Wallace Stegner, 1972 yılında Pulitzer Ödülünü kazandığı romanı Doyma Ânı ile ilk kez Türkçede. Arzu Altınanıt’ın çevirisiyle okuyacağımız roman, Amerika tarihinin çok canlı bir dönemine tanıklık etmemizi sağlarken bir dil ziyafeti de bizi bekliyor.

Mürsel Çavuş

Tarihçi, romancı, kısa hikâye yazarı ve çevreci kimliğiyle tanınan Wallace Stegner’ın 1972 yılında Pulitzer Ödülünü kazandığı romanı Doyma Ânı (Angle of Repose) Arzu Altınanıt’ın çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.
Çevirmeni Altınanıt’ın deyimiyle betimlemeri biraz Yaşar Kemal’i, tarzı da Gabriel García Márquez’i andırıyor. 664 sayfalık roman dört neslin hayata bakışını anlatırken okura da kendi hayatını sorgulatıyor.

Doyma Ânı, Pulitzer ödüllü Wallace Stegner’ın Türkçeye çevrilmiş ilk romanı. Bu yazarın keşfi sizce neden bu kadar gecikmiş olabilir?

Bu gerçekten çok ilginç, değil mi? Çok değerli ve sayısız ödülü olan bu yazarın Türkçeye neden daha önce çevrilmediğini gerçekten bilmiyorum. Üstelik sadece roman yazarı değil, bir sürü kurgu dışı eseri ve kısa hikâyeleri de var.

Doyma Ânı yazarın on birinci romanı. 1972 Pulitzer Ödülünü aldığı roman. Ayrıca ölümünden sonra, 2016 yılında Salt Lake, Utah’da adına açılmış bir akademi dahi var. Öylesine önemli bir yazar yani. O yüzden şimdiye dek Türkçeleştirilmemiş olması ilginç.

Sebebi yurtdışındaki acenteler da olabilir, buradaki yayınevleri de. Belki de telifle ilgili bazı sorunlar vardı. Kafka Kitap’tan bu eserin çevirisi ile ilgili öneri gelip de yazarı ve kitabı araştırdığımda ben de çok şaşırdım. Pulitzer Ödüllü bir kitap çevirecek ve böylesi değerli bir yazarı Türkçeye kazandıracak olmak beni çok heyecanlandırdı.

Doyma Ânı kitabının nasıl bir hikâyesi var? Bize neyi anlatıyor?

Doyma Ânı için bir kemik hastalığı yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş, emekli bir tarih profesörü olan Lyman Ward’un keşif gezisi diyebiliriz.

Lyman, babaannesiyle dedesinin yaşadıkları eve geri dönüyor ve bir tarihçi gözüyle babaannesi Susan Burling Ward’un hayatını araştırıp yazmaya başlıyor. Susan aslında gerçek bir kişi, Viktorya döneminde yaşamış bir kadın yazar ve ressam olan Mary Hallock Foote. Bu yüzden Susan’ın görüştüğü, arkadaşlık ettiği, iş yaptığı kişilerin hepsi gerçek.

Yazar kurguyla gerçeği iç içe geçirmiş, bu da esere kurgudan ziyade gerçekçi bir hava katıyor. Lyman, bir yandan babaannesinin hayatını yazarken diğer yandan kendi hayatını sorguluyor, oğlunu ve sekreterini kullanarak da kendinden sonraki nesli hem eleştiriyor hem de anlamaya çalışıyor. Bu bağlamda dört neslin yaşam, bakış açısı ve davranış farklılıklarına değiniyor denebilir: Babaanne/dede, anne/baba, kendisinin ve çocuklarının dönemleri.

Susan, Altına Hücum dönemi Amerika’nın doğusunda yaşayan entelektüel, hatta biraz snop bir kadın. Bir maden mühendisiyle evlenip batıya, maden ocaklarının olduğu bölgeye gidiyor ve Amerika’nın diğer yüzüyle tanışıyor ama doğu tarzını asla bozmuyor, kendini hiçbir zaman oraya ait hissetmiyor, doğu özlemi hiç bitmiyor ve bu çocuklarının eğitimden evliliğine kadar birçok şeyi etkiliyor. Buna rağmen tüm güçlüklere göğüs gerip en ilkel koşullar da bile yaşamını sürdüren güçlü bir kadın.

