Ekofil Yayıncılık, pozitif değişim yaratmaya tutkuyla bağlı bireylerden oluşuyor. Karşılaşılan sorunlar hakkında sadece şikâyet etmek yerine harekete geçmenin ve çözüm için çalışmanın önemli olduğuna inanıyorlar. Değişimin kolay olmadığının farkındalar, sıkı çalışma ve özveri gerektiğini biliyorlar. Ancak dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için üzerlerine düşeni yapmaya kararlılar. Dayanışmanın gücüne inanıyorlar ve başkalarına da aynı şeyi yapmaları için ilham olmak istiyorlar.

Yeşim Özbirinci

Öncelikle okurlarımıza Ekofil’in hikâyesini anlatır mısınız? 

Ekofil Topluluk Destekli Yayıncılık, 2017 yılında mutfak ekibi üyelerimizden biri olan, çevirmen arkadaşımız İlknur Urkun Kelso’nun çağrısıyla bir araya gelen okur, yazar, çevirmen, editör, çizer ve tasarımcıların katılımıyla ilk tohumlarını attı. Amacı ya da hayali diyelim; yayın dünyasında alternatif bir yayıncılık anlayışı ile adil üretim süreçlerini hayata geçirebilmek ve satış kaygısı gütmeden ihtiyaç duyulan alanlarda yayınlar yapabilmekti. Zamanla bir araya gelen topluluk içinden aktif olarak sorumluluk almaya hazır bir mutfak ekibi kuruldu. O günden bugüne topluluğun desteği ve katkısı ile kendi dağıtım ağımızı kurduğumuz ve birlikte üretmeye alan açabilen bir model oluşturduk. 

“Topluluk Destekli Yayıncılık” nedir? Biraz bahsedebilir misiniz?

Topluluk destekli yayıncılık esasen topluluk destekli tarımı model alan, aynı zamanda armağan ekonomisi, kitle fonlama gibi son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşmakta olan bazı uygulamalardan ilham alarak adını koyduğumuz bir model. Bu model okurun daha nitelikli yayınlara ulaşması, yayın üretenlerin daha iyi koşullarda çalışması, yayınların maddi açıdan daha ulaşılabilir kılınması, sermayesiz ve kâr amacı gütmeyen iş modelleri ve katılımcı üretim süreçleri gibi amaçlarla kurgulandı. Çok basitçe ifade etmek gerekirse yayınlarımızı topluluğun ihtiyaçları ve potansiyelleri doğrultusunda seçiyor, üretim sürecinde emek verenlere şeffaf, katılımcı, adil koşullar sunmaya çalışıyor, yayıma hazırlanan eserlerin basımı için topluluktan ön sipariş desteği istiyor, elde ettiğimiz geliri tamamen emek ödemeleri ve gelecek kitapların hazırlanması için harcıyoruz. 

Bildiğim kadarıyla topluluk destekli başka bir yayıncılık yok. Farklı yayınevlerinin böyle bir oluşuma herhangi bir geri bildirimi oldu mu? Bu başlangıç, yayınevleri açısından size nasıl yansıdı? 

Abonelik sistemleri bulunan, ön siparişle finansman sağlayan, okur kitlesi topluluk niteliğinde olan yayınevleri var ama kendisini “topluluk destekli” olarak tanımlayan başka bir yayıneviyle karşılaşmadık. Yurt dışında CSP (Community Supported Publishing – Topluluk Destekli Yayıncılık) olarak tanımlanan ya da kâr amacı gütmeyen kooperatif modelindeki yayınevleri görüyoruz. Kuruluş ve kurgu aşamasında bizimle fikir, deneyim paylaşan yayıncı arkadaşlarımız tabii ki oldu ama olumlu geri bildirimlerden daha ziyade karşılaşacağımız zorluklarla ilgili uyarılar aldık. Türkiye’de yayıncılar maalesef o kadar zor durumda ki deneyimli yayıncılar bizim girişimimizi epey hayalperest buluyor.

Topluluğunun ilk tohumları 2017 yılında atıldı. O zamandan bu yana birçok kitap çıkardınız. Bu süreçte sizi en çok zorlayan ne oldu? Aynı zamanda yola devam etmenizi sağlayan en büyük motivasyon kaynağınız neydi? 

Karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri tam ekibimizi genişlettiğimiz, tüzel kişiliğimizi kurmak için adım attığımız ve ikinci kitabımızı yayımlamak üzere olduğumuz dönemde pandeminin başlamasıydı. Hem ilk kitapta aldığımız maddi ve manevi ivme sönümlendi hem topluluk eliyle dağıtım modelimiz bir anda çökmüş oldu hem de ekonomik darboğaz kitaplara olan talebi ciddi ölçüde baltaladı. Önümüzü hiç göremediğimiz bir dönem yaşadık ama gerçek anlamda topluluk desteğiyle bu dönemi atlattık. Zaten yola devam etmemizi sağlayan da o topluluğun geri bildirimleriydi. Pandemi döneminde kitap çalışmalarımızı yavaşlatıp yerine çevrim içi buluşmalara ağırlık verdik. Topluluk üyeleri ile ekoköylerden ekmek yapımına çok çeşitli konularda canlı yayınlar yaptık, e-posta grubumuzda ihtiyaç paylaşımları yapıldı, üyeler web sitemize içerikler gönderdi. O etkileşimler bize Ekofil’in gerçekten ortak değerlere sahip ve dayanışmaya gönüllü bir topluluk olduğu konusunda güven verdi.

