Metaverse – Meta İnsana Hazır mısın? kitabı yeni çıkan Emrah Kaya ile yeni kitabı ve metaverse’ün yayıncılık sektörüne etkileri üzerine konuştuk. 

Başak Bingüler

Metaverse kavramı, henüz epey geniş bir kitle için meraklandıran, endişelendiren, biraz da kafa karıştıran bir noktada duruyor. Bu metaverse’ün hayatımıza nasıl dahil olacağını gözümüzde canlandıramamamızdan kaynaklanıyor. “Metaverse bir bilgisayar oyunu ve buna neden dahil olmaya ihtiyaç duyacağım ki?” noktasında tedirgin duran öyle çok insan var ki. Henüz günlük hayatın içinde aktif örnekler görmesek de neredeyse her gün yeni bir yatırım haberi ya da gelişme okuyoruz. Bu da metaverse’ün çok yakın bir gelecekte hayatımızda mutlaka bir yere konumlanacağını gösteriyor. Bazı gelişmeler yerel ve global ölçekte aynı hızda yayılmayabiliyor. Ancak şu aşamada markaların ve hedef kitlenin hazırlık sürecinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla tüm konumlanmalar tamamlanmadan metaverse hakkında bilgilenmek ve nerede konumlanabileceğimizi bugünden düşünebilmekte fayda var. 

Emrah Kaya’nın geçtiğimiz günlerde Nemesis Kitap’tan çıkan Metaverse – Meta İnsana Hazır mısın? kitabı içeriği, sözlüğü ve anlaşılır anlatım tarzıyla, bize bu aşamada yol gösterici bir yerde duruyor. Emrah Bey ile hem yeni kitabı hem de yayıncılık sektörünün metaverse’teki geleceği üzerine konuştuk. 

Teknoloji düşünürü, fütürist ve yatırımcı olarak sizi biliyoruz. Bu kimliklerinizi biraz detaylandırarak bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İngilizce İşletme bölümünden mezun oldum. Gelecek konusu, benim için en derin ve kuvvetli merak alanlarından biri oldu. Üniversiteden sonra girişimci olarak hayatımı devam ettirirken girişimcilik serüvenimin merkezinde de gelecek ve geleceği yaşayacak, gelecekten en fazla istifade edecek nüfus grubu olan gençler yer aldı. 

Önce bir gençlik iletişimi şirketi, sonra gençler için bir kariyer okulu, ardından bir gençlik araştırmaları şirketi, gençler için bir dijital iletişim ajansı, gençlerin bir araya gelerek toplu satın alma gücü yaratabildikleri bir e-ticaret fikri, ardından bir espor Kulübü ve yine gençlere dokunan üniversite kampüslerinde bir mağazacılık ve perakende zinciri kurarak 15 yıllık girişimcilik hayatımı doldurdum diyebilirim. Bu süreçte bazı şirketlerimi sattım, bazıları miyadını doldurdu ve kapatılması gerekti, bazıları ise başarısız oldu. En çok başarısız olanlardan ders aldığımı net olarak söyleyebilirim. 

Fütürizm, gelecekle ilgili öngörü yapmak, gelecekle ilgilenmek ve insanlık için bu alanda elde ettiğimiz görevleri ve tecrübeleri paylaşmak, onlarda bir farkındalık yaratmaya çalışmak en büyük tutkumdu. Bu sebeple Fütüristler Derneği, FODER, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Metaverse Union isimli organizasyonlarda ve derneklerde görev aldım. Şu anda da geleceğin gıda formu olacak bir vitamin markası olan Sovital; Dark Passage isimli espor Kulübü ve 2022 yılının en çok konuşulacak Techfin şirketi üzerinde çalışıyorum.

Metaverse

Geçtiğimiz günlerde Nemesis Kitap’tan çıkan Metaverse – Meta İnsana Hazır mısın? kitabınızı okudum. Bu konuda hiç bilgisi olmayanların bile kolayca anlayabileceği bir şekilde meta insana geçiş sürecimizi anlatmışsınız. Kitabın başında bir sözlük olması da okurun işini kolaylaştırıyor. Bununla ilgili ilk olarak şunu sormak istiyorum: Metaverse’ün çözmeye çalıştığı bir sorun var diyorsunuz. Nedir o sorun?

Dünya, her geçen gün teknolojinin kendini insana daha fazla yakınlaştırdığı, teknoloji ve insanın tek vücut olmaya doğru ilerlediği bir yere dönüşüyor. Günde altı buçuk – yedi saatimizi üç – beş santimetrekarelik iki boyutlu telefon ekranlarımıza bakarak geçirir olduk. Tabii bu ekranın içerisindeki uygulamaların her biri bize ücretsiz bazı konforlu imkânlar sunarken bizden birçok verimizi de talep etti, kullandı, işledi ve hatta sattı. Bahsettiğim bu dönüşüm son sekiz-on yılda işte bu yollarla hayatımıza girdi. İnsan gözünün yedi saat boyunca küçücük bir ekrana bakarak onun içerisinde olup biteni algılamaya çalışması, beynin buna paralel bir sürü prosesi yönetmeye efor sarf etmesi ve bunu gerçek hayatla birlikte verimli bir yaşam biçimine çevirmesi oldukça zor hâle geldi. Buna rağmen insanlık buna ayak uydurdu diyebiliriz. 

Bizden verilerimizi talep ederek, bir nevi insanı ürüne çevirmeyi başarmış teknolojiler, şimdi insana daha da yakınlaşabilmek için yarış hâlinde. İşte bunu yapmak ancak ve ancak bir sonraki teknolojik seviyeye geçmekle mümkün olacak. Metaverse için blokzincir ve Web 3.0 alt yapılarını kullanarak insanlığın teknolojiye dışarıdan baktığı değil 360° içerisine girebildiği bir forma ulaşmasını sağlayacak teknoloji diyebiliriz.

Çözdüğü sorun için ise, insanın ürün olma problemini ortadan kaldırması; blokzincir teknolojisi ve insanın kendi kripto kimlikleri sayesinde kişinin sadece dilediği zaman ve merkeziyetsiz bir yönetimde var olabilmesini sağlaması diyebiliriz. Bu, birilerinin verileri kötü amaçlı kullanmasını engelleyecek bir yolculuğa işaret ediyor.

Neredeyse hepimizin bildiği markaların bünyesinde “gençlik” markalarının yaratılmasına katkı sağladınız. Dolayısıyla ülkemizdeki genç kitleyi çok iyi tanıdığınızı düşünüyorum. Sizce Dijital Uygarlık Çağı’nda gençlerin okuma alışkanlıkları ve içerik tüketimi davranışları nasıl olacak? Genç okura hitap eden yayıncılar neler yapmalı?

İçerik tüketmek, belli meraklarımızı doyurmak, kendimizi geliştirmek gibi insanlığın ihtiyaçlar hiyerarşisinde orta ve üst katmanlarda yer aldığını bildiğimiz öğrenme ve merak dürtüsüne yönelik gelişim odaklı araştırmalar geçmişte daha sınırlı sayıda formatlar sayesinde sağlanabiliyordu. İnsanlar yayıncının ve otoritenin gidermek istediği merakları sadece televizyonlar sayesinde seyredebiliyor, kendi merak ettikleri şeyleri ise fiziksel imkânlar elverdiği ölçüde kütüphanelerden elde ettikleri kitaplarla, ansiklopedilerle karşılayabiliyorlardı. Sonra matbaa teknolojisindeki gelişmeler ve kitap dağıtımı ile perakende ve ticaret alanındaki erişim fırsatları insanlığı daha mikro konularda kendi gelişim ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri kitaplara ulaşabilecekleri düzeye getirdi. Sonra video formatları ve kişiselleştirilebilir sosyal medyaların hayatımıza girmesiyle beraber artık merkezi otoritenin değil herkesin içeriklerine herkesin erişebildiği bir platformlar çağı çıktı karşımıza. Bununla birlikte gençler için okumaktan ziyade izleme, dinleme dönemi başladı. Aynı anda birçok konuyu takip edebilen bir zihin yapısına sahip olan gençler, istedikleri her şeye çok hızlı erişebildikleri için ellerinin altındaki Google sayesinde kütüphanelere, YouTube sayesinde televizyonlara, sesli kitap uygulamaları veya podcastler sayesinde de kitaplara değil kendine kolay gelen, hızlı erişebildikleri, bilgiyi hap gibi alabildikleri bu mecralara ve içerik formatlarına yöneldiler. Gelecekte de zenginleştirilmiş ve dijital olarak erişilebilen içerikler ve formatlar, gençlerin hayatında daha fazla olacaktır diye düşünüyorum.

Kitabınızın bir bölümünde Birol Güven diyor ki, “Eğer bundan sonra yapacağımız çalışmalar, piyasaya sunacağımız bir ürün ya da hizmet kişiye özel değilse, eskiden olduğu gibi standart bir üretime dayanıyorsa şansımız yok.” Kitapları da bir yayıncılık ürünü olarak düşündüğümüzde kişiselleştirme dönüşümü için yayıncılık sektörüne neler önerirsiniz? Aslını isterseniz bugün dahi interaktif kitaplar, içeriği QR kodlarıyla değişebilen, her gün güncellenebilen kitaplar hayatımızda. Bunu kişiselleştirme boyutunda kullanabilmek için ihtiyacımız olan şey kitap okuyacak kişinin beğenileri, geçmişi, kısacası o kişiye ait verilerin göz önünde bulundurulmasıdır. Bir kişinin daha önce hangi kitapları okuduğunu hangi eğitimden geçtiğini ve nelerle ilgilendiğini anlayabilirseniz ona sunacağınız kitapta algoritmalar farklı bir içerik üretebilir. Dinlenebilen veya okunabilen, kişiye özel dijital kitaplar böylece mümkün olur.

Bir fütürist olarak pre-metaverse’ten bizi bekleyen yeni döneme baktığınızda basılı kitabın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce gelecekte okuma davranışlarımız nasıl değişecek? 

Okumak her geçen gün dijitalleşen bir fiile dönüşüyor. Kâğıt üzerinde değişemeyen, mürekkeple yazılan içerikler bir süre sonra güncelliğini yitirebiliyor. Oysaki kâğıt üzerinde dahi olsa gelecekte dört boyutlu mürekkeple veya bir başka deyimle dijital bir mürekkeple yazılan metinler hayatımıza girecek. Yapay zekânın yardımıyla zamanla birlikte kitapların içeriği değişecek. Sabit kitap içerikleri okuma alışkanlıklarımıza uygun içeriklere evrilecek. Yani yazılan kitabın kendini güncellediği ve yeni şekiller aldığı bir dönem bizi bekliyor.

Örnek vermek gerekirse otonom araçların hayatımızda kalıcı yer alması ile birlikte yola bakmak zorunda kalmayan şoförler, bahsettiğim bu kişiselleştirilmiş dört boyutlu, değişebilen kitapları yolculuk sırasında daha fazla okuyabileceklerdir. Belki de hayatlarının %70’ini tır kullanarak geçiren şoförler en çok kitap okuyan kitlelerden bir tanesine dönüşebilecektir. 

Web 3.0’a ve merkeziyetsiz bir sisteme geçerken e-kitap için hala yazarlar ve yayıncıların içine sinen, telif konusunda soru işaretleri olmayan bir iş modeli yaygınlaşmış değil. Bunun için bir öneriniz olur mu? 
Web 3.0, eser sahiplerinin çok mutlu olacakları bir çağın başlangıcı anlamına geliyor. Yazdığınız kitap, yıllarınızı verdiğiniz heykel veya dijital sanatınız sizden çıktıktan sonra her alınıp satıldığında ve işlem gördüğünde para kazanmaya ve o eserin kazandığı değerden fayda görmeye, payınızı almaya devam edeceksiniz. Müzik platformlarında olduğu gibi dijital kitap platformlarında da aracılar ortadan kalkacak, yazar veya yayınevi Web 3.0 teknolojileri sayesinde cüzdanlarıyla telif hakkına sahip çıkabilecek. Çok kısa süre içerisinde merkeziyetsiz blokzincir uygulamalarının yaygınlaşmasıyla pratikte bunları yaşamaya başlayacağız. 

Kitabınızda “Metaverse’te Yetenekler ve Meslekler” diye bölüm var. Bazı mesleklere geleceğe hazırlanmaları için ipuçları veriyorsunuz. Peki editörler ve çevirmenler için neler söylemek istersiniz? 

Gelecekte rutin sayılabilecek işler yapan birçok meslek sahibi kendisine yeni çalışma alanları bulmak zorunda kalacak. Çevirmenler çok özel edebî çeviriler yapmıyorlarsa yapay zekâ bu alanda dünyadaki tüm dilleri ve o dilleri konuşan insanları dinleyerek öğrendiği cümle yapılarını kolaylıkla birbirine çevirebilecek ve böylece çevirmen ihtiyacı ortadan kalkacaktır. Yapay zekânın sesli asistanları ve metin bazlı çevirme yazılımlarını kullandıkça buradan öğrenmesi mümkün olacağı için çevirmenlere veda edebiliriz. Editörlük için kısa vadede aynı şeyi söylemek bir tık daha zor olabilir çünkü editörlükte bir bakış açısı bir tarz ve edebî bir yön veriş olduğu için standart yapay zekâ uygulamaları bu alanda bir süre daha kendini geliştirmeye ihtiyaç duyacaktır.

Tüm ön görüleriniz için teşekkürler. Son bir sorum daha olacak. Başta da söylediğim gibi kitabınızda metaverse’ü herkesin anlayabileceği bir dil ve açıklıkla anlatmışsınız. “Nereden öğrenmeye başlamalıyım?” diyenler için iyi bir kaynak. Peki bu kitabı okuduktan sonra biraz daha kendimizi geliştirmek istiyoruz desek, bize tamamlayıcı hangi kitapları önerirsiniz?

Metaverse’ün ne olduğunu anlatmaya çalışırken yalın bir dille, bizi bekleyen fırsatları ve tehditleri de detaylandırarak anlatmaya, yeni çağa uygun olabilecek yetenekleri ve insanın kendini geliştirmesi gereken alanları bir bir paylaşmaya çalıştım. Bundan sonra bir adım daha derinleşmek için önerebileceğim en iyi yol metaverse’te zaman geçirmeye başlamak olabilir. Gözlüğü takıp, içerisine girip henüz çok başında olduğumuz metaverse deneyimine merhaba demek, hatalar yaparak doğruları bulmak ve oraya dair daha derinlemesine fikir sahibi olmak önerebileceğim ilk şey olabilir. Bir kitabı kaynak olarak kullanmak istiyorsak, özellikle Web 3.0 ve blokzincir anlatan kitaplardan geleceğin iş modellerini anlamak, yaşamımıza dair bu teknolojik dokunuşların alt yapısına hâkim olmayı sağlayacağı için tavsiye edebilirim. 

Metaverse kitabının Bookinton incelemesini okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Diğer yazar röportajlarını okumak için tıklayın.