Orijinal adı “Angle of Repose” imiş. “Doyma Ânı” ismini seçmenizin nedeni ne?

Benim önerdiğim isim “Doyum Açısı” idi. Sebebine gelince… Angle of Repose teknik bir terim. Alanına göre farklı kullanımları var; Kayma Açısı, Akma Açısı gibi. Yığılan toprağın artık doyup aşağı doğru akmaya başladığı açıyı anlatıyor. Yazar özellikle teknik bir isim seçtiğinden fazla değiştirmek istemedim. Bu isim hem madendeki “kayma açısı” için hem de Susan’ın hayatındaki “doyum ânı” için kullanılmış. Madendeki terime yönelik çevirsem Susan’ın hayatındaki kullanımı kaçacaktı, Susan’ın hayatındaki kullanıma yönelsem maden terimini vermeyecekti. Ortak nokta “Doyum Açısı” ismi gibi geldi. “Doyma Ânı” editörden gelen önerilerden biriydi. Epey bir beyin fırtınası yaptıktan sonra bu isimde hemfikir olduk.

Yazarın uzun betimlemeleri var, sizce bu döneme hitap ediyor mu? Hangi okurlar bu kitabı okumaya soyunmalı? Bu dönem insanı bu hikâyede ne bulabilir?

Eseri güzel ve değerli kılan unsurlardan biri o uzun betimlemeler. İyi bir kitap okumak isteyen okura kesinlikle hitap edeceğini düşünüyorum. Buna biraz kendi açımdan bakıyor olabilirim çünkü ben bir kitap okurken betimlenen yerleri gözümde canlandırmayı, kendimi orada hissetmeyi seviyorum. İster bir mekân olsun ister bir tablo ya da kişi okurken gözümden canlandırabildiğimde çok daha keyif alıyorum. Bu kitap da öyle. Özellikle doğa betimlemeleri çok başarılı. Hatta biraz Yaşar Kemal tadı aldım diyebilirim. O kadar güzel tasvir edilmiş ki söz edilen mekânların o dönemlerdeki fotoğraflarına baktığımda tam olarak gözümde canlandırdığım görüntüyü gördüm. Kendimi o mekânlarda, o insanlarla birlikte hissettim.
Susan’ın bir fotoğrafının anlatıldığı bir bölüm vardı, fotoğraf karşımda duruyordu sanki. Madene inişin ve madenin anlatıldığı bir bölüm vardı, çevirirken kendimi toprak altında hissettim ve nefesim kesildi. O dağlarda dolaşıyorum, o maden kasabalarında yaşıyorum, o insanlarla sohbet ediyorum duygusu verdi bana. Batının büyüleyici kanyonları, yaylaları, maden kasabaları o betimlemelerle hayat buluyor. İyi bir eser okumak isteyen bir okurun buna hayır diyebileceğini düşünmüyorum.

Bu dönem insanı bu hikâyede kendini bulacak. Dönem farkına rağmen hem de. Yazarın kalemi, “Ben ne yapardım?” sorusunu sorduruyor. Öte yandan geçmişe, nesil farklılığına, insanın nereden nereye geldiğine dair bir bakış açısı da ediniyor insan.

Wallace Stegner’ı araştırırken yazarla ilgili size ilginç gelen anekdotlar oldu mu?

Hayatını araştırırken bana en ilginç gelen sekiz eyalette yirmi farklı yerde ve bir de Kanada’da yaşamış olması. Bu kadar iyi gözlem ve betimlemeler yapabilmesinin sebebi bu belki de. Onun dışında presbiteryen kilisesinin bir üyesi olmasına rağmen “son dönem azizleri” diyebileceğimiz “Latter-day Saints” kilisesinin izci grubuna katılması. Sadece yazar değil, aynı zamanda bir çevreci ve tarihçi. Bunların ona farklı bir bakış açısı getirdiğini düşünüyorum. Boşuna “Batılı Yazarların Duayeni” dememişler ona.

Stegner’ın nasıl bir dili var?

