Mutlu Olma Sanatı – Arthur Schopenhauer

Kitap Yazarı:
Yayınevi:
İnceleme Editörü: Özlem Gökbel

Karamsarlığı ile tanınsa da bana göre tam bir “gerçekçi” olan filozof yazar Arthur Schopenhauer’in ilk kez 1851 yılında yayımlanan ve ülkemizde son olarak Can Yayınlarından çıkan kitabı Mutlu Olma Sanatı, ismiyle sizi yanıltmasın. Zira bu kitap, özünde gelip-geçici mutluluklara hizmet eden reçeteler sunan bir eser değil; bilinçli-huzurlu ve tatminkâr bir hayat için yazılmış 45 maddelik bir yaşam bilgeliği manifestosu.  

 

Sitede Yayınlanma Tarihi: 2 Eylül 2022

Ülke: Almanya

Türü: Felsefe

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Felsefe ve kişisel gelişim konularından keyif alanlar

Sayfa Sayısı: 56 sayfa

Çevirmen: Şebnem Sunar

Çeviri: ☺️

İmla: ☺️

Ebat: 12,5 x 19,5 cm

Kategoriler:

İnceleme

İnsan, hayatı sorgulayan bir mizaca sahipse, evrensel çekim yasaları gereği ya bir kahve molasında tesadüfen tanış olduğu filozoflar, ya bir vapurun bankında unutulmuş felsefe kitapları, ya da ilgisiz tümceler içinde ilgi uyandırıcı Yunanca/Latince terimler çıkıveriyor illaki karşısına. Kaçınılmaz. Ne kadar önceydi ne vesileyleydi hatırlamıyorum; “Eudaimonia” kelimesine de böyle tesadüfi rastlamıştım. Wikipedia’ya göre anlamı “iyi ruh hali” olan, genelde “saadet”, “mutluluk” gibi çevrilen Yunanca bu kelime o zamanlar beni önce; bu kelimeyi anlık bir duygunun değil, insanın en yüksek ve iyi durumuna ulaşması için yaşam boyu süren bir etkinliğin adı olarak tanımlayan Aristoteles ile, sonra da diğer Antik Yunan filozoflarla tanıştırmıştı. Ve yıllar sonra bugün okuduğum Schopenhauer’in Mutlu Olma Sanatı’nda gene onların fısıltılarını duydum.   

“Eudemonolojinin* ilk önermesi, bu ifadenin bir örtmece olduğu ve ‘mutlu yaşama’nın yalnızca olabildiğince az mutsuz ya da kısaca, katlanılabilir bir hayat anlamına gelebileceğidir. Aristoteles’in önermesindeki gerçek hayat bilgeliğinin temelinin, hayatın zevk ve güzellikleri ile hiç ilgilenmeden sayısız kötülüklerinden mümkün olduğu kadar kaçınmaya dikkat etmekte yattığı ileri sürülebilir.”– Hayat Kuralı No.21

 Az ve özün ağırlığı

Felsefe yapmak da felsefe okumak da ciddi bir yüktür, karmaşası zihnin konforunu bozar. Ayrıca felsefe sizden fikirler üzerine düşünmek üzere en değerli “şey”inizi ister: Zamanınızı. Hayatı anlamak ve anlamlandırmak üzerine çıkılmış, bilginin ötesine olan bu yolculukta yolunuz Schopenhauer ile kesişmişse, Mutlu Olma Sanatı’nı okumadan önce onu ve felsefesinin etkisi altında kaldığı filozofları tanımanızda fayda var. 56 sayfalık bu kitabı 1 saatte bitirebilirsiniz ancak yazdıklarını kavramak için 45 maddenin her birine ayrı ayrı, belki saatler ayırmanız gerekebilir. Kitap az-öz olmasına rağmen, taşıdığı ağırlık ve okura kattığı yükle doğru orantılı, haklı olarak 200 yıldır hâlâ bir klasik.

Gerçekçi yaklaşımlarından dolayı katı ve karamsar olarak nam yapmış ve yıllarca yalnız başına aynı dairede köpeği ile yaşamış olan bu kıymetli filozofun hayatı anlamlandırışını ve felsefî düşüncelerinin temelini kavramak için belki de Mutlu Olma Sanatı’nda  alıntılarına yer verdiği, 1819’da basılmış ilk kitabı İsteme ve Tasarım Olarak Dünya’yı (Die Welt als Wille und Vorstellung) okumak da faydalı olabilir.

“İnsan istemeyi aklından geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez, bunlar olmaksızın da tümüyle memnundur; öte yandan yüz kat daha fazlasına sahip bir başkası, istediği şey onda olmadığı için kendini mutsuz hisseder

Zenginlik, deniz suyuna benzer: Ne kadar içilirse o kadar susatır.

