2002 yılından bu yana Devlet Tiyatroları bünyesinde dramaturg olarak görev yapan, Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi’nde çeviri ve uyarlamaları sahnelenen Füsun Ataman, Bookinton için romandan sahne ve perdeye eser uyarlama yolculuğunu anlattı.  

İlknur Akgül Ardıç

“Tiyatroda bir romancı için en büyük kayıp kontroldür; özellikle de karakterizasyonda! Bir kitapta herhangi bir figür, tam olarak yazarın izin verdiği etkiyi yaratır ancak tiyatroda, parlak bir genç oyuncunun küçük bir rolde ya da daha az güçlü bir oyuncunun daha büyük bir rolde oynaması, oyunun dengesini önemli ölçüde değiştirebilir.”

Mark Lawson-The Guardian (2014) 

Dünya Tiyatro Gününe özel hazırladığımız yazı dizimizin ikinci bölümünde, “romandan ya da öyküden tiyatroya” birçok başarılı çeviri ve uyarlama kazandıran Dramaturg ve Öğretim Görevlisi Füsun Ataman, edebiyatta taklide dayanan teatral özün yeniden keşfine çıkıyor. 

Füsun Ataman’a göre tiyatro sanatından romana “hediye olan” kurgu tekniklerini zenginleştirmeyi başaran edebî eserlerin sahnelenme başarısı, tiyatronun edebiyatın şiirle birlikte ilk ve en temel türleri arasında yer almasının mirası. 

Edebiyat sahnede

Sahne sanatlarının giderek metinden bağımsızlaştığı, görüntü dili ve performansın, (dans, hareket, fiziksel eylem vb.) başka bir deyişle “sözsüz oyunların” dilin yerini aldığı günümüzde, seyirci sahne sanatlarının edebiyatın bir kolu olduğunu unutmuş durumda. Oysa tiyatro, yazınsal bir sanat olmanın ötesinde edebiyatın başlıca bir türü olarak özel bir yere sahip. Bu özel yer, günümüzde edebî türler çeşitlilik gösterse de insanların okuyucu olmaktan ziyade seyirci olmayı tercih etmesiyle doğrudan ilgili. Sahne sanatlarının ve günümüz sinemasının kaynağı olan tiyatro, edebiyatın şiirle birlikte ilk ve en temel türleri arasında yer alıyor. 

Romanın/hikâyenin dramatik özü sahnelemeyi kolaylaştırır

Aritosteles’in mimetik (hareketin taklidine dayanan) bir sanat olarak tanımladığı tiyatronun özü, hareket (dram) ya da bugün hâlâ kullandığımız anlamda, aksiyondur. Bu yüzden de okuyucu olarak olay dizisi hareketli, aksiyonu bol, kahramanın başına çeşitli olayların geldiği ve okuduğumuzda kafamızda resimsel karşılıkların oluştuğu eserleri daha çok severiz. Bir anlamda hikâye ya da roman okurken onu kafamızda canlandırırız. Pek çok roman ya da hikâyenin dramatik bir öze sahip olması, kolaylıkla sahneye ya da perdeye uyarlanabilmesi tesadüf değildir. Bu türler kendilerinden çok daha önce evrimleşen tiyatro geleneğinden önemli bir miras devralmışlardır.

Tiyatrodan edebiyata hediye: kurgu

Tiyatro sanatının edebiyata en büyük katkısı kurgu tekniklerini hediye etmek olmuştur. Günümüzde yazarların kurgusal becerilerini bambaşka tekniklerle sergiledikleri öykü ve romanlar, bu mirası devraldıkları tiyatro ya da dramatik edebiyatın tekniklerini kullandıkları için eserlerini sahneye, sinemaya uyarlamak kolay hem de tercih edilen bir okuma yöntemidir. Kurgu tekniklerini tiyatrodan alıp geliştiren edebî türlerin sahnelenebilirlik olanaklarını çoğaltması da kaçınılmazdır. 

Tiyatro yazarı, romancı gibi kahramanın serüvenini ön plana çıkarır

Tiyatro yazarı aslında herhangi bir şairden, roman yazarından ya da hikâye anlatıcısından çok farklı değildir. Tıpkı onlar gibi bir kahramanın yaşadığı serüveni, aksiyonu ön plana çıkararak aktarır. Ancak bu serüvenin sahnelenecek, âdeta bir yaşam deneyimine dönüşecek olması fikri, onu salt bir anlatı olmaktan çıkarır. 

Canlandırmaya duyulan hayranlıkla “mitleşen” kahraman: Don Quijote

Sahne ve görsel sanatlar seyirciyi metinden uzaklaştırmaz, tersine onu daha cazip hâle getirebilir. 

Bu cazibeli durumu daha iyi açıklamak için sayısız kez sahne, perde ve ekrana uyarlanan modern romanın başyapıtı Don Quijote örnek verilebilir. Romanın, dilimize Don Kişot olarak yerleşen idealist kahramanı, yazarı Cervantes’ten daha ünlü hâle gelmiştir. Bu durum, teatral olanın cazibesini ve canlandırılan bir kahramanın tercih edilirliğini gözler önüne sermektedir. 

Füsun Ataman Kimdir?

1970 yılında dünyaya geldi. Gazi Üniversitesinde Elektronik Mühendisliği alanında Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1996 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümünde Tiyatro Tarihi ve Teorisi alanında lisans eğitimine başladı. Ardından Dramaturgi ve Eleştiri Kuramları alanında Yüksek Lisans yaptı. Hâlen aynı bölümde, Tiyatro Yönetmenliği Anasanat dalında doktora tez aşamasındadır. 

2002 yılından bu yana Devlet Tiyatroları bünyesinde Dramaturg olarak görev yapıyor. Başta Ankara ve İzmir olmak üzere, İstanbul, Konya, Diyarbakır, Erzurum, Bursa ve Adana Devlet Tiyatroları’nda kırk beş civarında oyunda görev aldı. Festivallerde çalıştı, çeşitli ulusal ve uluslararası festivallere, gözlemci ve atölye lideri olarak katıldı. Kurumunun yabancı yönetmen ve ekiplerle gerçekleştirdiği pek çok projede çevirmenlik yaptı.

2004-2013 yılları arasında Bilkent Üniversitesi MSSF Tiyatro Bölümü’nde başladığı akademik kariyerini, 2013 yılından bu yana Girne Amerikan Üniversitesi Sahne Sanatları Yüksek Okulu Drama ve Oyunculuk Bölümü’nde sürdürüyor, Tiyatro Tarihi, Dramaturgi ve Türk Tiyatrosu ile Seçmeli Yazarlık dersler veriyor. Onun üzerinde oyunu var. Hâlen belediyeler ve çeşitli kurumlarda yazarlık kursları veriyor ve İstanbul Devlet Tiyatrosunda dramaturg olarak çalışıyor. 

KAYNAKÇA

  • Ataman (Berke), Füsun, Modern Romanın Başyapıtı Don Quijote ve Maceralarının Dostları Tarafından Temsil Edildiği Bir Sahne Uyarlaması, Roman Kahramanları, sayı:22, Nisan-Haziran 2015
  • Brockett, Oscar G., Tiyatro Tarihi, Ankara, Dost Kitabevi Yayınları, 2000
  • Saavedra, Miguel de Cervantes, Don Quijote, Çev. Roza Hakmen, YKY Yayınları, İstanbul, 2011

Diğer Gündem içerikleri için tıklayın.