Kabalık Çağı
Yazan: Renata Salecl
Sloven düşünür Renata Salecl, Kabalık Çağı’nda kabalığı bireysel bir davranış sorunu olarak değil, neoliberal düzenin ürünü olarak ele alıyor. Bitmek bilmeyen rekabetin ve her şeyin sorumluluğunu bireye yıkan anlayışın, insanı hem kendine hem başkasına acımasızlaştırdığını gösteren kitap, Metis Yayınları’ndan Bülent Kale çevirisiyle raflarda.
Orjinal Adı: The Age of Rudeness
Türü: İnceleme-Araştırma
Yayın Tarihi: Kasım 2023
Türkçe Baskı: Haziran 2026
Okur Yaşı: Yetişkin Okuyucu
Hedef Kitle: Psikoloji ve sosyoloji kitaplarına ilgi duyan okurlar
Yayın Direktörü: S. Melis Baysal, Savaş Kılıç
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Sayfa Sayısı: 144
Çevirmen: Bülent Kale
Ebat: 13x19,5
İnceleme
Renata Salecl Kabalık Çağı‘nda neoliberal bireyin çıkmazını ele alıyor. Başlığa taşıdığı kabalık görgü eksikliğiyle ilgili değil; rekabeti ve sürekli kendini kanıtlama zorunluluğunu dayatan bir düzenin diliyle ilgili. Salecl, mükemmeliyetçilik baskısı altında ezilen, başarısından da başarısızlığından da tek başına sorumlu tutulan bireyin kendini bir vaat gibi pazarlarken hem başkasına hem kendine acımasızlaştığını anlatıyor. Böyle bir ortamda nezaket maskeye, sertlik dürüstlüğe, hakaret performansa dönüşüyor; kabalık ise hem sistemin ürünü hem de gündelik dili oluyor.
Kitap, bu acımasızlığın siyasal karşılığına yöneliyor ve gündelik kabalıktan toplumsal kayıtsızlığa uzanan yolu izliyor. Salecl bu kayıtsızlığın otoriterleşmeyle nasıl iç içe geçtiğini sorguluyor ama karamsarlığa da teslim olmuyor. Büyük bir kuram iddiası taşımadan, çağın ruhuna tutulmuş sade ve ısrarlı bir ayna olarak okuyucusunu bekliyor.
Tanıtım Bülteni
Toplumsal sarsıntılar karşısında bile kabuğundan sıyrılamayan, başkalarıyla kader ortağı olduğunu unutmuş insan, hissizliğe gömüldüğü kış uykusundan uyanıp başkalarıyla empati kurarak demokrasiyi baştan filizlendirebilir mi?
Neoliberalizm kıskacında, iyisiyle kötüsüyle yaşadığı her şeyin tek sorumlusu ilan edilen birey, mükemmeliyetçilik beklentisi ile yetersizlik hisleri arasında sıkışmış durumda. “Her koyun kendi bacağından asılır” şiarıyla girdiği yarışta bir yandan kendini pazarlarken diğer yandan başkalarının celladına dönüşüyor. Ne var ki içini kemiren o “yeri doldurulabilir olma” hissinden kurtulamıyor.
Renata Salecl acımasızlığı huy edinmiş, kabalığın meziyet sayıldığı günümüz dünyasını masaya yatırıyor; önündeki dev aynasından ötesini göremez, “ben” demeden iki kelam edemez hale gelmiş, ölçüsüz hırsları, sabırsızlığı, kibri gurur nişanesi gibi taşıyan insanın düştüğü açmazları gözler önüne seriyor.
Kitaptan Tadımlık
Eskiden ücretli emek yaşamanın kaçınılmaz yanı, bir tür zorunluluk, işçinin hazzetmediği bir durum olarak görülürdü. İşçiler maaşları, hakları, serbest zamanları artsın, çalışma şartları ve kazancın paylaşılması üzerindeki söz hakları güçlensin diye mücadele ederdi. Bugün bir yandan emeğin değeri düşüyor, işçilerin gerek örgütlenme gerek başka haklar uğruna mücadele etme imkânları günden güne azalıyor ama bir yandan da üzerlerindeki baskı gitgide artıyor: emeklerini kendilerine keyif veren, kendilerini ifade etmelerini sağlayan, yaratıcı oldukları duygusunu yaşatan bir uğraş olarak görme baskısı.
