Memleketimden İnsan Manzaraları – Nâzım Hikmet

(2 Yorum)

Yazan: Fatma Doğru

Nâzım Hikmet, düşünceleri ve yazdıkları yüzünden yıllarca cezaevinde yatmış, eserleri yasaklanmış, vatandaşlıktan çıkarılmış bir şairimiz. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan eseri Memleketimden İnsan Manzaraları ile bir tren yolculuğuna çıkmaya var mısınız? Kitap boyunca âdeta çok ödüllü bir sinema filmi izleyecek, sayfaları çevirmeye başladığınızdaki hâlinizden uzaklaşacaksınız.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 2 Ocak 2023

Ülke: Türkiye

Türü: Şiir

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Şiir severler ve şiire ilgi duyanlar.

Sayfa Sayısı: 537 sayfa

İmla: ?

Ebat: 13,5 x 21 cm

Kategoriler:

İnceleme

Memleketimden İnsan Manzaraları’nın şairi Nâzım Hikmet’i okumaya, dilinde Livaneli şarkıları olan bir liseli olarak başladım. Şair, o yaşlarda benim için romantik bir dikbaşlılıktı. Memleketimden İnsan Manzaraları’nı okuduğum yaşlar ise gençliğin uçarı hâllerini üzerimden atmaya başladığım döneme denk geldi. Kitap bana bazı bölümlerinde Neşet Ertaş, bazı bölümlerinde Mahzuni Şerif dinletti. Okumam bittiğinde bir sabah şehrin merkezindeki tren istasyonuna gittim. Kitap elimdeydi. İstasyonun en hareketli saatleriydi. Çalışanlar, öğrenciler, türlü sebepten orada olanlar… Kimi koşuyor kimi aheste kimi birini bekliyor. Trenin hızlı bir çığlıkla gelip az önceki telaştan geriye bir şey bırakmamasını izledim. Orada kitabın ilk birkaç dizesini okuyup şehre karıştım.

“Haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk
ve telaş.
Bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.”

Nâzım Hikmet’in memleketinden insan manzaraları

Şair, Haydarpaşa Garı merdivenlerinde kitabına başlıyor. Dizelerde merdivenler, bekleme salonları ve peronlardan alınan yolcular; biri külüstür posta treni, diğeri sürat katarı olan iki farklı trene, vagonlara, o vagonların bölmelerine taşınıyor. Nâzım Hikmet, külüstür posta trenine köylüleri, işçileri, mahkûmları, askerleri bindirirken burjuvayı sürat katarının konforuna yerleştiriyor. Trenler hareket edip yolculuk başladığında ise her yolcu kendi hikâyesinin karakterine dönüşmeye başlıyor. Nitekim ortaya yok sayılanlarla onlar üzerinden var olmaya çalışanların destanı çıkıyor. İstanbul’dan kalkıp Ankara’ya doğru giden dizeler, sınırların dışına çıkıp dünyanın başka yerlerini de dolaşıyor. Böylece Anadolu insanıyla birlikte insanlığın da yolculara dâhil olduğunu görüyoruz. Bakınız şair ne diyor:

“Memleketini seven adam,
ama yalnız bizim burda değil, her yerde,
Asya’da, Avrupa’da, Amerika’da, Afrika’da,
ama sahiden seven,
hanı, hamamı, çıkarı için değil de
şöyle candan, yürekten,
halkın sevdiği gibi memleketini seven insan,
ve kendi halkından korkacak iş yapmamış
ve memleketini satmayan
Türk olsun, Bulgar olsun, Fıransız, ne bileyim, Sumatralı,
hatta Alaman,
onların kazanmasını ister.”

Memleketimden İnsan Manzaraları

Nâzım Hikmet, kitabını mahkûm olduğu yıllarda yazmış. Kitapla birlikte özgürlüğü hapishane telleriyle sınırlı lakin umudu derya deniz bir şairi de okuyoruz. O sayfalarda İkinci Meşrutiyet ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında ülkemizde ve dünyada olanları, değişen yaşamı; şairin gözünden, onun sözcükleriyle yaşıyoruz.

