Berberdeki Papağan – Behiç Ak

Kitap Yazarı:

Yazan: Cahide Gürkaplan

Büşra Tangal

Berberdeki Papağan, sanatın en önemli dalı olan tiyatro ile yakından ilgili. Yazar, karikatürist ve yönetmen olan Behiç Ak, Berberdeki Papağan’da tüm hünerlerini sergiliyor. Günışığı Kitaplığının yayımladığı kitapta; mizah, sanat ve kurgunun el ele gezdiği satırları okurken çok eğleneceksiniz.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 6 Nisan 2023

Ülke: Türkiye

Türü: Çocuk Edebiyatı, Roman

Okur Yaşı: 9 yaş ve üzeri okurlar.

Hedef Kitle: Sanatı seven herkes.

Sayfa Sayısı: 176 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 12 x 18 cm

Kategoriler:

İnceleme

Çocuk romanlarında en sevdiğim şey kesinlikle hayatı eğlendirerek öğretmesidir. Akıp giden kurgu sizi en tanıdık yerinizden vurur. Berberdeki Papağan, durgunlaşan hayatınızın renkli bir molası olacak. Her yaştan okurun severek okuyacağı bu kitabın en sihirli yanı ise sanat ve doğayı bize duyumsatması.

Aynı zamanda çizer olan Behiç Ak’ın kitaptaki karikatürleri sade ve okuru yormuyor. Neredeyse her kitabında olduğu gibi bizi tasvirlere ve abartılı duygu durumlarına boğmadan, asıl anlatmak istediği olayla baş başa bırakıyor. Dolambaçlı yollara girmeden aktardığı zengin olaylar zinciri ile hikâyenin odağına doğrudan ulaştırıyor. Böylece okunası bir çocuk romanı ortaya çıkıyor.

Tiyatro öldü, yaşasın tiyatro

Berberdeki Papağan tiyatro ile yakından ilgili dedik. Hem de o kadar ilgili ki hangi olay gerçek hangi olay tiyatro oyunu derken şaşırıp kalıyorsunuz. Hikâye şöyle başlıyor; üçüncü sınıf öğrencisi Haluk ve ailesi İstanbul’dan Durgun isimli bir kasabaya taşınıyor. Kasaba halkı da en az ismi kadar durgun insanlardan oluşuyor. Haluk ve ailesi hareketli yaşamlarından kopup bu sakin kasabaya gelme kararlarının doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu zamanla anlayacak. Çünkü dünyanın en sıra dışı berberi bu kasabada. Berber koltuğuna oturan çoluk çocuk, kadın erkek herkes, kendini adeta sihirli bir tiyatro sahnesinde buluveriyor.

Kasabadaki durağan hayat âdeta berberin anlattığı hikâyelerle hareketleniyor. Henüz berbere uğramayanlar ise etraflarında olan bitenden bihaber. Sırayla Haluk, babası ve en son da annesi berbere gidiyor ve kasabadaki detayları fark etmeye başlıyor. Mesela Haluk yeşil papağanları ilk o zaman keşfediyor. Bu anlatılarda bahsi geçen kahramanlar ve olaylar kısa süre içinde dinleyicinin gerçek hayatına giriyor. Yani berberin hikâyeleri yavaş yavaş gerçekleşmeye başlıyor. Diğer tarafta kasabanın poyrazını kesen kaba saba bir hapishane binası ve o binanın içinde hırsızlıktan yatan tek bir mahkûm var. Mahkûm Turhan Bey, berberin yazdığı hikâyeleri oyuna dönüştüren bir tiyatro yönetmeni. Hapishane binasını tiyatro olarak kullanmak için her serbest bırakıldığında tekrar hırsızlık yapıp hapishaneye geri dönüyor ama kasabalı ondan hiç şikâyetçi değil, aksine hayatlarına renk kattığı için herkes onu çok seviyor. Haluk ve ailesi de kasabanın tiyatrosuyla tanışıyor. Hatta sırada onların başrolde olduğu bir oyun var. Bu oyun sahnelendikten kısa süre sonra tüm kasabalı kendisini bir mahkemenin ortasında buluyor.

“Tiyatro da ciddi bir faaliyettir. Hayatın gizlediği gerçekleri sahneye taşıyarak görmemizi sağlar.” (s. 137)

“Tiyatro ölebilir ama seyirciyi ortadan kaldırmak çok zor. İnanın, sahne bomboş olsa bile, dünyadaki tüm oyuncular ölse bile, seyirciler gelip bu salonu doldurur. Çünkü seyirci olmak ihtiyaç. Tanımadığın insanlarla yan yana oturarak, oyun boyunca cep telefonuyla konuşmadan, internete girmeden, tweet atmadan, fısıldaşmadan, yemek yapmadan, ev almadan, ev satmadan, çorabının tekini aramadan, kıpırdamadan, kendini sıfırlayarak, sadece seyrederek yaşamak! Üstelik bu faaliyeti yalnız başına değil de toplu olarak yapmak! Evet, bu çok temel bir ihtiyaç!” (s. 138)

Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan internet bağımlılığı, tüketim kültürü, iklim değişikliği ve iletişimsizliği eleştiren kitap, internet yüzünden insanların birbirlerinin yüzüne ne kadar az baktıklarını tiyatro oyunuyla sergiliyor. Tiyatro aracılığıyla, gündelik hayatlarımızı yaşarken fark edemediklerimizi görmeyi sağlıyor.

Berberdeki yeşil papağan

Kasabanın sembolü olan yeşil papağanlar asla yere konmuyor. Ağaç tepelerinde gezen bu güzel kuşlar kasabada birçok sanat dalına ilham oluyor. Hapishanedeki tiyatro oyununun en önemli oyuncusu olan Berber İsmail Bey, koltuğuna oturan herkese yeşil papağanla ilgili hikâyeler anlatıyor. Okulda yine bu papağan ile ilgili çizgi film yapılıyor. Çünkü bu papağanın en önemli özelliği “uyumsuz” olması. Kendini kuş olarak tanımlamayan ve çok özel olduğunu düşünen bu kuş ile ilgili söylentiler de pastanın kreması oluyor. Hikâyeler ilginçleşiyor, papağanlar çoğalıyor ve Durgun kasabasının bambaşka bir yüzü ortaya çıkıyor.

“Behiç Ak, Berberdeki Papağan ile yine felsefi ve toplumsal bir konuya ustaca değiniyor. Hikayelerin ve sanatın, toplumların değişiminde oynadığı rolü, mizahla harmanladığı katmanlı bir kurguyla anlatıyor.” (Tanıtım bülteninden)

Peki siz Berberdeki Papağan kitabını okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Bookinton Nisan ayı yazarı olan Behiç Ak hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayarak yazar dosyamıza göz atın.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Berberdeki Papağan – Behiç Ak”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More Products