Pandeminin ardından yaşadığımız ekonomik süreçler hem dünyada hem de ülkemizde yayıncılığı ve okur tercihlerini derinden etkiledi. 2022’de ne okuyacağız sorusuna “Nasıl okuyacağız?” sorusu da eklendi. Okurları ve yayıncılığı nasıl bir değişim bekliyor?   

Mürsel Çavuş

Pandemi yayınevlerinin iş yapma biçimlerini değiştirdi. Yayınevi mutfağı, üretim bandı haricinde çoğunlukla evlere taşındı. Bazı editörler ve tasarımcılar kalıcı olarak evden çalışmaya hatta metropollerden ayrılıp daha küçük yerleşim bölgelerine yerleşti. ABD’den gelen haberler de yayıncılık kârlarının düştüğü, büyük yayıncıların şehirleri terk ederek kırsala taşındığı yönünde… 

Yapay zekanın metin yazmaya başlaması, Google çevirilerinin bazı dillerde iyi sonuçlar vermesi, Wattpad gibi platformların genç nesilleri farklı bir yayıncılıkla tanıştırması, talebe göre baskı ve kişisel yayıncılığın yükselişi okur ve yayıncı davranışlarını önümüzdeki yıllarda radikal boyutlarda değiştirecek gibi görünüyor. 

“2022’de neler okuyacağız? Nasıl okuyacağız?” sorusu epey su kaldırır, bu nedenle bu hafta başladığımız bu dosya haftaya da devam edecek.   

Dün Plak, Bugün Kitap?

Onur Öztürk ve Cansen Mavituna / Metropolis Yayıncılık 

1970’lerin ilk yarısından itibaren dünyayı sarsan Petrol Krizi’nin etkilediği onlarca endüstri arasında müzik endüstrisi de vardı. O zamana dek başlıca müzik dinleme aracı olan plakların üretiminde hammadde olarak petrol kullanılıyordu ve maliyetlerin birden katlanmasıyla plak üreticileri ve dolayısıyla müzik endüstrisi devasa bir krizle karşı karşıya kaldı. Bu soruna getirilen çözüm, üretiminde manyetik bantların kullanıldığı kasetler oldu. Hammaddesi daha ucuz ve üretimi daha yaygın olan kasetler hızla plakların yerini alırken sadece evlerde değil, otomobillerde de müzik dinlenmesine olanak tanıdı. Ne var ki daha ucuz olan bu yeni teknoloji, plakların ses kalitesine asla ulaşamadı. Müzikseverler, sürdürülemez fiyatlar karşısında müzik zevklerinden ödün vermek zorunda kalmış oldular.

Neredeyse 50 yıl önce müzik endüstrisinin karşılaştığı bu teknolojik yenilenme zorunluluğu, bugün içinden geçmekte olduğumuz kriz döneminde yayıncılık sektörünün karşı karşıya olduğu hammadde krizine benzetilebilir mi? Kitap üretimindeki hammadde kısıtları ve fiyat artışları nedeniyle 2022’nin yayıncılık dünyası için küçülme yılı olacağını şimdiden öngörebiliyoruz. Peki bu sorunun çözümünde teknolojiye başvurabilir miyiz? Öyle görünüyor ki bugüne kadar kitapseverlerin pek rağbet etmedikleri sesli kitap ve e-kitap seçeneklerine bu yıl çok daha fazla başvuracağız, çünkü düzenli olarak artan maliyetlerle mevcut kitap üretim sürecinin sürdürülmesi giderek zorlaşıyor. Plak kadar nitelikli müzik dinleme deneyimi vadetmeyen kasetlere istemeye istemeye nasıl alıştıysak, kâğıda basılı bir metinle, yani elimizdeki kitapla baş başa kalarak aldığımız okuma keyfini asla vadetmeyen e-kitaba ve okuru dinleyiciye dönüştüren sesli kitaplara da bu yıldan itibaren yavaş yavaş alışmak zorunda kalabiliriz. Elbette bu olumsuz ekonomik gidişatı geri çevirecek siyasi ve sosyal bir değişim de gündeme gelebilir. Fakat dijitalleşmenin, üretim koşullarının dayatmalarından ayrı, kendi alışkanlıklarını yaratan bir süreç olduğunu da akılda tutmak gerek. Yazılı kültürde dijitalleşmenin önüne geçmek pek mümkün görünmüyor, fakat en azından bu tarafta tasarruf ettiğimiz kaynakları daha nitelikli ve donanımlı yazarların, çevirmenlerin ve editörlerin yetişebilmesi için gerekli koşullara harcayabiliriz. Ben esas meselenin zarfta değil, mazruftaki kalite yitimi olduğu kanısındayım. 

