Bookinton

Türk edebiyatında polisiye deyince akla ilk gelen isimlerden Ahmet Ümit. Onun kitaplarında Beyoğlu’nu karış karış gezdik, akıl almaz maceralara sürüklendik ve babacan bir kahraman olan Başkomiser Nevzat’ı çok sevdik. Bookinton Kasım ayı yazarı olarak Ahmet Ümit’i anlatıyoruz.

Burcu Gebeş

1960 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen Ahmet Ümit, kilim tüccarı bir baba ve terzi bir annenin en küçük çocuğu. 7 kardeşli kalabalık bir ailenin mensubu olan Ümit, ortaokula kadar Gaziantep’te okur. Liseyi ise bazı siyasi tartışmalara karıştığı için Diyarbakır’da tamamlar. Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde tamamladıktan sonra üyesi olduğu Türkiye Komünist Partisi tarafından Moskova’ya gönderilir. Moskova’da Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde eğitim görür Türkiye’ye döner. Özellikle 80 darbesi zamanında çeşitli çatışmaların arasında kaldığı, ölümden döndüğü zamanlar olur. 

“Polisiye merakımı aslında 12 Eylül 1980 darbesine borçluyum”

Edebî hayatına Sokağın Zulası adlı şiir kitabıyla başlayan Ümit’in yazdığı öyküler çoğunlukla gerilim temalıdır Siyasi hayatında ölümle burun buruna geldiği olaylar yaşaması nedeniyle hikâyeleri de polisiye-gerilim içerikli olur. Ümit, bu durumu şöyle açıklıyor, “…yaklaşık 14 yaşından 30 yaşına kadar politik aktivite içerisinde ve en ön saflarda yer aldım ve çok gergin, gerilimli çatışmalarla dolu bir dönemdi. Sahte pasaportla Moskova’ya gitmek, vurulmak, yaralanmak, işkence görmek, tutuklanmak, sürgün falan. Yani o dönemi biliyorsunuz anlatır insanlar. Onları yaşadım ben de. Tabii bunları yaşadığım için de gerilimli bir hayatım oldu. …Böyle bir hayatın içinden geldiğim için zaten gerilim ve adrenalin bende hep var. Dolayısıyla yazmaya başladığımda bu çıkıyor ortaya.” 

İlk zamanlar polisiye türünde yazdığını fark ettiğinde üzülür çünkü o dönemde tür olarak polisiyeyi küçümser. Shakespeare gibi, Dostoyevski gibi daha klasik metinler yazmak ister. Fakat zamanla, yazdıkça ve okuyucuya ulaştıkça yanıldığını anlar çünkü bir polisiye hikâyesi anlatarak da insanlar iyiliğe çağırılabilir ve edebiyatın asıl görevi de insan ruhunu anlatmaktır onun için.

Cinayet ve tarihin kesiştiği detaylar

Ahmet Ümit romanlarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik olay örgüsünün tarihi bilgiler ışığında işleniyor olması. Ümit bunu şöyle açıklıyor; “Bu ülkenin inanılmaz bir tarihi var. Bu topraklarda çok farklı uygarlıklar var. Hitit İmparatorluğu var mesela. Antik Yunan dünyasına yön veren bir uygarlıktır ve sonra Roma, ardından Doğu Roma, ardından Osmanlı. Yani son derece farklı, zengin, çeşitli bir tarihe sahibiz. Bunu fark etmek bir yazar için müthiş bir şey.”

Tarihle polisiye roman türünün birbirine benzediğini düşünen Ümit, sadece “Cinayeti kim işledi?” sorusuna değil, aynı zamanda tüm dünya için önemli sayılabilecek tarihi bilgiler eşliğinde, “Bu tarihte ne oldu?” sorusuna da cevap veriyor romanlarında. Zamanla tarihi hikâyeleri ekledikten sonra Türkiye’de polisiye tarihi roman türünün daha fazla okunmaya başlandığını da fark ediyor.

Başkomiser Nevzat: İçimizden Biri

Ahmet Ümit’in kitaplarında özellikle Başkomiser Nevzat karakteri çok ilgi görüyor.

Yeni Yüzyıl gazetesi yayın yönetmeni Okay Gönensin’in 1998 yılında bir hikâye istemesiyle Nevzat Başkomiser karakterini yaratan yazar, bir gazete sayfasının arkasında kısa öykülerle okuyucuya buluşturur Başkomiser Nevzat’ı. Karakter çok sevilir ve ilgi görür. Daha sonra bu karakteri Kavim romanında daha detaylı işler. Nevzat’ı sıradan ama samimi, babacan bir insan olarak yansıtmaya özen gösterir. Nevzat’ın gerçek hayatta temsil ettiği biri var mı sorusuna ise bir röportajında şöyle cevap verir, İki tane film karakteri var. Bir tanesi Atıf Yılmaz’ın Ah Güzel İstanbul filmindeki Sadri Alışık. Sadri Alışık’ın temsil ettiği Haşmet diye bir karakter var. Sinema tarihimizin en güzel filmi. İkincisi Muhsin Bey filmindeki Muhsin Bey, eski İstanbullu, efendi, değerlere saygılı. Bir de gerçek bir polis var, Cevat Yurdakul. 1978 yılında Adana’da öldürüldü. Solcu bir polis emniyet müdürü. Bu üçünün birleşimi Nevzat.”

Sırayla gelen maceralar

Ahmet Ümit, yazın hayatına son derece üretken başlar ve öyle devam eder. Eserlerinin ortaya çıkması uzun yıllar almaz. Gelin kronolojik sırayla hepsine göz atalım.

1990 yıllarda arkadaşlarıyla birlikte Yine Hişt edebiyat dergisini çıkaran Ümit, 1992 yılında yayımladığı öykü kitabı Çıplak Ayaklıydı Gece ile 1994 yılında “Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’ne” layık görülür. 1993 yılından itibaren polisiye türünde yazmaya ağırlık verir. Bu sırada arkadaşı Ali Taygun vasıtasıyla Atv için çekilen “Çakalların İzinde” adlı polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına destek olur. 1995 yılında bazı gazete ve dergilerde Dostoyevski, Kafka ve polisiye yazarlarıyla ilgili tanıtım ve inceleme yazıları yazmaya başlar. 

Yazdıkça tanınır, tanındıkça kitapların ardı arkası gelmez. 1994 yılında Bir Ses Böler Geceyi adlı uzun hikâyesinin ardından, 1995 yılında da Masal Masal İçinde adlı masal kitabını yayımlar. Terzi olan annesinin anlattığı masalları derleyip düzenleyen Ahmet Ümit’in bu kitabı bazı özel ilköğretim okullarında ve özel kolejlerde ders kitabı olarak okutulur. 

1996 yılında yayımlanan Sis ve Gece adlı romanı Türkiye’de çok ses getirir, tartışmalara neden olur. Bu, belki de siyasi açıdan düşüncelerini en çok belliği ettiği romanıdır. Sis ve Gece Yunanistan’da da yayımlanır ve yabancı dile çevrilen ilk Türk polisiye roman olarak tarihe geçer.

Ardından 1998’de Kar Kokusu’nu,1999’da ise Agatha’nın Anahtarı adlı kısa öykülerden oluşan polisiye türündeki kitabını yayımlar. 2000’den itibaren Patasana, 2002 yılında Kukla ve Şeytan Ayrıntıda Gizlidir, 2003 yılında Beyoğlu Rapsodisi, 2004’te Aşk Köpekliktir, 2006’da Ninatta’nın Bileziği ve Kavim adlı polisiye romanları ardı ardına yayımlanır. 

2008’de çıkan Bab-ı Esrar adlı kitabı, Şems-i Tebrîzî cinayetini de konu edinen mistik bir romandır. 

İstanbul’un tarihine ve semtlerine yoğun olarak yer verdiği İstanbul Hatırası adlı romanı 2010’da yayımlanır. Yazar, romanlarının yanı sıra çizgi romanlar da çıkarır. Bunlar; Başkomser Nevzat: Çiçekçinin Ölümü, Başkomser Nevzat: Tapınak Fahişeleri, Başkomser Nevzat: Davulcu Davut’u Kim Öldürdü?, Elveda Güzel Vatanım – İttihatçıların Yükselişiisimli çizgi romanlardır.

2012 yılında Sultanı Öldürmek, 2013 yılında Beyoğlu’nun En Güzel Abisi kitapları bir sene arayla yayımlanır. 2015’te Elveda Güzel Vatanım, 2018’de Kırlangıç Çığlığı, 2019 yılındaysa Aşkımız Eski Bir Roman kitapları okuyucuyla buluşur. İki yıllık bir aranın ardından üzerinde neredeyse 10 yıldır çalıştığı Kayıp Tanrılar Ülkesi kitabı 2021 yılında yayımlanır. 2022 yılındaysa yine kalıplarının dışına çıktığı bir masal kitabı olan Bir Aşk Masalı’nı çıkarır.

Ahmet Ümit kitaplarında cinayet ağırlıklı metinlere ağırlık verse de hikâyelerinde masallar, azınlığın sorunları, aşk ve kadınlara dair konuları da işler. 

Ümit’in öyküleri dizilere, filmlere, hatta opera ve tiyatroya uyarlandı. Eserleri yaklaşık 34 dile çevrildi, yurt içi ve yurt dışından büyük bir kitleye ulaştı ve sevildi çünkü olaylar, durumlar, mekânlar değişse de onun için mesele hep aynı; insanı anlamak, insanı anlatmak.

Kaynaklar:

Bir Yorum Bırakın

Epostanız gözükmeyecek.