Sohbet botu ChatGPT’nin yeni sürümü, bugünlerin en çok tartışılan konularından biri. New York Times, Google’ın bile kendisine rakip olarak görmeye başladığı ChatGPT için kırmızı kod yayımladığını yazdı. Peki yazarlığa soyunan ChatGPT ve çizimleriyle büyük tartışma yaratan Dall-E yazarları, editörleri, çizerleri nasıl etkileyecek?

Yasemin Kaya

ChatGPT’nin yeni sürümüne bir komut giriyorsunuz ve sıfırdan size iş planları hazırlıyor, öğrencilerin ödevlerini yapıyor, şiir, hikâye, hatta senaryo yazıyor. Sohbet botu bu yetenekleriyle fazlasıyla heyecan yarattı. Öte yandan içerik üretenlerinin aklını kurcalayan pek çok soru işareti doğdu. Acaba ChatGPT yazarların yerini alabilir mi? Bir hayalet yazar olarak kullanılabilir mi? İçerik üretmede insan zekâsı ve yaratıcılığına rakip olabilir mi? 

ChatGPT aranan bilgileri standart arama motorlarındaki gibi uzun mavi bağlantı listeleri yerine kısa cümleler hâlinde sunuyor. Sorulan soruları anlaşılabilir şekilde yanıtlıyor. Bu derlemeleri internette yer alan kitaplar, makaleler, Wikipedia sayfaları ve milyonlarca web sitesinden derlediği bilgileri bir araya getirerek size sunuyor. 

Bununla birlikte çizimleriyle epey tartışma yaratan Dall-E, yayıncılık sektöründeki maliyetleri düşürebilir mi diye düşününler de var. Sektör profesyonelleri, “Acaba kitapların kapaklarını, içindeki çizimleri Dall-E’ye yaptırıp giderleri azaltabilir miyiz?” sorusuna yanıt arıyor. Dall-E ile yapılan çizimlerin telifinin kime ait olacağı ise ayrı bir tartışma konusu. 

ChatGPT ve Dall-E yayıncılık dünyasını nasıl etkileyebilir? Hadi bunu masaya yatıralım.  

Doğal dil işleme teknolojisi yaşamımızı nasıl değiştirdi? 

Önce yapay zekânın kullanıldığı önemli bir alan hâline gelen doğal dil işleme teknolojileriyle başlayalım. Doğal dil işleme teknolojisine basitçe insanların konuştukları dilin bilgisayara öğretilmesi, yani konuştuğumuz dili bilgisayarın anlaması diyebiliriz. 

Bu teknolojiler sayesinde bilgisayarlar diller arası çeviri yapabiliyor (Google Translate gibi), sesleri tanıyabiliyor (Hey Siri 😊), yazıların yazıldığı dilin imla kurallarına uygunluğunu ve sözcüklerin yazılışını denetleyebiliyor (Word’ün yazım denetimi gibi). Ayrıca metinlerden özet çıkarabiliyor, aranan bilgileri bulabiliyor, soruları cevaplayabiliyor, e-postalarınıza cevap yazabiliyor, metinlerin çeşitli kriterlere göre sınıflandırmasını yapabiliyor. Daha dün TOEF’ın konuşma ve yazma bölümlerini puanlamakta yapay zekâdan yararlanıldığını öğrendim. Tüm bu işler geçmişte insanlar tarafından yapılıyordu. Bugün bu işleri yapan bilgisayarları rakip mi yoksa yardımcı olarak mı görmeliyiz?  

Bir örnek vereyim: 176 yıllık haber servisi Associated Press (AP) 2013 yılında şirketlerin üç ayda bir açıkladıkları kazançlarına ilişkin haberlere yoğun ilgi olmasına rağmen halka açık 5.300 şirkete ait kazanç haberlerinden yalnızca %6’sını yazabildi çünkü sadece 65 ekonomi muhabiri vardı. Pek çok küçük şirketin kazanç haberleri gazetede kendisine yer bulamadı. AP yaşadığı bu sorunu çözmek için şirketlerin kısa kazanç haberlerini otomatik olarak yazabilen yazılım geliştirebilecek bir yapay zekâ firmasıyla çalışmaya başladı. 

Böylece finansal bilgi sağlayıcısından alınan dijital veri akışı yapay zekâ yazılımı kullanılarak habere dönüştürüldü. 2015 yılına kadar, AP’nin yapay zekâ sistemi üç ayda bir açıklanan şirket kazançları için 3.700 kazanç öyküsü yazdı ki bu ekonomi muhabirlerinin yazdığının 12 katıydı. Bu süreçte hiçbir AP ekonomi muhabiri işini kaybetmedi. Aslında yapay zekâ kullanımı, ekonomi haberleri yazımı konusunda derinlemesine hikâyeler yazmak için muhabirlere serbest zaman yarattı. Yapay zekânın yaratıcı olmayan ofis işi alanlarda kullanılması yaratıcı beyinler için yeni alanlar açabildi. Internet haberciliği yapıp daha çok tıklanma alabilmek için sürekli yeni içerik üretmek durumunda olan sayfaların yapay zekâ teknolojilerinden daha çok yararlanmaya başlayacaklarını da düşünebiliriz.

Chatbotlar (sohbot) ve sözü yazıya dönüştüren programlar

Yapay zekâ alanındaki gelişmeler ve akıllı telefonlarla birlikte mesajlaşma kültürünün artması chatbot (Cem Say’ın nefis tanımlamasıyla sohbot) olarak adlandırılan iletişim araçlarını yaygınlaştırdı. Hizmet sektöründe çalışan şirketler, bankalar, e-ticaret firmaları müşterileriyle yazıyla iletişim kurmak için bu aracı kullanmaya başladı. Ben de son zamanlarda müşteri temsilcisine bağlanmak yerine sohbotları kullanmaya başladım ve şu ana kadar izlenimlerim olumlu.

Sözlü metinleri yazıya dönüştüren programlar da artık akıllı telefonlarımıza kadar girdi. Yakında deşifre işlerinde daha çok yapay zekâ kullanacağız. Yapay zekâ programlarının yaptığı diller arası çeviriler de özellikle yaygın kullanılan diller söz konusu olduğunda oldukça başarılı. Hatta artık gelen eleştirileri dikkate alarak cinsiyet bilgisi içermeyen çevirileri yaparken eril ve dişil çeviriler yapıyor. Yani artık doktorlar sadece erkek, hemşireler sadece kadın değil. 

…ve ChatGPT hayatımıza hızlı bir giriş yaptı

Geçtiğimiz günlerde Open AI şirketi tarafından ChatGPT (Generative Pre-Trained Transformer) adlı bir yapay zekâ sohbet programının yeni sürümünün ön izlemesinin açılması bu teknolojileri yepyeni bir aşamaya taşıdı.

ChatGPT kullanıcı tarafından sorulan sorulara büyük internet metin önbelleklerinden (son veri tarihi şimdilik 2021 yıl sonu) oluşturduğu yanıtlarla cevap veriyor. Verdiği bazı yanıtlar komik, bazıları yanlış olsa da kendi içerisinde son derece tutarlı yanıtlar veriyor.

Bilgisayar dünyasında bu programın 1990’ların sonlarında Google’ın kullanılmaya başlanmasından beri en önemli yenilik olarak değerlendiren bir kitle şimdiden oluştu. Üstelik Google gibi sadece yazdığınız şeyle ilgili linkleri sıralamanın ötesinde bu sohbet programı hemen her konudaki sorularınızı yanıtlıyor, kolayca iyi hazırlanmış e-postalar oluşturuyor, akademik bir makale, edebî bir metin veya bir bilgisayar kodu yazabiliyor, yazdığınız yazıları düzeltiyor ve çeviri yapabiliyor. 

ChatGPT’nin metin yazma özelliği 

Program sizin yönlendireceğiniz şekilde metin yazma özelliğine sahip. Ondan bir şiir, bir senaryo, kısa bir öykü hatta bir roman yazmasını isteyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken yazının içeriği konusunda programı yönlendirmeniz. İstediklerinizin detayına, iyi tanımlanmasına bağlı olarak ChatGPT size şaşırtıcı metinler üretebiliyor. 

Aslında yapay zekânın istenen konuda yazma özelliği programın ilk çıktığı 2020 versiyonundan (GPT-3) beri kullanılıyor ve çeşitli insanlar tarafından test ediliyor. Örneğin 2020’de Guardian gazetesi programa kendisi hakkında sıfırdan bir makale yazdırdı. Programdan makalenin 500 kelime basit ve öz olması istendi. Editörün yazdığı önerilere bağlı olarak programın yazdığı 8 versiyon da gazetede basılabilir nitelikte bulundu. Programın yazdığı yazıyı inceleyen editör, GPT-3’ün köşe yazısını düzenlemenin bir insan tarafından yazılan yazıyı düzenlemekten farklı olmadığını hatta birçok insan makalesinden daha az zaman aldığını ifade etti. 

