Kısa adı ÇEVBİR olan Çevirmenler Birliği, kurulduğu 2006 senesinden bu yana çevirmenlerin haklarını korumanın yanı sıra ülkemizdeki çeviri kalitesinin yükseltilmesi, yayıncılık piyasasında belli etik ilkelerin yerleştirilmesi, yurt dışındaki çevirmen örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi, bir çevirmen evi kurulması, yabancı çevirmen ve yazarların burada konuk edilmesi gibi hedeflere sahip.

Oya Tuğcu Özağaç

Bir çevirmen olarak başımdan şanssız bir olay geçmeseydi, belki de ÇEVBİR’in değerini bilemeyecektim. İçgüdülerimle üyesi olduğum ÇEVBİR beni zor günümde yalnız bırakmadı ve onlar sayesinde sorunumu çözdüm. Daha da önemlisi, yalnız olmadığımı, başka çevirmenlerin de benzer sorunlar yaşadığını, bu yüzden birliğin önemini öğrendim. Şimdi sıra, “işe yeni başlayan çevirmenleri” bir adım önden başlatmakta!

ÇEVBİR Kimdir?

ÇEVBİR, Kültür Bakanlığı’nın denetiminde faaliyet gösteren özerk bir meslek örgütü. Kuruluş amacı ve faaliyet alanı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında “işlenme eser” sayılan çevirilerin sahiplerinin haklarını korumak ve geliştirmek. Şu anda çoğunluğu kitap çevirmenlerinden oluşan 525 kadar üyesi var. Ancak altyazı ve seslendirme çevirmenleri, tiyatro çevirmenleri de birliğe üye olabiliyorlar. Bu alanlarda çalışan meslektaşlarımızı da üye olmaya davet ediyorlar. Sonuçta birlikten kuvvet doğar.

Çok Okumak Şart

Bir yayınevine, çeviri almak için başvurmadan önce çevirmenin çok okuması, hem konuya hem de dile hâkim olması gerektiğini söylüyorlar. Genel çeviri hatalarının farkında olup bu hatalara düşmemek, çevirisi yapılan dilin gramerinin yanı sıra deyimlerini bilmek, hiçbir zaman “ben artık oldum,” demeden okumaya devam etmek çok önemli. 

Hedef dil Türkçe ise Türkçenin “gücüne ve güzelliğine” güven de elzem. Edebiyat çevirileri için güzel bir Türkçe kullanılması vazgeçilmez bir unsur. Çevirinin “çeviri kokmaması” adına Türkçeyi özümsemek, doğru anlatmak şart. Bu da yine çok okuyarak gelişen bir beceri. 

Çevirmenler Yayınevlerinden Nasıl Kitap/Çeviri Alabilir?

ÇEVBİR, kendimizi hazır hissettikten sonra yapmamız gereken şeyin yayınevlerine başvurmak olduğunu belirtiyor.  Web sitelerinde bu sorunun cevabına yönelik ayrıntılı bir açıklama var. Buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Çoğunun e-posta adreslerini ya da telefonlarını internet sayesinde rahatça bulabileceğiniz yayınevlerinden biri ya da birkaçına öz geçmişinizle başvurmak gerekiyor. Ama bundan daha sağlıklı sonuç alabilmek için belli şeylere dikkat etmenizde fayda var. 

Mesela başvurduğunuz yayınevlerinin portföyünü mutlaka önceden taramış olmanız gerekiyor. Sizin ilgilendiğiniz alanlarda kitaplar yayımlayan, yani aslında okuru da olduğunuz ya da olabileceğiniz yayınevlerine başvurmalısınız. Sosyal bilim alanlarında kitap çevirmek istiyorsanız, daha önce hiç sosyal bilim kitabı yayımlamamış bir yayınevine yapacağınız başvurudan sonuç almanız imkânsız elbette. Bu süreçte sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmeniz için ne tür kitaplar çevirmek istediğiniz konusunda kafanızı epey netleştirmiş olmanız gerekiyor.

Çevirmenlerin, “Ne olsa çeviririm,” anlayışından vazgeçmesi gerekiyor. Ciddiye alınabilmek için yayınevlerine başvururken mutlaka “Ben şu tür kitaplar çevirmek istiyorum,” diye de yazmalısınız. 

Gönderdiğiniz öz geçmiş içinde önceden çevirmiş olduğunuz kitap ya da yazıların bir listesi varsa editörlere sizinle ilgili bir fikir verebilir. Eğer çeviri yapmaya yeni başlıyorsanız, editörlerin öz geçmişinizde en çok görmek istediği şey, hobilerinizden ziyade, aslında ne tür kitaplar üzerinde yoğunlaşmak istediğinizdir. Bu konuda sağlıklı bir karar vermek için de en önemli ölçüt esasen hangi kitapları okumaktan hoşlandığınızdır.  Hayatınızda belli bir alanda hiç kitap okumamışsanız o alana ait bir kitabı çevirmeye kalkmanın hiç iyi sonuçlar vermeyeceğinden emin olabilirsiniz. Özellikle her türlü inceleme kitabını çevirirken çeviri yaptığınız alan veya alanların Türkçe terminolojisine vâkıf (“aşina” değil, enikonu “vâkıf”) olmanız gerekir.

Asıl referansınızın, bitirmiş olduğunuz okullardan çok yapmış olduğunuz, yapacağınız işler ve o işin kalitesi olduğunu unutmayın. O yüzden önceden kitap çevirmiş olun olmayın, başvuracağınız yayınevine mutlaka (tabii ki çeviri yapmak istediğiniz alandan) sevdiğiniz, önemsediğiniz bir kitaptan üç-beş sayfalık bölümün çevirisini orijinaliyle birlikte gönderin.

İlk paragrafta da belirttiğim gibi, başvururken çevrilmemiş olduğunu bildiğiniz bir kitabı, yayın programları itibarıyla o kitapla ilgilenebileceğini düşündüğünüz bir yayınevine önermeniz de cevap alma şansınızı arttıracaktır. Yayınevleri yayınlayacakları kitapları çoğunlukla kendileri seçseler de çevirmenlerden ve yazarlardan gelecek önerilere de açıktırlar. Ne kadar tecrübesiz olursanız olun, eğer başarılı bir deneme çevirisi yapmışsanız cevap alma olasılığınız çok yüksek. 

Tecrübenin her şey demek olmadığını, kaynak dili tuzaklarına düşmeyecek ölçüde iyi bildikten sonra en önemli etkenin yetenek (özellikle de Türkçeyi beceriyle kullanma yeteneği) olduğunu editörler de bilir. Zaten aksi taktirde kimse çevirmenliğe başlayamazdı, herkes ille de tecrübe istiyor diye ümitsizliğe kapılmanıza gerek yok. 

Yeter ki siz kendi sınırlarınızı iyi bilin ve o sınırlar içinde derinleşmek için gerekli gayreti, özeni ve öğrenme isteğini gösteriyor olun.

Editörle Beraber Çalışmanın Önemi

“Öğrenme” deyince şunun da altını çizmek gerekiyor: Eğer çeviri almayı başardıysanız mutlaka bir editörle çalışın, editör çalıştırmayan, çevirinizi olduğu gibi yayımlayacağını söyleyen ya da söylemeye bile zahmet etmeden basıveren yerlerden uzak durun. Çünkü iyi çeviri sadece yetenekle ilgili değildir, o yeteneğin sürekli geliştirilmesi gerekir ve bunun da birinci yolu yaptığınız çeviride ne gibi kavrayış ve söyleyiş hataları yaptığınızı gösterecek editörlerle birlikte çalışmaktır. 

Her insan gibi yolun daha başındayken hatalar yapabileceğinizi ve en tecrübeli insanların bile işlerinde hatalar yapabildiklerini kabullenerek çeviriye yaklaşır ve bu hataları asgariye indirme özeniyle davranırsanız, editörün metniniz üzerinde yaptığı müdahalelere kişiliğinize yöneltilmiş birer hakaret değil de bir öğrenme (ve elbette gerekirse itiraz da etme) vesilesi olarak yaklaşırsanız, daha rahat eder ve kendinizi geliştirebilirsiniz.

Başvurularınıza kısa sürede cevap alamazsanız umutsuzluğa kapılmayın. Cevap alamamanızın nedeni ille de çevirinizin beğenilmemesi olmayabilir.

Umutsuzluğa Kapılmayın

Türkiye’deki yayınevlerinde çalışan editörler aynı anda çok fazla sayıda işle uğraşmak zorunda kalabildiklerinden sizin talebinize bakmaya sıra bile gelmemiş olabilir. (Tabii ki ideal durum bunun çevirmene ya da çevirmen adayına bildirilmesi ve ona o anki koşullar ne olursa olsun, “Sizin çevirinize şu zamana kadar bakıp sonucunu mutlaka haber vereceğiz,” denmesidir. Ama Türkiye piyasasında bunu yapan yayınevleri ve editörlerinin sayısı çok az. Bizim değiştirmek için çaba harcadığımız köklü alışkanlıklardan biri de bu maalesef). Çok ısrarcı olmadan, ara ara kendinizi hatırlatmanızda fayda var. Ümidi ne zaman kesmeniz gerektiğini siz kendiniz tayin edeceksiniz.

