New York Times’da bir zamanlar okuduğum bir makale şöyle diyordu, “Editörler terörle mücadele uzmanlarına ya da futbol takımlarının kalecilerine benzer: Yaptıkları iş ancak bir şeyler yanlış gittiğinde görünür hâle gelir.” Hak ettiği değeri bulamayan bu meşakkatli meslek hakkında yıllardır yayıncılık sektörüne emek veren bağımsız editör Mürsel Çavuş ile bir söyleşi yaptık. 

Sema Adalar Utkueri

“Editör Ne İş Yapar?” kitabında Peter Ginna editörlüğü “Harcanan emeğin gözden kaçtığı görünmez bir sanat” olarak nitelendiriyor. Siz editörlüğü nasıl tanımlıyorsunuz?

Peter Ginna şahane anlatmış, hakikaten öyle… Üstelik bu gözden kaçma sadece okur nezdinde değil çoğu yayınevi ve yazar için de geçerli. Elbette bunun entelektüel gerekçeleri kadar ekonomik gerekçeleri de var. Ben editörü, “Bir kitap dosyasını kitap yapan kişi” olarak tanımlıyorum. Çünkü editör, kitap dosyası bir ürüne dönüşene kadar içerikten tasarıma baskıdan satışa tüm süreçleri yönetiyor.

Editörlerin sadece yazarın eseri üzerinde imla ve yazım hatalarını düzelttiği düşünülüyor. Editörler ne yapıyor anlatabilir misiniz? 

En sık karşılaştığımız yanılgı bu; editörün redaktörle karıştırılması… Hâlbuki dil düzeltmesi redaktörün işi. Editör öncelikle yazarın hedeflerine odaklanır. Bu hedefler doğrultusunda yazarın metninde eksikler varsa giderir, fazlalık varsa atar, bilgileri teyit eder. Anlatımda aksayan yönleri bulur ve bunları ya geri bildirim vererek yazarın revize etmesini ister ya da kendisi düzeltir. Yayınevlerinin ve okurların beklentilerini göz önünde bulundurarak metni en iyi hâle getirmeye çalışır. İşi aslında sadece metni iyileştirmek değildir. Aynı zamanda yazarın, okurun, yayınevinin haklarını korur, yayıneviyle yazar arasında iletişimi yürütür, yazarın doğru çevirmen, çizer vs ile çalışmasını sağlar, kitabın tasarım, baskı sürecini takip eder. Elbette editörlüğün farklı ihtisasları var. Bu ihtisaslara göre de editörün iş tanımı değişir. 

Yayıncıların ve yazarların niçin editörlere ihtiyacı var?

Behiç Ak bir sohbetimizde, “Editörlük en rafine iş,” demişti. Geçenlerde 589 sayfalık bir dosya geldi. Bu dosyayı editörlük çalışmasıyla 278 sayfaya indirdik. Yayıncı 311 gereksiz sayfa basmaktan kurtuldu ki bu çok ciddi bir maliyet demek. Okur hikâyeye hizmet etmeyen 311 sayfa okumaktan kurtuldu. Her bir okurun zaman maliyetini siz hesaplayın. 

Editör olmazsa kitap prosesini kimse yürütmez; dolayısıyla kitap olmaz, kitap dosyaları olur. Şanslıysanız yazar ustadır ve size iyi bir anlatı sunar. Şanssızsanız binlerce sayfa arasında bir mücevher arar durursunuz. Dolayısıyla ya çok vakit harcarsınız ya da okumayı bırakırsınız. Her iki durumun da yaşanmaması için editörlüğe çok ihtiyaç var.  

Pandemi ve ardından gelen kur krizi editörleri nasıl etkiledi? Yayıncılık sektörünün yaşadığı zorluklar editörlere nasıl yansıyor? Bu zorluklar mesleğin sürdürülebilirliğini zedeliyor mu?

Pandemi ve ekonomik sorunlar nedeniyle pek çok yayıncı ve dağıtımcı kepenk kapattı. Pek çok meslektaşım işten çıkarıldı. Evden çalışmaya başlayanlar oldu. Bunların bir kısmı sigortasız çalışmaya zorlandılar. Özellikle yayınevlerine dışarıdan iş yapan editörler hayatlarını bu işten geçindirecek bir para kazanamıyor. Editörlüğe “ek iş” muamelesi yapılıyor. Oysa nitelikli bir editoryal çalışma çok zaman gerektirir. Ne özenli bir iş için gereken süre editörlere tanınıyor ne de bunun karşılığında hak ettikleri ücret veriliyor. 

Buradaki açmaz şu: Türkiye’de kitap az satıyor, az sattığında yayınevi o kitaba ekstra bir tanıtım, redaktör, editör bütçesi ayıramıyor. Bu eserlerin niteliğini ve bilinirliğini düşürüyor. Tam bir kısır döngü. Ancak yazar inisiyatif kullanıp bağımsız editörle çalışırsa yayınevine daha nitelikli bir iş gidiyor.   

Editörler mesleklerinden vazgeçmiyorlar ve az kazansalar da çalışmaya devam ediyorlar. Ancak ben her geçen gün editörlüğün sürdürülebilirliğinin riske girdiğini düşünüyorum. Yayınevleri de nitelikli editör bulamıyoruz diye yakınıyor.    

Yayınevi editörleriyle bağımsız editörlerin farkları nedir? Bağımsız editörlere niçin ihtiyaç duyuluyor?  

Yayınevleri bitmiş kitap görmek ister. Ülkemizde yapılan hatalardan biri yazar adaylarının daha ilk taslağı oluşturduğunda bunu kitap zannetmeleri…Oysa kitap yazmak sanıldığı kadar kolay değil. Artenpreneur platformunda süreçleri anlatan ücretsiz 2 saatlik bir eğitim videom var.   

Bağımsız editörler yazarın beklentileri ve hedefleri doğrultusunda kitap içeriklerini doğru metodolojiyle çalışır ve yayınevlerine bitmiş ürün sunar. Eğer yayınevinin de kitabın türü/konusuyla ilgili talebi varsa, yazar adayının yayınevinde kabul edilmesi ihtimali çok yükselir. Tabii içinden geçtiğimiz şu dönemi hariç tutmak lazım; kâğıt ve kur krizi yüzünden şu an yayınevleri büyük ölçüde kitap kabulünü durdurdu veya destekli basıma geçti. 

Yayınevi editörleri ise az önce bahsettiğim gibi kitap üretim süreçlerini yönetiyorlar. Yani ikisinin de iş tanımı birbirinden çok farklı. 

Ülkemizde editörlerin sosyal hakları ne durumda? Yayınevleri editörlerin ne kadar emek verdiğini en iyi bilen kurumlar. Bu emeğin görünür kılınmasını ve hak ettiği saygıyı görmesi için yeterince özen gösteriyorlar mı?

Ülkemizde kaç editör istihdam edildiğiyle ve onların ne kazandıklarıyla ilgili istatistiki çalışma yapılmadığı için Bağımsız Editörler Platformu’nda, “Kitap Editörleri ve Hayalet Yazarlar Ne Kadar Kazanıyor?” anketi yaptık ve  Bookinton Kitap Platformu’nda yayımladık. Bu anket sonucunda editörlerin düşük ücretlere çalıştığını gördük. 

Ne yazık ki gerek ücretler gerekse sosyal haklar konusunda -bazı büyük yayınevleri ve birkaç özenli yayıncı hariç- editörler çok kötü durumda. Yayınevi içinde çalışanların büyük çoğunluğu düşük ücretlere -hatta asgari ücretin altında- çalıştırılıyor. Dışarıdan yayınevine çalışan editörlerin durumu daha da vahim; hem sosyal güvenceleri yok hem kazançları düşük hem de bu düşük kazancı çok geç alıyorlar. Bilgisayar, cep telefonu, yazılım ihtiyaçları gibi mesleki giderlerini talep edemiyorlar. Yazarlarla, kurumlarla çalışan ve iyi kazanan bağımsız editörler de var. Bu da tabii o editörün donanımıyla ilgili.  

Burada yapılması gereken çok şey var. Editörler maddi ve manevi hakları konusunda bilinçlenmeli. Devletten, yayınevlerinden ve yazarlardan talepkâr olmalı. Prof. Dr. Tekin Memiş ile Youtube kanalımda editörlerin hakları konusunda bir sohbetimiz olmuştu, bu videoyu izlemenizi öneririm.    

Kitap okuma oranları yükselse yayıncılar ve editörler daha hakkaniyetli kazançlar sağlar. Bu da büyük oranda ülkenin içine düştüğü yoksulluktan kurtulmamıza bağlı.  

Editörlük mesleğini seçmek isteyen gençlere nereden ve nasıl başlamalarını önerirsiniz?

Filiz Çiçek ile birlikte BAUSEM ve İstanbul Institute bünyesinde temel editörlük  ve ileri editörlük eğitimleri veriyoruz. Teorik eğitimden sonra editörlerin öğrendiklerini hayata geçirmeleri çok önemli. Bu nedenle Bookinton’da mezun olan editörlük öğrencilerimiz öğrendiklerini hayata geçiriyor. Bookinton’da şu an 86 editörümüz var. Müthiş bir sinerji içinde çalışıyor ve birbirimizden öğreniyoruz. Bilmediğimiz bir konuda başka bir meslektaşımıza hemen danışabiliyoruz. Yayınevleri yaptıklarımızı görüyor ve güzel dönüşler alıyoruz. Editör olmak isteyen herkesi aramıza katılmaya bekleriz. 

Mürsel Çavuş Kimdir?

Bulgaristan’da doğdu, 7 yaşında İstanbul’a yerleşti. İ.Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. 1992 yılından beri Tercüman Gazetesi, Sabah Gazetesi, Boyut Yayın Grubu, Doğan Burda Rizolli, Novamedya gibi kurumlarda muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü, yayın yönetmenliği ve editörlük yaptı. BAUSEM bünyesinde editörlük ve ileri editörlük dersleri veriyor. Yaratıcı Yazarlık Defteri ve Terazinin Kefesi kitapları Yitikülke Yayınları’ndan çıktı. Onlarca kitabın geliştirici editörlüğünü veya yayın danışmanlığını üstlendi.  

Diğer Editörden içeriklerini okumak için tıklayın.