Yukarıda doğal dil işleme teknolojilerinin hangi alanlarda kullanıldığını sıralarken bahsettiğimiz çeviri, redaksiyon, metin düzenleme gibi yayıncılığın çeşitli alanlarında sanal editörlerle tanışmamız yakın gibi gözüküyor. 

ChatGPT nasıl fıkra yazıyor? 

Acaba yazarlık konusunda yapay zekânın becerisi nasıl diye bir deneme metni yazdırmak istedim ancak ChatGPT’yi deneyimlemek isteyen epey meraklı bir kitle var. Birkaç gün programa girmek bile mümkün olmadı. Sonraki denemelerimde sadece bir soru sorabildim ancak şu aralar programa erişimdeki sorunlar azalmış gözüküyor. 

İlk olarak ChatGPT’den içinde bir Türk, bir İngiliz ve bir Fransız’ın olduğu bir fıkra yazmasını istedim.

ChatGPT

Türk, İngiliz ve Fransız bir arada bir otomobil kiralamaya karar verirler. Türk, “Ben sürekli aynı yere gidiyorum, ben sürekli kullanılmayan yolu seçerim. Böylece para tasarruf ederim.” der.

İngiliz, “Ben en hızlı yolu seçerim. Böylece zamandan tasarruf ederim.” der.

Fransız ise, “Ben en güzel yolu seçerim. Böylece zevkten tasarruf ederim.” der.

Sonunda, Türk en ucuz yolu seçtiği için en az para ödedi, İngiliz en hızlı yolu seçtiği için en az zaman harcadı, ama Fransız en güzel yolu seçtiği için en çok zevk aldı.

Duymaya alıştığımız komik fıkralara pek benzemiyor ama fıkra mantığını anlamış gözüküyor. 

ChatGPT nasıl hikâye yazıyor? 

ChatGPT’nin yazma yeteneklerini biraz daha keşfetmek için, “Toplumdaki sıradan insanların korkularını, sevinçlerini ve yaşam mücadelelerini etkileyici bir dille anlatan 600 kelimelik bir durum hikâyesi yazar mısın?” dedim. 

ChatGPT: 

Meryem, evli ve iki çocuk annesiydi. Geçimini, küçük bir dükkânı olan eşi ile birlikte sürdürüyorlardı. Meryem, ailelerinin geleceğini düşünerek elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu.

Bir gün, Meryem’in eşinin dükkânının önünde bir yangın çıktı. Meryem, eşinin yanına koştu ve ona yardım etmeye çalıştı, ancak yangını söndüremeyince dükkân tamamen yandı. Meryem, korkunun ve endişenin kapladığını hissetti. Eşinin dükkânı, ailelerinin geçim kaynağıydı ve yangınla birlikte hepsi yitirildi.

Meryem, ailelerinin geleceğini düşünürken korkunun yanı sıra üzüntü de hissetti. Ancak Meryem, asla pes etmeyeceğini ve ailelerinin geçimini sağlamak için elinden gelen her şeyi yapacağını biliyordu.

Sonunda, Meryem ve eşi birlikte çalışarak yeni bir dükkân açtılar ve ailelerinin geçimini sağlamaya devam ettiler. Meryem, sevinçle doldu ve ailelerinin geleceği için umutsuzluk duymadı. O, ailelerinin geleceğine dair endişelerini yenmişti ve yaşam mücadelesi vermeye devam edecekti.

ChatGPT’nin yazdığı öykü oldukça basit. 10-11 yaşında bir çocuğun elinden çıkmışa benziyor ancak hikâyeyi konuda belirttiğimiz sözcükleri de kullanarak hiç de fena olmayan bir anlatımla ve genel olarak yazım kurallarına uyarak (İngilizcedeki birkaç imla kuralını saymazsak) yazmış. Tabii ChatGPT’nin Sait Faik Abasıyanık gibi bir durum hikâyesi yazması için zamana ihtiyacı var.

ChatGPT nasıl şiir yazıyor? 

Bu hikâyeyi yazdırınca aklıma bir başka soru geldi. Peki ya şiir? Nazım Hikmet gibi şiir yazabilir mi? Hemen ChatGPT’ye yeni talebimi yazıyorum:

ChatGPT:

Sevgili yurdum,
Sen benim en değerli varlığım, 
Sen benim anavatanım, 
Sen benim en büyük aşkım,
Sen benim yüreğimdesin,
Sen benim tüm düşlerim,
Sen benim en güzel hayalim,
Sen benim en büyük umudum, 
Sen benim en büyük yıldızım, 
Sen benim en parlak yıldızım,
Sen benim en büyük kahramanım,
Sen benim en büyük yıldızım, 
Sen benim en büyük aşkım,
Sensiz olamam, 
Seni çok seviyorum, 
Sevgili yurdum.

