Doğan Kitap tarafından yayımlanan Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk adlı romanı, alışılmadık inançları nedeniyle “şeytana tapanlar” olarak yaftalanan, geleneksel olarak küçük gruplar hâlinde, Irak’la Suriye’nin kuzeybatısında ve Türkiye’nin güneydoğusunda yaşayan Ezidilere ilişkin dramı, içimizdeki ve dışımızdaki huzursuzluğu, sevda ile acının iç içe geçtiği Orta Doğu gerçeğiyle harmanlayarak okura sunuyor.

Recep Karagözlü / rkaragozlu@hotmail.com

Merhamet Zulmün Merhemi Olamaz!

Livaneli’nin Huzursuzluk adlı romanında, Mezopotamya’nın sarı-kızıl topraklarında, Mardin’de doğmuş, büyümüş, sonra yaşamını İstanbul’da sürdüren İbrahim’den öğreniyoruz hikâyeyi. İstanbul’da foto muhabiri olan İbrahim çalıştığı gazetenin üçüncü sayfa haberlerinde, cinayet sonucu yaşamını yitiren çocukluk arkadaşı Hüseyin’in haberini okur. Cenaze töreni için doğduğu kadim şehir Mardin’e giden İbrahim, Hüseyin’in hikâyesinin izini sürmeye başlar. Mardin’de başlayıp ABD’de son bulan Hüseyin’in dramatik hayatını araştırırken, kendini, acılarıyla yoğrulmuş Orta Doğu, mezhep çatışmalarının ve geleneklerin girdabına çekilmiş gizemli bir hikâyenin içinde bulur. 

“Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Orta Doğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

İstanbul’da sıradan bir yaşamı olan İbrahim, mülteci kampında tanıdığı Ezidi kızı Suriyeli Meleknaz’a tutulan Hüseyin’i ölüme götüren olayların peşine düşer. Yezidilik, mukaddes dağ Şengal, şeytana tapma, İŞİD vahşeti, Deyrulzafaran Manastırı, Güneş Tapınağı, Melek Tavus, Marul sarmalında Mardin’den İstanbul’a uzanan acılarla ağır bir sınava tutulmuş olayların içinde kalan İbrahim, hayalet gibi sır perdesinin ardına bürünen bir kadın ile son sözleri “Ben Bir İnsandım!” olan arkadaşının aşkını anlamlandırmaya çalışır.

“İki Nehrin Suyu Yıkamaya Yetmez”

Ezidi Zilan’ın, “Nesini söyleyeyim, nesini anlatayım, nereden başlayayım, nerede bitireyim bilmem; böyle dile söze gelmez şeyleri insan kulağıyla değil, yüreğiyle duyabilir ancak. Bizim acımızın üstüne acı yoktur, bizim figanımız üstüne figan yoktur. Şengal Dağı kadar büyüktür derdimiz, göğsümüzün üstüne oturmuştur. Öyle çok kanımız döküldü ki iki nehrin suyu bu kanı yıkamaya yetmez. Ulu Fırat, ulu Dicle bile temizleyemez bu lekeyi. Ooooy, oy, oy. Ocağımız sönmüş bizim, kolumuz kesilmiş bizim, hanemize baykuşlar konmuş bizim, hikâyemiz kıyamete kalmış bizim.” ağıtlarıyla Livaneli, kutsal kitapları Meshaf Res’in büyük sırrı ezberletilen Meleknaz’ın acılı dünyasına götürüyor okurlarını. 

*Yezidiler ya da Ezidiler: çoğunlukla Kürtçe konuşan etnodinsel bir topluluğa verilen isimdir. Bu topluluğun Zerdüştlük ve eski Mezopotamya dinlerinden uzanan dinî inançlarına Yezidilik ya da Ezidilik denilmektedir. Ezidiler, temel olarak tarihte Asurluların bir parçası olan Irak’ın Ninova bölgesinde yaşamaktadırlar.

Meshaf Reş: 15. yüzyılda yazıldığı ortaya atılmış olan ve Yezidilerin mitolojisini anlatan bir eser. Kitabın sonunda Ezidilerin yapmalarının yasak olduğu şeyler bildirilir.

Marul: Yezidilerce yenmesi yasak yiyeceklerdendir. “Yezidiliğin dini figürlerinden elHasiyye, Hasse adlı bir kadın evliyanın adı, Arapça marul anlamına gelen “has” sözcüğünü çağrıştırmaktadır. Mushafı Reş’te bunun marul yeme konusundaki tabunun nedeni olduğu söylenmektedir.

Ömer Zülfü Livaneli Kimdir?

Zamanın en önemli ve etkili yazar/aydınlarından biri olarak kabul edilen 1946 doğumlu Livaneli, önceleri müzisyen yönüyle tanınsa da edebî yönüne ağırlık vererek kitapları sürekli çok satanlar listelerinde yer alan yazar ve şairdir. Eserleri 37 dile çevrilen yazarın yurt içi / yurt dışında çok sayıda ödülü bulunmaktadır. 2006’da Barnes & Noble’ın Büyük Yeni Yazarların Keşfi Ödülü’nü kazanan Bliss ve eleştirmenlerden büyük beğeni toplayan  farklı toplumsal ve tarihsel arka planları, şahsiyetleri ve olayları iç içe ören Serenade gibi romanları dünya okurunun da ilgi odağınındadır. Romanları tiyatro filmlerine, tiyatro oyunlarına ve operalara çevrildi. Kültürel ve politik aktivist yönüyle barışa yaptığı katkı nedeniyle 1995 yılında atandığı UNESCO İyi Niyet Elçiliği misyonu devam etmektedir. 2002-2006 yıllarında TBMM ve Avrupa Konseyi’nde milletvekilliği görevini de yürüttü. 

Künye:

  • Yayınevi: Doğan Kitap 
  • Okur Kitlesi: Genel Okur Kitlesi
  • Türü: Sosyal Roman
  • Birinci Baskı: Ocak 2017
  • Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: 154 

Diğer Okurdan içeriklerini okumak için tıklayın.