Jack London’ın macera dolu kitaplarına bayılırız ama kaçımız onun gibi yollara düştü? Ensar Sevindik en büyük korkusu olan “sıradan bir hayat yaşamayı” geride bırakıp tıpkı London gibi yollara düşmüş. 5 yılda 50 ülke gezip anılarını Başlık Yayınlarından çıkan bi’keresi kitabında toplamış. Tabii mesele şu: dünya turuna çıktığında cebinde sadece 5 dolar varmış. Bir sırt çantası, bir çadır, bir ukulele dünya turu için yeter mi?

Mürsel Çavuş

Hiç tanımadığınız bir ülkede, tanımadığınız insanlar arasındasınız, cebinizde beş kuruş yok. Nasıl yemek alacak, nerede kalacak ve güvenliğinizi nasıl sağlayacaksınız? Ensar Sevindik’in bi’keresi kitabı sabahın sekizinde Tayland’ın başkenti Bangkok’ta bir otobanda Chiang Mai’ye otostop çekerken başlıyor, karnı aç ve parası da yok.  

Ensar Sevindik para yerine cebine yaşam felsefesini koyup yola çıkmış; “Yola güven! Yol sana ihtiyacın olanı verecek. Ne eksik ne fazla. Tam olarak ihtiyacın olanı…” İnsanların hâlâ iyi olduğuna ve sizi hiçbir zaman yüzüstü bırakmayacaklarına güvenerek siz böyle bir yolculuğa çıkar mıydınız? 

Kitabı kendinizi sanki yüksek bir yerden bırakmış da başka insanların sizi tutmasını bekliyormuş gibi bir heyecanla okuyorsunuz. “Aman Allah’ım şimdi başına ne gelecek!” duygusu kitabın sonuna kadar peşinizi bırakmıyor ve abartmıyorum; Stephen King, Agatha Christie kitapları kadar sürükleyici.

Editörlüğünü yaptığım bu kitap, 2021’de piyasaya çıktı ve bence hak ettiği yeri bulamadı çünkü Ensar Sevindik bu kez Güney Amerika’ya doğru yola çıktı ve kitabın tanıtımını neredeyse hiç yapmadı. Bu kitapta cebinizde hiç para olmadan nasıl dünya turuna çıkabileceğinizin yöntemlerini bulacaksınız. 

Ensar, dünya turuna çıkmaya nasıl karar verdin?

Bu karar uzun bir süreçti. İlk defa, 16 yaşlarındayken Jack London’ın Demiryolu Serserileri kitabından etkilendiğimi hatırlıyorum. London, saf yol macerasının peşindeydi. O ergenlik enerjimle ben de aynısını istedim. Sonra sanırım ilgim hep o yönde oldu. Okuduklarım, izlediklerim hep macera ve yolla ilgiliydi. O kitaptan aylar sonra da ilk otostopumu yapmıştım. Uyanışım öyle oldu. A noktasından B noktasına macera dolu bir yolculuğa yeni insanlarla tanışarak varmak. Sonra yıllar geçti. Birçok kısa ve uzun yol macerası yaşadım. Biraz da İngilizce öğrenince, düştüm ne zaman döneceğimi bilmediğim bilinmez yollara…

Yola çıkmadan önce nerelere gideceğini biliyor muydun? Gezeceğin ülkeler, rotan belli miydi?

Tam olarak değil. Tabii ki bir rotam vardı ama hiç tutmadı. Hep akışına bıraktım. Yola güvendim. O da beni hiç yüzüstü bırakmadı. Hep eşsiz anılarla besledi beni. İlk hedefim, karadan Japonya’ya varmaktı. Yıllar sonra Japonya’ya vardım. Tabii bambaşka bir rotayla…

Hangi koşullarla yola çıktığını da okurlarla paylaşır mısın?

Bir sırt çantası, bir adet çadır, bir adet uyku tulumu, birkaç paçavra kıyafet, bir ukulele ve 5 Amerikan doları.

Bu yolculuğun bir felsefesi var. Ondan da bahseder misin? Ne düşündün, neye güvendin ve sonuçta yol sana ne öğretti?

Ben bir hikâye anlatıcısıyım. Hep öyleydim. Yollara düşmeden önce bile. Benim için hayatın anlamı, anlatacak eşsiz hikâyelere sahip olmak, yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek. Başka türlü bir hayatı kabul edemiyorum. En azından şimdilik. 

16-17 yaşımdayken bir daha hissetmek istemediğim bir korku duygusunu tecrübe etmiştim. Yer yer anlık olarak içimi kaplayan berbat bir korku duygusu: ‘’Sıradan bir hayat yaşamak.’’ İşte bu, hayattaki en büyük korkum olabilir. 

Gencim, enerjim var ve bu enerjiyi en verimli şekilde kullanmak istiyorum. 

Giderken kitap yazma planın var mıydı? Yolda not alıyor muydun?

Gezgin olmamdaki en büyük neden, çağımın başarılı yazarlarından biri olabilmek. Distopik ütopik, bilime dayanan, rock’n roll temelli hayallerim var. 

19-20 yaşımdayken berbat, kısa kurgu hikâyeler yazıyordum. O zamanlar yazdıklarım, genellikle okuduğum kitaplardan aşırdığım karakterler, mekânlar ve hikâyelerin harmanıydı. Yani, neredeyse hiçbiri bana ait değildi. Kısa süre sonra bu durum beni rahatsız etmeye başladı. Bana ait eşsiz hikâyeler yazabilmek istiyordum… Daha sonra, ufak otostop maceralarım dönüşünde farkına vardım. Ne zaman bir yolculuktan dönsem kendi karakterlerimi, mekânlarımı ve hikâyelerimi yazabiliyordum çünkü yolda tanıştığım insanlar karakter; kendi perspektifimle gördüklerim mekân ve başımdan geçen ya da öznesinden duyduklarım da eşsiz hikâyeler oluveriyordu. Tüm bunlardan sonra şöyle bir formül çıkardım. Bir yazarın yazabilmesi için 3 şeye ihtiyacı var. Bunlar karakterler, mekânlar ve hikâye. Bu üçlünün en zengin olduğu maden de yol; yolda olmak. 

5 yıldan fazla süredir yollardayım. 50’den fazla ülke, 200’den fazla şehir gördüm. O ülkeleri öylesine özünden, öyle eşsiz ve gerçek tecrübe ettim ki, her biri hakkında bir eşi daha olmayacak kitaplar yazabilirim. Günde ortalama 3 farklı yabancı ile tanıştığımı, haftada ortalama iki farklı şehir gördüğümü ve neredeyse her günün yeni sürprizlerle, eşsiz hikâyelerle dolu olduğunu düşünün. Anlatacak, üzerine üretecek o kadar çok materyal var ki… Hep söylerim, umarım tüm bunları üretecek yeterli vaktim vardır.

Not almaya gelince, hayır. Not tutmuyorum çünkü, en iyiler, hiç unutulmuyor…

Kitabının bildiğimiz anlamda bir yol kitabı olmanın dışında bir kurgusu var. Kitabı nasıl yazdın? Nasıl kurguladın?

Evet. İlk kitabım olan bi’keresi, yol anılarımı anlatıyor. Yolculuğumun ilk 8-9 ayını. Kitabı yazarken önceliğim başımdan geçen en “modern hobo” anıları sade ve akıcı bir dille okuyucuya anlatmaktı. Otostop ile dünyayı geziyor, bir an, bir gün, hafta veya ay sonrası başına neler geleceğini tahmin edemediğiniz macera dolu bir hayat yaşıyor olsanız bile, bir anı kitabı yazıyorsanız hayatın normal akışının dışına çıkmanız gerekiyor. Kitapta başıma gelenlerin hepsi gerçek. Sadece, bazı dostlarımın mahremiyetini korumak için isimlerde ve tanımlayıcı özelliklerinde değişiklikler ve bazı olayların tarihiyle ufak oynamalar yaptım. 

Kitap beklentilerini karşıladı mı? Devamı gelecek mi?

İlk kitabım olan bu anı kitabını okuyucunun beni tanıması için yazdım. Daha önce de söyledim. Distopik, ütopik, bilime dayanan rock’n roll temelli hayallere sahibim. Bir daha anı kitabı yazacağımı düşünmüyorum. Şu anda, bir bilim kurgu üzerinde çalışıyorum. 

Dünya turuna hâlâ devam ediyorsun. Şu an hangi ülkedesin? Neler yapıyorsun?

10 ay kadar önce Güney Amerika’ya geldim. Brezilya, Uruguay, Arjantin, Şili ve Paraguay’ın ardından 3 haftadır Bolivya’dayım. Neler yaptığımı merak ediyorsanız, Youtube kanalımdaki videolardan beni takip edebilirsiniz. ?

Ensar Sevindik kimdir? 

1992 yılında Sakarya’da doğdu. Üniversite öğrenimini dünya turu hayali nedeniyle yarıda bıraktı. İlk olarak 2014 yazında, “modern hobo’’ olarak adlandırdığı kültürü tecrübe etmek için cebinde beş para olmadan otostop çekerek yollara düştü. O yaz, Gürcistan ve Rusya’da başına gelen eşsiz yol anılarından çok etkilenen Sevindik, kısa süre sonra yine cebinde beş kuruş olmadan, sadece karşılaşacağı insanlara güvenerek, yarınını tahmin edemediği bir yolculuğa çıktı. 5 yılı aşkın süre boyunca 50’den fazla ülkeyi gezdi. 2020 yılının başında dünyayı saran pandemi sebebiyle ülkesine dönüp, taslak olarak duran bi’keresi adlı ilk kitabını okuyucuya sundu. Şu anda, Güney Amerika’da yolculuğuna devam ediyor.

Ensar Sevindik’i Instagram’da takip etmek için tıklayın.

Diğer yazar röportajlarını okumak için tıklayın.