Raziye – Melih Cevdet Anday

Yayınevi:

Yazan: Aysun Karaahmet

Büşra Tangal

Melih Cevdet Anday’ın Everest etiketiyle yayımlanan Raziye romanı, ideal dünyaya ulaşmak adına sarıldığımız fikirlerin ne kadar uygulanabilir ve öze uygun olduğuyla ilgili soru işaretleriyle dolu. Hepimizin kanıksadığı “mutlak” doğruları sorgulatması kitabın en can alıcı noktası. Benim için kitabın iz bırakan sorularından biri ise şu oldu: “Doğru, kesin doğru mudur?”

Sitede Yayınlanma Tarihi: 24 Mayıs 2023

Ülke: Türkiye

Türü: Kurgu, Roman

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur kitlesi

Hedef Kitle: Toplumsal meseleler üzerine kafa yormayı seven ve özeleştiri yapmak isteyen herkes.

Sayfa Sayısı: 292 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

İnceleme

Raziye, Melih Cevdet Anday’ın isim vermediği dayı ve yeğen ile iki isim verdiği Raziye/Vedia karakterleri etrafında kurulmuş bir roman. Yeğen aynı zamanda anlatıcı karakter konumunda. 12 Mart muhtırasının atmosferinden kaçıp dayısının yanında yaşamaya karar veren yeğen, düşündüğü sakin hayatı bulamıyor. Siyasi gerilimden ve karmaşadan kaçıp devlet düzeninin dışında kalmak istiyor ancak kaçtığı evde de minyatür bir devlet düzeniyle karşı karşıya kalıyor. Aynı zamanda bu evde tutkulu bir aşkla da tanışıyor. “Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer…” diye başlayan kitap ilk cümleden yüreğimize dokunuyor. Anday’ın şiirsel anlatımı bize son cümleye kadar keyifle okunan bir kitap sunuyor.

Sadece bir aşk romanı mı?

Ana konumuz aşk olsa da Melih Cevdet Anday bu kitabında kıymetli bir şey daha yapıyor. Bizi sorgulamaya itiyor. Dayının çingenelerden evlatlık aldığı Vedia’yı ideal kadın tipine çevirme çabası ve köylüyü geliştirme mücadelesi ekseninde ideal fikirlerin bazı toplumların üzerine neden oturmadığıyla ilgili sorular sorduruyor.

İnsanlık olarak hep ilkelliğe dönme çabamızın sebebi teoride mükemmel olan fikirlerin bize dayatılması olabilir mi, diye düşünmeden edemiyoruz. Toplum adına ortaya çıkan, onların refahı ve gelişmesi için savunulan hatta bazen etrafında can alınıp verilen fikirlerin neresinde duruyor bu toplum? Naif bir aşk hikâyesinin içinde kavga dövüş çıkarmadan, taraf tutmadan büyük bir ustalıkla bunları düşündürüyor Anday.

Doğaya dönüş

“Böyle, belki de yüzlerce kez dalıp denizin altında öpüştük ve yüzlerce kez dışarı çıktığımızda, sanki birbirimize deniz dışında bakmamız yasakmış gibi, ama utanarak değil, deniz yaratıklarının soylu bakışları ile bakarak göz göze geldik.”

Ne soyluluk ne çingenelik ne ütopya ne geri kalmış toplum ne de bu geri kalmışlığa üstten bakan aydınlar var denizde. Bu iki genç, çingene ya da soylu değil. Birisi geri kalmış bir toplumun üyesi diğeri ona üstten bakan bir aydın değil. İkisi de denk, İkisi de eşit denizin içinde. Elbette onlar ancak böyle bir sınıfsızlık içinde bir olabilirlerdi. Anday anlatıcı karakter ve Raziye’nin ilk sevişmelerini özellikle bu çıplaklığı gözetmek için denizde kurguluyor. Deniz bu yüzden hiyerarşinin olmadığı ideal dünyaya bir örnek. Deniz örneği özelinden doğa genellemesine de varabiliriz. Melih Cevdet Anday şiirlerinde konu edindiği doğayı bu romanında da merkeze oturtmuş. Raziye’nin çingenelerden evlatlık alınması, ailesinden koparılması insanın doğadan kopuşuna, Raziye’nin köklerine geri dönmeye çalışması insanın doğaya doğanın da kendine dönme çabası olarak yorumlanabilir.

İyi ile kötünün çatışması

Kurgu eserin birçoğunda ana malzeme çatışmadır. Yazarlar bu çatışmayı genellikle iyi ile kötü arasında kurgulayarak verir. Bazen de bu iyi-kötü çatışmasının sonunda sanatçı bizi “katharsis”e ulaştırır. Melih Cevdet, Raziye’de okuyucuyu bu anlamda da farklı bir doygunluğa ulaştırıyor. Kitap bittiğinde basit bir arınma duygusundan fazlasına sahip oluyorsunuz. Karakterlerin çatışmasında mutlak doğru ya da mutlak yanlışı görmüyorsunuz. Hatta dayı ile yeğen arasındaki tartışmalarda ikisine de hak verebiliyorsunuz. İkisi de güzel şeyler söylüyor, doğru noktalara parmak basıyor.

Hatta dayı yaşadığı köyü kalkındırmak için fiziksel eylemlerde de bulunuyor. Hem ekonomik hem kültürel olarak halkı kalkındırma planları yapıyor. Bunları gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Yazar açıkça söylemese de dayının bu çabalarını köy enstitülerine bir selam olarak görmek mümkün. Yanlışları sıralayıp kendince doğrusunu dikte etmektense yapılan devrimlerin, kurulan enstitülerin sonucunda neden bir arpa boyu yol alamadığımıza dair bir özeleştiri sunuyor ve okuyucuya bunu düşünmesi için bir pay bırakıyor. Köy romanlarındaki idealleştirilmiş tiplerin karşısında yaşadığımız “katharsis”in bir adım ötesine geçiyoruz. Raziye, dilinin güzelliği ve kurgusunun sağlamlığı yanında bir de bu açıdan tatmin edici bir yapıt olarak göze çarpıyor.

İdeal kadın tipi

Dayı evlatlık aldığı Raziye’yi kendi çerçevesine uygun bir şekilde mükemmele ulaştırmaya çalışıyor. Raziye’nin adını değiştiriyor, konuşmasını değiştiriyor; hâlini, tavrını, Raziye’yi Raziye yapan her şeyi bırakıp başka bir kadın olarak var olmasını bekliyor. Var olmasının yanında mutlu olmasını da istiyor. Raziye’nin iki erkek karakterin gözünde kendi amaçlarına uygunluğu dışında bir anlam ifade ettiğini söylemek zor. Dayı idealize ettiği Vedia’ya düşkün, yeğen onun arı güzelliğine düşkün. İkisi de alabildiği kadarını almaya çalışıyor Raziye’den. Raziye ise ikisinin isteklerine de uyamıyor. Ne dayının modern ve mükemmel kadını ne yeğenin tutkulu aşığı oluyor. İkisinin arasında çekiştirilip duruyor ama yine de o kalıplara uymuyor. Bu yüzden ikisinden birini tercih etmiyor. Hangi taraftan çekiştirildiğinin bir önemi kalmıyor. İster biri sağdan biri soldan isterse ikisi de aynı taraftan çekiştirsin sonuçta arada kalan ve yok olmaya yaklaşan Raziye oluyor. Kitap bittikten sonra biz de birileri tarafından çekiştirildiğimizi fark ediyoruz. İnsan bunu hatırlayınca eteklerini toplayıp bir çingene arabasına atlayarak kaçma sevdasına düşebiliyor.

Peki siz bu kitabı okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken mesaj neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Melih Cevdet Anday kimdir?

Garip akımının üç temsilcisinden biri olarak tanıdığımız Melih Cevdet Anday, 1915 yılında Çanakkale’de dünyaya geldi. Varlıklı ve iyi eğitimli bir ailede yetişmiş olması Anday’ın babasını şımarık ve sorumsuz bir kişi hâline getirmişti. Bu yüzden Anday ve iki kardeşi sağlam bir baba figürüyle yetişmedi. Babasının aksine annesi ailenin otoriteyi elinde tutan figürüydü. Anday annesi olmasaydı o evden sağ çıkamayacaklarını belirtse de yetişkinliğe ulaştığında anne ve babasında çocuk sevgisi olmadığını fark etmiş. Bunu röportajlarında söylemekten de çekinmiyor.

Lise öğrenimini Ankara Lisesinde tamamlayan Anday, önce hukuk fakültesine ardından Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesine yazılsa da yükseköğrenimini tamamlayamadı. Devlet Demir Yollarında memur olarak çalışmaya başladı. Bu kuruluşun olanaklarıyla Belçika’ya sosyoloji eğitimi için gitse de üç ay sonra geri döndü. Aydın’da askerliğini tamamlayan Anday askerden sonra Hasan Ali Yücel’in tavsiyesiyle Milli Eğitim Bakanlığında çalışmaya başladı. Burada çalışırken ikinci kez askere çağırıldı.

Askerlikten sonra Ankara Kitaplığında tasnif memuru olarak iki yıl çalıştı. İşi bıraktıktan sonra İstanbul’a yerleşti, çeşitli yayınevlerinde ve gazetelerde çalışırken maddi ve manevi sıkıntılar yaşadı.

Anday şiirde birlikte yeni bir akım oluşturacağı Orhan Veli ve Oktay Rıfat ile Ankara Lisesindeyken tanıştı. Garip akımının ürünleri olarak değerlendirilen şiirlerinin ilki Varlık dergisinde yayımlandı. Ortaya çıktığı dönemde eleştirilse de bu üç arkadaş şiirde bir devrim yarattı. Anday daha sonra Garip şiirinden uzaklaşmasını ise “Garip şiiri çok çabuk amacına ulaştı. Olgun doğdu, yetişkin doğdu. Onu yenilemek gereksizdi” sözleriyle açıkladı.

Şiir, tiyatro, roman, deneme ve çeviri gibi birçok alanda eserler veren sanatçı 28 Kasım 2002’de İstanbul’da hayata veda etti.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Raziye – Melih Cevdet Anday”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More Products