Porçakal
Yazan: Bircan Değirmenci
Düzenleyen: Yasemin Kaya
Bircan Değirmenci’nin kaleminden çıkan ve İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Porçakal, 1970’li yılların ortasında Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden, taşrayla metropol arasında sıkışmış bir ailenin büyük şehirde tutunma mücadelesini anlatıyor.
Türü: Roman
Yayın Tarihi: Nisan 2025
Okur Yaşı: Yetişkin
Hedef Kitle: Genel okuyucu
Editör: Duygu Çayırcıoğlu
Kapak Tasarımı: Hüsnü Abbas
Kapak Fotoğrafı: Seda Mit
Sayfa Sayısı: 212
Ebat: 13x19,5
İnceleme
Bircan Değirmenci, Porçakal’da Diyarbakır’dan İstanbul’a 1970’li yılların ortalarında gerçekleşen bir göç hikâyesini merkeze alıyor. Büyük şehrin çeperinde, yedi çocuklu bir ailenin gündelik yaşamı, kayıpları, tutunma çabaları ve zamanla silinen ya da dönüştürülen mekânlar üzerinden aktarılıyor.
Yazar, yaslı bir anne ve içe dönük bir babanın etrafında şekillenen aile yapısını, yer yer çocukluk anıları, yer yer gözlemle harmanlayarak, bireysel bir geçmişin izini toplumsal hafızaya iliştiriyor. Gazi Köşkü, Suriçi, Lalebey Mahallesi, Menekşe Plajı, gazinolar, Adalar, Samatya gibi yerler yalnızca coğrafi değil, duygusal birer durak olarak metinde yer buluyor.
Porçakal, göçün bireysel etkileri, sınıf farkları, kültürel kırılmalar ve kentsel dönüşümün kişisel yaşamlar üzerindeki yansımaları gibi başlıkları, sade ve doğrudan bir anlatımla ele alıyor.
Arka Kapaktan
Diyarbakır’dan İstanbul’a 1970’li yılların ortalarında göç eden, büyük şehrin girdabında hayatta kalmak için çırpınan arafta kalmış bir aile hikâyesi… Yaslı bir anne ile dünya yansa umurunda olmayan, anason kokan bir babanın hasbelkader büyüyen yedi çocuğu. Geçmişteki Gazi Köşkü, Suriçi, Lalebey Mahallesi, Menekşe Plajı, gazinolar, sinemalar, Boğaziçi, Adalar, Şehremini, Samatya…
Bircan Değirmenci, Porçakal’da, yaşanmışlıklarını hikâyeleştirirken, İstanbul-Diyarbakır arasında mekik dokuyan bir kız çocuğunun parıldayan şaşkınlığıyla göz göze getiriyor bizleri.
Sadece yastık, döşek, Zetina dikiş makinesi, el radyosu ve kıyafetlerimizden ibaret olan eşyalarla sığınmıştık “taşı toprağı altın” dedikleri o koca şehirdeki küçük dünyaya. Keşke o radyoyu da getirmeseydik. Annem ve ablam tam buraya ayak uydurmaya çalışırken radyodaki ses yüzlerine bir tokat gibi çarpıp gurbette olduklarını hatırlatırdı çünkü. Ellerinde ne iş varsa bırakarak radyonun karşısına oturup şarkı başlamadan ağlamaya hazırlanırlardı. “Şimdi de TRT sanatçısı Ayla Gürses’ten dinliyoruz: “Gurbet o kadar acı ki.”
Diyarbakır doğumlu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1996 yılında Özgür Gündem’de yargı muhabiri olarak başladı. TRT, Özgür Radyo, Star radyoları, Gazete TAZ, Kültür Servisi, Gazete Karınca ve Esmer dergisinde çalıştı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde kültür-sanat departmanındaki basın sorumluluğu görevinden 2017 yılında 692 Sayılı KHK ile ihraç edildi. Sekiz yıl aradan sonra İstinaf Mahkemesi kararıyla görevine iade edildi. Yeni Özgür Politika, Bianet ve Gazete Duvar’da yazdı. Eren Keskin – Keskin Bir Hayat (2022) ve Porçakal (2025) adlı kitapları İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.
Yeni çıkan kitap tanıtımlarını incelemek için tıklayın.
Etiketler: Göç hikâyeleri, toplumsal bellek, şehir ve taşra












Yorumlar
Henüz Bir Yorum Yok