Zamansız – Latife Tekin

Kitap Yazarı:
Yayınevi:

Yazan: Mehmet Güngör

Latife Tekin’in pandemi sürecinde kaleme aldığı ve Can Yayınlarından çıkan son romanı Zamansız, bir aşk romanının söyleyebilecekleriyle mi yetiniyor, yoksa okuru dilin ve anlamın ötesine geçirip imgeler dünyasında bir yolculuğa mı çıkarıyor?

Sitede Yayınlanma Tarihi: 11 Ocak 2023

Ülke: Türkiye

Türü: Kurgu, Roman

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Çağdaş eser okumayı sevenler.

Sayfa Sayısı: 120 sayfa

İmla: 🙂

Ebat: 12,5 x 19,5 cm

Kategoriler:

İnceleme

Zamansız, sonucu ve sınırları belirli bir yolu hedefleyen değil, malzeme olarak kullandığı dilin sınırlılığından kendini arındırma cüretini gösterebilen özgün bir dilsel dökülüş. İmgenin sınırsızlığına alışılagelen dilden uzaklaşarak giren, girdiği bu sınırsızlık alanında da anlamdan uzaklaşabildiği ölçüde imgenin doruklarında süzülebilen yazınsal parçalar bütünü olmayı başarmış bir roman.

Zamansız, müphemlik üzerine söz söylemek için kendine konu olarak aşkı seçmiş bir roman ne kadar aşk romanı olabilirse o kadar aşk romanı olarak tanımlanabilir. Yazarın aşk üzerine büyük ve anlamlı sözler söyleme kaygısı yok. Ayrıca doğrudan bir şeyler anlatma gibi bir amacı da yok. Böyle bir romanın kahramanları ise tüm zıtlıklarıyla ve gerçek dışılıklarıyla kurgunun içindeki en kuvvetli ve kaotik katman olan Gelincik ile Yılanbalığı.

Bu belirsizliğin romanının söylediklerini anlam dünyasında bir biçime sokmaya çalışmak, çekilecek bir sınır çizgisiyle imgeler dünyasından anlam koparmak demek olur. Bu nedenle, iki hayvanın göldeki aşkı ve daha sonra ayrılışlarıyla devam eden yas sürecine, romanın olay örgüsü diyerek bir taban oluşturabiliriz. Bu incelemede, hem eserin dili hem kabaca betimlenen kahramanlar hem de örgüyü kırarak genişleten Beyaz Elbiseli Kadın, sevgilisi ve çanta üzerine bir şeyler söyleyeceğiz.

Romanın kuruluşu ve karakterler

Roman, Beyaz Elbiseli Kadın ve sevgilisinin göle düşerek Yılanbalığı ve Gelincik’e dönüşmesiyle başlıyor. Gelincik ve Yılanbalığı arasında geçen diyalogların başında göle düşenlerin Beyaz Elbiseli Kadın ve sevgilisi olduğunu şuradan anlıyoruz, “Görünen o ki, peş peşe camdan fırlayıp suya gömülünce değişime uğramışız; ben cin kulaklı saplantılı bir Gelincik, sen uzak körfezleri özleyen hülyalı Yılanbalığı.” Buna rağmen, romanın ilerleyen kısımlarında hayvanların insanları görerek onlar hakkında konuşması, olaylar ve karakterler iç içe geçene dek okurda paralel bir olay beklentisi yaratıyor.

Gerçeklikle gerçek dışılığın ilk temas noktası ise göle düşen çanta. Ona hem insanlar hem de hayvanlar dokunuyor, hem düşsel hem de dilsel olarak iletişim kurulabiliyor. Çanta, Beyaz Elbiseli Kadın ve sevgilisinin arasındaki kavga sonucu göle fırlatılıyor. Gelincik ve Yılanbalığı da göle düşen çanta nedeniyle tartışıyor. Daha sonra Gelincik çantayı suya atınca burada da ayrılık başlıyor. Böylece hem göldeki hayvanlar hem de insanlar ayrı düşüyor ve başlayan yas günleri hayvan tarafındaki Gelincik’in anlatımıyla sürüyor. Beyaz Elbiseli Kadın’ın yasını da bize Gelincik aktarıyor. Bu kendine tanık olma durumu, okunan mesajlarla şüpheli bir hakikat arayışına çıkmak gibi yorumlanabilir.

