Transkripsiyon
Yazan: Transkripsiyon
Düzenleyen: Utku Özer
Ben Lerner’ın, 2026 Orwell Politik Kurgu Ödülü’nü kazanan dördüncü romanı Transkripsiyon, Hakan Toker’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Transkripsiyon, bozulan bir telefon, kaydedilemeyen bir söyleşi ve hafıza üzerine kurulmuş bir roman.
Orjinal Adı: Transcription
Orjinal Dili: İngilizce
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri
Türü: Kurgu
Yayın Tarihi: Nisan 2026
Türkçe Baskı: Haziran 2026
Sayfa Sayısı: 104
Çevirmen: Hakan Toker
Ebat: 13,5 x 21 cm
İnceleme
Transkripsiyon, isimsiz anlatıcısının üniversite yıllarında hocası olan ünlü sanatçı Thomas’la söyleşi yapmak üzere onun yaşadığı kente gitmesiyle başlıyor. Almanya’da doğan, Fransa yıllarının ardından ABD’ye yerleşen, tarih ve teknoloji üzerine çalışmalarıyla tanınan Thomas’ın vereceği bu söyleşi, belki de yayımlanacak son söyleşisi olacaktır.
Anlatıcının elindeki tek kayıt cihazı olan akıllı telefonu söyleşiden hemen önce bozulur. Thomas’ın evine geldiğinde bunu itiraf edemez ve konuşma başlar. Romanın merkezindeki bu küçük aksilik, kısa sürede hafıza, kayıt ve anlatının güvenilirliği üzerine daha büyük sorulara dönüşür. Daha sonra anlatıcı, hafızasında yeniden kurduğu bu söyleşiyi yayımlar ve bunun bir kayıt değil, yeniden inşa edilmiş bir metin olduğunu açıklaması yeni tartışmaları beraberinde getirir.
Thomas’ın çağrışımlarla ilerleyen konuşması tarih, sanat, edebiyat, teknoloji ve felsefe arasında beklenmedik bağlantılar kurar. Zaman zaman anlatıcıyı oğlu Max’le karıştırması ise konuşmayı farklı bir yöne taşır. Roman ilerledikçe anlatıcının Thomas ve Max’le ilişkisi derinleşirken babalar ve oğullar, öğretmenler ve öğrenciler, hafıza ve miras üzerine yeni katmanlar açığa çıkar.
Transkripsiyon, Covid salgınının değiştirdiği dünyayı, dijital teknolojilerin gündelik hayat üzerindeki etkisini ve insanların birbirleriyle kurdukları bağları sorgulayan bir roman. Roman boyunca kayıt cihazları, telefonlar ve transkripsiyon araçları yalnızca teknik nesneler olarak değil; hafızayı saklamanın, aktarmanın ve yeniden kurmanın araçları olarak karşımıza çıkıyor. Ben Lerner, kurmaca ile gerçek, kayıt ile hatırlama arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bu romanında, yalnızca bir söyleşiyi değil, insanların birbirlerine aktardıkları hikâyelerin nasıl yaşadığını da sorguluyor.
Kitaptan Bir Bölüm
College Caddesi’nden yukarı devam ederken hayaletler ete kemiğe büründü: Kapüşonlu svetşört giymiş şu çocuk, başı öne eğik yanımdan geçen – eğer başını kaldırsaydı, St. Petersburg’da pencereden düşmesinden birkaç yıl önceki Arjun olabilirdi; ben geçerken List Sanat Merkezi’nden çıkan uzun şişme montlu yaşlı kadın Caroline Sharpe’a dönüştü. Caroline Sharpe, birisi kolyesine iltifat ettiğinde sınıfımıza, nükleer savaş durumunda kullanmak üzere opal madalyonunun içinde siyanür kapsülü taşıdığını, bu uygulamaya o ve arkadaşlarının 1960’ların sonunda öğrenciyken başladıklarını söyleyen ve bu yüzden her kolyenin zehir sakladığından az çok şüphelenmeme yol açan bir profesördü. Ama sadece insanlarla sınırlı değildi: Yıldızlardan gelen ışık da daha gençti, ağaç kovuklarında rüya gören kuşlar geçmişin kuşlarıydı, içinde uyudukları ağaçların büyüme halkaları kaybolmuştu ve bu zaman yolculuğu benim Eva’yı kontrol etmekten veya yokuş yukarı yürürken “ötücü kuşların ortalama yaşam süresi”ni ya da “Caroline Sharpe”ı Google’lamaktan menedilmeme bağlıydı.
Ben Lerner Kimdir?
Ben Lerner, 1979 yılında Topeka, Kansas’ta doğdu. Brown Üniversitesi’nde politik teori ve şiir eğitimi aldı. Şair, romancı, denemeci ve eleştirmen olarak çağdaş Amerikan edebiyatının en dikkat çekici isimlerinden biri kabul ediliyor.
İlk romanı Atocha’dan Ayrılış ile büyük ilgi gören Lerner, ardından 10:04 ve Topeka Okulu ile hem eleştirmenlerin hem de okurların yakından takip ettiği bir yazar hâline geldi. Topeka Okulu, Pulitzer Ödülü finalistleri arasında yer aldı ve çağdaş Amerikan kurmacasının önemli romanlarından biri olarak değerlendirildi.
Şiir kitapları, denemeleri ve edebiyat eleştirileriyle de tanınan Lerner; Fulbright, Guggenheim ve MacArthur gibi önemli burs ve ödüllere layık görüldü. 2026’da yayımlanan dördüncü romanı Transkripsiyon, George Orwell Politik Kurgu Ödülü’nü kazandı. Lerner, bugün Brooklyn College’da İngilizce profesörü olarak görev yapıyor.
Transcription by Ben Lerner review – a stunning exploration of technology and storytelling
The Ample Rewards of Ben Lerner’s Slender New Novel
A Novel as Slim as an iPhone Has a Lot to Say About Technology
Ben Lerner’s Latest Is a Strange and Brilliant Attempt to Resurrect the Novel
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok