Teknoloji alanında faaliyet gösteren kişilere Kişisel Verileri Koruma Hukuku, Ticaret Hukuku ve Marka Hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık hizmeti veren Avukat Burak Özdemir’e kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” ya da “Sosyal Medya Yasası” olarak bilinen kanun hükümlerini sorduk. Gördük ki kanunun metni kadar, nasıl yorumlandığı ve nasıl uygulandığı da önemli. 

Sanem Güven

Sosyal Medya paylaşımlarını etkileyecek düzenlemeler getiren, yanıltıcı ve yanlış bilgiyi kasıtlı olarak alenen yaymayı suç sayan ve paylaşana hapis cezası öngören bir yasa, geçtiğimiz aylarda çok tartışılmıştı. Kamuoyu bu yasayı kısaca “Sosyal Medya Yasası” olarak biliyor. Yasa tartışılırken, esas olarak sosyal medyada yanlış bilginin yayılmasını önlemeyi amaçladığı sık sık vurgulanmıştı. Bu nedenle “Dezenformasyon Yasası” olarak da biliniyor. Bize kısaca anlatır mısınız, neye ilişkin bu yasa/kanun?

Bu, sıfırdan yazılmış bir kanun değil. Varolan bazı kanunlarda değişiklik yapan, hangi kanunlarda ne gibi değişiklikler yapıldığını gösteren 40 maddelik bir “Torba Kanun”. Kamuoyunda Sosyal Medya Yasası ya da Dezenformasyon Yasası olarak bilinse de, tam adı, “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”.  31987 sayılı Resmî Gazete’de 18.10.2022 tarihinde yayımlandı. Bazı maddeler yayımı tarihinde yürürlüğe girdi, ama bir kısmı da 01.04.2023 tarihinde yürürlüğe girecek.

Biz yine kamuoyunda bilinen adını kullanalım, Sosyal Medya Yasası diyelim. Hangi kanunlarda, ne gibi değişiklikler getiriyor bu yasa?

Bunlarla sınırlı olmasa daSosyal Medya Yasası başlıca üç kanunda değişiklik yapıyor: Adından da anlaşılacağı gibi, 5187 sayılı Basın Kanununda,  5651 sayılı İnternet Kanununda ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda.

Bu değişiklikleri anılan üç kanun bazında kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Basın Kanunu’nun kapsamı genişletildi. “Basılı eserler” ibaresine ek olarak, “internet haber siteleri” de Basın Kanunu kapsamına alınıp tanımlandı. Böylece Basın Kanunu’nda düzenlenmiş birçok yükümlülük ve sorumluluk, internet haber siteleri için de bağlayıcı hâle geldi. Örneğin, internet haber siteleri künye, haber yayımlanma ve düzeltme tarihi gibi bilgilere artık sitelerinde yer vermek zorundalar. Ayrıca yayımlanan içeriklerin belli bir süre saklanması zorunluluğu da getirildi. Yasayla, internet haber sitelerinde çalışan kişilerin basın mensubu sayılarak basın kartı almalarının yolu açılmış oldu.

İnternet Kanunu’nda da değişiklikler yapıldı.  İnternet sitesindeki bir içeriğin,2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu’nun 27. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında yer alan suçları oluşturduğu konusunda yeterli şüphe bulunması hâlinde içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilmesi düzenlendi.

Böyle bir durumda, yani sadece suç olan içeriğin çıkarılması hâlinde, o internet sitesindeki suç oluşturmayan içeriklere erişim engellenmemiş olacak. Böylece kanuna aykırı kısım neyse sadece o kısım çıkarılacak, insanlar diğer içeriklere ulaşabilecekler. Bu anlamda ifade ve haber alma özgürlüğü açısından tümden bir engelleme olmayacak.

Ayrıca sosyal ağ sağlayıcıların (Facebook, Instagram, Twitter gibi platformlar) temsilci atama yükümlülüğü ayrıntılandırıldı ve gerçek kişi temsilcinin Türk vatandaşı olmasının yanı sıra, Türkiye’de yerleşik olması zorunluluğu getirildi. Böylece hukuki süreçlerde muhatap bulmak kolaylaştı. 

Türkiye’de günlük erişimi 10 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılara, atamaları gereken temsilcilerine ilişkin yeni düzenlemelere uyum sağlamaları için, altı aylık bir süre tanındı. Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcıya, Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) tarafından bildirimde bulunulacak. Bildirimden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde sosyal ağ sağlayıcıya, BTK Başkanı’nın onayıyla idari para cezası verilebilecek. Sosyal ağ sağlayıcılara ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen belirli suçlara konu internet içeriklerini oluşturan ve yayan faillere ulaşmak için, gerekli bilgileri duruma göre adli mercilere sağlama yükümlülüğü getirildi. 

Yine sosyal ağ sağlayıcılara, çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirildi. Çocuklar maruz kalmamaları gereken görüntü, ses, yazı vb. içeriklere karşı korunacak. Çocukların, gençlerin ve ailenin, internetin yasa dışı içerikleri hakkında bilinçlendirilmesi ve güvenli kullanım konusunda bilgilendirilmesi için Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ilave görevler verilecek. 

Gelelim en tartışılan maddeye. Türk Ceza Kanunu’nun 217. Maddesinden sonra gelmek üzere “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu” düzenlendi ve Türk Ceza Kanununa 217/A maddesi olarak eklendi. Bu maddenin tam metni aşağıdaki şekildedir: 

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma

MADDE 217/A- (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”

Madde metni incelendiğinde, suçun oluşması için şu şartların gerçekleşmesi gerekiyor:

  • Söz konusu bilgi gerçeğe aykırı olacak,
  • Gerçeğe aykırı bu bilgi, ülkenin iç/dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili olacak, 
  • Bu gerçeğe aykırı bilgiyi yayan kişinin, halk arasında korku, panik ve endişe yaratma amacı olacak, 
  • Gerçeğe aykırı bu bilgi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yayılmış olacak,
  • Gerçeğe aykırı bu bilgi alenen (yani paylaşılanla doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgisi olmayan kişilere de ulaşabilecek şekilde) yayılmış olacak.

Bu suçu işleyen kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Ancak kişi kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde bu suçu işlemişse, cezası yarı oranında artırılacak. Örneğin iki yıl ceza almışsa, bu ceza üç yıla çıkacak. 

Sizce bu yasayla amaçlanan nedir? Bu yasa kimleri nasıl etkileyecek?

Sosyal medya yasası, internette hizmet veren platformlara, yayıncılara ve servis sağlayıcılara yükümlülükler getirmeyi amaçlıyor. 

Bu yükümlülükler ile amaçlanan ise özellikle çocukların, kendilerine uygun olmayan zararlı içeriklerden korunması. Bunu sağlamak için, yayılan içeriğin derhal ortadan kaldırılabileceği bir sistem öngörülmüş. Bu sayede yalan haber yaymanın önüne geçmek amaçlandı.

Kamuoyunda en çok gündeme gelen maddenin az önce bahsettiğiniz Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik yapan 29. Madde olduğunu görüyoruz. Bu madde neden bu kadar tartışma yarattı? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Kanunsuz suç ve ceza olmayacağı, ceza hukukunun en temel prensibidir. Bu maddede getirilen düzenleme ile Türk Ceza Kanunu’na bir suç eklenmiş, ceza olarak da hapis cezası öngörülmüştür.

Maddenin bu kadar tartışma yaratma sebebi ise, maddede sayılan şartların bazılarının farklı yorumlama ve uygulamalara açık şekilde muğlak olmasından dolayı ifade özgürlüğünün ihlaline kapı aralamasıdır. Örneğin ”kamu barışını bozmaya elverişli şekilde” ifadesi nasıl yorumlanacaktır? “Devletin iç ve dış güvenliği”nin kapsamı nasıl belirlenecektir? 

Son zamanlarda özellikle de sosyal medyada duymuş ve görmüş olduğumuz olaylara bakacak olursak, ifade özgürlüğü alanında tartışmaların artacağına şüphe yok. Sorduğunuz en ufak soru bile sizleri bir soruşturmayla karşı karşıya bırakabilecekken, bu denli belirsiz bir kanun maddesinin daha da büyük bir ifade özgürlüğü darboğazına yol açacağı kanaatindeyim.

Örneğin, doğru haberi yapmış veya paylaşmış bir kişinin haberinin, haberin öznesi olan kişi tarafından yalanlanması bu haberi yalan habere dönüştürecek ve bundan sonra ilerleyecek olan süreçte belirsizliklerle karşı karşıya kalınacak. 

Yayıncılık sektörünü esas alırsak, yayınevlerinin, dağıtımcıların, kitabevlerinin, editörlerin, çevirmenlerin, yazarların ve okurların özellikle dikkat etmesi gereken hususlar var mı? Daha önce yapmadıkları neleri yapmak zorundalar? Neleri yapmamalılar? 

Yayım yerlerinin ve sorumluluğu olan editörlerin bu konuda dikkatli olmasında, yeni değişikliklerle gelen yükümlülüklere uygun davranmalarında fayda var. Aksi takdirde kanunun ihlali karşısında gerçek kişiler hapis cezası ile tüzel kişilikler ise yüksek idari para cezaları ile karşı karşıya kalabilecekler.

Sosyal medyada pek çok asılsız bilgi yayılıyor ve gerçekmiş gibi algılanabiliyor. Hatta bu sebeple, internette yayılan bir bilginin doğru olup olmadığının teyit edildiği sosyal medya mecraları var. Sizce bu yasa bunları engelleyecek mi? Şimdiye dek hiç bu yasa ile ilgili bir olay/dava geldi mi önünüze?

Bu düzenlenmenin amaçlarına ulaşıp ulaşamadığını önümüzdeki günlerde ilk derece mahkemelerinin vereceği kararları inceleyerek anlayacağız. Bu kararların Anayasa Mahkemesi’ne hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınacak bir süreç izlemesi de mümkün. Henüz çok yeni bir düzenleme olduğu için bir dava ile karşılaşmadık.

Ayrıca, Sosyal Medya Yasası’nın asılsız bilgi yayılmasını engelleyeceği konusunda bir garanti de yok. Ancak yapılmış düzenlemelere bakıldığında, özellikle kişilere uygulanacak hapis cezasının ve bazı durumlarda verilecek yüksek tutarlı para cezalarının caydırıcılık yaratacağı açıktır.

Dünyada durum nedir diye sorsam?..

Sosyal medyadaki paylaşımların denetlenmesi ve hukuki düzenlemelere tabi tutulması bütün dünyanın üzerinde durduğu bir konu. Kısaca farklı ülkelerdeki durumu  anlatmak istiyorum: 

İngiltere’de, 2020 Şubat ayında 14 yaşındaki genç bir kızın, Instagram’da şiddet içeren görüntülere baktıktan sonra yaşamına son vermesinin ardından, sosyal medya platformlarındaki içerikler üzerindeki denetimin artırılması gündeme geldi. Bunun sonrasında yapılan açıklamalarda içeriğini kullanıcıların oluşturduğu veya insanların başkalarıyla çevrim içi olarak konuşmasına izin verensosyal medya platformlarının, çocuklara yönelik cinsel istismar, terörist materyal veya intiharı teşvik içeren paylaşımların yayılmasını önlemesi ve sınırlandırması gerekecek.

Facebook, Instagram, TikTok, Twitter ve diğer popüler sosyal medya platformları, çocukların zorbalık veya pornografiye maruz kalmasını önlemek için daha fazla çaba göstermek zorunda kalacak.

Şirketler ayrıca aşı karşıtı söylem gibi içeriği yasal olsa da yetişkinlere ciddi fiziksel veya psikolojik zarar verebilecek paylaşımlarla nasıl mücadele edeceklerini ortaya koyan hüküm ve koşulları oluşturarak açıklayacak.

Almanya‘da NetzDG adıyla bilinen yasal düzenleme, 2018 yılının başında yürürlüğe girdi. Bu yasa, ülke genelinde iki milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya sahip teknoloji şirketleriyle ilgili düzenlemeler içeriyor.

Yasa uyarınca, bu şirketlerin platformları üzerinde yer alan içeriklere yönelik şikayetlerin değerlendirilmesiyle ilgili prosedürler oluşturması, yasalara açıkça aykırılık taşıyan içeriklerin 24 saat içerisinde kaldırılması ve bu konuda attıkları adımlarla ilgili altı aylık raporlar yayımlamaları gerekiyor.

Yasa kapsamında ilk ceza Temmuz 2019’da Facebook’a kesildi. Hükümet, Almanya’daki platformlarında var olan yasadışı faaliyetlerle ilgili yeterli bildirim yapmadığı için Facebook’a 2 milyon euro ceza verdi.

Çin’e bakacak olursak en katı kısıtlamalar Çin’de yer alıyor. Çin’de Twitter, Google ve WhatsApp gibi sitelere erişim yasağı bulunuyor. Birçok kullanıcı VPN kullanarak, bu yasağı aşmaya çalışıyor. Ayrıca, 1989 Tiananmen Meydanı olayı gibi, bazı terimlere filtre uygulanıyor ve bu terimlerin geçtiği içerikler herhangi bir müdahaleye gerek olmadan otomatikman yasaklanıyor. Yasaklı kelimeler listesi düzenli olarak güncelleniyor.


Burak Özdemir Kimdir? 

Burak Özdemir, Başkent Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 2006 yılında mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 2014 yılında tamamlandı. AB hukukunda kişisel verilerin korunması alanında dünya genelinde endüstri standardı olarak kabul edilen CIPP/E sertifikasına ve bilgi güvenliği konusunda uluslararası alanda denetim yeterliliğini gösteren ISO:IEC 27001 Baş Denetçi sertifikasına sahip. Müzakere süreçlerinde uzmanlaşmak adına Birleşmiş Milletler’in eğitim kolu olan UNITAR tarafından verilen “Conflict Management” programını tamamladı. Ayrıca, UC Berkeley Üniversitesi’nin “Blockchain Professional Certificate” belgesine sahip. Tüm bunların yanında 2017 yılından beri WorkUp İş Bankası, VISA Innovation Program, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), Arya Women, Think BIGG gibi çeşitli girişimcilik hızlandırma ve geliştirme programlarında mentorluk ve eğitmenlik görevleri üstleniyor.

Diğer uzman görüşü röportajlarını okumak için tıklayın.