Kırmızı Ayna
Yazan: Burhan Sönmez
Düzenleyen: Yasemin Kaya
Burhan Sönmez İletişim Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Kırmızı Ayna’da, ömrünün sonunda bir hastane odasındaki Zaza ile yıllar sonra karşısına çıkan oğlu Seba üzerinden hafıza, zaman ve ölümle yüzleşmeyi anlatıyor.
Orjinal Dili: Türkçe
Türü: Roman
Yayın Tarihi: Haziran 2026
Okur Yaşı: Yetişkin okuyucu
Hedef Kitle: Genel Okuyucu
Editör: Emre Bayın
Kapak Tasarımı: Suat Aysu
Kapak Fotoğrafı: Gemini desteğiyle
Sayfa Sayısı: 180
Ebat: 13x19,5
İnceleme
Romanları kırk sekiz dile çevrilen, Hemingway ve Vaclav Havel ödülleri başta olmak üzere pek çok ödüle değer görülen Burhan Sönmez’in yeni romanı Kırmızı Ayna, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Yıllar önce birbirini yitirmiş bir anne ile oğlun yeniden karşılaşmasını anlatan kitap, insanın geçmişiyle, kayıplarıyla ve ölüm karşısındaki kırılgan duruşuyla yüzleşmesini merkezine alıyor. Ömrünün son günlerini bir hastane odasında geçiren Zaza ile yıllar sonra ortaya çıkan oğlu Seba’nın karşılaşması hem kişisel bir hesaplaşmanın hem de hafıza, zaman ve ölüm üzerine bir düşünmenin kapısını aralıyor. Sönmez bu öyküyü ülkenin tarihiyle iç içe geçiriyor; Dersim’den Galatasaray Meydanı’na uzanan bir coğrafyada toplumsal hafızanın izini sürüyor.
Tanıtım Bülteninden
İnsanlar kaderi yanlış anladıkları gibi zamanı da yanlış anladı. Ölümsüz olmak istiyorlardı, çünkü varlığın iyilik, yokluğun ise kötülük olduğunu sanıyorlardı. Hayatı anlamıyor ve ona sadık kalmıyorlardı, tek sadakatleri kendilerineydi. Kendi insani kötülüklerini, nihai kötülük dedikleri ölümün karşısında hak görüyorlardı.
Ömrünün son günlerini bir hastane odasında geçiren Zaza ile onun gizemli bir şekilde ortadan kaybolduktan yıllar sonra yanında beliren oğlu Seba’nın hikâyesini anlatıyor Burhan Sönmez. Klasik bir kavuşma hikâyesi değil bu. Bir yandan hafızanın, zamanın, ölümün ve insan ruhunun bilinmezlikleriyle dolu, diğer yandan memleketin bir türlü dağılmayan, Dersim’den Galatasaray Meydanı’na uzanan o karanlık sisiyle…
Kırmızı Ayna, havai fişekler milenyumu karşılamak için gökyüzünde patlarken, kendi göğüyle baş başa kalan bir kadının kudretini ve onun ömür boyu sadık kaldığı aynaların içindeki hayatı gösteriyor.
Kitaptan Bir Bölüm
Biliyorum, sen buzsun ve sonsun, sen taşların soğuk sessizliğisin ve dağların yücesindeki kar, sen göklerin dehşetli ayazısın.
Daha önce hiç görmediğin bir yerdesin. Bir nehir kıyısında çömelmiş, akıntıya bakıyorsun. Soluğun havada buharlanıyor. Uzanıp avuçlarınla nehrin suyundan alıyor, dudaklarına götürüyorsun. Su boğazından akarken, bunun kentteki suların tadına benzemediğini hissediyorsun. Karşı kıyıda, puslar içinde, kentin siluetini fark ediyorsun ama İstanbul mu, New York mu, yoksa sıra sıra evleriyle uzanan bir Yunan adası mı olduğunu çıkaramıyorsun. Bir hışırtı duyunca başını çeviriyorsun. Taş atımı mesafede bir geyik görüyorsun, kıpırtısız durmuş sana bakıyor. Geniş, dalgalı bir çayırlıkta. Sen de kıpırtısız duruyorsun. Gözlerini kısıp etrafı tarıyor, sonra yavaşça doğruluyorsun. Geyiğe doğru yürüyorsun. Ayaklarının çıplak olduğunu o zaman fark ediyorsun. Gençlik çağındasın. Saçların uzun, tenin pürüzsüz. Geyik birden kaçmaya başlayınca, sen ayaklarının hafifliğiyle ona yetişebileceğine inanıyorsun. Koşmuyor, adeta kırağı kaplı çimen yapraklarında kayıyorsun. Geyik bu diyarın parçası, yöneleceği yeri biliyor, yamaçtaki koruluğa dalıyor. Sen hızını artırsan da, ağaçların ve gölgelerin arasında yiten geyiğe yetişemiyorsun. Duruyor, sesleri dinliyorsun. Kırmızı rüzgâr, nehir akıntısı. Ağaçların dalları ince ve uzun. Ağaçların arasında beni görüyorsun. Ben gölgelerin içinde bir gölgeyim, soğukta benim soluğum da buharlanıyor. Oğlum, diye sesleniyorsun bana. Oğlum. Sesin hırıltılı. Ben senin sesinle uyanıyor, başımı kaldırıyorum. Sen de uyanıyor, yüzüme bakıyorsun. Ne oldu, diyorsun. Ben sana, Anne iyi misin, diye soruyorum. Oğlum, diyorsun, o geyik nereye gitti?
Kaynak: İletişim Yayınları
Burhan Sönmez Kimdir?
Haymana’da doğdu. Cambridge Üniversitesi akademi üyesidir ve PEN International’ın uluslararası başkanlığını yürütmektedir. Romanları kırk sekiz dile çevrilen Sönmez, Hemingway Ödülü, Vaclav Havel Ödülü, EBRD Edebiyat Ödülü, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve Orhan Kemal Roman Armağanı gibi ödüllere değer görüldü. ODTÜ’de edebiyat üzerine dersler verdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Sönmez, insan hakları alanında avukatlık yaparken bir polis saldırısında ağır yaralandı ve Londra’daki Freedom from Torture – işkence mağdurları tedavi merkezinde uzun süre tedavi gördü. Cenevre Uluslararası Film Festivali, Inge Feltrinelli Ödülü ve Uluslararası Hrant Dink Ödülü gibi yarışmaların jürisinde yer aldı. La Repubblica, Der Spiegel ve The Guardian gibi basın organlarına yazılar yazdı. Kuzey (2009), Masumlar (2011), İstanbul İstanbul (2015), Labirent (2018), Taş ve Gölge (2021) ve Kırmızı Ayna (2026) adlı romanları yayımlandı. Franz K. Âşıkları romanıyla anadili Kürtçede yazmaya başladı (Evîndarên Franz K., Lis Yayınları, 2024). Şair William Blake’in Cennet ile Cehennemin Evliliği kitabını Türkçeye çevirdi (Ayrıntı, 2016). Kırmızı Ayna, Kürtçe yazılan aslından (Neynika Sor, Avesta Yayınları, 2026) yazarın kendisi tarafından Türkçeye aktarılmıştır.
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok