Mehmet Berksan’ı mimar monografileri, mimarlık tarihi, sanat tarihi kitapları ve İstanbul monografilerine meraklı bir kitapsever olarak tanımlamak mümkün. Şimdi semt monografileri üzerine açtığı blogu ile bu konudaki araştırmacılara müthiş bir kaynak oluşturdu. Berksan ile hem okuma serüvenini hem de İstanbul semt monografilerini konuştuk. 

Mürsel Çavuş

Okumaya, kitaplara ilginiz ne zaman başladı?

Okumayı küçüklüğümden beri seviyordum ama kitap okumanın tam manasıyla tadını 14-15 yaşlarında aldım sanırım.

Nasıl bir okuma alışkanlığınız var?

Ortaokul ve lise yıllarım ağırlıklı olarak roman ve hikâye okuyarak geçti. Ne yazık ki hiçbir zaman iyi bir şiir okuyucusu olamadım. Mimarlık fakültesine başlamamla birlikte okuduğum kitapların ekseni mimarlık ve sanat tarihine kaydı ama ara ara rotamdan sapıp, farklı alanlardan, önceden planlanmamış serseri okumalar yapmaktan büyük zevk alıyorum. 

Programı çok düzenli olmayan biri olarak okumakla ilgili de belli bir rutinim yok açıkçası. Okumakta olduğum 2-3 kitabı hep yanımda taşırım. Fırsat bulduğum anda, elime geçen boş vaktin müsaade ettiği kadar okurum: Yemek bulduğunda yiyebildiği kadar yiyen etoburlar misali!

Okuma haricinde bir de bibliyoman olduğunuzu tahmin ediyorum. Kaç kitabınız var ve ne tür kitapları biriktirmeyi seviyorsunuz?

Bana bibliyoman ya da bibliyofil denebilir mi; açıkçası pek sanmıyorum. Hayattaki en büyük merakım kitaplar, orası kesin. Diğer yandan bibliyomani, benim zihnimde hastalık derecesinde bir kitap tutkusuna karşılık geliyor ki kendimi o noktada görmüyorum. Bibliyofil ise kişinin kitaplarla ilişkisini tanımlaması açısından bana daha yakın düşebilecek bir kavram ama orada da kitaplığımın ölçeği, hayalimdeki “bibliyofil” imajının gerektirdiği rakamın altında kalıyor doğrusu. Kitaplarla ilişkimi tanımlarken kendim için tereddüt etmeden kullanabileceğim en yalın ifade sanırım “kitap meraklısı” olur.

Aldığım kitapların tamamına yakın bir kısmını mimar monografileri, mimarlık tarihi kitapları, sanat tarihi kitapları ve İstanbul monografileri oluşturuyor. Şu anda bu konuları kapsayan yaklaşık 2.500 kitabın oluşturduğu bir kitaplığım var.

Yazarına imzalattığınız kitapları Twitter hesabınızda paylaşıyorsunuz. Kimlerden imza aldınız? Kimlerin imzasını almak/bulmak isterdiniz?

İmzalı kitapların benim için ne ifade ettiğinin anlaşılması için izninizle bu merakım nasıl başladı önce kısaca onu anlatayım. Mimarlık fakültesindeyken yoğun şekilde mimarlık üzerine kitaplar alıp okuyordum. 2005 yılında, Turgut Cansever’in Albaraka Türk Yayınları’ndan “Mimar Sinan” adlı kitabı çıktı. Kitap prestij yayın olarak basılmıştı, dağıtımı ve satışı yoktu. Albaraka Türk’e e-posta yolladım, olumlu yanıt alamadım. Araya bir tanıdığı sokarak naz-niyaz bana bir kitap verdiler. Aracı olan tanıdığım, “Sana bu kitabı ayarladım ama kitabı okuyacak, sonra Turgut Hoca’ya gidip imzalatacaksın, anlaştık mı?” dedi. Bu fikir beni heyecanlandırdı, “Tabii ki!” dedim. Kitabı hevesle okumaya başladım ama Turgut Cansever’i okumak, hele ki anlamak kolay değildir; emek ister. Bir süre sonra gardım düştü, kitabı bitiremedim. Yani ne kitabı bitirdim, ne de Turgut Cansever’i ziyarete gittim. 2009 yılında Turgut Cansever vefat etti. Vefat haberini aldığım anda beynimden vurulmuşa döndüm. Son dönemde Türkiye’de yaşamış en önemli mimarlardan biriyle aynı dönemde, aynı şehirde yaşamıştım. Onunla tanışmaya niyetlenmiş, kitabını almış, okumaya başlamıştım ama manasız bir ihmalkârlık yüzünden Turgut Cansever’i tanıma şansımı sonsuza dek yitirmiştim… İşte o anda, o pişmanlıkla bu proje geldi aklıma: “Bu üzüntüyü bir daha asla yaşamayacağım… Kitaplığımdaki kitapların tamamının yazarlarıyla tanışacağım ve hepsinin imzalarını alacağım!” diye söz verdim kendime. O tarihten beri de zamanım el verdiğince bunu yapmaya çalışıyorum.

Benim için önemli olan, imzanın kendisinden çok okuduğum kitapların yazarlarıyla tanışmak; onlara aklımdaki soruları sorabilmek; kitapları ile ilgili tespitlerimi ve eleştirilerimi iletebilmek; onlarla aramda bir hukuk tesis edebilmek… İmza da bu tanışıklıkların bir nişanesi aslında: bizzat kendisi değil, içinde sakladığı anılar açısından değerli.

Elimde şu anda 600 adet kadar imzalı kitap var. Bunların 450 kadarı benim bizzat imzalattığım kitaplar. Geri kalan kısmı da hayatta olmayan yazarlara ait, imzalı satın aldığım kitaplar.

Bugüne kadar imza almak için ağırlıklı olarak mimarlık, mimarlık tarihi ve sanat tarihi alanlarında eser vermiş belli başlı yazarlara ulaşmaya çalıştığımı, büyük bir kısmıyla tanışma şerefine eriştiğimi söyleyebilirim. Bugüne kadar görüşme şansı yakalayıp imzalarını aldığım çok kıymetli mimarların, hocaların, yazarların ve araştırmacıların tamamını burada listeleme imkânım olmadığı için yer veremediklerimden özür dileyerek ufak bir kısmını yazayım: Zeynep Ahunbay, Nurhan Atasoy, Mehmet Rebii Hatemi Baraz, Afife Batur, Cengiz Bektaş, Sibel Bozdoğan, Ali Cengizkan, Besim Çeçener, Yıldız Demiriz, Semavi Eyice, Ahmet Nezih Galitekin, Reha Günay, Doğan Hasol, Metin Hepgüler, Ruhi Kafesçioğlu, Haydar Karabey, Cahit Kayra, Enis Kortan, Doğan Kuban, Hasan Kuruyazıcı, Önder Küçükerman, Akillas Millas, Gülrû Necipoğlu, Suphi Saatçi, Nevzat Sayın, Metin Sözen, Uğur Tanyeli, Doğan Tekeli, Pars Tuğlacıyan, Erol Üyepazarcı…

Tanışmak ve imza almak istediğim yazarların bir listesini tutuyorum. Bu listede şu anda 47 isim var ama izninizle bunları kendime saklayayım. 

Hayatta olmayan yazarlar arasından Mustafa Cezar, Osman Nuri Ergin, John Freely, Selim Nüzhet Gerçek, Ara Güler, İbrahim Hakkı Konyalı, Ernest Mamboury, Erol Ölçer, Jacques Pervititch, Eser Tutel, Süheyl Ünver ve Wolfgang Müller-Wiener, imzalı kitaplarını almak istediğim yazarlardan bazıları.

Semt monografilerine nereden merak sardınız?

“İstanbul üzerine yazılmış kitaplar” eskiden beri ilgilendiğim bir alan ama takdir edersiniz ki bu çok geniş bir başlık ve bir insanın bu alanda çıkan bütün eserleri edinmesi de okuması da pek mümkün değil. Dolayısıyla zamanla İstanbul kitapları içinde bazı alt başlıklara yoğunlaştım. Müstakil olarak İstanbul’un bir semti üzerine yazılmış kitaplar, yani İstanbul semt monografileri de zaman içinde özel olarak ilgilendiğim bu alt başlıklardan biri hâline geldi. 

Gelelim https://istanbulmonografi.com/ sitesine… Nedir bu sitenin hikâyesi? Kaç semtin monografilerini biriktirdiniz şimdiye kadar?

Sarıyer üzerine onlarca kitap yazan bir araştırmacı olan İbrahim Balcı ile tanışıp kitaplarını imzalattığım bir sırada aklıma şu soru takıldı, “İbrahim Balcı gibi, İstanbul’un bir semtine ömrünü adamış, o semtle özdeşleşmiş bazı yazarlar var. Acaba ‘İstanbul’un hangi semtini en çok kim yazdı?’ diye bir liste var mı?” Böyle bir liste yoktu tabii. Bu konuda düşünürken, esas problemin daha büyük olduğunu fark ettim: Elimizde esas olmayan, İstanbul semtleri üzerine yazılmış kitapların bir listesiydi! İlk başta bu listeyi bizzat hazırlamak gibi bir niyetim yoktu. Sadece hayretle eksikliğini fark etmiştim. Bir süre sonra bunu yapmayı gözüm kesti ve kolları sıvadım.

Farklı dillerde yazılmış monografilere de bu siteden ulaşabiliyor muyuz?

Araştırmam sırasında karşıma çıkan İstanbul semt monografilerini hangi dilde olurlarsa olsunlar listeledim. Dolayısıyla listemde, Türkçe eserlerin yanında sayıca fazla olmasalar da İngilizce, Fransızca, Almanca, Japonca, Yunanca, Ermenice, Ladino gibi dillerden de kitaplar mevcut.

Sizin için özel yeri olan bir semt var mı?

Çocukluğum, İstanbul’da adında “zade” geçen semtlerden ikisinde, yani Fındıkzade ve Altunizade’de geçti. Sanırım bu sebeple Fatih ve Üsküdar’a ayrı bir merakım var.

Bu süreçte sizi en çok sevindiren/şaşırtan semt monografisi hangisi oldu?

Tek bir tane seçmek zor tabii. Genelde listelemekten en çok heyecan duyduğum eserler kaydı hiçbir yerde olmayan, az basılmış, zor bulunan eserler oluyor. Benim listem dışında kaydına kolay kolay rastlayamayacağınız eserlere örnek olarak Çamlıcamızın İmarı ve İnkişafı İçin/ Eşref Payaslıoğlu/ Çamlıca ve Civarını Güzelleştirme Cemiyeti/ 1954 kitapçığını verebilirim.

Bu monografilerle ilgili araştırma süreciniz nasıl? Sahaf mı geziyorsunuz? Kütüphanelere mi gidiyorsunuz? Sosyal medyadan mı faydalanıyorsunuz?

Çalışmamı büyük ölçüde bilgisayar başında yaptım. İlk olarak İstanbul’un 39 ilçesinin listesini çıkarttım. Daha sonra her ilçeyi sırayla, tek tek ele aldım. Her ilçe için önemli mahallelerin, semtlerin, sokak, cadde ve meydanların listesini çıkardım. Bu anahtar kelimelerin her birisiyle sahaf sitelerinde ve belli başlı kütüphanelerin kataloglarında tek tek arama yaparak çıkan yüzlerce sayfalık kitap listelerini taradım. Kriterlerime uyan kitapları bir Excel tablosuna işledim. Listemi hazırlarken yararlandığım en büyük kaynağın, ticari amaçla kitap satmak üzere kurulmuş sahaf siteleri olduğunu vurgulamak istiyorum. Zira bu sitelerin içerdikleri milyonlarca kitap ve efemera sayesinde önemli birer veri tabanı olarak da kullanılabileceğini gösteriyor.

Tabii ki sadece sahaf sitelerinden ve kütüphane kataloglarından yararlanmadım. Her semtle ilgili yazılmış olan önemli kaynakları da inceleyip kaynakçalarını taradım. Bazı semtler için basılmış bibliyografyalar (Beykoz, Eyüp, Fatih ve Üsküdar) da bana çok yardımcı oldu. Bunun yanında bazı yüksek lisans ve doktora tezlerinin kaynakçalarından istifade ettim. 

Neticede yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucunda listeyi tamamladım. Şu anda istanbulmonografi.com web sitesinde, İstanbul’un 39 ilçesine ait 1709 tane kitap listeleniyor. Listeyi belli aralıklarla güncelliyorum.

Web sitesindeki arama motorunda basit aramalar yapılabileceği gibi, detaylı filtreleme özelliklerini kullanmak isteyenler için İstanbul Semt Monografileri Listesi Excel formatında bilgisayara indirilebiliyor.

İstanbul’da yaşayanlara mutlaka okunması gereken 5 monografi tavsiye etmeniz gerekse hangilerini okumalarını önerirdiniz? 

Bu zor bir soru. Bu zorluğun iki sebebi var. Öncelikle her seçme kitap listesi, dışarda bıraktığı kitaplar sebebiyle eksik kalmaya mahkûmdur. İkinci olarak da bence kitap tavsiyeleri genel değil, kişiye özel olmalı. Bu sebeple aşağıda sayacağım kitapları “Herkesin okuması gereken 5 İstanbul semt monografisi” olarak değil ama “En çok önemsediğim İstanbul semt monografilerini hızlıca düşününce ilk aklıma gelen 5 tanesi” olarak sunabilirim:

-Dolmabahçe’den Nişantaşı’na: Sultanların ve Paşaların Semtinin Tarihi / M. Burak Çetintaş  / Artam Antik/ 2005.
-Revnakoğlu’nun İstanbul’u: İstanbul’un İç Tarihi: Fatih / Mustafa Koç / Fatih Belediyesi / 2021, 2022. (5 cilt)
-Büyükada: Prinkipo, Ada-i Kebir/ Akillas Millas/ Adalı Yayınları, 2014.
-Kanlıca: Boğaziçi’nde Bir Köy / Fuat Selim Ramazanoğlu / İon Mimarlık Yayınları/ 2017 (2 cilt).,
-Altın Şehir: Üsküdar Kitabı / Sinan Yılmaz / Ötüken Yayınları / 2017.

Mehmet Berksan Kimdir?

1980 yılında İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirince –neredeyse herkesin mühendis olduğu bir ailede– genlerini dinlemeyerek eşit ağırlıkçı olmaya yeltendi ve Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde birkaç yıl geçirdikten sonra mimarlık okumak üzere tekrar üniversite sınavına girdi. Maltepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Fakültede okurken akademisyen olarak restorasyon alanında çalışmak istiyordu. Bu amaçla aynı okulda restorasyon yüksek lisansına başladı ama iş hayatıyla tezi birlikte götüremedi ve tezi feda etti. Şu anda gayrimenkul geliştirme alanında çalışıyor. Mimarlığa ve restorasyona ilgisi sürüyor. Okumaya, araştırmaya –arada sırada da yazmaya– devam ediyor.

Diğer Uzman Görüşü içeriklerimizi okumak için tıklayın.