Bir kitabın satın alma sürecinden o kitaba fiziki olarak erişme süreci nasıl ilerliyor?

Kitaplarımız yayıma hazır olduğunda bir ön sipariş formu yayımlıyoruz. Bu formla hem kendisine hem de askıya kitap siparişinde bulunabiliyor, adresinize kargo ya da dağıtım noktalarımızdan teslim almayı tercih edebiliyorsunuz. Bunun dışında Good4Trust ve Shopier mağazalarımızdan da süreç işleyebiliyor. Ön sipariş sürecinde kendimize kitabın bazı temel maliyetlerini karşılayacak bir hedef koyuyoruz. Bu hedefe ulaşılması genellikle bir, iki ay sürüyor. Hedefe ulaştığımızda kitap matbaaya gidiyor ve seçtiğiniz şekilde size ulaştırılıyor. 

Kitabı olup sizin aracılığınız ile yayınlamak isteyen biri nasıl bir yol izlemeli? 

Öncelikle bize dosya sunacak kişilerin topluluk üyesi olmaları, dolayısıyla Ekofil’in amaçları, yayın çizgisi ve değerlerinden haberdar olmalarını bekliyoruz. Topluluğa üye olup Ekofil’i tanıdıktan sonra bize e-posta yoluyla ulaşabilir, kendinizden ve kitabınızdan bahsedebilirsiniz. Gelen dosyaları hem Ekofil’in yayın çizgisine yakınlığı ve topluluğun ihtiyaçlarına/taleplerine uygunluğu hem de metnin niteliği bakımından değerlendiriyoruz. Ayrıca teknik ya da sanatsal uzmanlık gerektiren konularda mutfak ekibi dışında yayın kurulları oluşturuyoruz. Tabii ki kitabın maliyet analizi ve mevcut yayın programının durumu gibi pek çok etken de söz konusu.

Şimdiye kadar hangi kitapları çıkardınız ve okurlar yeni yayınları nerelerden takip edebilir?

İlk kitabımız daha ziyade şehirde yaşayanların tohumları saklamalarını ve çoğaltmalarını desteklemeye yönelik, Tracy Maria Lord’un yazdığı ve destek amacıyla Ekofil’e sunduğu Tohum Alma ve Saklama El Kitabı idi. Kitap büyük ilgi gördü ve başlangıcımızı oldukça kolaylaştırdı. Kısa sürede tükenen kitabın şu sıra ikinci baskısını hazırlıyoruz. Daha sonra, son 10 yılın en iyi ekoloji kitaplarından biri kabul edilen David George Haskell’ın Saklı Orman’ını çıkardık. Topluluğun çocuk kitabı talebini Anne Crausaz’ın göz alıcı illüstrasyonlarıyla, Büyüdüğüm Yer ile karşılamaya çalıştık. Ardından yıllarını doğal arıcılığa vermiş Gunter Hauk’un yazdığı Balarısını Kurtarmak kitabı; distopik bir gelecekte adım adım şekillenen bir isyanı ve dönüşümü konu eden Barış Onur Örs’ün romanı Yeryüzünde Bir Mevsim; Erden Kahveci’den kır yaşamına dair bazen absürd bazen şiirsel, çok özgün bir çizgi deneme anlatı olan Faruk ile Toygun geldi. Son olarak Aslı Doğay Örs’ün yazdığı, ebeveynlerini kaybetmiş yavru bir baykuşun uçma hikâyesinin nefis çizimlerle anlatıldığı Mimu Uçmak İstiyor geldi.

Ekofil Yayıncılık kitapları

Şu sıra hazırlıkları biten ve ön sipariş sürecinde olan iki kitabımız var: Ev ölçeğinde mutfak atıklarını en kolay değerlendirilme yöntemi olan bokaşi kompostunu etraflıca tanıtan Adam Footer’ın yazdığı Bokaşi Kompostu ile giderek tırmanan ekonomi ve iklim krizinde haneler ve toplulukların kendine yeterliliğini anlatan John Michael Greer imzalı Yeşil Büyücülük. Ayrıntılı bilgilere www.ekofilyayinlari.org adresinden ulaşılabilir.    

Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Biz şikâyet etmek ve umutsuzluğa düşmek yerine değişmesini ve dönüşmesini umduğumuz konularda bir araya gelmeyi ve ona bir çözüm yolu bulmayı tercih ettik. Kotardıklarımız hayallerimizin tamamı olmasa da başladığımız noktadan epeyce ilerledik. Dayanışmayla, ortak akıl ve inançla elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam ediyoruz. Tökezlemelerimizden öğreniyor, öğrendiklerimizden yeni fikirler üretiyoruz. Yapılan, denenen, emek verilen hiçbir şey boşa değil. Umudumuzu canlı tutmaya, emek vermeye ve en önemlisi dayanışmanın gücüne inanmaya devam edeceğiz. Bunun başka hayallere de gerçekleşmesi için ilham olmasını dileriz. 

Diğer yayınevi röportajlarını okumak için tıklayın.