Bir Nefes Gibi – Ferzan Özpetek

Yayınevi:

Yazan: Ezgi Hotalak

İki kız kardeş, Elsa ve Adele… Ruh sağlığı çalkantılı bir annenin ve evliliği ondan kaçmakla geçen bir babanın gölgesinde çareyi birbirine sarılmakta bulan iki en iyi arkadaş. Biri Roma’da diğeri İstanbul. Onları birbirinden ne ayırabilir ki? Ferzan Özpetek’in, Can Yayınlarından çıkan film tadındaki son kitabı Bir Nefes Gibi tam bir yaz romanı!

Sitede Yayınlanma Tarihi: 26 Temmuz 2022

Orjinal Adı: Come un respiro

Ülke: İtalya

Türü: Kurgu

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Sinemaya uyarlanan kurgu kitapları sevenler

Sayfa Sayısı: 160 sayfa

Çevirmen: Neval Barlas

Çeviri: ☺️

İmla: ☺️

Ebat: 12,5 x 19,5 cm

Kategoriler:

İnceleme

Yaz aylarının en güzel yanı her şeyi biraz kenara itip dinlenmek, hiçbir şey için fazla kafa yormamak belki de. Plajda uzanırken sizi dertlerinizden sıyırıp içine çekecek bir roman arıyorsanız Bir Nefes Gibi en doğru adres. Türk asıllı İtalyan Yönetmen Ferzan Özpetek dost sofraları, oryantal dokunuşları ve derinlerine indiği aile sorunları ile bu kez beyaz perdede değil kitap sayfalarında.

Özpetek’in 1997 yapımı, Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen En İyi Film ve Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödüllerini toplayan Hamam filminin ufak güncellemelerle perde arkasını anlattığı bu roman Elsa ve Adele’in hikâyesine odaklanıyor. Filmde Francesco’nun yıllar önce İtalya’yı terk edip İstanbul’da yeni bir hayat kuran ve birkaç mektup dışında kendisinden haber alınamayan teyzesinden miras kalan hamam için İstanbul’a yolculuğu anlatılır fakat teyzeye dair fazla bir ipucu verilmez. Bu roman ise teyzenin yaşamını konu alıyor. Geçmiş – gelecek ve İstanbul – Roma arasında mektuplarla gidip gelen satırlar iki kız kardeşin tarihe gömülmüş sırrını gün yüzüne çıkarıyor.

Geçmişten gelen misafir

Bir kız çocuğunun başına gelebilecek en güzel şeydir kız kardeş. İlk evcilik oyununu onunla oynar, ilk kahkahanızı onunla atar ve ilk sırrınızı onunla paylaşırsınız; hep aranızda kalacağını bilerek. İkiz gibi bir örnek giydirilir, nedense öyle tanıtılmak istenirsiniz etrafa. Oysa üzerinizdeki giysilerden çok daha fazlasıdır sizi aynı yapan, birbirinizden ayırmayan. Karakterleriniz farklı olsa bile aynı kadere yelken açarsınız fark etmeden. Tıpkı Elsa ve Adele gibi. Henüz küçük yaşlardayken anlıyor onlar birbirlerinden bir an olsun ayrılmamaları gerektiğini. Anneleri duymasın diye ses çıkarmadan oyunlar oynarken babalarının işten dönüp onlarla vakit geçirebilme ihtimaline umutlanıyorlar. Fakat hiçbir zaman birbirlerinden daha fazlasını bulamıyorlar. Asla ayrılmayacaklarına dair söz veriyorlar birbirlerine. Ama öyle ya hayat bu… Neler getireceği belli olmuyor.

Sergio ve Giovanna pırıl pırıl bir Roma sabahı, her pazar olduğu gibi, fakat bu kez başlarına geleceklerden habersiz Giulio, Elena ve bebek bekleyen Annamaria ile Leonardo’ya dost sofrası hazırlıyorlar. Yemekler hazırlanıp dostlar beklenirken çok geçmeden zil çalıyor. İstanbul’dan bir kadın konuk oluyor sofralarına; Elsa. Hiç tanımadıkları geçmişten gelen bu yaşlı kadın eskiden bu evde yaşadığını iddia ederek dâhil oluyor aralarına. Şık giyimli ve anlattığı Doğu’ya özgü hikâyeleriyle herkesin ilgisini çeken Elsa’nın yıllardır görmediği, evin eski sahibi olan kız kardeşini aradığı ortaya çıkıyor ve bu gizemli kadın giderek ilgi çekici hâle gelmeye başlıyor.

Çok sevdiği bir kız kardeşi vardı, peki ama onu neden terk etmiş ve görmek için yıllarca beklemişti?

Uzak bir şehirde yeniden doğmak

“…Hep aklımdasın, zaman geçtikçe daha az unutmak istiyorum seni… Çok az insanın ikinci bir şansı olur ve ben ağır bir bedel karşılığı bunu elde etmiştim. Geçmişten, güven duygusundan, beni büyüten aile ortamından vazgeçerek. Senden vazgeçerek. Daha o zamanlar geri dönmeyeceğimi biliyordum. Ancak sevgilerin dışında bir daha asla tekrar edilmeyecek hataları da ardımda bırakmıştım. Şimdi başka bir kadınım. Kaçarak yeniden doğdum…”

60’lı yılların sonunda bir gün ansızın çıkıp Doğu Ekspresi’yle geldiği İstanbul’da ürkek gençliğinden sıyrılıp güçlü bir kadın olmuştu Elsa. Geçmişini unutmak için belki de hiç yazmamalıydı fakat bir cevap gelir diye hep umut etmiş belki de vicdanıyla hesaplaşmıştı satırlarda. Şimdi hiç tanımadığı bu insanlara günah çıkarma ve sonunda Adele ile buluşma vaktiydi. Ama bazen yıllarca beklediği şeye sonunda bir fırsatını bulmuş olsa dahi ulaşmak istemez insan. Çünkü o umut yaşama sebebi olmuştur artık; yataktan kalkma, hayata devam edebilme enerjisini o amaca ulaşabilme olasılığı vermiştir ömrünce. O umuda yaklaştıkça istemeden kaçıverir, belki de korkar. Zira elde ettiğinde artık yaşamanın hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Harem Suare’ye selam

Romanın tek eksik yanı mekân olarak kullanılan Roma’daki eski evin yeni sahiplerinin yaşamlarına fazla değinilmemesi. Dostlar sofrasındaki çiftlerin arasındaki ilişkiler yüzeysel bir şekilde ele alınırken okurun daha fazlasını merak edebileceği göz ardı ediliyor fakat bu küçük problem ana hikâyenin güzelliğinden bir şey kaybettirmiyor.

İkili ilişkileri, aşkı, tutkuyu ve ahlak kavramını sorgulatan bu roman bir zamanlar haremlerin kurulduğu bu topraklarda erkek hamamı işleten Elsa’yla güçlü kadın imgesini ortaya koyması bakımından da önem taşıyor. Özpetek, bu vesileyle en çarpıcı yapımlarından 1999 tarihli Harem Suare filmine de selam göndermiş oluyor.

Ferzan Özpetek kimdir?

İstanbul Kalamış’ta doğdu. 1976’dan beri Roma’da yaşıyor. 1997’de senaryosunu yazıp yönettiği Hamam filmi Cannes Film Festivali’nde gösterildi ve yüksek bir başarı elde etti. Harem Suare (1999) ve Cahil Periler’le (2001) Avrupa’nın en çok konuşulan yönetmenlerinden biri oldu. Karşı Pencere (2003), Kutsal Yürek (2005), Bir Ömür Yetmez (2007), Mükemmel Bir Gün (2008), Serseri Mayınlar (2010), Şahane Misafir (2012), Kemerlerinizi Bağlayın (2014) filmleri sanatçının bu başarısını perçinledi. 2011’de Aida ve 2012’de La Traviata operalarını yönetti. Filmleri dünyanın pek çok ülkesinde gösterilen ve birçok saygın ödül kazanan Özpetek için New York Modern Sanat Müzesi 2008’de bir retrospektif gösterim düzenledi. 2014’te İstanbul Kırmızısı ve 2015’te Sen Benim Hayatımsın adlı romanları yayımladı.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.    

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Bir Nefes Gibi – Ferzan Özpetek”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir