Sanem Güven

Sanem Güven

1970 yılında doğan Sanem Güven, sokak oyunları oynayarak ve çılgıncasına kitap okuyarak çok güzel bir çocukluk geçirdi. On yaşında iken yazmaya niyetlendiği -hamile bir kadının dağlık bir kasabaya gelmesiyle başlayan- “gizem dolu” roman denemesi başarısızlıkla sonuçlanınca (gizemi çözemedi), diğer türlere  yöneldi.
Şiirleri ve denemeleri Milliyet Sanat Dergisi’nde, Demokrat Gazetesi’nin “Demokrat Çocuk” sayfasında ve çeşitli dergilerde yayınlandı. Lise sonda, İzmir’in Yeni Asır Gazetesi’nin açtığı mizah öyküsü  yarışmasında birincilik aldı. Gazetenin redaktörlük teklifini kabul etmese de, mizah eki Gıcık Dergisi’nde yazmayı kabul ederek bir yıldan uzun süre “Üniversiteli Necla’nın Anı Defteri’nden” köşesini yazdı.
Finans sektöründe Avukat olarak çalışırken, dört yıl süreyle Velakin isimli fanzin derginin editörlüğünü yaptı. Velakin’i çocuğu gibi sevdi.  24 yıl çok çalışıp yöneticilik pozisyonunda iken emekli oldu. Emeklilik yıllarında, ortaokul yıllarında başlayan sinema aşkıyla çocukluğuna uzanan edebiyat aşkını harmanlayarak Diken Gazetesi’nde Sinema yazıları yazdı. Bundan sonra da iki büyük aşkından ayrılmaya niyeti yok, bol bol film izliyor ve halen Bookinton Kitap Platformu’nda yazıyor.
  • 400
  • 7
  • Aşk-ı Memnu – Halit Ziya Uşakligil

    Yazılmasının üzerinden yüz yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra bugün dahi keyifle okunan Aşk-ı Memnu, arka fona gösterişli bir İstanbul yalısını alarak aşk, ihtiras, kıskançlık, entrika ve ihanet duraklarına tek tek uğruyor, her bir karakterin gerçekten yaşadığına, acı çektiğine bizi sonuna kadar inandırıyor.

  • Yamuk Okul’dan Yumuk Hikâyeler – Louis Sachar

    “Tuhaf” bir okul binasında, “tuhaf” öğrencilerle “tuhaf” öğretmenlerin başına gelenlerin de “tuhaf” olması hiç şaşırtıcı değil. Öğrencilere sorarsanız onlar yaşadıklarının (mesela bir öğretmenin öğrencileri elmaya çevirmesinin) çok normal olduğunu düşünüyor. Louis Sachar’ın Tudem etiketiyle yayımlanan Yamuk Okul serisinin ilk kitabı olan Yamuk Okul’dan Yumuk Hikâyeler, absürt mizahla tanışmak için birebir. Üstelik gerçekten de eğlendirirken düşündürüyor.

  • Noa, Kirpi ve Sarı – Sepin Sinanlıoğlu

    Dünya her geçen gün pek çok açıdan hızlanıyor ve karmaşıklaşıyor. Peki bu kadar çok uyaranın olduğu bir ortamda çocuklarımızın korku, üzüntü, neşe gibi duyguları tam anlamıyla “fark etmelerini” nasıl sağlayacağız? Sepin Sinanlıoğlu, resimlemesini Sezen Aksu Taşyürek’in yaptığı ABM Yayınlarından çıkan Noa, Kirpi ve Sarıda  önce duyularımızı kullanarak dış dünyayı algılamanın sonra da neler hissettiğimizi anlamak için dönüp içimize bakmanın yolunu gösteriyor.

  • Bir Gün, Gece – Mine G. Kırıkkanat

    Ülkemiz, on ilde yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmaya çalışırken diğer yandan beklenen İstanbul depreminin yarattığı kaygılarla boğuşuyor. Mine G. Kırıkkanat, bundan tam yirmi yıl önce okurla buluşan ve Kırmızı Kedi Yayınlarından çıkan Bir Gün, Gece romanında, İstanbul’da yaşanacak bir depremle birlikte tüm ülkenin ne hâle gelebileceğini anlatmış ve son cümlesinde okuru uyarmış: “Bu romanın sonunu siz yazacaksınız.”

  • Duruşma Başlıyor (8 Oyunluk Güldürü) – Cenap Güven

    Sekiz kısa oyundan oluşan Duruşma Başlıyor, ya duruşmada, ya da bir avukat yazıhanesinde geçiyor ve ağlanacak hâlimize güldüğümüzü bir kez daha kanıtlıyor. Eski emekli hâkim yeni avukatlarla, dosya okumadan duruşmaya çıkan hâkimlerle dolu sayfalar, hem düşünüp hem gülmek isteyenler için…

  • Ötekileştirmeyen Masallar – James Finn Garner

    Ötekileştirmeyen Masallar kitabında Kırmızı Başlıklı, ormanda yalnız başına dolaşmasını tehlikeli bulan kurta: “Yalnız başıma da dolaşırım, istediğimi de yaparım,” diyor. Balo elbisesi herkesin ortasında eski püskü hâline dönüşen Külkedisi, utanmak yerine rahat giysilerine kavuştuğu için seviniyor. Pamuk Prenses zehirli elmanın yarısını kötü kraliçe ile paylaşıyor. Her şey çocukken okuduğumuz masallardan o kadar farklı ki! 

  • Japon Ne Yapmış – Onur Ataoğlu

    Japon kültürünü, mafyasını, mutfağını, sanatını, bahçelerini ve en çok da Japonya’da yabancı olmayı, bu kadar akıcı ve eğlenceli bir dille anlatan başka bir kitap daha okumadım şimdiye dek. Tam anlamıyla “güldürürken öğreten, öğretirken düşündüren, düşündürürken gülümseten” bir kitap bu.