Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2

Kitap Yazarı:
Yayınevi:

Yazan: Şenay Çalışkan

Daha eğitimli ve aydın bir Türkiye için ömrünü adayan Ahmet Şerif İzgören, Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2 kitabında geleceğe umutla bakan, özgüveni yüksek bireyler yetiştirmenin formülünü veriyor.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 15 Ocak 2022

Ülke: Türkiye

Türü: İletişim, Kişisel Gelişim

Okur Yaşı: Genel okur kitlesi

Hedef Kitle: Kişisel gelişim kitabı sevenler

Sayfa Sayısı: 192 sayfa

İmla: ☺️

Ebat: 13,5 x 25 cm

İnceleme

Siz hiç tılsımlı kitap gördünüz mü? Ben size bir tanesinden bahsedeceğim. Yazar Ahmet Şerif İzgören ilk yaprağın sağ alt köşesinde, “Ya Kebikeç,” demiş.  Nedir bu, “Ya Kebikeç”? Bunca kitap okudum, daha önce böyle bir söze hiç rastlamadım. Biraz araştırınca eskiden el yazması eserlerin kapağına veya ilk sayfasına yazılan ve kitap kurtlarından koruyan bir tılsım olduğunu öğrendim. Kebikeç, haşeratı yok etmekle görevli meleğin adıymış. Yazarın bu ifadeyi neden kullanmış olabileceğini düşününce yüzümde hınzır bir gülümseme beliriyor. Bizden; kitabını açık zihinle, ön yargısız okumamızı istediğini düşünüyorum.

İzgören 1965 yılında İzmir’de doğmuş. Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dil Bölümünü bitirmiş. Türk Silahlı Kuvvetlerinde üsteğmen rütbesine kadar ulaştıktan sonra 1991’de istifa etmiş. Birkaç yıl sonra, bugün İzgören Akademi olarak tanınan akademinin temellerini atmış. Ortaklarıyla birlikte Elma Yayınevi, Vizgo, Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği, Uğur Böcekleri, Turkish Cofee Lady gibi markaları bize kazandırmış. Akademinin amacı daha eğitimli ve daha çok okuyan bir Türkiye. Bu yüzden, “Bilginin ışığını yayıyoruz…” sloganını kullanıyorlar. Kurumun temel değerleri; yurt sevgisi, dürüstlük, iş kalitesi, girişimcilik ve hoşgörü. İzgören; liderlik, beden dili, yönetim modelleri, zaman yönetimi, karar alma teknikleri, stres yönetimi gibi pek çok alanda eğitim veriyor. İzgören Akademi’nin beni en çok etkileyen yönünü söylemden geçemem. Uğur Böcekleri Derneği, “İyilik yap karşılık bekleme, bilgiyi paylaş karşılık bekleme,” ilkesiyle Türkiye’nin ücra köşelerinde gönüllü eğitimler veriyor. Evet, bu satırlarla size biraz olsun yazarı tanıtmak istedim, gelelim kitabına…

Siz kitabınızı nerede okumayı seversiniz?

Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2 isimli tılsımlı kitabın ilk basımı Haziran 2020’de Elma Yayınevi tarafından yapıldı. Yüz doksan iki sayfadan oluşan kitap, hayatımıza renk katma konusunda hayli iddialı. Aslında bu kitap aynı ismi taşıyan başka bir kitabın ikincisi. İki kitap ayrı ayrı da okunabilir ama anlam bütünlüğü içindeler. İlkini okumakta gecikmiştim, ikincisini ise çıkar çıkmaz okuma şansı yakaladım.

Kitabın ismi ilginç değil mi? Nereden geldiğini öğrenince kahkaha attım. İzgören üniversitede öğrenciyken bir gün, İngilizce çeviri imtihanından çıkan arkadaşları eve kıkırdayarak gelmişler. Sınavda şöyle bir cümle varmış, “Elephant is the only animal in the World with a trunk,” yani “Fil, dünyada hortumu olan tek hayvandır.” Öğrencilerden biri bunu, “Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır,” diye tercüme edince olanlar olmuş. İyi ki de olmuş, böylece bu harika kitap adı ortaya çıkmış. Öğrenci sınavı geçmiş mi bilmem ama yazarın kitaplarının birçok insanın gönül sınavından geçtiği kesin, çünkü öyle akıcılar ki okumaya başlayınca elinizden bırakamıyorsunuz. Durakta beklerken, trafikte çakılıp kalmışken hatta hastane sırasında bile…

Şu hortumlu dünyada hepimiz birer yalnız fil değil miyiz?

Yazar ikinci kitabın ön sözünde aynı ismi taşıyan üçüncü bir kitap olmayacağını söyleyerek bu kitabın değerini bilmemizi istemiş. Kitabı, kıymetini bilerek, insanlar arasında kurduğu köprüleri görerek okuyorum. Her kitap bir köprüdür, hiç olmazsa yazarla okur arasında bir fikir alışverişidir fakat kitapların çok azı, farklı düşünen insanlar arasında köprü kurmayı başarabilir. Bu kitabın işte böyle bir mahareti var.

Kitabın her bölümü en fazla üç dört sayfa ve her bölüm bizi farklı konularda kafa yormaya çağırıyor; tutku, güven, saygı, adalet, bilgi, cesaret… Yazar, anlattıklarını fıkra veya tarihten olaylarla  harmanlamış. Bu ülkenin vatandaşı olarak neden önce kendimize, sonra diğerlerine saygı duymamız gerektiğini çok güzel ifade etmiş. Bunu yaparken neden adil ve cesur olmamız gerektiğini, böylece mutluluğu nasıl yakalayabileceğimizi anlatmış.

Her bölümün sonunda kitabı birkaç dakikalığına kapatıp elimi yüreğime koyarak kendimle yüzleştim. Hepimiz iç dünyamızdan yola çıkarak bazı değerleri özümsüyoruz, topluma bu perspektifle katkıda bulunuyoruz. Şu dünyada “birer yalnız fil” olarak birbirimizi anlama fırsatı bulursak, birbirimize hoşgörüyle yaklaşabilirsek, farklılıklarımız yüzünden birbirimizi ötekileştirmeyi bırakabilirsek ne mutlu bize!

İzgören ülkesini, dilini sevdiği için kitap boyunca yabancı kelimeler kullanmamaya özen göstermiş, okurun vaktini boşa harcamamak için mesajını kısa, öz ve net vermiş. Yazılanlardan çıkarılacak dersleri de biz okurlara bırakmış. Kitap konuşma diliyle yazılmış bu da bana Stephen King’in sözlerini hatırlatıyor, “Dil her zaman kravat takıp bağcıklı ayakkabılar giymek zorunda değildir.”

Farklarımıza rağmen kitabın sayfalarında buluşalım

Mutluluk Üzerine bölümünde, yazarın yakın arkadaşı, Prof. Gürkan Doğan’ın bir anısı yer alıyor. Doğan – bir üniversiteye bağlı olarak – Türk Cumhuriyetlerinde yüz yaş ve üzeri olan yüz kişiye, yaşadıkları bunca yılda ne gördüklerine dair bir araştırma yapıyor. Yaşlılar, “Heccbişüü, ‘nee’ diye soruyon ya?” diye yanıtlamışlar. Ürperdim! Ot geldik saman mı gidiyoruz? Yarın dünyadan ayrılmam gerekse kendime, “Bu yaşa kadar ne gördün, ne öğrendin; dünyayı bulduğundan azıcık da olsa daha iyi, daha güzel bırakarak mı gideceksin?” diye sordum. Kitap benzer soruların cevaplarını aramama sebep oldu. Kitabı elime aldığımdan beri pek çok meseleyi sorguladım. Neden bir kısmımız tutkulu olduğumuz şeyi yapamıyoruz; neden aramızda güven kalmadı; adalet, bilgi, etik nedir; vatan sevgisi nasıl gelişir; nasıl cesur olunur?

Okur kitapta ne bulamaz dersiniz? Bu tarz soruların genel geçer cevaplarını bulamaz, çünkü bu suallerin cevapları özneldir. Yazarın cevapları bize, bizimkilerin ona uyma olasılığı düşük. Yeryüzünde kaç insan yaşıyorsa o kadar farklı cevap var.

Modern ve teknokratik Batı kültürü ile bilge Doğu kültürü arasında yer alan Türkiye, bir yanıyla moderniteyi diğer yanıyla doğunun bilgeliğini hatta tutuculuğunu da temsil ediyor. Kitap Batı ve Doğu arasında, sağ ve sol arasında (beyin lobu olarak), yaratıcılık ve mantık arasında bağ kurarak bu çifte kavramların ötesine geçiyor. İnsanları etnik köken, din, dünya bakış açısı fark etmeksizin ortak ve tılsımlı bir diyarda buluşturuyor.

Doktorun şaplağıyla imamın pamuğu arasında

Kitap boyunca kendime sorular sorma alışkanlığımı devam ettirerek insanın daha iyi bir birey olması için nereden başlanmalı diye düşündüm. Bence kendinden. Kişi önce kendini tanımalı ve geliştirmeli; kendi değerini bilmeli; değerini bilmeyen, başkasının değerini bilemez. İzgören’in kitabı ile büyük değişimin, toplumdan bireye değil, bireyden topluma gerçekleşeceğine inandım. Bu değişim başkasının cevaplarını ezberleyerek mümkün olamaz. Hayatı, bize ait olmayan cevaplarla yaşamak -yazarın tabiriyle- kendimizi başkasının ayakkabısı içinde bulmak ve ömür boyu mutsuz yaşamaktır. Oysa Ahmet Şeri İzgören’in dediği gibi, “Bütün konu doktorun şaplağıyla, imamın pamuğu arasındaki o kısa süreyi doğru dürüst ve hakkını vererek geçirebilmek.”

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 2”