28 Ekim-6 Kasım tarihleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğindeki İzmir Kitap Fuarı’nı (İZKİTAP), “önce okur, sonra editör” olarak dolaştım ve fuarda en çok hangi kitapların satıldığını öğrenmeye çalıştım. On günde 800’ü aşkın imza etkinliği, 80’e yakın söyleşinin gerçekleştiği fuardan genel olarak hem yayınevleri hem de okurlar memnun görünüyordu. 

Sanem Güven 

İzmirliler Ne Okuyor?

İzmir Kitap Fuarı’nda dolaştığım yayınevleri aşağı yukarı aynı şeyi söylüyordu: “Fuar ilk kez Gaziemir’de yapıldığı için önce biraz endişelendik ama İzmirlilerin kitap sevgisi baskın çıktı, İzmirliler bizi üzmedi.” 

Geçtiğimiz yıllarda şehrin merkezinde, Alsancak’taki Kültürpark’ta yapılan kitap fuarının yeni yeri konusunda okurlar fuar öncesinde sosyal medyada epey serzenişte bulundular, “Eskiden öğlen aralarında, iş çıkışında uğruyorduk, her gün gidiyorduk; şimdi arabası olmayanlar oralara nasıl gidecek? diye yakındılar. Hatta bu sebeple fuarı protesto edip ziyaret etmeyenler bile oldu. Yine de hem programın zenginliği, hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in açılış günü fuara gelerek konuşma yapması, ayrıca okulların da yoğun biçimde katılım göstermesi sonucunda, açıklanan bilgiye göre ziyaretçi sayısı 375 bin 620’yi buldu.

29 Ekim, 4 ve 5 Kasım günleri fuar alanındaydım. Önce, 70’lerde çocuk olanların can dostu “Arkadaş Kitaplar” serisini basan Cem Yayınevine uğradım ancak bu sefer çocuk kitabına rastlamadım. Maliyetler çok arttığından çocuk kitaplarının basımını gelecek planları arasına ertelemişler. Fuar boyunca en çok satılan kitabı sordum, Dinle Küçük Adam (Wilhelm Reich) olduğunu söylediler. Cem Yayınevi, Kamuran Şimal çevirisi olan Kafka kitaplarının yeteri kadar satmamasından şikâyetçi. Ayrıca korku kitapları serisine de ilgi bekliyorlar. 

Bilim kurgu, fantastik ve korku türlerini sevenlerin uğradığı İthaki YayınlarıMadeline Miller’ın Ben Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı kitaplarının uzun süredir çok sattığını, şimdilerde ise Japon klasiklerinin ilk sıralarda yer aldığını belirtti. Ben de bir Japon korku klasiği almadan geçemedim. Japonya’yı gidip gördüğüm için de olacak, çok ilgimi çekiyor. Japonya’yı merak edenler buraya tıklayarak daha önce Bookinton için yazdığım Japon Ne Yapmış? kitabının inceleme yazısını okuyabilirler.  

Gençler Ne Okuyor? 

Fuarda her yaştan okur olunca “Gençler ne okuyor?” diye merak etmemek elde değil. Bildiğim kadarıyla ilk sıralarda mangalar yer alıyordu. Hemen manga dolu bir standa yaklaştım. Japon mangaları yanında Kore mangalarının da yükselişte olduğunu öğrendim.  Hele dizisi olanlar çok revaçta imiş. Standda hem editör, hem de çevirmen olduğunu öğrendiğim Cenk Könül’e, “Gençler keşke bunu da okusa” diye önerebileceğiniz bir kitap var mı diye sorunca, Marmara Çizgi’den çıkan Don Kişot kitabını koydu önüme. “Biraz değişik bir Don Kişottur ama çok eğlencelidir,” dedi. Bir de yine aynı yayınevinden çıkan polisiye Berlin serisi varmış: Berlin (Taş Şehir) ve Berlin (Duman Şehir). 

Peki Z kuşağı, X kuşağının okuduklarını okuyor muydu? Önce Nesin Yayınevi’nin standına uğradım. Çocukluğumun favorilerinden Şimdiki Çocuklar Harika başta olmak üzere, Aziz Nesin kitaplarının her zaman sattığını öğrenip mutlu oldum. Başlamışken Umag’daki (Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı) Tezcan Durna’ya da aynı soruyu yönelttim: “Gençler Uğur Mumcu okuyor mu?” “Okuyor valla” dedi. Meğer 16-17 yaşlarında birkaç genç gelip “Ben ilk kez Uğur Mumcu okuyacağım, ne önerirsiniz?” diye sormuşlar. Tezcan Durna, Uğur Mumcu kitapları yanında yeni çıkardıkları kitaplara da ilgi beklediğini söyledi. Özellikle güncelliği nedeniyle Gazetecilik Neden Önemli? (Michael Schudson) ve Aşkın Halleri-Aşk Üzerine Disiplinlerarası Bir İnceleme (Derleyenler: Tezcan Durna-Nehir Durna) kitaplarına dikkat çekti. 

Umut Sarıkaya’nın İmza Sırasında İki Saat

“Gençler ne okuyor?” sorusu çok daha kapsamlı bir araştırmayı gerektiriyor elbet, ancak gençlerin Komik Şeyler Yayıncılık’ın standına sık uğradıklarını görmüştüm. Benim de almayı çok istediğim bir kitap vardı orada; Dünya Klasikleri. Umut Sarıkaya, çok sevdiğim mizah anlayışı ve sıra dışı çizgileriyle Dünya Klasikleri’nin çizgi roman uyarlamasını yapmış. Bunların bir kısmı daha önce Naber dergide yayımlanmıştı, zaten ben de oradan biliyordum. Puşkin’in bir düello sonucunda hayata veda edişini o kadar etkileyici anlatmıştı ki Puşkin’i daha yakından tanıma, tüm eserlerini okuma isteği yaratmıştı bende. 

Dünya Klasikleri’ni satın alırken, “imza etkinliğine katılmak istiyorsam en az bir saat önceden sıraya girmem, aksi takdirde çok bekleyeceğim” konusunda uyarıldım. Umut Sarıkaya, on yıldan sonra imza günü yapmaya, okurlarıyla buluşmaya karar vermiş bu yıl. Dolayısıyla kendisine inanılmaz bir ilgi varmış. Ben de imza sırasında yerimi aldım tabii. Sonuçta içimden “ha gayret” diye diye tanışabilmek için iki saatten fazla sırada bekledim. Umut Sarıkaya, imzaya gelen okurlarının kendisine uzattığı kitaba birşeyler çizerken, yanına oturtup sorular soruyor, her biriyle ayrı ayrı sohbet ediyor ve isteyenle birlikte fotoğraf çektiriyordu. Ben ayrılırken, imzanın kapanış saatine kadar devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyordu çünkü sıra neredeyse hiç kısalmamıştı. 

Atatürk’ün Yazdığı Kitaplar ve Atatürk Kitapları

Fuara giderken alacağım kitaplar listesinde bir yazım kılavuzu da vardı. Türk Dil Kurumu standına uğrayıp da yazım kılavuzunun baskısının bittiği ve yeni basımının henüz yapılmadığını öğrenince diğer kitaplara baktım. “Atatürk Şiirleri” ve “Atatürk’ten Yirmi Anı” kitaplarının çok sattığını öğrendim. Atatürk’ün yazdığı “Geometri” kitabı da, uygun fiyatının da etkisiyle büyük ilgi görüyordu. Atatürk’ün yazdığı diğer kitapları Sema Adalar Utkueri harika bir arşiv çalışması ile Bookinton için derledi. Buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.  

İzmir Fuarı Boyunca Yayınevlerinin Çok Satanları

Tüm yayınevlerini dolaşmak standların yoğunluğu ve sürenin kısıtlı olması nedeniyle ne yazık ki mümkün olmadı. Alfa Yayın Grubu; Sinan Akyüz, İskender Pala, Ayşe Kulin, Mümin Sekman, Kemal Sayar ve Buket Uzuner’in çok sattıklarını söylerken; Tübitak,aslında tüm kitaplarının iyi sattığını ancak illaki isim vermek gerekirse,  Aziz Sancar’ın kitapları ile Geceleri Gökyüzü kitabının öne çıktığını iletti. Türkiye İş Bankası Yayınları, en çok Suç ve Ceza (Dostoyevski) ve Stefan Zweig  kitaplarının sattığını, gençlerin Jack London ve feminist yazar Salome’yi de satın almalarını dilediklerini ifade etti. Sel Yayıncılık ve Dipnot Yayınları ise, Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Feminizm ve Kadın Hareketi üzerine basılan kitapların çok tercih edildiğini, bu tür kitapları daha çok kadınların satın aldığını vurguladı. Sevindim. İran’da kadınların direnişi devam ederken, tüm dünyada kadınların mücadelesinin fark yaratmaya başladığını artık herkes görüyor diye düşünüyorum. İran’da kadın olmanın nasıl bir şey olduğunu orada yaşamış bir Türk kadınından okumak isterseniz buraya tıklayarak Şu Dağın Ardı İran kitabının yazarı Meltem Vural’ın Bookinton’da yayımlanan röportajını inceleyebilirsiniz. 

Korsan Kitap Nasıl Anlaşılır ? 

Dolu dolu geçen İzmir Kitap Fuarı’nın son hafta sonunda cumartesi akşam üzeri ben çıkışa doğru ilerlerken, içeriye giren insanların sayısı çıkanlardan çok daha fazlaydı. Kapının hemen yanında “Farkı daha iyi anlamak için korsan kitapları burada inceleyebilirsiniz” yazısını görünce durdum. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Şube Müdürlüğünün de bir standı vardı fuarda. Görevli emniyet mensubu ile kısa bir sohbetten sonra, kitabın arkasındaki bandrolün cep telefonuna indirilen bir uygulama ile sorgulanabileceğini öğrendim. Bandrol gerçekse, kitapla ilgili tüm bilgiler ekranda beliriyormuş. Korsan kitaplarda azalma olup olmadığını sorduğumda, söz dönüp dolaşıp yine kâğıt maliyetlerine geldi. O sırada, bandrole bakarak korsan kitabın nasıl anlaşılacağını merak eden iki kişi standa yaklaştı, ben de iyi akşamlar dileyerek fuardan ayrıldım.

Özetlemek gerekirse, ne kadar dolaştıysam da çok azına tanık olabilmiştim. Kim bilir ne çok şey kaçırmıştım ama gördüklerim ve aldığım kitaplarla mutluydum. Sadece kitaplar arasında dolaşmak, imza sıralarında birbirleriyle ve yazarla sohbet eden insanları görmek bile iyi gelmişti. Bir de beni meraklandıran çok uzun genç okur kuyrukları vardı. Bu kuyruklar kendisi de gencecik yazarların imza etkinliğine çıkıyordu. Sıra kendisine geldiğinde ağlamaya başlayan bir hayranına sarılan yazar ve hayranı o gençle de konuşmayı isterdim ama konuşabilseydim bile, bu başka bir yazının konusu olurdu.

Diğer özel haberleri okumak için tıklayın.