ChatGPT, şairin “Memleketim” şiirinden etkilenmiş gibi değil mi? Pek yaratıcı olduğu söylenemez. 

ChatGPT’yle fıkradan şiire uzanan yazma deneyimim böyle. Bu metinlerin bir program tarafından birkaç saniye içinde yazıldığı düşünülürse etkileyici ama çıkan ürünler insan yaratıcılığının şimdilik oldukça gerisinde. 

İngilizcede yazdıkları biraz daha iyi. Bunun nedeni belleğinde İngilizce çok daha fazla veri olması. Programla yazdığınız şeyleri düzelttirmeniz, eklemeler yaptırmanız, beğenmediğiniz yerleri çıkartmanız mümkün. Yani yazarınızı bir editör misali çalıştırabiliyorsunuz. Dolayısıyla yazıyla uğraşan bir kullanıcı, programı çok daha etkili kullanabilir. Üstelik program sıfırdan fikirler veriyor, metinler yazıyor ve bunları yaparken de sıkılmıyor, yorulmuyor ve yazar tıkanması yaşamıyor. Görece daha az yaratıcılık gerektiren alanlarda daha başarılı olabilir.

Kitap kapaklarını yapay zekâ hazırlayabilir mi?

Yapay zekânın görsel sanatlardaki “işleri” de gittikçe artıyor. İşler diyorum çünkü üretilenlerin “sanat eseri” olup olmadığı ciddi bir tartışma konusu. Sonuçta yapay zekâ sıfırdan bir şey üretmiyor; veri tabanına yüklenmiş görselleri kullanıyor. Görsel üreten bu yapay zekâ programları arasında en çok bilinenlerden biri olan Dall-E’nin sahibi ChatGPT ile aynı şirket: Open AI. Yani ChatGPT yazıyor, Dall-E çiziyor. 

Dall-E’yi siz sevgili Bookinton takipçileri için denedim. Dall-E yazdığımız taleplere bağlı olarak 4 alternatif görsel üretiyor. Henüz Türkçe bilmeyen Dall-E’ye İngilizce yazmanız gerekiyor. Dall-E’den çağdaş ve soyut bir kadın resmi çizmesini istedim. Kadının kitap okumayı sevdiğini ve özgür ruhlu olduğu bilgisini de ekledim. Programın benim için 5-6 saniyede çizdiği görsellere bir bakın.

Benim gibi zamanın en yavaş aktığı dersleri resim olan biri için bu görseller oldukça güzeller. Şimdi aklıma gelen tek soru: Bu resimleri ben mi çizmiş oldum? 

Resim yapan robotların son 20 yılda pek çok örneğini görüyoruz ama beni en fazla etkileyen İngiltere’deki Ai-Da adlı robot. Ai-Da, dünyanın ilk ultra gerçekçi sanatçı robotu. Gözlerindeki kameraları, yapay zekâ algoritmalarını ve robotik kolunu kullanarak empresyonist tarzda resimler yapıyor. 

Şubat 2019’da Oxford Üniversitesi’nde ilk kişisel sergisini açan Ai-Da çalışmalarına dünyanın çeşitli ülkelerinde katıldığı sergilerle devam ediyor. 105K takipçisi olan Instagram hesabındaki eserleri, insana ait olduğunu düşündüğümüz sanatçılık ve yaratıcılık kavramlarına ciddi bir meydan okuma gibi gözüküyor. 

Aşağıya sanatçı robotumuzu ve otoportresini bırakıyorum. Bence kendi portrelerini çizen ünlü ressamlar arasına Ai-Da da adını yazdırabilir. Küçük bir de adli haber ekleyeyim Ai-Da bir sergi için Kasım 2021’de Mısır’a girerken gözaltına alındı. Gerekçe? Bir modemi olması ve gözlerinde kamera bulunması nedeniyle casusluk şüphesi. 10 gün gümrükte kaldıktan sonra İngiliz Büyükelçiliği’nin çabası sonucu serbest bırakıldı da sanat faaliyetlerine devam edebildi. 

Yazı ve görsellerin telif hakları kimin olacak?

Ortada bir sanat eseri varsa konu döner dolaşır telif hakkına gelir. Yapay zekâ kullanılarak “yaratılan” eserlerin kimin olduğu ve bu eserlere ilişkin telif hakkının ne şekilde söz konusu olabileceği son yıllarda tüm dünyada tartışılan bir konu oldu. Örneğin Dall-E tarafından yapılan resimlerin eser sahibi olarak, ben adımı yazabilir ve telifini alabilir miyim veya Ai-Da bir sanatçı mıdır? 

Telif hakkı mevzuatımızda “kişinin her türlü fikri emeğiyle meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklardır.” (Telif Hakkı Nedir? – Telif Hakları Genel Müdürlüğü) olarak tanımlanıyor. Yani telif hakkından yararlanmak için eserin bir insan tarafından meydana getirilmesi şartı var. Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eserin üretilmesiyle birlikte doğuyor. Bu durumda bir bilgisayar tarafından yapılan görsel bir eser mi ve benim klavyemden komut aldığına göre ben hak iddia edebilir miyim? 

Mevzuatımızda “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” eser olarak değerlendirilir ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun kapsamına girer. Bu tanıma göre eserin yaratıcısına has özellikleri taşıması gerekiyor. Orijinallik ve yaratıcılık olması bekleniyor. Şimdi bu bilgilere göre yapay zekâ teknolojileri kullanılarak üretilen yazı veya görseller eser sayılır mı ve sayılırsa bu esere ait haklar nasıl ve kim tarafından kullanılır? 

Yaptığım araştırmalara göre yapay zekâ yazılı veya görsel olarak ürettiği ürüne kendi veri tabanındaki kaynakları kullandığını, bunları oluştururken belli tercihler yaptığından yaratıcılıktan söz edilebileceği ve harcanan emekle birlikte gerçek bir eserden bahsedilebileceğini öne sürenler var. Uluslararası örneklere baktığımızda özellikle ABD’de yapay zekâ ürünü olan fikir ve sanat eseri haklarına ilişkin pek çok dava açılmış. Bu davalarda şu ana kadar “herhangi bir insanın yaratıcı katkısı olmaksızın ortaya konan çalışmaların eser olarak kabul edilmeyeceği” yönünde kararlar çıkmış. 

Sanatçılar dava açıyor

Pek çok sanatçı yapay zekâ tarafından üretilen eserlerin kendi eserlerini taklit edebileceği ve gerçek eser olarak kabul edilemeyeceği iddiasıyla karşı dava açıyor. Bu konuda yakın zamanda Microsoft, Github ve Open Al şirketlerine telif hakkı yasasını ihlal ettikleri iddiasıyla açılan dava epey ses getirdi. Dava yapay zekâ konusunda açılan toplu bir dava özelliği taşıyor. Davayı açan Avukat Matthew Butterick yapay zekâ sistemlerini oluşturan ve işleten kişilerin hukuki düzenlemelere tabi olarak sorumlu tutulmaları ve yapay zekânın adil ve etik olarak kullanılması gerektiğini iddia ediyor. Davada yapay zekâ programlarının yazılım lisanslarını korsan gibi kullandığı ve özellikle açık kaynak lisanslarını ihlal ederek bu kodları üreten şirketlerin geleceğini tehdit ettiği iddiaları da geniş yer tutuyor. 

Yapay zekâ tarafından üretilen yazılım kodlarının telif haklarını ihlal ettiğine dair itirazların bir benzeri de yazarlar ve görsel sanatçılar cephesinden geliyor. Yukarıda da örneğini verdiğimiz Dall-E ve benzer araçlar tarafından üretilen görsel tasarımların ve kitap kapaklarının internette satılmaya başladığını görüyoruz.

Dall-E gibi yaratıcı robotlar veri setinde yer alan sınırsız sayıda sanatçının yaptığı resimlerden ve görsel tasarımlardan yararlanarak üzerine de kendi öğrenme yeteneğini ekleyerek yeni bir şekle dönüştürüyor. Bu durum bir yandan görsel sanatlarda eser veren pek çok sanatçının işsiz kalması tehlikesini doğururken diğer yandan da verdiğimiz komutlarla ekranda beliren eserin telif hakkının ne olacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Telif davalarından çekinen Getty Images stok görsel şirketi, yapay zekâ üretimi eserlerin platformdan satışını yasaklama kararı aldı. 

Gördüğünüz gibi bu tartışmalar daha çok su kaldıracak. Yapay zekâ farklı sanat dallarındaki performansıyla bizi etkilemeye (biraz da tedirgin etmeye) devam ederken telif hakları boyutu da farklı tarafların daha fazla tartışma konusu olacak. Belki de yaratıcı ellerle birleştiğinde yeni hayalet yazarlar ChatGPT’den çıkacak. Kim bilir? Bekleyip göreceğiz. 

Diğer dosyaları incelemek için tıklayın