Bizzat başvuru yaptığınız bir yayınevinin performansınızı beğenip sizinle irtibata geçmesi hâlinde, işini ciddiye alan bir editör size vermeyi düşündüğü kitap için de ayrıca bir deneme çevirisi gönderecektir. (Zaten ÇEVBİR de daha sonra çıkabilecek olumsuzlukları engellemek için bütün yayınevlerinden bunu yapmalarını talep ediyor. Siz çok iyi bir iş çıkardığınızı düşündüğünüz hâlde size verilen bu deneme çevirisi konusunda editörden olumsuz bir cevap almanız her zaman mümkündür. Bu olumsuzluğun üç olası nedeni vardır:

1. Editör işinin ehli değildir ya da tercihleri sizinkilerle hiç örtüşmüyor ve sizi ikna edemiyordur. Bu durumda onunla çalışmamanız her ikiniz için de en iyisi olacaktır.

2. Yayınevinin verdiği bu kitapla uygun frekansı bir türlü tutturamamış, içine nüfuz edememişsinizdir, yazarın üslubu sizinkine uymamıştır.

Yani bu kitabı çevirmeyi sahiden de başaramamışsınızdır. Bu sizin “iyi bir çevirmen” olmadığınızı, olamayacağınızı göstermez, sadece o kitabı yapmamanızın herkes için daha hayırlı sonuçlar doğuracağını gösterir ve şu evrensel hakikati tekrar hatırlatır: Ne kadar usta olursa olsun, hiçbir çevirmen her kitabı aynı yetkinlikle çeviremez. Zaten içine giremediğiniz, bir şekilde sizi yakalamayan, heyecanlandırmayan, önemli ya da değerli bulmadığınız bir kitabı çevirmeyin ve en başta size önerilen kitabı iyice okuyup gerçekten yapmak istediğinizden ve yapabileceğinizden emin olun. Bu kitapta başarılı olamamış olabilirsiniz ama başka bir kitabı gayet güzel çevirebilirsiniz, hemen ümitsizliğe kapılmayın. O yüzden de çeviri işine gerçekten çevrilebilmesi özel bir maharet isteyen kitaplarla (mesela klasiklerle; modernist, yani dili sorunsallaştıran yazarların roman ve öyküleriyle; çetrefil ve sahiden güç anlaşılır düşünürlerin eserleriyle) başlamayın, daha çok böyle kitaplar yayınlayan yayınevlerine başvurarak zaman kaybetmeyin, moralinizi boşuna bozmayın. “Tecrübe tek başına yeterli değildir demiştik,” yukarıda ama bazı kitapları çevirmeye girişebilmek için arkanızda birikmiş bir tecrübenin olması şarttır.

3. Çok iyi bir okur olmakla birlikte sahiden de şu anda yetersiz işler üretiyorsunuzdur. Bu durumda çevirmenliğe kararlıysanız kendinizi geliştirmek için yayınevlerine başvuruda bulunma işine uzunca bir ara vererek çok sıkı çalışmalı ya da bu işten vazgeçmelisiniz.

Sözleşme ve ÇEVBİR’in Rolü

Bu aşamaları geçip çeviriyi aldıktan sonra her durumda mutlaka sözleşme imzalamalısınız. Yapılan sözleşmede hem kendinizi sömürtmemek hem de bir meslek olarak kitap çevirmenliğinin istenen düzeye çekilebilmesi yolunda ÇEVBİR’in yerleştirmek istediği mesleki ve mali standartları koruma çabasına destek vermek için sitelerinden ulaşabileceğiniz Tip sözleşmeyi ve Çevirmenlere Kılavuz Metni’ni dikkatle okumalısınız.

Bu konuda izleyebileceğiniz bir söyleşi:

ÇEVBİR’in yönetim kurulunda olan Sevgili Savaş Kılıç, şu an çoğunluğu kitap çevirmenlerinden oluşan 525 üyeli ÇEVBİR’e altyazı ve seslendirme çevirmenlerini, tiyatro çevirmenleri de davet ediyor, hep birlikte el ele vererek çevirmenler için daha güvenli ve sürdürülebilir bir meslek alanı yaratmaya çağırıyor. 

ÇEVBİR İletişim:

  • Adres: Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok No: 8 Kat: 3 Kadıköy İstanbul 34714 Türkiye
  • Telefon: (0216) 337 16 99
  • e-posta: cevbir.org@gmail.com
  • Web: https://cevbir.org.tr/

Diğer Çevirmenlerden kategorisi içeriklerini okumak için tıklayın.