Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov

Kitap Yazarı:

Yazan: Begüm Kurgan

Eleştirel dili ile tanıdığımız, Rus edebiyatının önemli yazarlarından Mihail Bulgakov’un Bolşevik Devrimi sonrası 1925 yılında kaleme aldığı eseri Köpek Kalbi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları çevirisiyle bizlere ulaşıyor. Hiciv ve kara mizahı, akıcı anlatımı, zekice kurgusu ve doğal tasvirleriyle eserini incelikle işleyen Bulgakov, bir köpeğin gözünden bir döneme tanıklık etmemize imkân tanıyor.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 29 Aralık 2022

Orjinal Adı: Собачье сердце

Ülke: Rusya

Türü: Kurgu, Büyülü Gerçekçilik

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Bolşevik Devrimi ve Sovyet dönemi Rus edebiyatına ilgi duyan, hiciv, kara mizah ve eleştirel dilden hoşlananlar.

Sayfa Sayısı: 132 sayfa

Çevirmen: Mustafa Yılmaz

Çeviri: 🙂

İmla: 🙂

Ebat: 12,5 x 20,5 cm

İnceleme

Köpek Kalbi, Mihail Bulgakov’un kitabın ilk sayfasında Korkunç Bir Öykü olarak tanımladığı, yazıldığı dönemde yasaklanan ve tepki çeken bir başyapıt. Sovyet Rusya’ya ve Bolşevik Devrimi’ne yönelttiği sert eleştiriler ve atıflar sebebi ile dönemin burjuvaları ve yönetimi tarafından tepki çeken roman, 1925 yılında yazılmış olmasına rağmen ilk defa 1967 yılında Amerika’da ve Bulgakov’un ölümünden 47 yıl sonra 1987’de Rusya’da okuyucularıyla buluştu.

Sokak köpeği Şarik

Hikâye, Rusya’nın soğuk kış günlerinde aç ve sefil hâlde yaşam mücadelesi veren sokak köpeği Şarik’in anlatımıyla başlıyor. Kooperatif dükkânı önünde bir umut karnını doyurmayı bekleyen Şarik ve Profesör Filip Filipoviç orada karşılaşıyor. Şarik için Filipoviç herhangi bir beyefendiyken Filipoviç içinse köpek, yeni araştırmasında kullanacağı bir denekten ibaret. Bu fırsatı kaçırmayan Filipoviç aldığı bir sucukla Şarik’i kandırmayı başarıyor. Her köpeğin yapacağı gibi kendisine ikram edilen sucuktan yiyebilmek için profesörü takip etmeye başlayan Şarik, böylece profesörün deneği hâline geliyor.

Kalp mi beyin mi yoksa er bezleri mi?

Filip Filipoviç’in yanında beslenip sağlığına kavuşan Şarik’in hayatı, kliniğe ölü bir suçlunun getirilmesiyle değişiyor. Filipoviç nihayet hayalini kurduğu deneyi yapabilme imkânına kavuşuyor. Klinikte telaş içerisinde ameliyat masası hazırlanıyor, suçlunun hipofiz ve er bezleri Şarik’in vücuduna naklediliyor. Köpek, ameliyattan sonra uzun bir iyileşme sürecine giriyor. Tüm bu süreç klinikteki doktorlar tarafından kaydediliyor. Bazı günler köpek olduğu zamanlarda sokakta duyduğu sözleri söylüyor bazı günler ise bir insan gibi kahkaha atmaya başlıyor. Uzun bir iyileşme döneminden sonra Şarik, profesör ve klinikteki ekiple aynı evi paylaşan bir birey hâline geliyor. Vücuduna insana ait organların nakledilmesiyle fiziksel olarak dönüşürken zamanla insana ait davranışlar da sergileme başlıyor. Kaba davranışları ve argo kullanımı gün geçtikçe artıyor. Bu durum klinikteki burjuvanın ve Profesör Filipoviç’in keyfini kaçırmaya başlıyor. Şarik, tüm bunlar olurken kliniğin aksine toplumda belli bir statü elde ediyor ve böylece yozlaşmış sistemden faydalanıyor.

‘’Şunu anlayın ki; asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Yani doğada var olanlar arasında en rezilini.’’

Peki nedir er bezi ve hipofiz bezi?

Er bezi, erkek üreme organı olan penisin her iki yanında yer alan yapıya deniyor. Nohut tanesi büyüklüğünde olan hipofiz bezi ise beyinde yer alıyor. Hipofiz bezi, vücuttaki salgı bezlerinin kontrolünden sorumlu. Aynı zamanda büyümeyi, kalp atış hızını ve üremeyi kontrol ediyor. Vücutta hormon salgılayan diğer bezlere emir veren bir şef gibi âdeta.

Değişim yalnızca sevgiyle olur

Filip Filipoviç hikâyenin ilerleyen kısımlarında değişimin zorlama ve baskı ile mümkün olmadığını anlıyor. Eğer siz de Şarik’e ne olduğunu merak ediyorsanız bu çarpıcı hikâyeyi okuyabilirsiniz. Bulgakov, okura söylemek istediklerini Şarik’in üzerinden ustaca iletiyor ve hiciv yapmaktan çekinmiyor. Bolşevik Devrimi sonrası Lenin’in baskıcı yönetimindeki Sovyet Rusya’yı, gücünü eğitimlerinden ve zenginliklerinden alan burjuvazinin acımasızlığını ve kontrolü kaybettiklerinde statü olarak aşağıda gördükleri halka neler yapabileceklerini bize gösteriyor.

‘’Alıştım bir kere. Ben bey köpeğiyim. Entelektüel bir varlığım. En mükemmel hayatın tadına baktım bir kere. Nedir ki özgürlük? Duman, serap, kurgu… Bahtsız demokratların sayıklaması…’’

Şarik’in hikâyesini kara mizah ve hicivle birleştiren, bazı yerlerde güldüren bazı yerlerde düşündüren bu eseri siz de okudunuz mu? Bizimle yorumlarda paylaşmayı unutmayın!

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (0)

Yorumlar

Henüz Bir Yorum Yok

Be the first to review “Köpek Kalbi – Mihail Bulgakov”