Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” – Zülfü Livaneli

Kitap Yazarı:
İnceleme Editörü: Özlem Abut Otluoğlu

Zülfü Livaneli’nin, İnkılâp Kitapevinden çıkan son romanı Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet”, Osmanlı Padişahı Ⅱ. Abdülhamid’in tahttan indirilerek sürgüne gönderildiği Selanik’teki Alatini Köşkü’nde kaldığı üç buçuk yıllık süreci konu alıyor. Livaneli, okuru sürükleyici üslubuyla Ⅱ. Abdülhamid’e farklı bir pencereden bakmaya davet ediyor.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 12 Ağustos 2022

Ülke: Türkiye

Türü: Tarihi Roman

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Tarih sevenler, tarihi roman okumayı sevenler, tarihi kurgu dâhilinde okumayı sevenler.

Sayfa Sayısı: 324 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 13.7 x 23 cm

Kategoriler:

İnceleme

Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” adlı son romanını devrik Padişah Ⅱ. Abdülhamid ve ailesinin Selanik’teki sürgünleri esnasında onlara bakmakla yükümlü olan Askerî Hekim Atıf Hüseyin Bey’in anılarından faydalanarak yazan Zülfü Livaneli, eserinde iktidar denen madalyonun diğer yüzünü tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.

“Doğar doğmaz kaplanın sırtına koymuşlar beni, diye düşünüyor, şehzadelerin kaderi bu, kaplanın sırtında büyümek; herkesin gözünü kamaştıracak bir kuvvet ve kudret gösterisi, kaplan gibi muhteşem bir yaratığa egemen olma duygusu, yırtıcı hayvanın sırtındaki çelik adalelerin gergin kıpırtılarını bacaklarının altında hissetmek, herkesin korktuğu zalim bakışlı ölüm makinesinin efendisi olmanın verdiği doygunluk, ayrıcalık, üstünlük, tanrılık ama bir yandan da korku. Evet korku. Zaman zaman sırtından aşağı ıslak bir yılan kayıyormuş gibi titreten soğuk bir ürperti.”

Zülfü Livaneli, Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” adlı romanında iktidarı bir kaplan, tahtta oturan hükümdarı ise onun sırtına binen efendisi olarak tanımlıyor. Böylesi bir güce sahip olan efendinin kaplanın sırtından düşerek savunmasız kaldığı anda başına gelenler akla durgunluk verecek cinsten.

“İktidar ölüm getirir…”

Yıl 1909… Tarih 27 Nisan… Otuz dördüncü Osmanlı Padişahı ve İslam Halifesi Ⅱ. Abdülhamid koskoca bir imparatorluğun başındayken ansızın tahttan indirilerek ailesi ile birlikte apar topar trene konur. Kendisini uğursuz bir gecede, Selanik’teki Alatini Köşkü’nün bir odasında kırık dökük eşyaları cebinden çıkarttığı çakmakla aydınlatmaya çalışırken bulduğunda korktuğu başına gelmiş, kaplanın sırtından düşmüştür.

Herkesten kuşku duyan, hiç kimseye güvenmeyen Ⅱ. Abdülhamid, Alatini Köşkü’nde geçirdiği süreçte diken üstündedir. Günlük sohbetleri esnasında anlattıklarını not almakta olduğunu fark ettiği hekimi Atıf Hüseyin Bey’e ses etmez; durumu lehine çevirmeyi düşünür. Hekiminin not defterine yazdıkları sayesinde sesini bahçesine dahi çıkmasına izin verilmeyen Alatini Köşkü’nden tüm dünyaya duyurabilecektir.

Ⅱ. Abdülhamid’in bir sohbet esnasında hekimine söylediği “İktidar ölüm getirir, mutlak iktidar ise mutlak ölüm getirir,” cümlesini okurken içimin titrediğini paylaşmak isterim zira bu söylem, devrik padişahın sürgündeyken tepetaklak olan iç dünyasının dışa keskin ve içten bir yansımasıdır bana göre.

Alışagelmiş tarihi romanlardan farklı bir eser

Tarihi roman denince aklıma gelen ilk yazarlardan biri Philippa Gregory’dir. Çok özel bir üslubu vardır. Kitapları oldukça hacimli olmasına rağmen su gibi akıp gider. Koskoca altı yüz küsür sayfanın nasıl bittiğini anlamazsanız. Çoğu kitabı filme ve diziye konu olan Philippa Gregory’nin tarihî romanları iktidar, aşk, ihanet ve ihtiras üzerine kurgulanmıştır.

Oysa Zülfü Livaneli, Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet”i yazmaktaki amacının Ⅱ. Abdülhamid’in sürgünde geçirdiği üç buçuk yıllık zamanı ideolojik ve sığ kamplaşmalardan uzak bir biçimde ele alarak o devrin ruhunu ve zihniyetini yansıtmaya çalışmak olduğunu açıkça belirtiyor.

Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet”, Ⅱ. Abdülhamid’in Alatini Köşkünde geçirdiği yılları okuruna yorum katmadan, tarihi belgelere dayanarak anlatmasıyla öne çıkıyor.

Zülfü Livaneli, Askerî Hekim Atıf Hüseyin Bey’in Ⅱ. Abdülhamid ile sohbetleri esnasında aldığı notlardan yola çıkarak kitabı yazmış. Kitabın sonuna yararlandığı dört sayfalık kaynakçayı eklemesi hazırlık aşamasını titizlikle yürüttüğünün göstergesi.

Kitabın kapak illüstrasyonu ve tasarımı Zülfü Livaneli’nin kitabı yazma amacının altını çizer nitelikte. İllüstrasyonu yapan Ali Yaycıoğlu’nun ve illüstrasyonu kapağa son derece başarılı bir biçimde uygulayan Şenol Alanbay’ın çok iyi bir iş çıkarttığını da belirtmek isterim.

Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” beni girizgâhının ilk paragrafında içine aldı ve son sayfaya kadar bırakmadı. Saltanat ve iktidarın ölüm korkusu ile harmanlandığı bir hayatın üç buçuk yıl gibi kısa bir bölümüne tanıklık etmek benim için son derece ilginç ve sarsıcıydı. Zülfü Livaneli’nin eşsiz üslubuyla kaleme aldığı kitabı okumak son derece aydınlatıcı bir okuma deneyimi oldu.

Zülfü Livaneli kimdir?

1946 yılında Konya’nın Ilgın ilçesinde dünyaya gelen Zülfü Livaneli öğrenim hayatına Ankara Marif Kolejinde başlayarak Stokholm’de felsefe ve müzik eğitimi alarak devam etti. Sinema, edebiyat ve müzik alanlarındaki başarılarıyla tanıdığımız Zülfü Livaneli son derece üretken bir sanatçı. Bugüne kadar yayımlanmış olan yirmi sekiz romanından bir bölümü kırk dilde yayımlanmakla kalmayıp İspanya, Kore ve Almanya’da çok satanlar listesine girmiştir.

Zülfü Livaneli’nin romanları ulusal ve uluslararası platformlarda sayısız ödüle layık görülmüştür. Bunlardan bazıları şöyle: İtalya ve Fransa’da Yılın Kitabı Ödülü, ABD’de çeşitli edebiyat ödülleri, Balkan Edebiyat Ödülü; ülkemizde Yunus Nadi Roman Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı ve Beyaz Martı Onur Ödülü.

Columbia, Harvard, Princeton, Shangay, St. Petersburg, Kazan üniversiteleri gibi uluslararası prestijli üniversitelerinin yanı sıra Türkiye’de de üniversitelerde çok sayıda konferanslar ve dersler veren Zülfü Livaneli’nin romanlarından bazıları ABD’deki Missouri Southern State Üniversitesinde ders kitabı olarak okutulmuştur.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” – Zülfü Livaneli”