Eserin türü şiir fakat bana göre bu eksik bir tanımlama olur çünkü klasik bir şiir okuması yapmıyoruz. Binlerce dizede şiirin enginleri aşan büyüsünü hissedecek olay metninin bütün unsurlarıyla oluşturulduğunu göreceksiniz. Tekrar edilen, karşıtıyla birlikte verilen sözcükler; yerinde kullanılan uyaklar, basamak dizeler bana göre benzersiz bir şiir okuması sunuyor. Yine karşıtıyla verilen mekân üzerinden bizi devasa bir romana, destana götürüyor.

Haydarpaşa’dan zihnime girmeye başlayan yüzlerce karakter, iç içe anlatılıyor. Karakterlerin bazıları sayfalarca, bazıları iki kelimeyle şahıs kadrosunda yer alıyor ama hepsinden ayrı hikâye, ayrı roman yazılabilir; filmleri dahi çekilebilir. O karakterlerin temsil ettikleri ruhlar, dünya döndükçe yaşayacak. Kitabı okurken, bir film platosu kurulmuş ve ben hayalet gibi her yerde dolanıyormuşum izlenimine kapıldım. Yalnız bu son derece hareketli bir platoydu. Kendimi bazen şimdiki bazen geçmiş bazen de gelecek zamanda buldum. Az önce vagondayken şimdi ıssız bir köydeyim, derken cephede, mahkûm koğuşunda, hastane koridorunda… Akış çok hızlı, kaçırmaya gelmiyor. Bazı anlarda uzun süre kalamazken bazı anlarda koyverdim kendimi.

“nasıl oluyor da çıldırmıyoruz
öleceğimizi bildiğimiz halde?
Yoksa, ben ölmem gibi mi geliyor insana.
Dayım söylüyor:
cephede herkes böyle düşünürmüş,
doğru mu?
Yoksa ölmeye de mi alışıyoruz
ihtiyarlamaya alıştığımız gibi.
Bence bunun sebebi şu:
herbirimizdeki kısalığına rağmen
yaşamak daha kuvvetli ölümden.”

Yıllar süren mahkûmiyetine, koyulan yasaklara rağmen bir insanın yaşama nasıl sarıldığını dizeler bize gösteriyor.

Memleketimden İnsan Manzaraları’nın tamamı okuyucusuyla şairin ölümünden sonra buluşmuş. Nâzım Hikmet, kitabını o dönem eşi olan Piraye’ye ithaf etmiş; bu ithafı da şiirle yapmış. İlk baskısı 1966’da De Yayınevi tarafından yapılmış. 2002’den itibaren ise Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkarılıyor.

Kitabın bize sunduğu diğer okumalar

Memleketimden İnsan Manzaraları, size başka okumalar da yaptırabilir. Kitaptaki bazı karakterler Kuvâyi Milliye destanından. Onlarla karşılaşınca uzun zamandır görüşemediğim sevdiklerime kavuşmuş gibi oldum.

“Onlar ki toprakta karınca
suda balık
havada kuş kadar
çokturlar,
korkak
cesur
cahil
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.”

Destandan severek paylaştığım bu dizelerin karakterleri karşımıza hangi şartlarda çıkmış olabilir? Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı, Gogol’ün Ölü Canlar’ı şairin bize sunduğu okumalardan bazıları. Şair eserleri dizelerine nasıl yansıtmış olabilir? Okurken bir yandan da bazı araştırmalar yapmaya hazır olun, derim.

Siz bu kitabı okudunuz mu? Dikkatinizi en çok çeken mesaj neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Bookinton Ocak ayı yazarı olan Nâzım Hikmet hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayarak yazar dosyamıza göz atın.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (2)

Memleketimden İnsan Manzaraları – Nâzım Hikmet için 2 değerlendirme.

  1. Özge Ovalı Karakaya

    Kitabı tren yolculuğuna benzetmeniz,her vagonda temsilî insanların olması ve alıntıladığınız şiirler,sizin üzerinizde kitabın bıraktığı etki…Hepsine bayıldım.Kaleminize sağlık:)

  2. Deniz Ünal

    Nazım Hikmet ile Memleket kelimesi hep yan yanadır. Kitaplarını, şiirlerini, Nazım Hikmet’i çok severim. Kitap incelemesi ise şaire bir dil ile çok başarılı yazılmış. Emeklerinize sağlık ?

Ortalama Puan

5.00

2 Yorum
5 Yıldız
100%
4 Yıldız
0%
3 Yıldız
0%
2 Yıldız
0%
1 Yıldız
0%
Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir