Uluslararası Booker Ödülü 2026 Kısa Listesi Açıklandı
2026 International Booker Prize 2026 kısa listesi açıklandı. Bu yıl kısa listeye giren kitaplar, yalnızca hikâyeleriyle değil, kurdukları atmosfer ve taşıdıkları tarihsel yükle de dikkat çekiyor.
Yasemin Kaya – Utku Özer
Dünya edebiyatının en prestijli ödüllerinden biri olan International Booker Prize 2026 kısa listesi açıklandı. Bu yıl altı kitaptan oluşan seçki; tarih, kimlik, hafıza, şiddet, aşk, sürgün ve özgürlük gibi temaları farklı coğrafyalar ve dönemler üzerinden ele alıyor. 1930’ların Japon işgali altındaki Tayvan’ından İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Nazi Avrupa’sına, 1979 İran Devrimi’nin sarsıntılarından Arnavutluk Alpleri’ndeki ataerkil topluluklara kadar uzanan bu liste, dünya edebiyatının ne kadar geniş ve çok sesli bir alanda dolaştığını bir kez daha gösteriyor.
2026 seçkisi, 1 Mayıs 2025 ile 30 Nisan 2026 tarihleri arasında Birleşik Krallık ve/veya İrlanda’da İngilizce çevirisi yayımlanan uzun kurgu eserler ile öykü kitapları arasından seçildi. Jüri, yayınevleri tarafından gönderilen 128 kitap arasından önce 13 kitaplık uzun listeyi, ardından altı kitaptan oluşan kısa listeyi belirledi.
Bu yılın jürisine ödüllü yazar Natasha Brown başkanlık ediyor. Jüride ayrıca yazar ve matematik profesörü Marcus du Sautoy, daha önce International Booker kısa listesine giren çevirmen Sophie Hughes, yazar ve editör Troy Onyango ile romancı ve köşe yazarı Nilanjana S. Roy yer alıyor. Bu bileşim, ödülün yalnızca yazarlığı değil, çeviri pratiğini ve küresel okurluk deneyimini de merkeze aldığını gösteriyor.
Ödülün en önemli özelliklerinden biri, çeviriyi görünür kılması. Toplam 50.000 sterlinlik büyük ödül, kazanan kitabın yazarı ile çevirmeni arasında eşit olarak paylaştırılıyor. Kısa listeye kalan her eser ise 5.000 sterlin ödül alıyor; bunun 2.500 sterlini yazara, 2.500 sterlini ise çevirmenine veriliyor. Bu yönüyle International Booker, çağdaş dünya edebiyatının yalnızca yazarlar üzerinden değil, çevirmenlerin emeği sayesinde uluslararası dolaşıma girdiğini güçlü biçimde vurguluyor.
Bu yılki kısa listenin dikkat çekici yanlarından biri de temsil çeşitliliği. Altı kitabın beşinin yazarı kadın, aynı şekilde kısa listedeki çevirmenlerin dördü de kadın. Ayrıca yazar ve çevirmenler toplamda sekiz farklı ülkeyi temsil ediyor: Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Fransa, Almanya, Tayvan, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri. Kitaplar ise beş farklı dilden İngilizceye çevrilmiş durumda: Mandarin Çincesi, Fransızca, Almanca, Portekizce ve Bulgarca. Bu çeşitlilik, ödülün ulusal sınırları aşan gerçek bir dünya edebiyatı haritası sunduğunu gösteriyor.
Ayrıca listedeki eserler arasında iki ilk roman bulunuyor: The Nights Are Quiet in Tehran ve She Who Remains. Bunun yanında, The Witch gibi ilk kez 30 yıl önce yayımlanmış bir eserin bugün yeniden güçlü bir yankı bulması, ödülün yalnızca güncel yayınları değil, zaman içinde yeni anlamlar kazanan metinleri de öne çıkardığını düşündürüyor.
Geçtiğimiz yıl Uluslararası Booker Ödülü’nün sahibi, Hindistanlı yazar Banu Mushtaq’ın Kalp Lambası adlı eseri olmuştu.
Kısa Listeye Giren Kitaplar
Taiwan Travelogue — Yáng Shuāng-zǐ
1938 yılında Japon işgali altındaki Tayvan’da geçen roman, genç bir Japon yazar ile ona eşlik eden Tayvanlı tercüman arasında gelişen duygusal ve entelektüel yakınlığı anlatıyor. Yemek, dil, sömürge tarihi ve güç ilişkileri etrafında örülen bu roman, aşk hikâyesini politik bir arka planla iç içe geçiriyor. Özellikle dil ve iktidar arasındaki bağları ele alış biçimiyle öne çıkıyor.
The Witch — Marie NDiaye
İlk kez 1996’da Fransızca yayımlanan bu roman, kuşaklar boyunca aktarılan cadılık yeteneğini merkezine alıyor. Ancak bu fantastik unsur, aslında annelik, kadınlık ve aile içi kırılmalar üzerine son derece incelikli bir anlatıya dönüşüyor. Roman, tekinsiz, rüya gibi ve yer yer ironik atmosferiyle dikkat çekiyor.
On Earth As It Is Beneath — Ana Paula Maia
Brezilya’nın uzak bir köşesindeki eski bir ceza kolonisinde geçen roman, şiddet, iktidar ve insan doğasının karanlık yönleri üzerine sert bir anlatı kuruyor. Her dolunay gecesi başlayan av, kitabı neredeyse alegorik bir kabusa dönüştürüyor. Kitap kısa ama yoğun yapısıyla sarsıcı bir okuma deneyimi vaat ediyor.
The Director — Daniel Kehlmann
Sinemanın erken döneminin büyük yönetmenlerinden G.W. Pabst’ın hayatından yola çıkan roman, sanat ile iktidar arasındaki tehlikeli ilişkiyi sorguluyor. Nazi Almanyası’nın yükselişi sırasında bir sanatçının etik ve estetik seçimlerini merkezine alan eser, güzellik ile barbarlık arasındaki ince çizgiyi araştırıyor.
She Who Remains — Rene Karabash
Arnavutluk’un dağ köylerinde geçen bu karanlık ve şiirsel roman, toplumsal normlar, cinsiyet kimliği ve özgürlük üzerine güçlü bir hikâye sunuyor. Zorla evliliği reddetmek için “yeminli bakire” olarak erkek kimliğiyle yaşamayı seçen başkarakterin hikâyesi, kimlik ve aidiyet üzerine etkileyici bir anlatı kuruyor.
The Nights Are Quiet in Tehran — Shida Bazyar
The Nights Are Quiet in Tehran, 1979 İran Devrimi’nden 2009’a uzanan kırk yıllık bir zaman diliminde, sürgün, hafıza ve aile bağlarını anlatan çok sesli bir roman. İran’dan Almanya’ya uzanan bu aile hikâyesi; devrim, baskı, göç ve geri dönüş temalarını duygusal bir derinlikle işliyor.
Kaynaklar:
