Ece Temelkuran – Bu da Geçer

Kitap Yazarı:
İnceleme Editörü: Banu Demir

2016 yılından bu yana Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yaşayan gazeteci Ece Temelkuran’ın deneme kitabı ‘Bu da geçer’ Everest Yayınları tarafından yayımlandı. Türkiye’nin ve dünyanın son birkaç senesine ışık tutan kitap toplumun son dönemde yaşadığı sorunlara yaklaşımını değiştirebilecek mi?

 

Sitede Yayınlanma Tarihi: 24 Ocak 2022

Ülke: Türkiye

Türü: Kurgu dışı

Okur Yaşı: Genel okur kitlesi

Hedef Kitle: Genel

Sayfa Sayısı: 174 sayfa

İmla: ☺️

Kategoriler: Etiketler: ,

İnceleme

Ece Temelkuran “Bu da Geçer”  kitabında kör inançlarla yozlaşmış toplumsal krizlere herkesi sarmalayan bir duygusallıkla yaklaşıyor. Son birkaç senede ülkemiz ve dünyada yaşananlara sadece gazeteci kimliğiyle değil insani bir bakış açısıyla başkalarının söylediklerine kulak asmadan, cesurca çözüm önerilerinde bulunuyor ve kadınların gücünün geleceğe hakim olacağı inancının altını çiziyor.

‘Büyük müzik yapıtları nasıl sonsuz sayıda dinlenebilirse, büyük romanlarda tekrar tekrar okunmak için yazılmışlardır’ der Milan Kundera, Saptırılmış Vasiyetler kitabında. Gazeteci, yazar Ece Temelkuran’ın  kitabı ‘Bu da geçer’ belki büyük bir edebi eser değil ama tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı olmaya aday.

2018-2019 ve 2020 senelerinde yaşanan olaylar doğrultusunda yazdığı deneme yazılarıyla; ülkemizdeki gürültüyü tespit ediyor. İnsanların benliğini tüm şiddetiyle saran ve kişilerin kendiliğinden olayın aslını görmedikçe son bulmayacak bir gürültüyü, anlatıyor. Ve bunu sanki karşımızda oturmuş da bizimle sohbet ediyormuşcasına bir doğallıkla yapıyor. Laf kalabalıklığı ve ipin üzerindeki cambazlarla süregelen kirli politikanın halkların üzerinde yarattığı yıkımı ve bir nevi ruh yapısını deşiyor. Bunu hem kitaplarında hem de gerekirse ülke ülke dolaşarak yapıyor olması, onun bir nevi yeni çağ Jean Darc’ı gibi davranmayı üstlenmiş olduğunu gösteriyor.

Mesele Türkiye değil faşizm

Halka açık sahne konuşmaları için gezdiği ülkelerde, kendisiyle röportaj yapanların genelde ‘sürgün’ olarak Hırvatistan’da yaşadığı konusu üzerinden kendisine Ortadoğu’dan kaçan bir kadın etiketi koymakta ısrar etmelerini ve batı toplumlarının muhteşem demokrasilerine sığınmış etiketi yapıştırılmaya çalışılmasına karşı çıkıyor. Bugün Türkiye’de yaşananların aslında her hatasız ve muhteşem bilinen demokraside kantarın topuzu kaçtığı an aynı tehlikelerle karşılaşabileceği ihtimalini anlatıyor ve uyarıyor.

‘Türkiye Müslüman bir ülke olduğu için bunlar başına geldi’ yaklaşımına şiddetle karşı çıkıp ‘Sizi faşizmden Hristiyanlığın koruyacağını sanıyorsanız iyi şanslar dostum’ diyor ve Trump Amerikasını hatırlatıyor.

Gergedanlaşma tehlikesi

Kitapta, Sevgi Soysal’ın 1972 senesinde yazdığı bir yazıya atıfta bulunarak tepki veremeyen insanları ‘Gürültüde gergedanlaşanlar’ olarak tanımlamış yazar. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ anlayışını benimseyerek toplumda yaşanan bir sürü ahlak dışı davranışı içine sindirip, derisini giderek kalınlaştıran insanlardan bahsediyor. Gelgelelim doğada son derece güçlü hayvanlar olan gergedanların korktukları başka bir canlı olduğunu ve bununda insan olduğunun altını tekrar tekrar çiziyor. İnsan olan insanlardan bahsediyor, gergedanlaşanlardan değil çünkü;

Gergedanlaşmak geri döndürülemez bir dönüşüm. Sonrasında geri dönüp insanlaşılmıyor yeniden. İnsan süsü verebiliriz kendimize elbette, ama insan olunmuyor yeniden, onu bilelim de. Bilelim de.’ diyor ve bu süreçte kaybedilebilecek ahlaki değerlerin ne kadar yıkıcı olduğunu bir kez daha evire çevire söyleyerek okuyucuyu uyarıyor.

George Monbiot’un ‘Kuşaklar arası hırsızlık’ tanımından yola çıkarak yeni kuşakların geleceğini çalan yanlış politikalar, politikacılar ve gençlerin artık bu yaklaşımlara nasıl tepki verdiğini özellikle vurguluyor.

Sevgiyi ve insana inanmayı seçiyor

Ece Temelkuran her ne kadar diğer kitaplarında ve yaptığı konuşmalarda yükselen faşizm dolayısıyla ülkelerimize olan umudumuzu, birinci sınıf vatandaş olma hakkımızı ve rahatlığımızı kaybettiğimizi anlatsa da bu kitaptaki yaklaşımı daha sevgi dolu. Çünkü, “Bizim birbirimizi sevmeye ihtiyacımız var, insana inanmayı seçiyorum” diyor.

Kitap, herkesin anlayabileceği sadelikte yazılmış otuz sekiz adet denemeden oluşuyor. Ece Temelkuran göçmen krizi, kadınların, çocukların, gençlerin, hayvanların gördükleri kötülükleri artık uğultu haline gelen gürültüyü ve sorunlara insanların verdiği tepkiler konusuna da vurgu yaparak anlatmış. Herkesin konuşmaktan çekindiği ve sustuğu konuları cesaretle dile getirmesi ve uzun süredir sadece bağırılan bir ülkede ‘Fısıltıya inan çünkü yeminler fısıltıyla edilir’ demesi oldukça etkileyici.

Siz bu kitabı okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken mesaj neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Ece Temelkuran kimdir?

Gazeteci, yazar Ece Temelkuran Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Cumhuriyet’te gazeteciliğe başladı. İlk yazıları Patika dergisinde yayımlandı. Kadın hareketi, siyasi tutuklu ve hükümlüler, Güneydoğu sorunu üzerine çalıştı, çeşitli röportajlar yaptı. Yurtiçinde ve dışında dergilerde yazdı, CNN Türk’te muhabirlik yaptı. Dünya Sosyal Forumu’nu izlemek için 2003’te Brezilya’ya, 2004’te Hindistan’da bulundu. Venezüella’daki sosyalist devrimini ve Arjantin’de ekonomik krizden sonra oluşan halk hareketini inceledi. Habertürk TV’de yayınlanan “Kıyıdan” adlı programı hazırlayıp sunan Temelkuran, Habertürk gazetesinde “Kıyıdan” adlı köşesinde yazdı.

Daha fazla kitap inceleme yazısı için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Ece Temelkuran – Bu da Geçer”