Kriz e-Kitap ve Sesli Kitap İçin Yeni Fırsatlar Sunuyor 

Funda Lena / Lena & Mama Yayıncılık 

Türkiye’nin son aylarda içinden geçmekte olduğu olumsuz ekonomik koşullar birçok sektörü olduğu gibi yayıncılık sektörünü de derinden etkiledi. Basılı yayıncılık maliyetlerinde yüzde 200’e varan artış oranları söz konusu. Bu maliyet artışları kitap satış fiyatlarına yansıtılamadığı için yayıncılık sektöründe faaliyet gösteren tüm aktörlerin kârlılıkları oldukça düştü, birçok yayınevi zarar etme noktasına geldi. 

Tüm bu gelişmeler sonucunda yayıncılık sektörünün 2022 yılından yüzünü artarak dijital formatlara çevireceğini düşünüyorum. Yayıncıların e-kitap ve sesli kitap formatlarında üretimleri artacak, var olan basılı kitaplardaki fiyat artışlarından, bazı kitapların ise basılı olarak hiç üretilmeyecek olmasından dolayı tüketiciler de dijital platformlara daha çok talep göstereceklerdir. Bu trendi öngören çeşitli girişimciler tarafından dijital yayıncılık alanında yeni platformlar kurulması da söz konusu olacaktır. Kendi dijital yayıncılık deneyimlerimden hareketle 2021 yılının son çeyreğinde e-kitap ve sesli kitap gelirlerinde belirgin artışlar olmaya başladığını söyleyebilirim. Bu durum 2022 yılında da devam edecektir.

Telifsiz Eser Çokluğu Nitelikli Eser Basan Yayınevlerini Öldürebilir

Yasemin Yaman Bakırcı / Kitabevi Yöneticisi 

Perakendede okuyucuların seçimlerini anlık görebiliyoruz. Okuyucunun kitap seçimi yaşa, cinsiyete, eğitime göre değişiyordu. Sosyal medyanın yayılmasıyla buna, okurun bu mecraları kullanım yoğunluğu da eklendi ve hangi kategorilerle ilgilendiği önem kazandı. Sosyal medyada edebiyatla mı, yeme içme veya sanat etkinlikleriyle mi etkileşimde…

30 yaş üstü özellikle erkek okuyucular polisiye/macera ya ekonomi kitabı tercih ederken 2021, 2022 yıllarında takip edilen yazarlar bile değişti. Kadın okuyucular içinse kitaplar ve türler arasında önemli bir değişiklik olmadı. 

Dikkat çekici oranda kişisel gelişim kitaplarının hem basım çeşidi hem okuma oranı yükseldi. Kolay okunabilen kişisel gelişim kitaplarına talep arttı. Tasavvuf kitaplarında yükseliş var fakat takip edilen yazarlar aynı. Ekonomi kitaplarında çeşitlilik artıyor, satış oranlarında ise belli yayınevlerinin ve yazarların tercih edildiğini görüyoruz. 

Edebiyat okumalarında özellikle Japon, Çin, Kuzey Avrupalı yazarlardan yapılan çeviriler arttı. Henüz okuyucu tarafından tam keşfedilmemiş olsalar da bu kitapların sıkı takipçileri ortaya çıkacak.
Telifi bitmiş çok satan eserlerin tekrar basımı çok yapılıyor. İsmini yeni duyduğumuz yayınevleri bu eserlerle ortaya çıkıyor, kimi hızla yok oluyor kimisi de sağladığı kazançla bir süre devam ediyor. Bu eserleri basmak herkesin hakkı olsa da kapaktan tutun da düzenlemesine varana kadar kalite eksikliğiyle tam bir karmaşaya sebep olabiliyorlar. Yıllarca bu kitapların telifini ödemiş yayıncıların bastıklarıyla aynı rafta yer almaları, bu ayrımı yapamayacak yaş grubunda olanlarda karar karmaşasına neden oluyor.

Oysa okurun doğru yönelimini sağlamak yayınevlerinin misyonu olmalı. Belli bir okura ulaşmış liste kitapların tanıtıma gerek kalmadan ulaştığı bir nokta var. Bu davranış şekli edebi çeşitlilik önünde bir engel oluşturuyor. Yeni ve iyi metin yayınlayan yayınevleri bu karmaşada yok oluyor.

Bir kitapçı olarak ciddi metin peşindeki kitap emekçilerinin desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çok kitap basmak değil de gerçek okuyucusuna kavuşacak iyi metinler basmak kaygısı taşıyan yayınevlerinin çoğalmasını diliyorum.