Zeytindağı – Falih Rıfkı Atay

(1 Yorum)
Kitap Yazarı:

Yazan: Elif Bengü Bozdemir

Falih Rıfkı Atay’ın Pozitif Yayınevinden çıkan Zeytindağı kitabı hakkında inceleme yapmaya başladığımda sanıyordum ki okuyacak ve üzerine düşüncelerimi yazacaktım. Ne kadar yanılmışım! Kitabı elime aldığım anda koskoca bir devrin ellerimin içindeki yüz yetmiş dört sayfa içinde çırpınmasına şahit olmak bir okur ve sonraki nesil olarak korkunç, bir editör olarak ise muhteşemdi.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 29 Ekim 2022

Ülke: Türkiye

Türü: Anı, Tarih

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Tarih ve anı türü kitapları okumayı sevenler, öğrenciler, tarih araştırmacıları.

Sayfa Sayısı: 174 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 13 x 21 cm

Kategoriler:

İnceleme

Bir çöküşün ardındaki gerçekler

Kurgu olmayan, tamamen yaşanmışlıklarla kaleme alınan bu eser sadece o devri, o devrin içinde bulunduğu dünya hâllerini değil yazarını da merak ettiriyordu. Kısacası Zeytindağı’nı okumak istiyorsanız naçizane önerim salt bir kitap okumaya niyetlenmeyin. Alın elinize tarih atlasını, koyun yanınıza çapraz okuma yapacağınız tarih kitaplarını… İşe de Falih Rıfkı Atay kimdir, neler yazmıştır, neden yazmıştır oradan başlayın! Çünkü özel hayatını, siyasi hayatını ve edebî şahsiyetini aynı potada eriten bir isimdir o.

Mademki söze böyle girdim, o hâlde bu incelemeye Falih Rıfkı Atay’ı anlatarak başlamalıyım ben de.

Mustafa Kemal’in bir neferi

Tarihe karşı merakı daha çok küçükken başlamış olan Falih Rıfkı, 1894 yılında İstanbul’da doğmuş. Sübyan mektebi adındaki ilköğretim okulunda derslerle ve hocalarla arası çok iyi değilmiş ama “Rehberi Tahsil” rüştiyesindeki tarih hocasının okuduğu tarih fıkralarıyla merakı iyice alevlenmiş. Mercan İdadisi’nde ise edebiyata olan merakıyla yazılar yazmaya başlamış. İlk yazıları Servet-i Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan ek sayfalarında yer almış. Yıl 1912 olduğunda ise İttihat ve Terakki’nin düşmesiyle birlikte Tanin gazetesine bir protesto mektubu yollamış ve bu partiye olan bağlılığını dile getirmiş. İşte bu onun siyasi bir gazetede fikirlerini açık açık ortaya koyduğu ve dikkatleri üzerine çektiği ilk yazısı olmuş. Her cumartesi Tanin gazetesindeki “İstanbul Mektupları” adlı köşede yazmaya başlamış. Daha sonraki yazılarında da Türkçülük ve Türkçecilik akımları hep hissedilmiş.

1. Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın özel kâtibi bir yedek subay olarak Suriye’ye giden Falih Rıfkı Atay buradaki izlenimlerini önce Ateş ve Güneş kitabında toplamış ancak 1932 yılında kaleme aldığı Zeytindağı ile bu izlenimlerini aradan geçen yıllar ve değişen şartlarla daha iyi demleyerek okuyucuya sunmuş.

Bu noktada Falih Rıfkı’nın büyük bir yenilikçi ve milliyetçi kişilik taşıdığını belirtmek gerek. Bu kişiliği doğal olarak onu gerçek bir Mustafa Kemal hayranı ve takipçisi hâline getirmiş. Öyle ki Suriye dönüşünde “Akşam” gazetesinin kurucuları arasında yerini aldıktan sonra verdiği mücadele ile Divan-ı Harp Mahkemesi’ne verilen Falih Rıfkı, İnönü zaferinin kazanılmasıyla idam edilmekten son anda kurtulmuş. Bundan sonra hep “Sen benim mebusum olacaksın,” diyen Mustafa Kemal’in yanında yer almış, hatta onu etten kemikten bir insan olarak gerçek hâliyle kitaplarında yazabilecek kadar kendisine yakın olmuş.

Falih Rıfkı Atay’ı sadece bir gazeteci ya da sadece bir yazar olarak tanıtmak çok yanlış olacaktır kanaatimce çünkü o, döneminin korkusuz, vazgeçmeyen baş kalemlerinden biriydi. Gericiliğe karşı mücadelesini her nerede olursa olsun kalemiyle yaptı. En önemli yeri ise Türk milletinin kurucusunu büyük bir açıklıkla anlatmış olduğu kitaplarıyla aldı. Bu bakımdan ona “Mustafa Kemal’in neferi” isminin verilmesi ne kadar da doğrudur!

Zeytindağı Neyi Anlatır? Niye Anlatır?

Zeytindağı Falih Rıfkı Atay’ın yedek subaylık yaptığı dönemde Cemal Paşa’nın yanına Suriye’ye gönderilmesi ile başlayan anılar zincirini en açık şekliyle anlattığı kitabıdır. O dönem, bir imparatorluğun, yedi düvele söz geçirmiş bir idarenin içeriden ve dışarıdan nasıl acz içine düştüğünü gözler önüne serer. Bunu öyle ustalıkla yapar ki kısacık bir kitapta ellerinizi yumruk hâline getirip dişlerinizi dudaklarınıza geçirmemeniz imkânsızdır.

Falih Rıfkı, anlattığı olayları 1914 yılından başlayarak yaşamıştır ancak kitabın kaleme alınışı çok sonralarıdır. Bunun nedenini onun ağzından dinleyelim:

“Büyük Harp’in son aylarında Ateş ve Güneşi yazmıştım. Cemal Paşa Şam’dan İstanbul’a gelmiş, artık yalnız Bahriye nazırı idi. Kendisini gördüm ve yayınlanmasını uygun bulup bulmadığını anlamak istedim.

Ateş ve Güneş çöl ordusunun kahramanlık ve ıstırap hikâyelerinden ibaretti. Nazırım bir gün sonra müsveddeleri geri verdi.

“Bastırmasanız iyi olur,” dedi.

Ateş ve Güneş’te birkaç subay ve neferden başka hiç kimsenin ismi yoktu. Eski Dördüncü Ordu Kumandanı’nın dört yıl yanında çalıştığı bir yazardan beklediği, belki bu değildi. O kitabımda kendini aramıştı.

Büyük Harp’te Suriye idaresi için hiçbir satır yazmamıştım, çünkü yalnız beğendiğim şeylerden bahsetmek lazımdı.

Mütarekede ise, yalnız beğenmediğim şeyleri yazabileceğim için, Suriye hatıralarını yine bir kenara bıraktım.

Bugün her ikisini de söylemek mümkün olduğundan, Zeytindağı’nı bastırıyorum.”

Sadece bu cümleler bile o dönemin içinde bulunduğu gafleti anlatmaya yeter sanıyorum. Peki, neden yazdı sorusuna nasıl cevap veriyor büyük yazar?

“Biz, şimdi kırkına yaklaşanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son gençleriyiz. 1914’te üç, beş, yedi yaşında bulunan çocuklar, bugün yeni Türkiye’nin gençleri olmuşlardır ve hatırlarında imparatorluktan hiçbir iz kalmamıştı. İşte onlara, saltanatın, Suriye’de Filistin ve Hicaz’daki son yıllarını anlatmak istiyorum.”

Aslında Zeytindağı sadece bir anı anlatısı olarak değil geçmişin karanlık sularına ışık tutan bir deniz feneri gibi görülmelidir. Tarih tekerrürden ibaretse aynı sularda defalarca boğulmamak için o fenerin ışığına dikkat edilmelidir diyorum.

Falih Rıfkı’nın Zeytindağı kitabı dönemin en temiz ve duru Türkçesi ile yazılmıştır. Bu bakımdan edebiyatımız içinde de yeri çok önemlidir. Okurken eski basımları ile karşılaştırma yaptığımda kitap editörünün kitabın kaleme alınış şekline sadık kaldığını gördüm. Bu bakımdan bir eleştiri yapmak bana göre doğru olmayacaktı.

İlber Ortaylı’nın da dediği gibi: “Bence Falih Rıfkı siyasi görüşleri de dahil her zaman okunacak, her neslin ilgiyle takip edeceği düşünen bir gazetecidirBasında böyleleri artık pek yok.Onu tanırsak son yüzyılın Türkiye’sini bir yanıyla tanımışız demektir.”

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (1)

Zeytindağı – Falih Rıfkı Atay için 1 değerlendirme.

  1. Büşra Tangal

    Daha önce okumuş olmama rağmen, yazınız öyle iştahımı kabarttı ki sanırım tekrar okuyacağım. Falih Rıfkı, ülkemiz ve cumhuriyetimiz için ne değerli bir isim😌

Ortalama Puan

5.00

1 Yorum
5 Yıldız
100%
4 Yıldız
0%
3 Yıldız
0%
2 Yıldız
0%
1 Yıldız
0%
Yorum Yaz