Bookinton

Dünya Öykü Günü kutlamaları kapsamında, her sene bir edebiyat ustası günün anlam ve önemine dair özel bir metin yazar. Bu yılki bildiriyi değerli yazar Ayla Kutlu kaleme aldı.

Türkiye Yazarlar Sendikası internet sayfasında “Dünya Öykü Bildirisi” başlığı ile yer alan yazısına “İnsan, doğduğu anda aldığı ilk soluğun ardından attığı çığlıkla “yaşıyorum” mesajını iletir: Dünyanın en yalın, en kişiye özgü, çevresine umut dağıtan ilk öyküsüdür bu,” sözleriyle başlayan Ayla Kutlu’nun yazısının devamı şöyle:

Doğmak ve yaşıyor olmak tükenmeyen bir öyküdür.

Zaman, doğa, toplumsal değerler, yakınlarımız, içimizde köklenen ilişkiler, inançlar, sorunlar… Dahası, duyguların bağlaşmasından gelen olumlu, olumsuz birikimler, içsel çelişkiler…

Ve eklenebilecek daha pek çok şey, öykünün kaynakları olabilir.  İnsanlık hallerini düşünsel ve duygusal algı sınırlarının sonuna kadar yorumlayan öykücü; yansıtma yeteneğiyle birlikte, özenli dil, farklı anlatım biçimleri, inandırıcı kurgu ile öykü sanatının emekçisi olarak kendi farklı dünyasını yaratır.

Öyküyü; anlatı konularıyla, sınırları en geniş yazın türü olarak niteleyebiliriz. En oylumlu metin olarak nitelendirilen roman, teknik kurgusu yönünden öykülerden oluşan bir bileşimdir. Bu sanat, insanlığın her çağında var olan şeylerle; varsayılan kurgusallıkları kapsadığı gibi; canlı cansız, gerçeküstü, yalın gerçekleri de duygusal yönden derinleştirir. Yalnız yazarını değil, gözüne ve oradan içsel dünyasına ulaştığı okuru da sıradanlıktan çıkarır. Genellikle küçük oylumlu sayılan bu yazın türünün yaşamımızdaki yerini senede bir gün toplumsal etkinlikle onurlandırmayı, anlamlı bir değerbilirlik olarak nitelendiriyor, bu yolda harcanan emeklerin sahiplerine saygılarımı sunuyorum.

Metinlerin gözümüzün önünde sıradan işaretlermiş, harflermiş, sözcüklermiş gibi sessiz ve onurlu duruşlarından; yaşam boyu yorumlanacak duygulanımlar yaratanlara, yazının içerdiği “saklı cevher”i üreten sanatçılara ve okurlara ne mutlu. Gün bizlerin…

Yüreğin bir ince dalı var ki,

Öyküler sürgit titretecektir.

Yazarın emeği, yeni olay, algı, yorum ve anlatımla bütünleştiğinde; bilinen şeylerin başka yüzlerini keşfetmenin coşkusu, okura bir armağan olarak yansır. Dahası… Öyküde insanları tiryaki kılmak gibi bir özellik de vardır. Bu yüzden öykücüler, kuşaklar boyunca yeni anlatımları sanat dünyamıza sunarak, algımızı yüceltir, derinliğimizi artırırlar. Her yaştaki insanı etkileyen bu dal, onu daha duyarlı olmaya yönlendiren içerikleriyle; yaşamın her aşamasında okurun özlediği/ özleyeceği lezzeti sunarak; uzun- kısa, acı-tatlı, örseleyici yahut onurlandırıcı içerikleriyle… Ödüldürler.  Paylaşıldıkça; bireyin, halkların, insanlığın ortak mirası olan dillerin sahipleneceği bu armağanlar kuşaktan kuşağa aktarılma onurunu kazanırlar.

Söz denen yoğun cevher, kendini sürekli üretip renklendiren zihinsel güçle birleştiğinde, billur bir kaynak gibi canlı ve coşkulu yeni gönül şenlikleri oluşturur.

Söz sanatının erken kanatlanmış yavrularıdır öyküler,

Engin özgünlükler yaratan duygularla,

Çatlayan tohumu, belleğimizin

Şiirle roman arası bir yolda yürür.

Bin bir kez çeşitlenir.

 Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı ardından, 14 Şubat dünya öykü gününü var edenlerle yaşatanları kutluyorum.”

2024 Dünya Öykü Gününün, Türkiye’de edebiyatseverler, yazarlar edebiyat dernekleri, kültürel kurumlar ve yerel yönetimler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanması bekleniyor. Türkiye Yazarlar Sendikası Ankara Temsilciliği tarafından düzenlenen Dünya Öykü Günü etkinlikleri Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 14 Şubat saat 19.30’da gerçekleştirilecek. Etkinlikte, Ayla Kutlu tarafından hazırlanan Dünya Öykü Günü Bildirisi okunacak ve yönetmenliğini Onur Gazdağ’ın yaptığı “Hiçbirimiz” adlı oyun sergilenecek. Hem yerel hem de uluslararası ölçekte öykücülüğün çeşitliliğini ve derinliğini kutlayan aynı zamanda bir dayanışma ve ilham günü olan Dünya Öykü Günü kutlu olsun!

Bir Yorum Bırakın

Epostanız gözükmeyecek.