Okurları için yayımladığı kitaplardan başka vaatleri de bulunan Livera Yayınevi, 2022’nin ilk yarısında farklı bir konseptle yayıncılık sektörüne adımını attı. Güçlü bir yazar ve çevirmen kimliğine sahip olan Genel Yayın Yönetmeni Kerem Işık’la gastronomi, sanat ve yayıncılığın buluşma noktası Livera Yayınevi’ni konuştuk. 

Mehmet Güngör

Livera, kapılarını açtığı ilk günden beri sadece okurlarına değil, tüm sanat ve lezzet düşkünlerine de farklı bir deneyim sunuyor. Bir yandan güçlü menüsü, sanat eserleri ve binlerce kitap bulunan kitabevi bölümüyle misafirlerini ağırlıyor, diğer yandan yayıneviyle edebiyatın ve düşüncenin önemli eserlerini dilimize kazandırıyor. İşte bu yüzden Kerem Bey’e hem Livera’nın mutfağını hem de “yayınevi mutfağını” sordum.

Livera çok yeni bir yayınevi, bize yola çıkma kararınızı ve kuruluş sürecinizi anlatır mısınız?

Livera Yayınevi 2021 Nisan ayında resmiyet kazandı. Aslında öncesinde, Merve Bahçekapılı’nın farklı bir konsepte sahip bir kitabevi oluşturma hayalinden yola çıkılmış, sonrasında markaya bir de yayınevinin eklenmesine karar verilmesiyle süreç devam etmiş. İşte ben de ekibe o dönemde dâhil oldum ve Velibor Çoliç imzalı ilk kitabımız “Hıdırellez” Ocak 2022’de yayımlandı. O zamandan beri de Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmaya devam ediyorum. 

Livera hem bir yayınevi hem bir kitabevi hem de çeşitli lezzetleri tadabileceğimiz bir mutfak. Bu konseptinizle neyi amaçladınız, hayaliniz tam olarak neydi?

İlk soruda bahsettiğim “farklı bir konsepte sahip kitabevi” hayali aslında tam da belirttiğiniz deneyimleri kapsıyor. Kitabevimiz İstinye Park AVM’de sayıca 25 bine yaklaşan nitelikli kitap arşiviyle her okurun keyifle vakit geçirebileceği bir mekân aynı zamanda. Kitabevinde, koleksiyoner ve sanat severlerin keyif alacağı birbirinden değerli sanat eserlerinin yanı sıra geniş bir şarap ve viski kavı ile son derece lezzetli ürünler içeren bir menü de mevcut. Dolayısıyla, her zevke hitap edebilen bir kitap arşivi arasında vakit geçirme süreci tam anlamıyla bir “deneyim” hâline geliyor denebilir ki en başından beri hayal edilen tam da böyle bir konsept oluşturmaktı. 

“Yayıncılık alanında yapılan tüm çalışmaları belirli bir kültürel alan inşa etmek için dirsek temasında verilen bir uğraş olarak görüyorum.” 

Peki Livera’nın yayıncılık sektöründe gördüğü eksik neydi de bu yola girdi? Eksik olan bir şeyleri tamamlamayı mı yoksa yeni değerler katmayı mı hedefliyor?

Yayıncılık alanında yapılan tüm çalışmaları belirli bir kültürel alan inşa etmek için dirsek temasında verilen bir uğraş olarak görüyorum. Farklı kültürler, diller ve coğrafyalar arasında köprü görevi gören metinlerin yeni okurlara ulaşması son derece kıymetli bence. Dolayısıyla, edebiyat ve/veya düşünsel alandaki çalışmaları belirli bir noktaya ulaşmış yazar ve düşünürlerin, içinde bulunduğumuz bu zaman dilimini anlamlandırma ve geleceğe kalıcı metinler bırakma çabalarına tanıklık etmeyi ve ettirmeyi hedefliyoruz. 

Yayıneviniz gayet hızlı sayılabilecek bir şekilde kurgu ve kurgu dışı kitaplar yayımlıyor. Yayımladığınız kitapları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

İlk kıstasımız elbette ki seçilecek metnin belirli bir edebî anlayışın ürünü olması. Bu bağlamda hayranlıkla izlediğim bazı yazar ve yayınevlerinin verimlerini yakından takip etmeye gayret ediyorum. İkinci kıstasımız metinlerin “ortak dertlerimiz” diye nitelendirilebilecek meselelere odaklanıp bunlara farklı ve nesnel bir bakış açısıyla yaklaşabilmeyi başarabilmiş olmaları. Elbette ki belli başlı ödülleri, bu ödüllerin uzun ve kısa listelerini, edebiyata ve odağımızdaki meselelere benzer bakış açılarıyla yaklaşan bazı yazar ve editörlerin öneri ve tavsiyelerini de dikkate almaya gayret ediyoruz. 

Yayınevinin Genel Yayın Yönetmeni koltuğunda hem çevirmen hem de güçlü bir yazar kimliğine sahip birisinin oturmasının yayınevi açısından kazançları nelerdir?

Bu konuda benim görüş bildirmemin doğru olacağını düşünmüyorum. Edebiyatla ilgili her alanda olduğu gibi bu konuda da en doğru turnusol kâğıdı “zaman” olacaktır. Her yeni kitabımızın zaman içinde okurlar tarafından artan bir heyecanla karşılanmasını umuyoruz. 

Biliyorsunuz, felsefe dendiğinde ya da dünya edebiyatı dendiğinde aklımıza gelen yayınevleri var. Livera’nın da öne çıkmak istediği bir tür var mı? 

Çeviri kurgu ve kurgu dışı kitaplar yayımlıyoruz ve bu şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ayrıca 2023 yılı içerisinde üç farklı kurgu dışı seriye de başlayacağız. Dolayısıyla hem nitelikli çeviri eserlerimiz hem de düşünsel alana dair özgün yaklaşımımızla aslında her iki alanda da okurlar arasında çalışmaları merakla beklenen bir yayınevi olmayı hedefliyoruz. 

Aslında bakarsanız çok zorlu ekonomik koşullar sürerken yayıncılığa başladınız. Bu durum sizi nasıl etkiliyor? 

Gerçekten zorlu bir dönemden geçiyoruz ve bunun etkilerini her alanda hissediyoruz. Her geçen gün artan kâğıt ve baskı maliyetleri nedeniyle kitaplarda da alışkın olmadığımız etiket fiyatları görmeye başladık. Yine de hem baskı kalitemizden hem güçlü yayın programımızdan hem de yayıncılık sektörünü ayakta tutan yayın emekçilerinin haklarını hiç aksatmadan ve en hakkaniyetli şekilde karşılamaya çalışma çabalarımızdan hiç ödün vermeden ilerlemeyi hedefliyoruz. Zamanla bu çabalarımızın karşılığını göreceğimize de eminim. 

Kitaplarınızda en sevdiğim şeylerden birisi de tasarım. Buna bağlı olarak kitaplarınız hazırlanırken nasıl bir ekiple çalıştığınızı sorabilir miyim? 

Kapak tasarımlarımızı birlikte çalıştığımız ajansımız yapıyor. Tasarım anlamında son derece güçlü bir ekipleri var ve her kitap için alternatifli olarak farklı tasarımlar iletiyorlar. Son karar elbette yazarın oluyor. 

Her şey gibi yayıncılığın da bir değişim sürecinde olduğuna tanık oluyoruz. Sabit ofisler yerini uzaktan çalışma yöntemine bırakıyor. Sizce bunun faydaları ve zararları nelerdir? 

Yayıncılık bence uzaktan çalışma sürecine en uygun sektörlerden biri. Özellikle çevirmenlerin genellikle serbest çalıştıkları düşünülürse, yayıncılık sektörü bu yeni çalışma sistemine alışkın. Üretim ağırlıklı işletmeler dışında tüm sektörler için uzaktan çalışmanın hem çalışan ve işletme performansı için hem de -fiziksel yer değiştirme ihtiyacı ortadan kalkacağından- gezegenimiz için çok faydalı olacağını düşünüyorum. 

Son olarak slogan olarak belirlediğiniz “Şimdi ve Burada” ilkesini sormak istiyorum. “Şimdi ve Burada” sizin yayıneviniz açısından ne anlama geliyor? 

Her açıdan değişken, belirsiz ve -Zizek’in deyişiyle- “ahir zamanlar”da yaşıyoruz. Bu durum elbette ki bir canlı türü olarak insanın yapıp ettiklerinin bir neticesi. Antroposen çağının etkilerini özellikle küresel iklim değişiklikleri anlamında net bir şekilde hissetmeye başladık bile. Cinsiyet eşitliğinden hayvan haklarına, iklim krizinden ekonomik krizlere kadar değişen, son derece geniş ve her biri de acil çözüm bekleyen bir sorun yelpazesiyle karşı karşıyayız. Kurtuluşu öte dünya söylemlerinden ya da gelecek nesillerden beklemek yerine hepimizin ellerimizi “kayaların” altına koyarak bu sorunları “Şimdi ve Burada” çözmemiz gerektiği düşüncesine vurgu yapıyor sloganımız. Her ne yapacaksak “Şimdi ve Burada” yaptık, yapacağız, yapmalıyız.

Diğer yayınevi mutfağı röportajlarımızı okumak için tıklayın.