Roma Hikâyeleri

Yazan: Jhumpa Lahiri

Düzenleyen: Utku Özer

Jhumpa Lahiri’nin Roma’yı yalnızca bir arka plan değil, anlatının asli unsuru hâline getirdiği dokuz öyküden oluşan Roma Hikâyeleri, Eren Yücesan Cendey’in çevirisiyle Türkçede. Pulitzer Ödüllü yazar, bu kez odağını bir şehrin içinde yaşanan hayatlardan çok, o şehrin hayatları nasıl şekillendirdiğine, dönüştürdüğüne ve kimi zaman da dışarıda bıraktığına çeviriyor.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 30 Ocak 2026

Orjinal Adı: Racconti romani

Orjinal Dili: İtalyanca

Ülke: İtalya

Türü: Öykü

Yayın Tarihi: Eylül 2022

Türkçe Baskı: Ocak 2026

Editör: Buse Olçay

Sayfa Tasarımı: Özkan Köse

Kapak Tasarımı: Hamdi Akçay

Sayfa Sayısı: 224

Çevirmen: Eren Yücesan Cendey

Ebat: 13.5 x 20.5 cm

İnceleme

Bir kente dair anlatılar çoğu zaman mekânı bir arka plan olarak kullanır. Roma Hikâyeleri’nde ise Roma, öykülerin sessiz dekoru olmaktan çıkıyor. Jhumpa Lahiri, kenti geçmişle gelecek arasında asılı duran, ihtişamı kadar yıpranmışlığıyla da kendini dayatan bir özne olarak kuruyor. Sokaklar, köprüler, merdivenler, evler ve mahalleler; karakterlerin taşıdığı duygusal yükleri üstleniyor, ayrılıkların ve beklenmedik karşılaşmaların tanığı hâline geliyor. Şehir, anlatının içinde giderek bir belleğe dönüşüyor; kimi anlarda öykülerin merkezine yerleşiyor, kimi anlarda anlatının doruk noktasını belirliyor.

Lahiri’nin karakterleri çoğunlukla bir yere yerleşmiş ama oraya ait olma duygusunu kurmakta zorlanan insanlardan oluşuyor. Bu öyküler, tamamlanmış hikâyeler anlatmaktan çok, yarım kalmış yönlere, ertelenmiş kararlara ve söylenememiş cümlelere odaklanıyor.

Roma Hikâyeleri, göç ve yabancılık meselesini de büyük kırılma anları üzerinden değil, gündelik hayatın içinde biriken küçük gerilimler üzerinden ele alıyor. Böylece karakterlerin şehirle kurduğu ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu görünür kılıyor. Roma, onları içine alıyor ancak her zaman onlara yer açmıyor. Tam da bu nedenle aidiyet duygusu sürekli sınanıyor ve yeniden tanımlanıyor.

Kitap, Lahiri’nin edebî yolculuğunda belirgin bir kırılma noktasına da işaret ediyor. Yazar bu öyküleri İtalyanca kaleme almış. Altısını kendisi, üçünü ise Todd Portnowitz ile birlikte İngilizceye çevirmiş. Bu dil tercihi anlatının tonunu doğrudan etkiliyor. Daha mesafeli, daha sade ama duygusal olarak daha çıplak bir anlatı ortaya çıkıyor. İtalyan edebiyatının izleri metinlerde hissediliyor. Buna karşın yer değiştirme, aidiyet, suçluluk, yas ve ev fikrinin sürekli belirsizleşmesi gibi temalar Lahiri’nin yazın dünyasına özgü biçimde varlığını koruyor.

Roma Hikâyeleri, bir kenti sevmekle ona ait olamamak arasındaki gerilimi baştan sona taşıyor. Karakterler Roma’da yaşıyor, çalışıyor, sokaklarında dolaşıyor ancak hiçbir zaman bütünüyle orada olamıyor. Şehrin dışına sürüklendiklerinde ise kaybettikleri şeyin yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda bir yaşam ihtimali olduğunu fark ediyorlar. Bu yönüyle kitap, güçlü bir kent anlatısı olmanın ötesine geçiyor, çağdaş yabancılık hâline dair derinlikli ve sarsıcı bir edebî okuma sunuyor.

Kitaptan Bir Bölüm

Edepli davranıyor, onları gözetlediğimi belli etmemeye çalışıyorum. Ev, banyo, bahçe işleriyle meşgul olurken neşelerini, burada bulunmanın yarattığı sevinci hissetmeden edemiyorum. Karlarda koşan kızların seslerini işitiyorum, adlarını öğreniyorum. Konuklar sürgülü kapıyı daima açık bıraktıklarından anne babanın evi yerleştirirken, bavulları açarken, öğle yemeğini kararlaştırırken birbirlerine söyledikleri sözleri duyuyorum. 

Ötesini görmeyi engelleyen bir başka çalılığın arkasındaki aile evim birkaç metre uzaklıkta. Kendi evimiz yıllarca üçümüzün mutfak ve yatak odası olarak kullandığı tek bir odadan ibaretti. On üç yaşımı bitirdiğimde, annem ihtiyar adamın yanında çalışmaya başladığında ve yeterince tasarruf ettiklerinde evin sahibinden izin isteyerek geceleri tavan ve duvar arasından kocaman kertenkelelerin çıktığı bir oda eklediler.

Babam bu mülkün bekçisi. Büyük evin bakımından sorumlu, odun kesiyor, tarlalarda ve bağlarda çalışıyor. Patron pek düşkün olduğu ata bakıyor.

Evin sahibi yurtdışında yaşıyor ama bizim gibi yabancı değil. Arada sırada geliyor buraya. Tek başına geliyor, ailesi yok. Gündüz ata biniyor, akşamları şömine önünde kitap okuyor, sonra yine gidiyor. 

Yıl içinde evi kiralayanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Kışın burada insanı ısıran bir soğuk olur, ilkbaharda çok yağmur yağar. Eylül ve haziran arası sabahları babam beni arabayla okula götürür; orada kendimi farklı hissediyorum, hiç kimseye benzemediğim okulda kimselerin arasına karışamıyorum.

Jhumpa Lahiri Kimdir?

Jhumpa Lahiri, çağdaş edebiyatın en önemli öykücülerinden biridir. Interpreter of Maladies ile Pulitzer Ödülü’nü kazanmış; The Namesake, Unaccustomed Earth ve The Lowland gibi eserleriyle kimlik, göç ve aidiyet temalarını merkezine alan güçlü bir anlatı evreni kurmuştur.

2012 yılında Roma’ya taşınmasının ardından edebiyat yolculuğunu İtalyanca yazarak sürdürmeyi seçen Lahiri, bu tercihi yalnızca dilsel değil, düşünsel bir dönüşüm olarak ele alır. Roma Hikâyeleri, bu dönüşümün en belirgin ürünlerinden biri olarak, yazarın kentle, dille ve yabancılıkla kurduğu ilişkinin edebi bir kaydıdır.

Kaynaklar:

Roma Hikâyeleri

Roman Stories by Jhumpa Lahiri review – outsiders in Italy

Jhumpa Lahiri Translates the Varieties of Strangeness

 

Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Roma Hikâyeleri”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer İnceleme ve Tanıtımı Yapılan Kitaplar