Kitap Hakkında Değerlendirmeler
Bu söyleşiyi izlememin ertesi günü Renata Salecl’in yeni çıkan kitabı Kabalık Çağı’nı okuyorum. Slovenya doğumlu Salecl, felsefe ve sosyoloji eğitiminin ardından yan çalışmalarıyla hukuk, kriminoloji ve psikanalizi, çağa bakışına ekleyen bir fikir insanı.
“Kabalık” öncelikle nezaketi, görgüyü getiriyor akla, ki bunlar son derece yapay, sahtekar sınırlar içerebilir. Her eylemi ve insani duruşu iyilik ve kötülük eksenine sıkıştırarak tartışmanın sorunları kabalıktan konuşurken de işleyebilir. En azından faşizm, otoriteryanizm, siyasal ya da toplumsal baskılar, “kabalık”tan daha kapsayıcı ve derin tahlilleri hakkeder. Fakat kabalığı, yok saymanın, aşağılamanın, dışlamanın, öfkenin ve saldırganlık dürtülerinin, velhasıl ağırlıklı olarak neoliberal kapitalizmin dili olarak ele aldığınızda, bu filtre anlamlı hale geliyor.
Salecl, buralardan yaklaşarak kabalığı, başkalarına ne kadar alan tanıdığımızın, başkalarının varlığının bize hâlâ önemli gelip gelmediğinin işareti olarak ele almış. Hor görme, kayıtsızlık, küçümsemekten zevk alma olarak kabalığın karşısına, “başkalarının da tıpkı kendisi gibi kırılgan, yaralanabilir olduğunu anlayacak ruhsal duruma erişmeyi” koyuyor. Pınar Öğünç / evrensel.net
*
Eskiden ücretli emek yaşamanın kaçınılmaz yanı, bir tür zorunluluk, işçinin hazzetmediği bir durum olarak görülürdü. İşçiler maaşları, hakları, serbest zamanları artsın, çalışma şartları ve kazancın paylaşılması üzerindeki söz hakları güçlensin diye mücadele ederdi. Bugün bir yandan emeğin değeri düşüyor, işçilerin gerek örgütlenme gerek başka haklar uğruna mücadele etme imkânları günden güne azalıyor ama bir yandan da üzerlerindeki baskı gitgide artıyor: emeklerini kendilerine keyif veren, kendilerini ifade etmelerini sağlayan, yaratıcı oldukları duygusunu yaşatan bir uğraş olarak görme baskısı. Neoliberalizmin Patolojisi, Mecburen Mutlu,s. 15-17
Kaynak: Metis
Renata Salecl Kimdir?
Slovenyalı düşünür ve sosyolog, 1962 doğumlu. Ljubljana Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi gördükten sonra aynı üniversitenin hukuk fakültesinin kriminoloji bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve 1991’de sosyoloji doktorasını tamamladı. Çalışmalarında hukuk, kriminoloji ve psikanalizi bir araya getiren Salecl, 2010’da Slovenya Bilim Bakanlığı tarafından yılın kadın bilimcisi seçildi. Londra İktisat Okulu, Birkbeck Üniversitesi, New York’taki Cardozo Hukuk Okulu, Washington’daki George Washington Üniversitesi ve Berlin’deki Humboldt Üniversitesi gibi eğitim kurumlarında dersler veren Salecl, halen Ljubljana Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda çeşitli Avrupa gazetelerinde köşe yazıları da yazan Salecl’in kitaplarından bazıları şunlardır: The Spoils of Freedom: Psychoanalysis and Feminism after the Fall of Socialism (1994), (Per)versions of Love and Hate (1998)
Metis Yayınları’ndaki kitapları
Kaygı Üzerine, 2013
Seçme İkilemi, 2014
Kabalık Çağı, 2026
Kaynak: Metis
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok