Var mısın? – Doğan Cüceloğlu

Kitap Yazarı:
Yayınevi:
İnceleme Editörü: Burcu Gebeş

Öfkeleniyoruz, üzülüyoruz, seviniyoruz, gülüyoruz. Hayatı yaşıyoruz ama nasıl? Ne kadar biz oluyoruz? Özümüze ulaşıyor muyuz ya da topluma bir fayda sağlayabiliyor muyuz? Doğan Cüceloğlu’nun Kronik Kitaptan çıkan Var mısın? kitabında tüm bu sorularla birlikte kendimizi keşfetme yolculuğuna çıkıyoruz ve bu rehber eşliğinde adım adım ilerliyoruz.  

Sitede Yayınlanma Tarihi: 3 Mart 2023

Ülke: Türkiye

Türü: Söyleşi, Kişisel Gelişim

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Kişisel gelişim okumayı sevenler.

Sayfa Sayısı: 320 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 13,4 x 21 cm

İnceleme

“Çektiğim hiçbir acı nedensiz değil. Ben onlar sayesinde ‘ben’ oldum.”

Sevgili Doğan Cüceloğlu her zaman naif, yardımsever ve mücadeleci biri olarak hafızama kazındı. Yaşadığı acıları, sevinçleri ve hataları samimiyetle anlattığını gördükçe yazdıklarını daha dikkatli okudum, videolarını daha odaklı izledim. Gazeteci Deniz Bayramoğlu’yla hazırladığı söyleşi türündeki Var mısın? kitabını zamanın ruhu sebebiyle duygu yoğunluğu içinde okudum ve değerli bir büyüğüm olarak gördüğüm Doğan Cüceloğlu’ndan hayata, anlama ve kendi tabiriyle “can”a dair pek çok şey öğrendim.

Her sözde her seste “biz” olmak

Psikolog ve akademisyen Doğan Cüceloğlu bu kitabında insanın kendine ulaşması, toplum bilinci ve hayatı keşfetme gibi kavramları kişisel deneyimlerinden yola çıkarak gazeteci Deniz Bayramoğlu’na anlatıyor. On dört bölümden oluşan kitabın içinde söyleşinin yanı sıra Doğan Cüceloğlu’nun maddelerle sıraladığı tavsiyeler de bulunuyor. Kitabın içindeki bazı başlıklara dair değerlendirmelerimi aktarmak istiyorum.

“Toplum olarak sürekli şikâyet etmek yerine ilk adımı atmasını öğrenmeliyiz.”

Var mısın? kitabı pek çok düşünürün yüzyıllardır sorguladığı soruyla başlıyor: “Hayatın anlamı nedir?” Bu soru herkes için farklı bir anlam teşkil ediyor olsa da Doğan Hoca şöyle cevap veriyor: “Bana göre hayatın anlamı ‘keşif’tir. Hayat bir keşif yolculuğudur. Neyi keşfedeceksin? Özünü, kendini.”  Özellikle toplumumuzda denetim odaklı korku kültürünün bulunduğunu ve bu kültürün kendi duygularımızı ve özümüzü tanımaya engel olduğunu aktarıyor. Özümüzü keşfetmek için ise gelişim odaklı değerler kültürünü geliştirmemiz gerektiğinden ve böylece toplumda kendini keşfetmiş sağlıklı bireyler olabileceğimizden bahsediyor.

Diğer bir bölümde “İnsan kendini nasıl geliştirir?” sorusu cevaplanıyor. Doğan Hoca bireyin potansiyelinin farkında olması gerektiğini, en önemli adımın bu olduğunu söylüyor. Bunu yaparken toplumun birbirine yardım etmesi gerektiğini sadece “ben” odaklı değil “biz” odaklı da düşünmek gerektiğini ifade ediyor.

“‘Sen kazanınca ben de kazanıyorum, ben kazanınca sen de kazanıyorsun,’ gerçeğinin farkına varıldığı andan itibaren tutulacak en akıllı yol, ‘Sana nasıl yardımcı olabilirim?’ çabası olmalıdır.”

Kendini keşfetmeye Var mısın?

Diğer bir başlık “İçimizdeki özü nasıl buluruz?” sorusuyla açılıyor. Doğan Hoca her bireyin içinde otantik bir taraf olduğunu ve bireylerin bu taraflarını ortaya çıkarması gerektiğini savunuyor. Otantik bireyi ise şöyle tanımlıyor; “Otantik kişi, ‘senin algılaman şöyle, öbürününki böyle; onun beklentisi şudur, bunun beklentisi budur,’ diye kendini saklamaz.”

Bunun yanı sıra toplumun insana “insan” olduğu için değil gücü kadar değer verdiğini ve bu durumun bireyin kendi özünü keşfedememesinin önemli bir nedeni olduğunu vurguluyor.

“Yaşam neleri ödüllendirir?” sorusu da kitabın önemli konularından. Doğan Hoca burada mutluluğun formülünü anlatmaya çalışıyor ve araştırmalarına göre mutluluğun sadece gelir seviyesiyle (çok zengin olmakla) ilgili olmadığını belirtiyor. Mutluluğun belirli bir gelir seviyesiyle, doğru meslek seçimiyle, bizi seven arkadaşlarımızın ve ailemizin varlığıyla, sağlıklı bir hayata ve benimsediğimiz değerlere sahip olmakla ve tüm bu etkenler arasındaki dengeyle mümkün olabileceğini savunuyor. İletişim ve iş birliğine açık olmanın önemini vurguluyor. Bunun yanı sıra yılmazlık (resilience) kavramının yani yaşamla azim ve mücadele içinde olmanın çok önemli olduğunu ve bu tutumun çocuklara mutlaka öğretilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Diğer bir soru: “Zihnimiz nasıl işler?” Bu bölümde odaklanmaya ve plan yapmaya yönelik pratik öneriler veriyor hocamız. Bir “yapılması gerekenler listesi” hazırladığını ve gerçekleşmesi gereken işler bittiğinde bu listeye tikler atarak kendini ödüllendirdiğini açıklıyor: “Her çentik attığımda beynim ‘aferin’ diyor; tek bir çentik atınca bile başarı hissi duyuyorum.” Diğer bir yandan gençlere şu tavsiyeleri veriyor: “Geleceğinizle ilgili bir fikriniz olsun, geleceğinizi güçlendirecek bir yabancı dili okuyup yazabilir, konuşabilir hâle gelin, kariyerinizle ilgili örnek aldığınız kişilerle iletişim kurun, zaman yönetimini ve tasarruf etmeyi öğrenin.” 

Son olarak, benim en çok dikkatimi çeken konulardan biri “Toplum nasıl dönüşür?” başlığıydı. Doğan Hoca burada iki ortamın önemini vurguluyor: Birincisi aile, sınıf ve eğitim ortamı. İkincisiyse bireyin kendini geliştirebileceği, keşfedebileceği, hakkaniyetin, sevginin, saygının ve iş birliğinin gelişebileceği değerler ortamı. Fakat hocamız bu ortamın oluşmasında yalnız vatandaşların rol oynayamayacağını, yöneticilerin ve liderlerin de mutlaka uygun yasalar ve kanunlarla toplumu destekleyici girişimlerde bulunması gerektiğini ifade ediyor.

“İnsan dediğimiz bu muhteşem varlık ‘ben’ bilinci içinde en azılı canavardan daha canavar olabildiği gibi ‘biz’ bilinci içinde meleklerden daha sevecen ve yardımsever olabiliyor.”

Mücadele hayatın tam içinde

Burada bahsetmediğim bazı konu başlıkları da şu şekilde: “Nasıl eş ve meslek seçilir?”, “Kime akıl danışılır?”, “Nasıl okumalı?”, “Ne dinlemeli ve izlemeli?”, “Nereleri gezmeli?” vs. Kitapta çok fazla konu başlığı olduğu için hepsinden söz edemedim. Ama içlerinde dikkat çekici o kadar çok detay var ki geriye dönüp baktığımda hâlâ çok azını aktardığımı düşünüyorum. Gerçekten özenle okunması hatta notlar alınması gereken, insana iyi gelen, kişinin bakış açısını genişleten bir kitap olduğuna inanıyorum. En çok da gençlere okumalarını öneriyorum. Hele ki yol gösteren bir mentorunuz yoksa bu kitap tam size göre.

Bu arada oldukça ilgimi çeken ve Doğan Hoca’nın devamlı vurguladığı konu; kendimiz olurken  ve özümüzü keşfederken başkalarıyla da sağlıklı iletişimde olmak ve “biz” bilinci oluşturmak düşüncesi oldu. Son zamanlarda bireysellik ve yalnızlık gibi kavramlara çok takıldığımız için özellikle biz bilinci oluşturma kısmı kafamda soru işareti olarak duruyor. Bu konuda çok yolumuzun olduğunu düşünüyorum. Yine de mücadele hayatın tam içinde. Bu konularda verimli düşünmek ve adım atmak için gelişime açık olmak gerekiyor. Var mısın? kitabı, bu gelişim için güzel bir kılavuz olabilir.

Son olarak bahsetmek istediğim bir alıntı var. Kitabın başında Deniz Bey’in bir ön sözü bulunuyor. Deniz Bey ön sözünde Doğan Hoca’nın söylediği ve kendisinin çok etkilendiği bir cümleden bahsediyor. Ben de çok etkilendim ve bu nedenle burada paylaşmak istiyorum. Kitabı okuduğunuzda bu cümlenin neden iz bıraktığını daha iyi anlayacaksınız.

“Kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.”

Peki siz Var mısın? kitabını okudunuz mu? En çok dikkatinizi çeken neydi? Yorumlarda paylaşır mısınız?

Doğan Cüceloğlu hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayarak yazar dosyasını okuyabilirsiniz.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Var mısın? – Doğan Cüceloğlu”