Gelincik yas günlerini anlatmayı bitirip kadının yanına giderek onunla konuşuyor. Kimse tarafından hatırlanmayan bu hayalî konuşmanın ardından çantayı kadına bırakıyor, bizzat kadını dinlemeye başlıyoruz. Sevgilisi tarafından terk edilmiş olan bu düşsel ve gerçek iki karakterin bir olduğunu; kadının sevgilisi için, balıkçıların da Yılanbalığı için “Benini” demesi hatta Gelincik’in de bunu söylemeye başlamasıyla sevgilinin de Yılanbalığı olduğunu anlayabiliyoruz. Kadının sözlerini bitirip suya girmesinden itibaren gerçekleşen olaylar, Gelincik ve Yılanbalığı arasında geçen diyaloglarla son buluyor.

Dil, anlam ve zaman

Zamansız, kurgusundan ziyade diliyle ön plana çıkıyor. Metnin oturduğu sabit bir zemin yok. Aslında yazarın temel motivasyonu da bu “zeminsizlik” durumu. Dil, edebiyattaki genel işlevi olan anlamın aktarımı görevini üstlenmekten çok, özgün biçemiyle anlamdan imgeler dünyasına geçişi gerçekleştiriyor. Bu nedenle de yapı; yer yer şiirselliği benimsediği gibi akışı, imlayı, yazınsal gerekleri de askıya alabiliyor. Yazar akışı ve zamanı belirsiz bırakıp anlatımı iç içe geçirerek romanın biricikliğini yavaş yavaş kavratıyor. Gelincik ve Yılanbalığı diyaloglarını takip ederken metni asıl oluşturanın karakterler olduğunu bize doğrudan gösteriyor:

“Bugün gölümüzde yüzdüm biraz, sudayken düşündüm de kurduğum hikâye bazı açılardan bana da anlaşılmaz geliyor şimdi, içim bir tuhaf oldu işte, yolculuğumuzla ilgili bütün hikâyeyi ben kurdum, sana pek bir şey bırakmadım diye, eros, esin, zamansızlık, birbirimizin yüzüne bakamamışlığımız, dönersen hikâyemizi sana teslim edeceğim, istediğin gibi bozup değiştirebilirsin, zaten yarı yarıya reddetmiş sayılırsın, tümüyle silip bize başka bir hikâye kursan inan çok mutlu olurum.”

Önemli bir detay: Yılanbalığı hem hayvan hem insan olarak sesi olmayan bir karakter. Hayvan olarak Gelincik’in yarattığı hikâyede cılız bir sese sahip. İnsan tarafında ise Beyaz Elbiseli Kadın aracılığıyla bildiğimiz ama sesini duymadığımız bir karakter. Yazar burada dildeki her şey gibi kullanımı da belirliyor.

“Ben bir su hayvanıyım, uğultum var sadece, sesim yok, biliyorsun bunu.” 

Zamansız’da aşk

Latife Tekin, aşkın ilişki boyutundan ziyade aşk kavramının üzerine odaklanıyor. Bunu da uzun uzun çıkarımlar yapmak yerine, dilin imkânlarını zorlayıp bu güçlü duygu hâlinin resmini çizerek gerçekleştiriyor. Görünürde aşkı, arka planda ise bütün hislerin zihinlerdeki karşılıklarını altüst etme girişiminde bulunuyor. Bunlara bir de erotizm ekleniyor. Roman boyunca bütün hazları özel bir dil aracılığıylahayvanlardan dinliyor, saf arzu hâlinin bir görüntüsüne tanık oluyoruz.

Kimler okumalı?

Bitirirken hayalle gerçeğin birbirine karıştığı bu büyülü dile, şiire, belirsizliğe ve zamansızlığa dalmak isteyenlere; erişmeyi değil yolculuğu arzulayanlara ufuk açıcı bu romanı okumasını öneriyorum.

“Bir dil kurmalıyız, sadece âşık olmak için değil yaşamak için de, sevişmek için de, dolunayı izlemek, parmaklarımızla dişlerimizi sökmek için de.”

Peki siz Zamansız kitabını okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Zamansız – Latife Tekin”