Mektuplar – Antoine de Saint-Exupéry, Consuelo de Saint-Exupéry

(1 Yorum)
İnceleme Editörü: Setenay Vurdem

Küçükken “En sevdiğiniz kitap?” sorusuna cevabım çok uzun bir süre Küçük Prens’ti. Tek çocuk olarak büyümüş ve kendi zihninin içinde çokça zaman geçiren ben, hayal gücü böylesine geniş bir kurgu karakteri bulunca ona sımsıkı tutunmuştum. Küçük Prens benim için özeldi. Sonra büyüdüm, varlığını sadece benim bildiğini sandığım küçük prensim bir anda herkesin favori kitabı oldu. Bir kitabı herkesin beğenmesi onu daha mı az özel yapar? Bu sorunun cevabını size bırakıp ben çocukluk arkadaşımın yaratıcısı Antoine S. Expuéry ve eşi Consuelo’nun Mektuplar’ına dönmek istiyorum.

Sitede Yayınlanma Tarihi: 5 Kasım 2022

Orjinal Adı: Correspondance, 1930- 1944

Ülke: Fransa

Türü: Anı - Mektup

Okur Yaşı: Genel Yetişkin Okur Kitlesi

Hedef Kitle: Tarih, Mektup ve Otobiyografi sevenler

Sayfa Sayısı: 269 sayfa

Çevirmen: Gizem Olcay

Çeviri: ☺️

İmla: 😐

Ebat: 13,5 x 21 cm

İnceleme

Ayrı geçen yıllar

Sevdiğinizden yıllarca ayrı kaldığınızı hayal edin. Uzak mesafe ilişkisi. Facetime yok, telefonla konuşamıyorsunuz, onu göremiyor ve birbirinizin sesini duyamıyorsunuz. Sadece ona ne zaman ulaşacağını hatta bazen ulaşıp ulaşmayacağını dahi bilmediğiniz mektuplarınız var. Telgraf var. Ve hepsi bir yana, en karanlığı temsil eden, savaş var. Antoine S. Expuéry II.Dünya Savaşı sırasında pilot olarak evinden ve sevdiklerinden uzakta uzun yıllar geçiriyor. Aralarındaki aşk ve özlem kadar kıskançlık ve siteme de şahit oluyoruz. Uzak mesafe ilişkisi tam da böyle değil midir diye düşündürüyor. Özellikle anında haber alamadığınız, elinizdeki telefon ekranında değil sizde kalan fotoğraflarından yüzünü gördüğünüz dönemlerde.

Consuelo’nun kendini kelimelerle böylesine güzel ifade etmesi beni çok etkiledi. Ressam olduğunu öğreniyoruz ama kitabın sonlarına doğru resim yapmaktan hiç bahsetmiyor. Hastalıktan ve özlemden sanırım. Antoine ile geçirdiği zamanları da anlattığı anı kitabı Gülün Anıları adlı bir kitabı olduğunu da keşfetmiş oldum. Okuduğunuz bir kitabın içinden başka bir kitap keşfetmek kadar keyif veren ne var hayatta?

Telgraflar ve fotoğraflarla zaman yolcuğu yaşatan Mektuplar

Bazen ardı ardına sadece Antoine ya da sadece Consuelo’dan gelen mektupları okuyoruz. Mektuplar birbirine cevap şeklinde sıralı değil. Aslında bu da bize birbirlerinden mesaj beklerken neler yaşadıklarına dair daha gerçekçi bir fikir veriyor. Ardı ardına okunan mektuplarda artan sitem ve endişe seviyesini görebiliyoruz. Aynı zamanda sayfalar ilerledikçe mektuplar daha sık ölümden bahsetmeye başlıyor. Sitem ederlerken bile kelimeleri yumuşuyor. Birlikte yaşanamamış bir hayat ve ‘’Geriye kim bilir ne kadar birlikte geçirecek anımız kaldı?’’ sorusu yüreklerinde yankılanıyor. Olgunlaştıklarını çevirdiğiniz her sayfanın sağ altında artan sayfa sayılarında değil; iletişim ve ifade şekillerinin değişmesinden anlıyoruz. Sitem yerini yavaşça çaresizlik kokan cümlelere bırakıyor, ikisinin de yorgunluk ve tükenmişlik dolu anlar geçirdiğini anlıyoruz.

