Barış Atalay’ın hayatımızı kolaylaştıran yapay zekânın bir gün rakibimiz olup yerimizi alabileceği olasılığını dile getirdiği bilim kurgu romanı Robotlar Tanrısı A7 Kitap’tan çıktı. Teknolojinin, yapay zekânın ve yazılımların dünyasını iyi bilen ve patent vekilliği yapan Atalay, bu sayede bilim kurguyu gerçeğe çok yakın kılan bir roman kaleme almış.    

Tutku Çetin

Daha önce uzmanı olduğu patent vekilliği ile ilgili kitapları ve makaleleri yayımlanan Barış Atalay ilk kez bilim kurgu türündeki romanı Robotlar Tanrısı ile karşımızda. A7 Kitap’tan çıkan bu roman ya bir gün yapay zekâ insanın rakibi olursa fikrinden yola çıkarak bizi inanılmaz bir maceranın içine sürüklüyor. Gelin, bu romanı kendisinden dinleyelim.   

Barış Bey, farklı bir alandan geliyorsunuz; patent vekilliği ve eğitmenliği yapıyorsunuz. Edebiyata girişiniz nasıl oldu?  

Yirmi yıldır teknik ve hukuki patent metinleri yazan bir insan olmamın yanı sıra iyi bir okuyucu olarak edebiyatla hep ilgiliydim. Patent metinleri yazmak çok özgür olduğunuz bir alan değil ve kurallarımız çok katı. Bu yüzden patent beni edebiyattan uzaklaştırmaya çalışırken aslında bir biçimde bir kitap yazmak için de hazırladı bence. 

Akademik eğitiminizle ilgili kurgu dışı kitaplarınız var, Robotlar Tanrısı ilk kurgu kitabınız. Bilim kurgu yazmaya nasıl karar verdiniz

Bence bilim kurgu türünün yine mesleğimle ilgisi var. Yeni teknolojileri, yapay zekâyı ve yazılımları günlük hayatın içinde patent konuları olarak görüyorum yirmi yıldır. Burası benim beslenme alanım. Hukukun dar ama güvenli alanından çıkıp özgürce yazmaya başladığınızda da aşina olduğunuz enteresan teknolojileri düşünmeye devam ediyorsunuz. En azından kurgunun özgür dünyasında bilinen gerçekle daha inandırıcı bir bağlantı kurmaya çalıştığımı, bunu istemeden bile olsa yaptığımı düşünüyorum.

Robotlar Tanrısı fikri kafanızda nasıl oluştu? Size ilham veren neydi? 

Yapay zekâ, makinelerin gelecekteki rolü, insanlığın geleceği çocukluğumdan beri ilgimi çekmiştir. Bu bir yana, son birkaç yıldaki uluslararası patent hukukundaki gündemimiz yapay zekânın buluşçu olup olamayacağıydı zaten. Bu konuda o kadar çok fırtına koptu ki. Yani şu anda tarihi bir çağ geçişi yaşıyoruz ve istesek de istemesek yapay zekâ yakında gelip oturma odamıza yerleşecek. Şu anda baskın hukuk onun buluşçu olmasına izin vermedi ama burada duracağını sanmıyorum. Tüm bunlar o kadar güncel ve sıcak konular ki düşünmek için patent uzmanı olmaya da gerek yok.

Kitabı yazma süreci nasıl gelişti? Nasıl bir hazırlık yaptınız, neleri araştırdınız?  

Kitabı yazmaya, kendimi daha iyi hissedeceğim ve dış dünyadan izole olacağım bir alan yaratmak için başladım. Kitap bu konuda görevini başarıyla yerine getirdi ve bana büyük keyif verdi. Dediğim gibi hazırlık dosyaları zaten beynimin içindeydi, yirmi yıldır yazdığım patentlerden edindiğim irili ufaklı bilgiler hiç ummadığım yerlerde ortaya çıkıp bana yardımcı oldu.

Robotlar Tanrısı’nda hikâye İstanbul’da geçiyor. Tanıdık yerlerin, tanıdık mekânların varlığı anlatılanları gerçeğe yakın ve olası kılıyor sanki. Sizce, bu hikâyenin gerçekleşme olasılığı bizden ne kadar uzak?

Ben gerçeklikten tamamen kopmakta başarılı olmayan bir şey yazdığımı düşünüyorum. Kitabın içinde birçok “uçuk” diye tabir edilebilecek bölüm olmasına rağmen gerçekleşmesi imkânsız diyebileceğim hiçbir şey yok. Hatta şimdi teknik konulara girmek istemiyorum ama gerçekleşeceğine inancımın tam olduğu pek çok kısım var.

Ülkemizde bilim kurgu yazımına hem okurların hem yazarların ilgisi artıyor. Siz bu ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz? 

Bilim kurgu türünün yazara tanıdığı çok özel arka planlar ve karakter unsurları hazırlama imkânı olduğu gibi okurlara da daha farklı deneyimler yaşatma imkânı var. Tabii bunu gerçekten kopma ve inandırıcılığı kaybetme pahasına yaptığınızda ince bir denge çizgisi oluşuyor. Ben içinde bulunduğumuz çağ ile birlikte teknolojinin toplumları dönüştürme etkisinin okurları bilim kurguya daha aşina yaptığını düşünüyorum.

“Bilim kurgu sevenlerin mutlaka okuması gerekir” dediğiniz kitaplar hangileri?

Ben vaktim oldukça ne bulursam okuyan biriyim. Çok farklı kitapların iniş ve çıkışlarıyla birlikte mutlaka harika kısımları olduğuna ve günün sonunda okurun zihinsel aktiviteyle birlikte keyif alarak kitabı mutlaka pozitif bakiye ile bitirdiğine inanıyorum.

Sevdiğiniz ve size ilham veren yazarlar hangileri?

Benim için özel insanlar Sartre, Ayn Rand ve Jack London oldu. Nâzım Hikmet’i ve Orhan Pamuk’u çok severim. Çok farklı türlere açık bir insanım ve her kitabın bana keyif verecek yerlerini bulma konusunda iyi olduğumu düşünüyorum. 

Kitabınızı okurken onu aynı zamanda bir film gibi de izledim. Kurgunun sürükleyiciliği, karakterlerin, olayların renkliliği, çeşitliliği buna yol açtı ve onu bir dizi olarak hayal ettim. Böyle bir teklif gelse değerlendirir misiniz?   

Neden olmasın!

Yeni projeleriniz var mı? Bu kulvarda devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Bu zaten insanın içinde devamlı kıpırdanan ve kendi kendine yer açan bir şey. Farkında olmadan bile küçük notlar alıp yeni kurgular için hazırlık yapmaya başlıyorsunuz. Aklımda evrim, gezegenin geçmişi ve yapay zekâyla ilgili türlü türlü senaryolar dönüyor.

Kitabı satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. 


Barış Atalay kimdir?

Galatasaray Lisesi’nden mezun olan Barış Atalay, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik/Elektronik Mühendisliği Fakültesi, Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Türkiye, 2000 senesinde Avrupa Patent Sözleşmesi imzacısı olduktan sonra Avrupa Patent Ofisi vekillik yetkisini sınavla elde eden ilk vekillerden olup Maastricht Üniversitesi Science, Technology & Society ve Strasbourg Üniversitesi European Patent Litigation yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. 

Patent vekillerinin eğitimine yönelik olarak meslek örgütü EPI eğitmeni ve Strazburg Üniversitesi CEIPI eğitmeni olarak görev yapıyor. Ayrıca Avrupa Patent Vekilliği sınavına yönelik olarak meslek örgütü EPI tarafından ve CEIPI tarafından düzenlenen eğitimlerde içerik hazırlayıcısı ve eğitmenlik görevlerinde bulunuyor.

Barış Atalay, Avrupa Patent Vekilleri meslek örgütü EPI Meclisi Türkiye delegelerinden olup ayrıca AIPPI, FICPI ve LES gibi uluslararası meslek örgütlerinin üyesi. 2013-2017 yılları arasında iki dönem AIPPI Merkezi Büro bünyesinde Program Komitesi üyeliği yaptı.

2013 yayını “Patent Vekilliği Uygulamalı Temel İlkeleri,” 2014 yayını “Patent Hukukuna Giriş,” 2017 yılı “İstem Yazım Teknikleri” ve ortak yazar olarak 2019 yayını “Vekillik Sınavı Soru Bankası” kitaplarına ek olarak farklı dergilerde/mecralarda makaleleri yayımlandı. 

Bahçeşehir Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği bölümünde Fikri Haklar ve Uygulamalı Patent Hukuku dersleri veriyor. İngilizce, Fransızca ve orta seviye Almanca biliyor.

Diğer yazar röportajlarını okumak için tıklayın.