İki sebepten dolayı zordu. Birincisi uzun betimlemeler ve benim onları bölmeden çevirme çabam. Bölmek yazara saygısızlık olur diye düşündüğümden bu konuda orijinal metne mümkün olduğunca bağlı kalmaya çalıştım ve bu yorucu oldu tabii ki. Parça parça çevirip birleştirdiğim yerler oldu. Diğeri ise döneme ait, artık var olmayan kelimeler. Eski maden terimleri, at arabası çeşitler, parçaları gibi. Bu çeviriyle ilgili aşama tabii. Okur olarak baktığımda su gibi akıp giden bir dili var. Yukarıda söz ettiğim gibi o mekânlar içinde kaybolup gidiyorsunuz. Aynı zamanda son derece alaycı bir tarzı da var. Kendimi gülümserken ya da kahkaha atarken bulduğum çok yer oldu.

Wallace Stegner çevirilerinin devamı gelecek mi? Başka kitabını çevirecek misiniz?

Evet, gelecek. Elimdeki neredeyse bitmek üzere olan çeviriyi teslim eder etmez yeni bir Wallace Stegner kitabı çevireceğim. Yine ödüllü bir kitap.

Arzu Altınanıt kimdir?

Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okumaya lisenin ilk yıllarında karar verdi ve bu kararından asla pişmanlık duymadı. On yıl İngilizce öğretmenliğinden sonra Macmillan Publishers Türkiye ofisinde görev yaptı ve oradan emekli olup Bodrum’a yerleşti. Öğretmenlik yıllarında bulaştığı ve nefret edip bir daha aklına bile getirmediği kitap çevirisine bir tesadüf sonucu yeniden başladı. Nefret öyle büyük bir aşka dönüştü ki çeviri mikrobunu kızına da bulaştırdı. O gün bugündür durmadan kitap çeviriyor, redaksiyon yapıyor, blog yazıyor, uzun süre önce başladığı romanını bitirme hayali kuruyor ve hobilerini mesleğe dönüştüren şanslılardan olduğunu düşünüyor.

www.bircevirmenindunyasi.wordpress.com
https://www.instagram.com/arzualtinanit/
https://twitter.com/ArzuAltinanit

Çevirmenin diğer kitapları:

Doyma Ânı, Wallace Stegner, Kafka Kitap
Veranda Öyküler, Herman Melville, Vakıfbank Kültür Yayınları
Jane Eyre, Charlotte Bronte, İthaki / Yabancı Yayınları
Onunla Evlendim Sevgili Okurum, Tracey Chevalier, Yabancı Yayınları
Anneler, Brit Bennett, İthaki Yayınları
A Woman is No Man, Etaf Rum, İthaki Yayınları (Henüz basılmadı)
Teneke Adam, Sarah Winman, Yabancı Yayınları
A Year of Marvellous Ways, Sarah Winman, Yabancı Yayınları (Henüz basılmadı)
Kuşlar Öterken, Evie Wyld, Yabancı Yayınları
Tersyüz, Amy Harmon, Yabancı Yayınları
Bir Başka Mavi, Amy Harmon, Yabancı Yayınları
Sadece Rüzgâr Bilir, Amy Harmon, Yabancı Yayınları
Gözlerindeki Canavar, J. M. Darhower, Yabancı Yayınları
Ruhundaki Canavar, J. M. Darhower, Yabancı Yayınları
Sırtımızdaki Hedef, J. M. Darhower, Yabancı Yayınları
Sempre, J. M. Darhower, Yabancı Yayınları
Yüzleşme, Calia Read, Yabancı Yayınları
Göl Yolunun Sırrı, Calia Katchur, Yabancı Yayınları
Tatlı Hüzün, David Nicholls, Epsilon Yayınları
Kurdun Ağzında, Michael Morpurgo, Çınar Yayınları
Kaplumbağa Kasabası, Michelle Cuevas, Çınar Yayınları
Çay Kitabı, Kakuzō Okakura, Çınar Yayınları
Bana Bir İşaret Göster, Ann Clare LeZotte, Çınar Yayınları
Güneşin Kızları, Corban Addison, Feniks Kitap
Kızgın Kum Bahçesi, Corban Addison, Feniks Kitap
Gözyaşlarının Tadı, Nafisa Haji, Feniks Kitap
Geçmişin İzinden, Colette Caddle, Feniks Kitap
Hayatımın Yedi rengi, Nicole Simpson, Martı Yayınları

Yayınevlerinden daha fazla güncel haber için tıklayın.