Kitapta mektupların arasında karşımıza çıkan telgraflar ise yaşadıkları dönemle bağ kurmamızı ve zamanın ruhunu anlamamıza yardımcı oluyor.

Upuzun dipnotları başta dikkat dağıtıcı bulsam da aslında orada yazan bilgiler o dönemi ve bahsedilen kişileri daha iyi anlamanızı sağlıyor. Consuelo, Antoine’ya ‘’kitabını yaz’’ derken dipnotlar “Savaş Pilotu’’ mu “Küçük Prens” mi yoksa ‘’Gece Uçuşu’’ndan mı bahsettiğini bilmemizi sağlıyor. Kitabın içine uygun oranda yerleştirilmiş fotoğraflar ise bu konseptte bir kitapta beni en çok etkileyen şey oldu. Genelde sevdiğimiz yazarların neye benzediğini bilmeyiz ama bu fotoğraflar sayesinde hem Consuelo hem Antoine hem de Küçük Prens’in taslaklarına -Antoine St Expuéry’nin kendi ellerinden çıkan taslak çizimlerine- yakından bakma şansı bulabiliyoruz. Bu, okuyucuya sevdiği yazarı daha yakından tanıma ayrıcalığı sunuyor.

Mektuplar birbirini özleyen iki aşığın olduğu kadar kendi üretim sancılarında yalnızlıkla mücadele eden iki sanatçının da mektupları. Mektupların içinden bize göz kırpan Andre Breton, Marchel Duchamp gibi isimlerle arkadaşlar.

‘’Sevgilim, bana geri dön yoksa yağmurda bırakılmış sabunlar gibi eririm. Seni sağanak bir yağmur gibi kucaklıyorum ki Tonnio’mun tüm küçük parçaları ıslansın! Seni seviyorum efendim.’’

Kitabı bitirene kadar yüreğinize akan özlemlerin ne zaman kavuşmayla sonlanacağını merak ediyorsunuz. Lightning uçuran en yaşlı pilot olmakla gurur duyan Antoine (Antoine 43 yaşında, Lightning pilotu olmak için yaş sınırı 30) Consuelo’nun varlığıyla güçlendiğini anlatıyor. Karadan ve sevdiğinden ayrılmasından sonra Küçük Prens’i yanından eksik etmemeye başlıyor. Savaş için gittiği uzak ülkelerde yolunun kesiştiği insanlara onlara eşlik etmesi için Küçük Prens’in kopyalarını armağan ettiğini okuyoruz. Karısından bol bol sabır, öpücük ve kitap kopyası göndermesini istiyor sık sık. Akıl ve beden sağlığını korumaya çalışan, sevdiği adama bağımlı bir âşık ve kıskanç kadın izlenimi veren Consuelo’nun yıllar ve sayfalar ilerledikçe iyileştiğini ve geliştiğini dikkatli gözler fark edecektir. Zamanın acımasızlığı ise ikilinin mektuplarında net olarak gözlemleniyor. Gençliklerinde yani ilk mektuplarında adı anılmayan ‘’ölüm’’, sona yaklaştıkça satırlar arasından bize korkunun varlığını hissettiriyor.

Tarih spoilerlarla doludur. Yaşarken ayakları yere basmayan Antoine’nun ölümü de 31 Temmuz 1944’te vurulan uçağının Marsilya açıklarında denizde kaybolmasıyla oldu. Kitap, ölümünden/kayboluşundan tam bir gün önce gönderdiği telgrafla son bulur.

‘’Consuelo’m ölürsem sadece senin için üzülürüm.’’

Diğer kitap incelemelerini okumak için tıklayın.

Yorumlar (1)

Mektuplar – Antoine de Saint-Exupéry, Consuelo de Saint-Exupéry için 1 değerlendirme.

  1. ASLI SABUNCU

    Yazarın bu kitabını bilmiyordum sayenizden öğrendim. Mektuplarla ilgili kitaplara hep sıcak bakmışımdır yazarların sanki gizli dünyalarına açılan bir kapı gibi görürüm. İlk fırsatta kitabı edineceğim.

Ortalama Puan

5.00

1 Yorum
5 Yıldız
100%
4 Yıldız
0%
3 Yıldız
0%
2 Yıldız
0%
1 Yıldız
0%
Yorum Yaz