Memnuniyetsizliğimizin kaynağı, isteklerin katsayısını yukarı çekme çabamız sürekli yenilenirken bunu önleyen diğer katsayının hareketsizliğinde yatar.”
(Hayat Kuralı No.4 – İsteme ve Tasarım Olarak Dünya kitabından bir kenar notu)

Mutlu Olmayı Kim İstemez?

Bu soruya yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın vereceği cevap ortak olacaktır: “Hepimiz isteriz ve aslen kovaladığımız da mutluluktur!” Schopenhauer’a göre ise yaşadığımız dünya acılarla doludur ve dar tanımıyla mutluluğun peşinden koşmak ona göre büyük bir yanılgıdır.

“Çok mutsuz olmamanın en güvenli yolu çok mutlu olmayı istememek, yani zevk, mülk, paye, onur vb. taleplerini ölçülü bir düzeye indirmektir. Zira tam da mutluluk için çabalayıp mücadele etmek, büyük talihsizlikleri kendine çeker. Fakat bu da akıllıca ve tavsiye edilebilir bir durumdur çünkü çok mutsuz olmak aslında çok kolaydır, oysa çok mutlu olmak kolay değil imkânsızdır da.

Zira pozitif mutluluk bir kuruntudur, oysa acı gerçektir.”
Hayat Kuralı No.34

Oysa bizim de gerçekte istediğimiz geçici mutluluklar mıdır yoksa yaşam boyu sürdürebileceğimiz bir iyilik hali midir? Schopenhauer tam da bu noktaya yeterince değinmiş aslında kitabında. Hatta girişte, bugün modern bilim dünyasının da kendine yer bulmuş Eudaimonic Well-Being kavramının en ilkel özeti ile karşılaşıyoruz.

 “…Mümkün olduğu belirtilen insan mutluluğunun özünün ne olduğu ve bunun için neyin esas teşkil ettiği tartışılabilir.

1) Neşeli bir mizaç
2) Neredeyse vazgeçilmez olan beden sağlığı
3) İç huzuru
4) Dışsal şeyler

Ne kadar sert ve karamsar olursa olsun, maddeleri (belki bazılarını ikinci okuyuşta) sindirdiğinizde yazarın aslında bu “iyi olma hâli”ni nasıl oluşturacağımız ve koruyacağımız konusunda kendi bakış açısıyla taktikler verdiğini görüyor insan. Kitaptaki bazı kuralların birbiriyle çelişmesini felsefenin kendi içinde barındırdığı zıtlıklar teoreminden dolayı tolere ettiğimi söyleyebilirim. Bazı bölümleri benim hayat felsefemle örtüşmese de pek çok maddede birbirini tasdik eden iki dost misali Schopenhauer ile kadeh tokuşturduğumuzu hayal ettim. Tüm huysuzluğuna rağmen, hayvanseverliğinin ve ihtiyacı olanlara yardım etmeyi erdemli bir yaşam için önermesinin de bunda payı olmuş olabilir.

Felsefenin labirentvari dünyasında dolaşmayı seviyorsanız kitaptan haz alacağınıza eminim.

*Şahsen kaynaklarda Eudemonoloji kelimesine rastlayabilmiş değilim. Kitabın bir diğer yerinde de Eudaemonoloji olarak geçmektedir. Eudemonia şeklinde de kullanılmıştır. Kelimenin özü Eudaimonia olduğundan, tahminim çevirmenin telaffuz kolaylığı açısından bu şekilde kullandığı, redaktörün de kelimeyi kullanım sırasında harf hatalarına düşmüş olabileceği yönündedir.

Arthur Schopenhauer kimdir?

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig – 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman felsefe dünyasındaki ilklerden kabul edilen bir filozof, yazar ve eğitmendir. Immanuel Kant’ın en çok değer verdiği öğrencisi ve belli bir süre de Goethe ile yakın dost idi. Schopenhauer, dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir. Ona göre her şey kör bir iradenin sonucudur ve bu yüzden de evrende mükemmellikten söz edilemez. Bu görüşü, Berlin Üniversitesi’nde aynı dönemde ders verdiği zamanın bir ruhu olduğu (Zeitgeist) fikrini savunan Hegel’le zıtlaşmasına sebep olmuştur. Eserlerinde Hegel’e karşı pek çok karşıt görüşe yer verir. Filozof ayrıca Nietzsche’nin de ilk akıl hocasıdır.

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Mutlu Olma Sanatı – Arthur Schopenhauer”