Eğitim
Yazan: Anne
Düzenleyen: Sibel Dülger
Yorulmak bilmez bir heykeltıraşmışçasına yaşam eğitir insanı. Bedenimizden duygularımıza, psikolojimizden davranışlarımıza, düşüncelerimizden zihin katmanlarımıza hatta ruhumuza dek hayatımızın kendimizi keşfetme yolculuğu olduğunu fark ettiysek bu kitabı okumaya ve yarının insanını bugünden gerçekleştirmeye adayızdır. Anne’nin “Gerekli Kitaplar” etiketiyle buluşan eseri her satırının size bir yaşam seyyahı olduğunuzu hatırlatması dileğiyle.
Türü: Kişisel Gelişim
Yayın Tarihi: Mart 2026
Çeviri: Yasemin Güneş Dikme
Ebat: 12x19.5 cm
İnceleme
Beşiğindeki bir bebek gibi sonsuzca kıymetlidir hayat.
Kimi zaman bir kitap, bir sohbet, bir dinleti, bazen sarsıcı bir olay, beklenmedik bir tepki bireyi alıştığı sınırlardan, tutunduğu tekdüzelikten dışarı çıkarır.
Yaşamsa tüm olanaklarıyla eğitir bireyi; bugünkü insanlık dünyadaki yaratımın son basamağı değildir çünkü. Gelişim, değişim, dönüşüm ve evrim devam eder. Yaşamımızdaki bir değişimse ancak doğamızda gerçekleştireceğimiz bir değişimden kaynaklanabilir.
Cehalet çekilirken yerini bilgi ve bilgeliğe, keder çekilirken yerini neşe ve sevgiye, yetersizlik çekilirken yerini ahenk ve barışa vurgun bir cesarete bırakır o zaman. Bu değişimse yeni, yepyeni bir eğitimi gerektirir.
Hücrelerimizin bile bir hafızası olduğunu biliyoruz
artık. Bedene dayanıklılık, duyguya sağlam bir denge, zihne geniş bir alırlık, sukûnetin içinden akıp gelen psişik yeti ve yaşamın nedeninin ve amacının keşfi olan spiritüel arayışımızda bedensel, vital, zihinsel, psişik, spiritüel ve zihin ötesi eğitimin kapılarını açalım birlikte açmak isteyenlere…
Anne, kimdir?
Anne, Mira Alfassa adıyla, tam pozitivist, tam materyalist Mısırlı bir anneyle Edirneli bir babanın kızları olarak 21 Şubat 1878’de Paris’te dünyaya geliyor.
Dinlerden iğrenen, akılsal olarak bir “Tanrı” ya inanmayı reddeden Anne, içindeki ve dıştaki Tanrısal’ı yirmili yaşlarda keşfedene kadar tam bir ateistti. Üstün bir matematikçi, Académie Julian’ın bir öğrencisi, çok yetenekli bir piyanist ve yazar, başarılı bir ressam: kısacası O gerçek bir Sanatçı.
Daha 1904’ten itibaren, bir Hindu tanrısallığı sandığı Sri Aurobindo’yu rüyalarında görüyor. Okültizmle ilgilendiğinden 1905 ve 1906 yıllarında bu konuda çalışmak üzere Cezayir’in Tlemcen kentine, olağanüstü okült güçlere sahip gizemli Max Théon ve eși Alma’nın yanına gidiyor. Daha sonra Paris’e döndüğünde bir manevi arayıcılar grubu kuruyor ve çeşitli sohbetlerde bulunuyor.
1914’te, Hindistana yolculuğu sırasında,
Pondichéry de Sri Aurobindo‘yu gördüğü anda, yıllar boyunca manevi gelişimini yönlendiren varlıkla tanıştığını anlıyor; Pondichéry de bir, Japonya’da dört yıl kaldıktan sonra 1920 de Çin üzerinden temelli olarak Pondichéry ye, Sri Aurobindo’nun yanına dönüyor. 24 Kasım 1926 da, Sri Aurobindo kendini tümüyle süpraakılsal yogaya adamak amacıyla odasına çekiliyor ve o tarihlerde kendiliğinden doğan Ashram’ın bütün maddi ve manevi yönetimini Tanrısal Anne olarak kabul ettiği Anne’ye bırakıyor.
Sri Aurobindo’nun 5 Aralık 1950 de fiziksel vücudunu terk etmesinden bir sene sonra Anne, Sri Aurobindo Uluslararası Eğitim Merkezi‘ni açar; 1968 de uluslararası kent Auroville in temelini atıyor.
Seksen dört yaşına kadar Ashram’ın günlük faaliyetlerini şahsen yönetiyor. Mart 1962 de O da çekiliyor ve süpraakılsal bilinci hücrenin içine indirerek vücudu dönüştürebilen hücresel yogayı yaşamaya başlıyor, ama yine de odasından Ashram’ı yönlendirmeye ve insanları düzenli olarak kabul etmeye devam ediyor. Fiziksel vücudunu terk ettiği 17 Kasım 1973 ‘ten bu yana, insandan sonraki aşamayı, yeni türü, yeni yaratımı, süpraakılsal varlığı Sri Aurobindo’yla birlikte sübtil fıziksel düzlemde geliştirmeye halen devam ediyor.












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok