Gece Yarısı Treni
Yazan: Matt Haig
Düzenleyen: Utku Özer
Gece Yarısı Kütüphanesi ile milyonlarca okura ulaşan Matt Haig, aynı evrende geçen yeni romanı Gece Yarısı Treni ile bu kez pişmanlıklar, ikinci şanslar ve hayatın dönüm noktaları üzerine dokunaklı bir hikâye anlatıyor. Kitap Kıvanç Güney tarafından Türkçeye kazandırıldı.
Orjinal Adı: The Midnight Train
Orjinal Dili: İngilizce
Ülke: Amerika Birleşik Devletleri
Türü: Kurgu
Yayın Tarihi: Mayıs 2026
Türkçe Baskı: Haziran 2026
Editör: Alican Saygı Ortanca
Sayfa Tasarımı: Özkan Köse
Kapak Tasarımı: Özkan Köse
Çevirmen: Kıvanç Güney
Çeviri: 304
İmla: Buse Olçay
Ebat: 14 x 21 cm
İnceleme
Dünya çapında büyük ses getiren Gece Yarısı Kütüphanesinin ardından Matt Haig, okurlarını yeniden gece yarısının büyülü dünyasına davet ediyor. Gece Yarısı Treni, bu kez hayatının sonuna yaklaşan bir adamın geçmişiyle yüzleşmesini ve kaçırdığını düşündüğü mutlulukların izini sürmesini konu alıyor.
Romanın merkezinde, hayatının büyük bölümünü kitaplara adamış 81 yaşındaki Wilbur Budd yer alıyor. Başarılı bir kitapçı zincirinin kurucusu olan Wilbur, yıllar boyunca işini her şeyin önünde tutmuş, bu uğurda hayatının aşkı Maggie ile arasındaki bağı da yavaş yavaş kaybetmiştir. Geçmişte yaptığı seçimlerin ağırlığıyla yaşayan Wilbur, beklenmedik bir anda kendisini sıradan bir tren yolculuğunda değil, hayatının dönüm noktalarına doğru ilerleyen sıra dışı bir yolculukta bulur.
Gece Yarısı Treni’nin tek bir kuralı vardır: Geçmişteki kendinle asla konuşmamak. Ancak Wilbur her durakta, hayatını şekillendiren anlarla yeniden karşılaştıkça bu kurala bağlı kalmanın ne kadar zor olduğunu keşfeder. İlk aşkından aile ilişkilerine, büyük kayıplarından verdiği yanlış kararlara kadar hayatının farklı dönemlerine dönen Wilbur, insanın geçmişini gerçekten değiştirip değiştiremeyeceğini sorgulamaya başlar.
Matt Haig, tıpkı Gece Yarısı Kütüphanesinde olduğu gibi fantastik bir fikri insan ruhuna dair evrensel sorularla buluşturuyor. Geriye dönüp baktığında hangi kararlar insanın hayatını belirler? Pişmanlıklarımız gerçekten bizi olduğumuz kişi mi yapar? Mutluluk, kaçırılmış fırsatlarda mı saklıdır yoksa elimizde olanı görebilmekte mi?
Zaman yolculuğu fikrini duygusal bir çerçevede ele alan roman, yalnızca geçmişe dönme arzusunu değil, yaşlanmayı, kayıpları ve hayatın sonuna yaklaşırken yapılan muhasebeyi de merkezine alıyor. Haig’in sıcak ve umut dolu anlatımı sayesinde Gece Yarısı Treni, okura hem hüzünlü hem de teselli edici bir okuma deneyimi sunuyor.
David Nicholls’un sözleriyle “yüreğe dokunan”, milyonlarca okurun sevdiği Gece Yarısı Kütüphanesinin ruhunu taşıyan Gece Yarısı Treni, ikinci şanslara ve hayatın değerine dair unutulmaz bir hikâye.
Kitaptan Bir Bölüm
Maggie’nin elini tutarak sıktı. O sıcakta, kalabalığın ortasında biraz şaşalamış, aklı karışmıştı ama yine de hiç olmadığı kadar mutluydu.
Yürümeye devam ettiler ama çok geçmeden Wilbur’un dikkatini çeken bir şey daha oldu. Görmeden geçilemeyecek bir şey. Maggie endişeli gözlerle ona bir bakış attı. Belki de adamı Wilbur’un erkek kardeşi sanmıştı. Ama hayır. Az ötelerindeki revakların altında, cam heykellerin satıldığı küçük bir dükkânın yanında, Wilbur’u dehşete düşürecek kadar garip bir manzara vardı.
Havada hayal meyal beliren bir adam. Saydam değilse de, bütünüyle orada olmayan. Gelişlerini izleyen adamdı bu fakat bu kez görünmez değildi. Wilbur’a olan benzerliğiyle insanı ürperten biriydi. Hayalet ikizi gibiydi. Aynı sandaletler, İspanyol paça kot pantolon, geniş yakalı ve kısa kollu yeşil gömlek. Dağınık saçlar ve kalın favoriler. Bir seksen beşlik uzun ince bir vücut. 1974 Ağustos’unda yirmi dokuz yaşında olan o Wilbur. Dünyayı avuçlarının içinde tutan.
Öteki Wilbur görüldüğünü fark etmişti ve dünyadaki en normal şey buymuş gibi el salladı. Wilbur hafifçe elini kaldırdı.
“Wilbur, iyi misin?” diye sordu Maggie kaygıyla.
Wilbur onu endişelendirmek istemedi. Kafasını salladı. “Evet. Sıcaktan biraz sapıttım herhalde.”
“Öyle deme, delikanlı,” dedi Maggie, kendi aksanını abartarak.
“Sana şöyle güzel, ürkünç bir kilise ve ağzını açık bıraktıracak birkaç Titian tablosu lazım.”
Wilbur güldü. Fakat rampadan aşağı yürümeye devam ederken,
bir şey daha duydu.
Belli belirsiz bir ıslık, ritmik bir çuf çuf sesi.
Bir tren istasyondan ayrılıyordu sanki.
Matt Haig Kimdir?
Matt Haig, 1975 yılında İngiltere’nin Sheffield kentinde doğdu. Hull Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Tarih eğitimi aldı. Roman, çocuk edebiyatı ve kurgu dışı alanlarında eserler veren Haig, özellikle ruh sağlığı, kaygı, depresyon ve insanın yaşamla kurduğu ilişki üzerine yazdığı kitaplarla geniş bir okur kitlesine ulaştı.
Yaşama Tutunmak İçin Nedenler adlı anı-deneme kitabı uluslararası çok satanlar listesine girerken, İnsanlar, Zamanı Durdurmanın Yolları, Noel Baba ve Ben ve İmkânsız Hayat gibi eserleri de büyük ilgi gördü.
2020 yılında yayımlanan Gece Yarısı Kütüphanesi, dünya çapında milyonlarca satışa ulaşarak Haig’in kariyerindeki en büyük başarıya dönüştü. Farklı hayat ihtimalleri ve pişmanlıklar üzerine kurulu roman, çağdaş popüler edebiyatın en çok konuşulan eserlerinden biri oldu.
Eşi ve çocuklarıyla birlikte Brighton’da yaşayan Matt Haig, kurmaca ile kişisel deneyimleri bir araya getiren, umut ve iyileşme temalarını merkeze alan eserler üretmeye devam ediyor. Gece Yarısı Treni, yazarın en sevilen romanlarından biri olan Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçen yeni hikâyesi olarak öne çıkıyor.
Love ‘The Midnight Library’? You’ll Love the Sequel, Too.
The Midnight Library by Matt Haig review – a celebration of life’s possibilities
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok