sürrealist ressam bir baba ile fizyoterapist bir annenin tek çocuğuydu. Altı yaşındayken ailesiyle birlikte Münih’in kuzeyindeki sanat bölgesi Schwabing’e taşındı. İçinde büyüdüğü bu edebî ve sanatsal açıdan zengin ortam daha sonra yazılarını etkilemiştir.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra bir drama okuluna katıldı, aktörlük yaptı, skeçler ve kısa oyunlar yazdı, tiyatro yönetmenliği ve film eleştirmenliği yaptı. Çocuk ve gençlik kitaplarının yanı sıra yetişkin kitapları, tiyatro eserleri ve şiir kitapları da yazan Ende’nin ilk büyük başarısı, çocuklar için yazdığı Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas’tır. 1973 yılında yazdığı Momo ise büyük ses getirdi. 1979 tarihli fantastik romanı Bitmeyecek Öykü’yle de dünya üzerinde milyonlarca insanı büyüledi. Kırktan fazla dile çevrilen Ende’nin eserleri uluslararası alanda pek çok prestijli ödüle layık görülmüştür.

Künye:
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Özgün Adı: Momo
Çevirmen: Leman Çalışkan
Editör: Işıl Şahin
Tür: Roman, Fantastik Kurgu
Sayfa Sayısı:303

Diğer okurdan içeriklerini okumak için tıklayın.