Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque

Yayınevi:
Başak Bingüler

Savaşın tam ortasından, yitirilen canların sadece sayıdan ibaret olduğu noktadan bir ses; Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok. Burhan Arpad çevirisiyle Everest Yayınları tarafından yayımlanan kitap, Alman edebiyatının usta isimlerinden Erich Maria Remarque’ın tam anlamıyla ölümsüz eseri.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 27 Mart 2023

Orjinal Adı: Im Westen Nichts Neues

Ülke: Almanya

Türü: Roman

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Savaş romanlarını sevenler.

Sayfa Sayısı: 216 sayfa

Çevirmen: Burhan Arpad

Çeviri:

İmla: ☺️

Ebat: 13,5 x 19,5 cm

Kategoriler:

İnceleme

Darmadağın olduğumuz bir süreçteyiz. Hepimizin yarası henüz çok açık. İnsanlık tarihi kapanmak bilmeyen kabuk tutar gibi olsa da bir şekilde yeniden kanayan yaralarla dolu. Savaş da onlardan biri. İnsanın hâkim olma, hep daha fazlasını isteme hırsının sonucu olan savaşların hiçbir zaman kazananı yok. Kazanılmış gibi duran zaferlerin ardında ise sonsuz gözyaşı, acı ve kan var.

Savaşın kimler arasında ve nerede olduğunu, sözde kazananlarını biliriz ama cephedeki herhangi bir askerin neler hissettiğini kim bilebilir? Başının üzerinden vızır vızır mermiler geçerken, kendini içine atacak bir siper arayışıyla sürünürken ne önemi vardır ki hangi taraf adına savaştığının?

Erich Maria Remarque, 1927’de yazdığı üçüncü romanı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ile Birinci Dünya Savaşı’nı etkileyici bir şekilde anlatıyor okura. Basıldığı her ülkede çok ses getiren bu roman yirmi altı dile çevrildi. Ülkemizde de uzun zamandır çeşitli yayınevleri tarafından yayımlanıyor. Okuduğum versiyonun çevirmeni Burhan Arpad, Remarque ve Stefan Zweig’i ülkemizde tanıtan kişi olarak biliniyor.

Savaşa katılan herkes ölür, ruhen ya da bedenen…

Remarque, Birinci Dünya Savaşı’nın batı cephesinde askerlik yapmış bir kişi fakat eserinin türü anı ya da otobiyografi değil. Kuşkusuz kendi savaş tecrübelerinden esinlenerek ve etkilenerek yazdığı bir roman bu. Eserin ana karakteri Paul -ki aslında Remarque’ın da ikinci adı Maria değil Paul’dür- lise öğrenimi sırasında arkadaşlarıyla birlikte askere çağrılıyor. Çağrılmak derken aslında bir bakıma mecbur bırakılıyorlar çünkü gitmek istemeyenler korkak damgası yiyor! Böyle bir ortamda, vatan millet nidaları içinde, savaşı sadece kitaplarda okumuş ve gerçek manada ne olduğunu o güne dek asla düşünmemiş olan lise çağı çocukları kendilerini bir anda cephede buluyorlar.

Başlarına ne geleceğinden habersiz bir sürü genç… Kahraman olma arzusuyla mutlular. Asker kıyafetleri, miğferleri, silahları var ama işler böyle yürümüyor ki hiçbir savaş meydanında böyle yürümez! Bombalar yanlarında patladıkça, en yakınındakiler sırayla vuruldukça dünya başlarına yıkılıyor gençlerin.

Kitap, Paul’ün cephedeki ilk günlerinden değil biraz daha kıdemli olduğu zamanlardan başlıyor. Paul, ilk zamanlar kendisinin de öyle hissettiğini söyleyerek yeni gelenlerin nasıl da korkup ağladıklarını anlatıyor. Savaş, cephe, mermiler, bombalar, açlık ve pislik… Bütün bunlar Paul’ün sık sık hayatı sorgulamasına neden oluyor. Savaşın ortasında her şey anlamsız. Canını kurtarma derdindeyken düşmanın kim olduğu umurunda bile olmaz insanın. “Babam gelse fark etmez,” diyor. Öylesine bir savaş makinesine dönüşmüşlük hâli.

Paul ve arkadaşları zaman zaman, şehre dönünce ne yapacaklarını düşünüyorlar. Onlar, daha liseyi bitiremeden askere alınmış çocuklar. Meslekleri yok, bir dünya görüşleri bile yok henüz. Ne yapabilirler? Savaş meydanında onca acımasızlık ve kan gördükten sonra nasıl “herkes gibi” yaşayabilir insan? Bilmiyorlar. Savaş bitince ne yapacağı hakkında en ufak bir fikir yürütemiyor Paul.

Onca zorluk içinde dostlukların da yeri ayrı. Kardeşten öte oluyor silah arkadaşları. Bunu, Paul evine izinli gittiğinde daha iyi anlıyoruz. Sivil hayata geçince fiziksel olarak hafiflese de sürekli bir eksiklik hissediyor. Yumuşak yatakta yatamıyor. Mahalledeki insanların savaş hakkında konuşmalarına tahammül edemiyor. Ne söylenirse söylensin, savaş meydanını orada bulunmadan kim bilebilir? İzinli günlerinde arkadaşlarını çok özlüyor Paul. Neyse ki uzun sürmüyor cepheye dönmesi.

Kitabı okumayanlar olabileceğini düşünerek isminin niçin Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok olduğundan bahsetmek istemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim. Karar vericilerin gözünde diğer insanlar, çoğu zaman sadece birer sayıdan ibaret. Bir insanın ölümü pek de kayda değer değil…

Batı cephesinde ödül var

Eser, basıldığı günden bu yana çokça eleştiriye, toplatılmaya hatta yakılmaya maruz kalsa da üç kez sinemaya uyarlandı. Bunlardan ilkinin tarihi 1930, Amerika yapımı. İkinci film 1979 yılında, İngiliz-Amerikan ortak yapımı ile beyaz perdeye uyarlandı. Son olarak Netflix’te gördüğümüz film ise 2022, Alman yapımı versiyonu. Eser bu son versiyonuyla 95. Akademi Ödülleri’nde (Oscar) birçok ödüle layık görüldü.

1930 ve 1979 versiyonlarını izlemeye fırsat bulamadım ama 2022 versiyonu oldukça etkileyiciydi. Aldığı ödüllerden de bunu anlamak mümkün. Elbette kitapların sinemaya birebir uyarlanmasını bekleyemeyiz. Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok için de bu durum geçerli. Kitapta olmayan veya filmde olmayan bazı kısımlar var. Yine de müzikleri ve görüntüleri ile kitabın duygusunu yansıtmayı başarmış bir film.

Bir alıntı…

“Bir emir bu sessiz kişileri bizim düşmanımız yaptı. Bir emir onları dostumuz yapabilirdi. Hiçbirimizi tanımayan birkaç kişi, herhangi bir masanın çevresinde toplanıp bir yazıyı imzaladılar. Başka zaman olsa bütün dünyanın hakaretini ve cezasını üstüne çekecek olan bu yazı, bizler için yıllarca en yüksek amaç yerine geçecek. Karşımızda duran bu çocuk yüzlü, kilise uluslarına özgü sakallı sessiz sedasız insanları birbirinden kim ayırt edebilir? Her gedikli bir acemi er için, her lise öğretmeni de bir öğrenci için şu adamların bize olduğundan daha müthiş bir düşmandır. Ama yine de onlara ateş açardık, onlar da serbest kalır kalmaz bize ateş ederlerdi.

Dehşete kapılıyorum. Burada düşünmemek gerek.”

Erich Maria Remarque kimdir?

22 Haziran 1898’de Osnabrück’te doğdu. On sekiz yaşındayken askere alındı ve Birinci Dünya Savaşı’nda batı cephesine gönderildi. Aynı yıl 31 Temmuz’da ağır yaralanınca askerî bir hastaneye kaldırıldı ve savaş sonuna dek orada kaldı. Savaş bitince öğretmenlik ve mezar taşçılığı gibi çeşitli işlerle uğraştı. 1927’de en çok tanınan romanı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’u yazdı ama kitap ancak 1929’da bir yayıncı bulabildi. Yayımlanır yayımlanmaz Almanya başta olmak üzere tüm dünyada büyük ses getiren roman 1930’da sinemaya uyarlandı. Remarque, 1931’de Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un devamı niteliğindeki Dönüş Yolu’nu tamamladıktan sonra İsviçre’ye, yaklaşık on yıl sonra da ABD’ye taşındı. Kitapları Naziler tarafından yakıldı ve kız kardeşi antinazi propagandası yapmaktan suçlu bulunarak idam edildi. Remarque bu süre içinde İnsanları Seveceksin, Tedirgin Hayat ve Lizbon’da Gece gibi eserler verdi ve ABD vatandaşı oldu. 1957’de eşinden ayrıldıktan sonra ertesi yıl sinema ve tiyatro oyuncusu Paulette Goddard’la evlendi. 25 Eylül 1970’te öldü.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque”

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More Products